1 Yüz 1 İnsan: Kim Jong-Un

by Haber Fora

Tarih 2014, yedi sene önce bugün.

Kim’in çocukluk idollerinden Dennis Rodman, 91 numaralı formasıyla hiç de alışık olmadağı bir sahaya çıkmıştı.

Kuzey Kore’nin başkenti Pyongyang’daki 14 bin kişilik basketbol salonundaki hayli ciddi havayı “Mutlu yıllar sevgili Başkan!” şarkısıyla bozarken belli ki kahkaha atmamak için kendini zor tutuyordu.

Stadyumdaki binlerce kişi hayatı basketbol ve gece kulüpleri arasında geçmiş Rodman’a şaşkın gözlerle bakıyor, kerhen ve disiplinden taviz vermeksizin temposuz alkışlarla eski Chicago Bulls efsanesine eşlik ediyordu.

O kutlamanın üstünden seneler geçti.

Kim başkanlığı devralalı koca 10 yıl oldu.

Ama ülkesi resmiyette onun doğduğu güne özel bir anlam ithaf etmiyor.

Takvimler Kuzey Kore’nin üçüncü devlet başkanının doğum gününü son 10 yıldır sıradan bir çalışma günü olarak gösteriyor.

Bunun nedeni daha fazla propogandaya ihtiyaç duyulmaması olabilir.

Zira ülkede Kim Il Sung ve Kim Jong Il’in doğum günleri zaten yeteri kadar anlamlandırılıyor, o günler bayram sayılıyor.

Üçüncü kuşak Kim’in doğduğu günün kutlanmamasıyla ilgili bir başka gerekçe ise aslında termometrelerde saklı.

Kuzey Kore yılın bu zamanları soğuk mu soğuk.

Eksi 25 derecelik sıcaklıkta kutlama yapılmasının mümkün olmaması da Kim Yong Un’un doğduğu günün ötelenmesinin nedenlerinden biri.

Tuhaflıklar ülkesinde şaşılacak tek şey elbette bu değil.

Doğum günü bahane, Kim’in hayatı en azından bir Kuzey Koreli’ye göre şahane!

Gelin Kim aslında kim, bilenen ve pek bilinmeyenleriyle kısa bir yolculuğa çıkalım.

Bir ülke düşünün hiçbir olumsuzluğun olmadığı…

Bir ülke hayal edin tüm dünyanın çekindiği…

Ve bir halk varsayın liderlerine aşık olup neredeyse taptığı…

Yıl 2021.

Kore Yarımadası’nın yalnız ve güzel ülkesi Kuzey Kore’nin yansıtmaya çalıştığı tablo hayli trajikomik.

Bugün aklı başında hemen herkesin güldüğü dikta rejimi propogandasının arkasında olup bitenler dehşet verici.

İktidarı muhafaza uğuruna öldürülen akrabalar, açlıktan hayatını kaybeden halk, dünyaya kafa tutan şüphelerinin esiri bir hükümet, internetin uğramadığı 120 bin kilometrekarelik bir memleket ve ABD’nin bile çekindiği şakası olmayan bir nükleer tehlike potansiyeli…

Hepsinin iç içe geçebildiği ülkenin adı işte Kuzey Kore!

Kuzey Kore öyle bir memleket ki; kullandıkları takvim bile Kim İl-Sung’un milat yılı 1912’den başlıyor.

Bir başka deyişle nükleer gücüyle dünyanın fersah fersah önünde olduğunu iddia buyuran Kuzey Kore, tüm dünyanın geri kalanının aksine 2021’e değil 109 yılına girdi, daha doğrusu resmen bu yılın Nisan ayında girecek.

Her ne kadar 2021 için geri sayımlı ve kendince cafcaflı bir kutlama düzenlenmiş olsa bile Kuzey Kore  için asıl yılbaşı ebedi liderlerinin dünyaya gözlerini açtığı gün, 15 Nisan.

Koç burcu misali aktif, dinamik, inisiyatif sahibi ve kuşkusuz lider bir ülke hüviyetinde mi Kuzey Kore, yorumu size kalmış.

Ama ortadaki en yalın gerçek bu ülkede yıllar yılı üçüncü bir sınıf tiyatronun oynandığı.

Kim, kimdir?

Kumpanyanın başrolündeki son  kişi Kim Yong-Un.

Yani Kuzey Kore halkının sevgili liderleri.

Maraşel ve Aziz Haşmetli…

Ne dokundurma ne espri, gerçekten de Kim Yong-Un’un ülkedeki ünvanları bunlar.

İç ve dış tehditlere karşı duran (!), korkutarak yöneten, ipini tuttuğu medyasınca övgülere mazhar olan, beyaz atlara binen, Amerikan düşmanlığının yanına sıkı bir Chicago Bulls hayranlığını koyan Kim Yong Un, dünyanın görüp görebileceği en sıradışı siyasi figürlerden biri.

Aynı zamanda gezegenin en genç ikinci hükümet reisi.

İlginç siyah saçları, Murat Dalkılıç’tan 1 santim kısa boyuna sığdırdığı 130 kilosu, kahverengi gözleri, İsviçre’deki ergenlik yıllarından Pyongyang yönetimine uzanan yaşamıyla nev-i şahsına münhasır bir kişilik Kim Yong Un.

2011’de The Mirror’a konuşan eski okul arkadaşı Marcı Imhof, Kim’in König’deki yıllarına atıfla “Çok komik biriydi, yüzünde sürekli kocaman bir gülümseme vardı” diyor.

Kim yıllar içinde o gülümseyişi hiç eksik etmedi.

A’dan Z’ye bir propoganda devletinin yönetcisi sıfatıyla ülkesinin dışarıyla bağlantısını tıpkı babası ve dedesi gibi kapalı tutmaya devam etti.

O gülümserken halkı “mutluluktan” ağladı.

İnternete erişimin olmadığı, dışarıdaki dünyanın neredeyse sonunun geldiğini düşünen insanların yaşadığı bir ülkenin idarecisi Kim.

Ölümüne sadakat edilen adam!

Kuzey Kore ise o ve öncülleri için üretilen tuhaf mitolojik tapınmalarla bezenmiş, şekilden şekile giren insanların yaşadığı, yaşamaya çalıştığı bir memleket.

Öyle ki; Kim’in ve olur verdiği kişilerin ışınlanarak seyahat edebildiğini dahi düşünenler var.

Kurucu liderlerinin dünyaya geldiği gün gökyüzünde iki gökkkuşağı ve parlayan yıldızın görüldüğüne inananların, hatta neredeyse iman edenlerin ışınlanma meselesine içselleştirmeleri o kadar da zor olmasa gerek.

Kim hanedanlığının yüceliği tartışmasız.

Öyle ki; ülkenin yönetici ailesine yönelik öğretiler daha anaokulu çağlarında, okuma yazma bile öğretilmeden evvel başlıyor, minik Kuzey Korelilere “Liderimiz Kim-Jong-Un’u görmek istiyorum!” şarkısı ezberletiliyor.

Sadece çocuklar değil, yetişkinler de haşmetlilerine bir türlü doyamıyor.

Babasının ölümüyle birlikte göreve gelmesinden evvel hakkında çok şey bilen yoktu.

Hatta doğum tarihi bile tartışmalı.

1983 ya da 1984’de doğduğu sanılıyor, bazı kaynaklar 1982’yi işaret ediyor.

Pyongyang’a göre ise 8 Ocak 1984’de açtı gözlerini dünyaya.

Babası iyi eğitim görmesini istedi.

İsviçre’de İngilizce eğitim veren Berne School’a gitti, 2000’e dek bu ülkede kaldı.

“Pak Çol” takma ismini kullandı.

Daha sonra Gümlingen’deki bir devlet okulunun yolunu tuttu.

Babasının ne iş yaptığını soranlara hep “Şoför” yanıtını veriyordu.

Güvenlik için kimliğinin gizli tutulması Pyongyang yönetiminin emriydi ama o dayanamayıp arkadaşlarından birine Kuzey Kore liderinin oğlu olduğunu itiraf etti.

Elbette ona inananacak kimse çıkmadı.

Kim Jong-Un arkadaşlarına göre utangaç bir gençti.

Güleçti ama iletişim kurmaktan kaçınıyordu.

Fakat rekabetçi karakterini hemen fark ettirdi. 

Hele basketbol söz konusu olduğunda.

İdolü bir Amerikalı; basketbolun efsane ismi Michael Jordan’dı.

Hatta arkadaşlarının iddiasına göre Kobe Bryant ve Toni Kukoç gibi meşhur basketbolcularla tanışıp fotoğraf çektirmişliği bile vardı.

Baba Kim’in oğlunun eğitimi için İsviçre’yi seçmesi ise boşuna değildi.

Zira İsviçre, Kore yarımadası’ndaki kargaşada tarafsız tutum takınan ender ülkelerden biriydi.

Asıl varis ağabeyi Kim Jong-Nam 2001’de sahte pasaportla Tokyo’daki Disneyland’ı ziyaret edince yakalandı.

Eric Clapton’ı çok beğenmesi ve “kadınsı” (!) tavırları da bir o kadar babası Kim’i hayli rahatsız etti.

Kimilerine göre Kuzey Kore’nin veliahtı olmasında ağabeyinin tercihleri en önemli etkendi.

Kim ise babasının gözüne daha çok girebilmek için çok dikkatli davrandı.

Kore’de bilgisayar bilimi eğitimi gördü ya da yurtdışına CV’si bu şekilde servis edildi.

Yıllarca gözden ırakta olmayı başardı.

Öyle ki; 11 yaşından 2010 Haziran’ına dek doğrdu düzgün fotoğrafı çekilmedi.

Parti kurultayına kadar…

O toplantıda babasının hemen yanında yer alması liderlik koltuğunun varisi olduğunun da açık bir kanıtıydı.

Zaten birkaç ay sonra “Daejang”lığa getirildi.

Genç adam Kuzey Kore ordusunun generali ve iki numaralı ismiydi.

Hem de hiç bir askeri deneyimi olmamasına rağmen…

Babasının eski yaverine göre ise Kim Jong-Un, Kuzey Kore toplumunun içinde bulunduğu durumu içten içe sorguluyordu.

Hatta bir gün “At biniyor, basketbol oynuyor hatta jet-ski’ye bile binip eğleniyorum. Peki ya Kuzey Kore halkının hayatı ne âlemde?” diye ülkesindeki yoksulluğu eleştirdiği iddia edildi.

Tabi bu iddia doğrulanmadı.

İşe başladıktan sonra ama kerhen ama gönüllü Kim Jong-Un kendisini ordu ve partiye kabul ettirdi.

Bazıları ise siyasi tecrübeden yoksun genç liderin otorite krizine yol açabileceği düşüncesindeydi.

Otoritesini sağlamlaştıran nükleer silahlanmayla ilişkisi oldu.

Malum, Kuzey Kore dünyanın en dışa kapalı ülkesi.

Bununla birlikte en dikkat çekici nükleer güçlerinden biri.

Kim önderliğindeki ülke geçtiğimiz ekim ayında İşçi Partisi’nin kuruluşunun 75. yıl dönümü nedeniyle askeri geçit töreni düzenlendi.

Kim Il Sung Meydanı’nda düzenlenen törende yeni stratejik silahların gösterimi yapıldı, kıtalararası balistik füzeler sergilendi.

“Ulusal savunma gücümüzü ve caydırıcılığımızı geliştirmeye devam edeceğiz” diyen Kim, Kuzey Kore’nin tehdit edilmesi durumunda ülkesinin nükleer gücünü tamamen seferber edeceğini söyledi.

Halkından göz yaşları içinde yaşanılan zorluklar için özür diledi.

“İsteklerinize yeteri kadar yanıt veremediğim için üzgünüm” dedi.

Göz yaşları ve duygusal tabiatı bir yana Kim’in bir de nükleer denemelerine bakmak gerekiyor aslında.

İki tarih öne çıkıyor, 2017 ve 2018.

Kuzey Kore bugüne kadarki en büyük nükleer denemesini 3 Eylül 2017’de yapmıştı.

İkinci balistik füze denemesini ise aynı yılın 15 Eylül tarihinde gerçekleştirdi.

Bu denemeler mühimdi zira Kim’in önderliğindeki ülkenin ABD toprakları dahil binlerce kilometre uzaklıktaki hedefleri vurma potansiyeli olduğunu ortaya koyuyordu.

Öyle ki;  tek başına nükleer test 6.3 büyüklüğünde bir depremi beraberinde getirdi.

Füzenin patlayıcı gücünün 370 kilotona kadar çıkması ise Hiroşima’ya atılan atom bombası düşünüldüğünde daha korkutucu bir hal alıyordu.

Hala öyle…

Nedeni 1945’te ABD’nin attığı atom bombasının yarattığı gücün neredeyse dört katı olmasında saklı.

Hwasong 12 füzesi orta menzilli bir balistik füzeydi.

Yani 4 bin 500 kilometrelik menzili ABD’nin Pasifik’teki toprağı Guam Adası’na kadar uzanabiliyordu.

Hala öyle…

Aynı yılın Temmuz ayı içinde geliştirilen Hwasong 14 ise ülkenin ilk gerçek kıtalararası balistik füzesi olarak kayıtlara geçti.

Uzmanlara göre 10 bin kilometreyi aşan menziliyle ABD’nin yorgun kalbi New York’u bile vurabilecek güçteydi.

Pyongyang yönetiminin Rus ve Ukraynalı yasadışı yapılanmalardan likid roket yakıtı satın aldığı iddiaları dünyadaki endişeyi daha çok artıran etkenlerden biri oldu.

Dünya endişeleniyordu, Avrupa ne olacak diye bakınıyordu, ABD “Olmaz böyle şey!” diyordu.

Gelgelelim ABD’nin 5 bin 800,  Rusya’nın 6 bin 375, İngiltere ile Fransa’nın 505, İsrail’in ise 90 nükleer başlığı envanterde öylece yerli yerinde duruyordu.

Tabi bu, hakikaten bambaşka bir yazının konusu.

Kuzey Kore’nin 2017’de ortaya koyduğu tüm bu güç gösterileri bir kenara konulduğunda

herkesin daha fazla endişe duyması gerekiyordu.

Fakat bir yıl sonra, 2018’de ilginç bir şey oldu.

Birbirinin şer ekseninde yer alan iki ülke, Kuzey Kore ile ABD görüşmeye başladı.

Kağıt üstünde amaç nükleer silahlardan arınma meselesini masaya yatırmaktı.

2000’de ABD’nin o dönemki demokrat başkanı Bill Clinton da Kuzey Kore’ye gidip Pyongyang ile temas kurmak istemiş ancak Bush’un seçimleri kazanmasının netleşmesiyle bu ziyareti askıya almıştı.

Kore’nin sorunlu ülkesiyle iletişim ise Amerikan tarihinin en tuhaf başkanı Donald Trump’a nasip oldu.

Dünyaya kapılarını kapatan Kuzey Kore, Birleşmiş Milletler’in yaptırımlarına rağmen nükleer ve balistik füze faaliyetlerine ara vermeden devam ediyordu.

Nükleer başlıkların ABD’ye kadar gönderilme olasılığı  Beyaz Saray’ı harekete geçirdi.

Trump, 9 Eylül 2017’de BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada “Mecbur kalırsak Kuzey Kore’yi yok ederiz” dedi.

Twitter’dan Kuzey Koreli mevkidaşını “roket adam” olarak nitelendirdi.

Kim Jong-un cevabını devlet televizyonundan 13 gün sonra verdi ve Trump’ı akıl hastası olarak tanımlayıp kendisi ve ülkesinin doğru yolda olduğunu söyledi:

Roket adam benzetmesine yanıtıysa “bunak adam” olmuştu.

İki lider arasındaki sürtüşme, ABD Başkanı’nın “kısa ve şişman” dokundurmasıyla devam etti.

Ancak bu kez  twitter diplomasinin içine küçük bir kapı sıkıştırıp Kim’e arkadaşlık teklif ediyordu.

Bu mesaj hangi ülkenin nükleer butonunun daha büyük ve yıkıcı olduğu tartışmalarının gölgesinde aynı zamanda bir görüşme zemininin yoklaması anlamına geliyordu.

O dönem CIA direktörü olan Mike Pompeo, Kuzey Kore’yi gizlice ziyaret edip Kim ile görüştü, nabız yokladı.

Bu sayısız görüşmelerin sadece ilkiydi ama şüphesiz en önemlisiydi.

İki ülke yakınlaşıyordu yakınlaşmasına ama ABD Güney Kore ile askeri tatbikatlarını sürdürüyor, Kuzey Kore ise nükleer konusunda bildiğini okumaya devam ediyordu.

25 Mayıs 2018’de planlanan zirve iptal oldu.

12 Haziran’da bu kez randevu için gözler Singapur’a döndü.

Bunak adam ile roket adam bir araya geldiğinde tüm dünyanın gözü bu buluşmaya çevrildi.

Kuzey Kore devlet medyası yıllarca şeytan olarak addettiği ABD’nin bir numarasıyla görüşmeyi uzun uzadıya yayınladı.

Hatta Trump önceleri gerginliğe neden olan roket adam sözlerini geride bırakmak istediğini gösterircesine Kim’e Elton John’un “Rocket Man” albümünü bile hediye etti.

Gündem sadece Kore Yarımadası’nın nükleer silahlardan arındırılması değil, Pyongyang’a uygulanan yaptırımların kademeli bir şekilde kaldırılmasıydı.

Hakaretlerle başlayan politik ilişkilerinin yerini  karşılıklı övgülerin aldığı bir ortama bıraktı.

Kim ve Trump iki hayati konu hakkında anlaşmaya vardı.

Hatta Trump, Kim’i Beyaz Saray’a bile davet ettiğini söyledi.

2017’deki “Acaba New York’un üstüne bir gün bu deli herif füzelerini fırlatır mı?” sorusundan sadece bir yıl içinde nükleerden tam arınma için sözlerin verildiği, o sözlerin imzalar eşliğinde belgelendiği, içinde istikrar ve barış sözcüklerinin eksik olmadığı bir diyalog ortamının kurulduğu noktaya gelindi.

İlerleyen günlerde iş karşılıklı mektuplaşmalara, hatta Trump’ın twitterdan “Biz aşık olduk” şeklindeki ilan-ı aşkına kadar varacaktı.

Şüphesiz o dönem Kim’in sevdiği Amerikalılar listesinde de sadece Rodman ve Jordan yoktu.

İkinci zirve için bu kez adres olarak Vietnam seçildi.

Vietnam’ın eski düşmanı ABD ile Soğuk Savaş dönemi müttefiki Kuzey Kore arasındaki görüşmenin ev sahibi olarak seçilmesi kayda değerdi.

27-28 Şubat 2019’daki zirve öncesi eskisi kadar olmasa da karşılıklı gerilimler yaşandığı sır değildi.

Vietnam’ın başkenti Hanoi’de buluşuldu, bir kez daha ABD ve Kuzey Kore bayrakları önünde tarihe geçecek fotoğraflar çektirildi.

Kuzey Kore lideri Kim ilk görüşmeden bu yana geçen 261 gün içinde karşılıklı çabaların olduğunu vurguladı, başarılı bir görüşme diledi.

Trump’ta bu zirvenin ilkinde daha başarılı olmasını umduğunu açıkça belli etti.

Ancak işler istendiği gibi gitmedi.

Beyaz Saray zirvenin kısa kesildiğini ve hiçbir anlaşmaya varılamadığını duyurdu.

Anlaşmazlığın ardında yatan en büyük neden Kuzey Kore’nin kendisine uygulanan tüm yaptırımların bir an evvel kaldırılmasını talep edişiydi.

Birkaç ay sonra Trump, Kuzey Kore lideriyle yarımadayı Kuzey ve Güney Kore olarak ikiye bölen silahsızlandırılmış bölgede bir araya gelip tokalaştı, Kuzey Kore sınırını geçti.

Ancak bu tarihi an bile iki ülkenin alışkanlıklarını değiştirmeye yetmedi.

Kuzey Kore 2020’nin Mart ayında Japon Denizi’nde yeni bir füze denemesi yapacak, ABD keşif uçakları bölgede havalanacak, Kim’in bu kez balistik füze ateşleyebilecek yeni bir denizaltı inşa ettiğinden söz edilecekti.

193 ülkeyi barındıran koca dünyada Kuzey Kore kişi başına satın alma gücü sıralamasında 178. sırada yer almaya devam edecekti.

Doğru düzgün beslenemeyen çocukların yaşadığı ülkede milli güvenlik elzemdi…

Vietnam’daki tarihi zirveye doğru yol alan trenin içinde dünyanın en merak ettiği ülkenin lideri Kim Yong-Un vardı.

Rotası başkent Hanoi’ydi.

O gerginliğini üzerinden atabilmek için sigarasına sarıldı.

Mola verdiği Çin’in güneyindeki Nanning Tren İstasyonu’nda da öyle…

Kim’in sigarısını tüttürürüp kurmaylarıyla sohbet ederken Japon Kanalı TBS o ana dair görüntüleri tüm dünyaya çoktan servis etmişti.

Kim Jong-Il, yıllar önce ülkenin kurucusu babasının sigara tiryakiliğinden mi sebepli bilinmez “Sigara kalbine doğrultulmuş bir silah gibidir” demişti.

Onun da babasının da resmi kayıtlardaki ölüm nedeni kalp kriziydi.

Üçüncü kuşak Kim ise uzun süredir karaciğer, kalp ve yüksek tansiyon sorunları yaşıyor.

Daha önce birçok yurtiçi  gezisinde de elinde sigarasıyla görüldü.

Aslında Kim yalnız değil.

Dünya Sağlık Örgütü’nün 2013 yılında yayımladığı rapora göre ülkede erkek nüfusun neredeyse yarısı, yüzde 43.9’u sigara kullanıcısı.

İşin tuhafı ülkede geçtiğimiz kasım ayından bu yana sigara içmek yasak.

Yüksek Halk Meclisi siyasi eğitim merkezleri, tiyatrolar, sinemalar ve hastaneler gibi halka açık alanlarda sigara içmeyi yasakladı.

Yasak, Kim için kolay olmayacak.

Güney Kore güvenlik servisinin iddiası bu ya; Kim 15 yaşından beri sigara içiyor.

Hatta İsviçre’deki öğrencilik zamanlarında kendisinden sigarayı bırakmasını isteyen kız arkadaşına ağıza alınmayacak küfürler savurmuş ve “Bana karışma” diye bağırmış.

Dünya 2019’un son aylarından bu yana koronavirüsün pençesinde boğuşuyor.

Hiçbir vakanın rastlanılmadığı rivayet edilen ülkelerden biri ise Kuzey Kore.

Ekim 2020’de yaptığı konuşmada hiçbir Kuzey Koreli’nin koronavirüse yakalanmadığı için ordu ve halka teşekkürlerini sunmuştu Kim Yong-Un.

Ülke, virüsün ortaya çıkmasının ardından geçen yıl ocak ayının sonlarında sınırlarını tamamen kapatıp uluslararası seyahati yasaklamıştı.

Kim Yong-Un’un ağır hasta olduğu, bitkisel hayata girdiği ve öldüğü yönündeki söylentilerle bazı yetkilerini kız kardeşi Kim Yo-jong’a devrettiğine ilişkin iddialar birleşince haşmetli lider geçen yıl ağustos ayında medyanın karşısına çıkmak zorunda kalmıştı.

Kim’in  neredeyse dört ay boyunca ortalıkta görünmemesinin ardında yatan nedenin koronavirüs olduğu söylendi.

Birkaç gün önce hiç koronavirüs vakasının görülmediği ülkesi için Küresel Aşı ve Bağışıklama İttifakı’ndan aşı talep etmesi bu iddiayı doğrular nitelikte.

Virüsün Kuzey Kore’ye uğrayıp uğramadığı bir yana salgından beri en büyük ortağı Çin ile ticareti büyük oranda düşen ülkenin hali eskisine nazaran çok daha kötü.

Çin ile ticaret son zamanlarda kötü ama onun için iyi giden şeyler de var.

Başta kız kardeşi olmak üzere kadınlarla ilişkisi gibi.

En azından kendi penceresinden baktığında vaziyet öyle görünüyor.

Kim Yo Jong, ağabeyiyle uzun süredir yan yana.

İktidara geldiğinden bu yana yanından hiç ayrılmadı.

Hatta ülke ile ilgili alınan kararlarda onun sözünün geçtiği bile iddia edildi.

Kim Jong Il’in en sevdiği çocuğu olan Kim Yo Jong, ağabeyiyle İsviçre’de eğitim almasının ardından 2000’lerin başında ülkeye dönmüştü.

Kuzey Kore’nin propaganda biriminin başı.

Batı medyası onun için Kuzey Kore’nin Ivanka Trump’ı diyor.

Güney Kore Cumhurbaşkanı Moon Jae-in ile toplantıya katılıp ülkesi ve ağabeyini temsil ettiği biliniyor.

Kim Yo Jong’un hayatındaki bir başka etkili kadın ise Kim’in eski sevgilisi, ülkenin pop yıldızı Hyon Song-wol.

Hyon Song-wol’un yıllar önce Kim’e sigarayı bırakmasını isteyen kız arkadaşı olduğu söyleniyor.

2018’de Güney ile Kuzey arasındaki delagasyonda yerini aldığında herkes bu hamleye çok şaşırmıştı.

Bu sürpriz görevlendirmede Hyon Song-wol’un “Yoldaş Kim’in yanında sonsuza dek yaşayacağız” şarkısının neden olup olmadığı muamma.

Bir başka muamma ise Kim Yong-Un’un halihazırdaki eşi Ri Sol-ju’nun durumu.

31 yaşında, üç çocuğu olduğu tahmin ediliyor.

Çocuklarının cinsiyeti konusunda spekülasyonlar var.

Gerçek adı bu değil, Kuzey Kore yönetimi tarafından evlilikten sonra değiştirildi.

Amaç özel hayatın gizlilğini muhafaza edebilmekti.

Eğitimini Çin’de vokal müzik alanında yaptığı, ergenlik yıllarında amigo kız takımında olduğu iddia ediliyor.

Güney Kore’nin bastırdığı afişlerde Ri Sol-ju’nun uygunsuz görüntüleri ve çıplak fotoğrafları olduğu da bir başka iddia konusu.

Kim Yong-Un’un bu afişleri gördükten sonra Güney Koreli yöneticiler için “Melez köpekler!” diye bağırdığı ve sinir krizine girdiği de bir başka siyasi magazin iddiası…

Bu arada genç kadın aylardır ortalıkta görünmüyor.

İnfazcısı çok Kim’in.

O emrediyor, emrindekiler gözünü kırpmadan öldürüyor.

Daha 2020’nin son günlerinde balıkçı teknesinde kaptanlık yapan Choi adında bir adamı sırf Radio Free Asia’yı dinliyor diye öldürttü.

Bir yandan ABD liderliğiyle ilişki kurmaya çalışıyor, Rodman’ı özel davetlisi olarak ülkesinde ağırlıyor.

Bir yandan sırf ABD hükümeti tarafından finanse edilen bir radyo kanalını dinlediği için bir vatandaşını öldürtmekte hiçbir beis görmüyor Kim.

Tüm dünyayı ele geçiren koronavirüsün ülkesine uğramadığını iddia eden Kim Jong-Un’un salgın önlemlerinin ise bir hayli sert olduğu bir başka iddia.

Güney Kore istihbaratı iki ay önce Kuzey Kore liderinin sırf virüs yüzünden iki kişi için idam emri verdiğini öne sürüyor.

2011’de devlet başkanlığı koltuğuna oturmasının ardından halası Kim Kyong Hui’yi idam ettirdiği yönündeki iddialar ise geçen yıl bu zamanlar Kuzey Kore medyasınca çürütülmüştü.

Başkent Pyongyang’daki Samjiyon Tiyatrosu’ndaki  Yeni Ay Yılı kutlama programını izleyen üst düzey isimler arasında hakkında öldürüldüğü söylentileri hiç eksik olmayan hala Kim Kyong Hui de vardı.

En azından medyanın servis ettiği görüntülere bakıldığında…

Kim Jong Il’in tek kız kardeşi olan Kim Kyong Hui, bir dönem Kuzey Kore siyasetinde etkili figürlerden biriydi.

Aslında iddialar durduk yere dillendirilmedi.

Kim, 2013’ün son günlerinde halasının eşi ve aynı zamanda Kuzey Kore’nin iki numarası Jang Song Thaek’i  ihanet ve yolsuzluk gerekçesiyle idam ettirdi.

İdam cezasının ise üç gün boyunca aç bırakılmış 120 köpeğin içine eniştesini koymak olduğu rivayet edildi.

13 Şubat 2017’de ise ağabeyi Kim Jong-Nam’ı Malezya’da Kuzey Kore gizli servis elamanlarına öldürttüğü öne sürüldü.

Ülkesinin deniz kuvvetlerinin performansını ölçmek için 10 kilometre boyunca yüzdüren, dillere destan saç modeliyle dalga geçen Londralı bir kuaförü bile tehdit edebilen ve kaplumbağalara iyi bakmadığı gerekçesiyle çiftlik müdürünü öldürten bir adamın şefkat ve anlayış göstermesini beklemek biraz da naiflik olurdu herhalde öyle değil mi?

Kuzey Kore’nin resmi ideolojisi Cuçe.

Türkçe anlamı özgüven.

Asli ilkeleri Japonya’ya karşı verilen antikolonyal mücadele sırasında geliştirildi.

Ülkenin kurucusu ve “bilge lideri” Kim Il-sung’un dünya siyasi literatürüne kazandırdığı bir prensip.

Ortaya koyduğu iddia Kuzey Kore halkına uluslararası koşullardan etkilenmeksizin bağımsızlığını sürdürecek, ülkeyi özgür kılacak gücü verdiği…

Bu öğreti ülkede yaşamın her alanına ve kuşkusuz politikaların belirlenmesinde doğrudan etkili.

Söz konusu ideoloji tek adam egemenliğine dayalı.

Ekonomi alanında devletçi ve izolasyonist, dış politikada katı bir felsefeye dayanıyor.

Bir anlamda Kuzey Kore’nin tüm dünyaya şüpheci yaklaşımını özetler nitelikte.

Cuçe rejiminin devamını sağlayabilmek için nükleer silahlanmayı da içeren güvenlik politikaları en ön plana çekiliyor.

Kim Yong-Un dede ve babasının öğretilerini özellikle askeri meseleler konusunda devam ettirdi.

Gelgelelim ABD’yi ahlaksızlıkların kaynağı ve istila mekanizması olarak değerlendiren önceki Kuzey Kore yönetimine kıyasla Cuçe’yi ne kadar hayata geçirebildiği kocaman bir soru işareti.

Hollywood filmlerine düşkünlüğü ile bilinen, Beatles dinlemekten büyük keyif alan, Amerikan basketbol ligi NBA’i hiç kaçırmayan, en yakın dostu olarak ülkesini ziyaret eden Chicago Bulls efsanesi Rodman’ı işaret eden tuhaf ve varlığıyla çelişen ironik bir kişilik o.

Üç yaşındayken araba kullanmaya başlayan, öncülüğünde kanser ve AIDS gibi ölümcül hastalıkları iyileştirdiğini bile iddia buyurulan dehşetengiz yetenek!

Ya da acımasız 1 yüz ve kesinlikle acınası 1 insan…

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap