11 Mart | Koronavirüs 1 yaşında: Türkiye’de tespit edilen ilk vakanın üzerinden tam 1 yıl geçti

by Haber Fora

Türkiye yeni tip koronavirüsle tanışalı bir yıl oldu. Geçen yıl bugün Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye’de ilk vakanın tespit edildiğini duyurdu.

Tüm dünya gibi Türkiye de zorlu bir yıl geçirdi. Birbirimize sarılamadığımız, el ele bile tutuşamadığımız, maskeler altından nefes almaya çalıştığımız bir yıl geçti. Okullarımız, işyerlerimiz kapandı. Evlere kapatıldık. Tüm alışkanlıklarımız değişti, tüm düzenimiz bozuldu.

Sizin için bugün koronavirüslü bir yılın nasıl geçtiğini toparlardım. Dönüp bakınca ne kadar çok şey yaşadığımızı bir kez daha fark ettim, o yüzden de yazı da biraz uzun oldu.

Türkiye’de Haber Fora duyurdu

Çin’in Vuhan kentinde 2019 Aralık ayında ortaya çıkan gizemli hastalık, hiç kimsenin beklemediği bir hızla dünyada yayılmaya başladı.

Ocak ayında SarsCov2 diye adlandırılan virüsün ciddi bir tehdit olduğu ortaya çıkınca Çin Vuhan’dan başlayarak sert tedbirler uygulamaya başladı.

 

Türkiye’de hastalıkla ilgili ilk haberi Haber Fora okurlarına duyurdu.

“Çin’de 30 kişide gizemli bir salgın hastalık görüldü” başlıklı, Jane Dalton imzalı haberde, “Sağlık uzmanları hastalığın deniz ürünlerinin satıldığı bir pazarla ilgisinin bulunduğundan şüphelenirken şehir sakinleri yüzlerce kişinin ölümüne neden olan akut solunum yolu yetmezliği (SARS) salgınının yeniden ortaya çıkmasından endişe ediyor” deniliyordu.

Daha sonra virüse tüm dünyanın ezberleyeceği yeni tip koronavirüs (Kovid-19) adı verildi.

 

Virüsün ilk durağı Avrupa oldu

Kısa sürede Avrupa’ya sıçrayan virüs önce İtalya’yı, ardında Fransa ve İspanya’yı vurdu.  Avrupa’nın göbeğinde korkunç manzaralar ortaya çıkıyordu. Hastaneler hastalara yetişemiyor, doktorlar yaşama ihtimali daha yüksek olan hastaları seçiyor, zayıflar ölüme terk ediliyordu.

Türkiye yaklaşan salgın için hazırlıklara ocak ayında başladı. 10 Ocak’ta Bilim Kurulu oluşturuldu. Televizyonlar arasında Bilim Kurulu üyelerini kapma yarışı da aynı tarihte başladı. Profesörler hastalığa karşı neler yapılması gerektiğini ekran ekran gezerek anlatırken, ikinci adım 24 Ocak’ta havalimanlarına termal kamera yerleştirilmesi oldu.

 

Tahliye seferleri başladı

Sonra ilk tahliye harekatı… THY’ye ait bir uçak Çin’e uygulanan yasaklar yüzünden mahsur kalan Türk vatandaşlarını kurtarmak için havalandı. Giderken kargosunda Çin’e sağlık malzemesi götüren uçak, 34 Türk vatandaşı 7 Azerbaycanlı, 7 Gürcü ve 1 Arnavut’u da Ankara’ya getirdi.

Türkiye, ABD ve Avrupa’nın birçok ülkesinde mahsur kalan vatandaşları için de tahliye seferleri düzenlemeyi sürdürdü. Ülkeye getirilen vatandaşlar öğrenci yurtlarında 14 gün karantina altına alındı.

Türkiye 3 Şubat’ta Çin’e tüm uçuşları durdururken, virüs de burnumuzun dibine kadar gelmişti.

 

4 tarafımızda virüs çıktı

Komşulardan ilk vaka açıklaması İran’dan geldi.  19 Şubat’ta İran ilk vakaya rastlandığını duyurdu. Türkiye, 23 Şubat’ta İran’la olan sınır geçişini kapattı. Uçuşları tek taraflı durdurdu.

24 Şubat’ta Irak, 26 Şubat’ta ise Yunanistan ve Gürcistan virüsün ülkelerinde de tespit edildiğini açıkladı. 29 Şubat’ta Türkiye; İtalya, Güney Kore ve Irak ile uçuşları durdurdu, Irak kara sınırını da kapattı.

1 Mart’ta Ermenistan ve 8 Mart’ta Bulgaristan’da virüs çıkınca Türkiye’nin tüm kara komşularında hastalık görülmüş oldu. (İç karışıklıklarla mücadele eden Suriye ise 22 Mart’ta ilk virüs vakasını duyurdu)

 

Türkiye dünyaya yardım dağıttı

Maske savaşları da o günlerde başladı. Türk basınında “Çin Türkiye’den 200 milyon maske siparişi verdi” haberleri yapılırken, ülkeler arasında da maske savaşları başlamıştı. Almanya ABD’nin, İspanya ve İtalya ise Fransa’nın satın aldıkları maskelere el koyduğunu iddia ediyor, maske fiyatları hızla artıyordu.

Türkiye ise bu süreçte 146 ülkeye gönderdiği yardımlarla gündem oldu. Türk vatandaşlarını almaya giden uçakla ilk Çin’e yardım elini uzatan Türkiye, ABD, Birleşik Krallık, İtalya ve İspanya’nın da bulunduğu ülkelere uçaklar dolusu sağlık malzemesi bağışladı. İç siyasette yardımlar kadar kolilerinin üzerindeki Cumhurbaşkanlığı logosu da konuşuldu.

İlk günlerde alkış, şeffaflık ve başarı…

“Çin’in Vuhan kentinde bundan tam 90 gün önce, 12 Aralık 2019’da ortaya çıkan yeni koronavirüs, pek çok ülkeye bir iki hafta içinde bulaşmasına ardından çok hızlı bir küresel yayılım göstermesine rağmen, Türkiye olarak süreçte büyük bir başarı gösterdik.”

11 Mart’ta gece yarısından sonra kameraların karşısına çıkan Fahrettin Koca sözlerine böyle başladı. Türkiye’nin önlemlerinin Avrupa’dan daha iyi durumda olduğunu söyleyen Koca, gecenin o saatinde basının karşısına çıkmasını ise “Yarın sabah da açıklayabilirdik. Bu saate dek gösterdiğimiz şeffaflık ve bunun devam edeceğinin teminatıdır” diye açıkladı.

Bakan Koca daha sonra “Size üzücü ama korkutucu olmayan haberi bildirmek istiyorum” diyerek Türkiye’de ilk vakaya rastlandığını duyurdu.  

 “Bugüne kadar gösterdiğimiz başarı bundan sonrası için mücadelemizin kolay olacağının garantisi kabul edilmelidir” diyen Koca’ya büyük bir kamuoyu desteği vardı. Muhalefet bile Koca’yı takdir ediyor, başarılı buluyordu. 

Aynı gün epidemiden pandemiye terfi etti

11 Mart’ta Dünya Sağlık Örgütü o güne dek epidemi kabul ettiği salgının pandemi boyutuna yükseldiğini ilan etti.

12 Mart’a 5 saatlik kabine toplantısında spor müsabakaları nisan ayına kadar ertelendi. Devlet memurlarına yurtdışına çıkabilmek için izin şartı getirildi.

 

Umreciler kriz oldu

14 Mart’ta vaka sayısı 6’ya yükseldi. Bakan Koca, umreden gelen bir Türk vatandaşında virüs bulunduğunu açıkladı.

Vaka haberinin ardından umreden dönenlere karantina uygulanmaması muhalefetten büyük tepki çekti. Kutsal topraklardan dönerek ülkenin dört bir yanına dağılan umrecilerin salgınının yayılma hızını artıracağı eleştirilerinin ardından yurtdışından gelenler için uygulanan karantina umreden dönenler için zorunlu oldu. Umreden ve yurtdışından gelenler boşaltılan öğrenci yurtlarına yerleştirildi. Yurtlardan kaçanlar oldu, polis yakalayıp yeniden karantina altına aldı.

Umreden dönen 10 bin 330 kişiye karantina uygulandığı açıklandı. Ancak tartışmalar bitmedi. Karantina kararından önce umreden dönenlerin salgını kontrolden çıkartacağı iddiaları yükselince Bakan Koca, bir açıklama daha yaptı. Koca, “Umreden daha önce dönenler tıpkı şimdi dönenler gibi sağlık taramasından geçirildi. Şüphelilerin testleri yapıldı. Umre ziyaretçileri virüse karşı tedbirlerini ise seyahatlerinde sağlık ekiplerimizin verdiği eğitimle aldı. Ülkede İlk 14 günü henüz doldurmayanları takip ediyoruz” dedi.

Okullar tatil oldu, ilk ölüm haberi geldi

15 Mart’ta kütüphaneler kapatıldı. Pavyon, diskotek, bar ve gece kulüplerinin geçici olarak kapatılacağını açıklandı.

16 Mart’tan itibaren ilkokul, ortaokul ve lise eğitimine 1 hafta, üniversite eğitimine ise 3 hafta ara verildi. Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, cuma namazı başta olmak üzere camilerde cemaat hâlinde namaz kılınmasına ara verildiğini fakat ezanların okunacağını ve camilerin açık bulundurulacağını açıkladı. Sinema, konser, spor, masaj ve düğün salonları, kafe, kahvehane, gibi mekânlar da kapatıldı.

İlk ölüm haberi 17 Mart’ta geldi. Ertesi gün bir tane daha. 15 Mart’ta hayatını kaybeden emekli Orgeneral Aytaç Yalman’ın da koronavirüs yüzünden öldüğünün belirlenmesiyle ölü sayısı 3’e yükseldi. Yalman’ın 3 hafta önce İran’dan döndüğü ortaya çıkınca, bu kez de bakanlığın ilk vaka açıklaması tartışılmaya başlandı. Virüsün ilk vakanın açıklamasından önce Türkiye’de girdiği iddia edildi.  Yalman’ın eşi Belma Yalman da 8 Nisan 2020’de koronavirüs tedavisi gördüğü Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesinde hayatını kaybetti.

Sağlıkçılara alkış başladı, kısa sürede unutuldu

Vaka sayıları arttıkça hastanelerdeki yoğunluk da artmaya başladı. Salgına karşı en ön safta çalışan sağlık çalışanları tüm Türkiye’nin göğsünü kabartıyordu. 19 Mart’ta sağlık çalışanlarına destek için kampanyalar başlatıldı. Oteller kapılarını sağlık çalışanlarına açtığını duyuruyor, el üstünde tutuluyorlardı. O akşam Türkiye pencerelerden alkışlarla sağlık emekçilerine destek vermeye başladı. Kısa sürede kampanya unutuldu. Yerini yine sağlık çalışanlarına yönelik şiddet haberleri aldı.

VİP cumaya tepki

19 Mart’ta kapatma haberleri de devam etti. Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu futbol, voleybol, basketbol, hentbol liglerinin ertelendiğini duyurdu. ÖSYM 9 sınavı erteledi. Diyanet İşleri Başkanlığı daha önce alınan tedbirlerle ilgili oluşabilecek olumsuzlukların önüne geçmek maksadıyla cuma günü ve kandil gecesi camilerin kapalı tutulacağını ve cuma namazı için sela okunmayacağını bildirdi. Camiler kapalıyken, 27 Mart’ta Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Beştepe Millet Camisi’nde kıldırdığı VİP cuma namazı tepki çekti. 

20 Mart’ta tüm özel ve vakıf hastaneleri pandemi hastanesi ilan edildi.

21 Mart’ta asker uğurlama törenleri yasaklandı, berber, kuaför ve güzellik merkezleri kapatıldı. Lokanta, restoran, pastane vb. işyerleri sadece adrese servis hizmeti vermesine izin verildi. 65 yaş ve üstü, ayrıca kronik rahatsızlığı olan kişilerin ikametlerinden dışarı çıkmaları yasaklandı.

EBA’nın ilk günü Menderes’in idamıyla başladı

23 Mart’tan itibaren uzaktan eğitime geçildi. EBA TV’nin ilk yayınında ortaokul öğrencilerine Adnan Menderes’in idamını anlatan çizgi film izletilmesi, ders öncesinde yayınlanan Demokrat Parti belgeseli ve ders aralarında ilahi çalınması eleştiri konusu oldu. Görüntüleri kendisinin de uygun bulmadığını belirten Bakan Selçuk, “Bir haftada üç yeni kanal kurup içeriklerini hazırlamak için ben ve ekibim büyük bir gayretle çalıştık. Dersleri merkez alarak yüzlerce çekimin tamamını kontrol ettik. Bu yoğun süreçte üzülerek ifade ediyorum ki, görev dağılımında kendilerine güvenerek denetleme ihtiyacı duymadığım ekibin hazırladığı etkinlik saati görüntülerini ben de onaylamıyorum ve çocuklara uygun olmadığını düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

EBA Tv açıldığı günden bugüne kadar, içerikleri, öğrencilerin uzaktan eğitime erişim imkanı gibi nedenlerle eleştiri almaya devam etti.

25 Mart’ta Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un ortak düzenlediği basın toplantısında; okulların 30 Nisan’a kadar tatil edildiği duyuruldu. Bakan Koca salgınla ilgili verilerin de dijital ortamda yayımlanacağını açıkladı.

Kanal İstanbul salgın dinlemedi

Türkiye salgınla mücadele ederken 26 Mart’ta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tüm tepkilere rağmen ısrarla istediği dev projesi Kanal İstanbul’un ilk ihalesi yapıldı. Muhalefet, salgına rağmen yapılan ihaleye büyük tepki gösterdi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Korona krizinden Kanal İstanbul çıkarmaya çalışmanın adını vallahi ben koyamıyorum, lütfen siz koyun. İnanılır gibi değil ama millet can derdindeyken, birilerinin bugün Kanal İstanbul derdinde olması akıl alır gibi değil” sözleriyle ihaleyi eleştirdi.

Virüse bağlı olarak hayatını kaybeden ilk sağlık çalışanı Dilek Tahtalı oldu. İstanbul’da bir özel hastanede kayıt görevlisi olarak çalışan Dilek Tahtalı, 26 Mart’ta hayatını kaybetti. Ailesinin tek çocuğu olan Tahtalı’nın cenazesi Amasya’da toprağa verildi.

Bağış kampanyası, IBAN tepkisi

30 Mart’ta ilk kez telekonferans yöntemiyle toplanan Cumhurbaşkanlığı kabinesinin ardından açıklama yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz Bize Yeteriz Türkiyem” adında bir bağış kampanyası başlattı. Kampanya muhalefet tarafından büyük tepki çekti. CHP Genel Başkanı “Bizim düştüğümüz pozisyona dünyada hiçbir ülke düşmedi. Bırakın yardım yapmayı, size IBAN numarası atıp bir de sizden para istediler” diyerek kampanyayı eleştirdi.

Cumhurbaşkanın bağış kampanyasının ardından belediyeler de benzer kampanyalar organize ettiler. Muhalefet partilerinin yönettiği belediyelerin kampanyaları yasaklandı. Hesapları bloke edildi.

İçişleri Bakanlığı konuyla ilgili yaptığı açıklamada “Belediyeler, Belediye Kanunun ve Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nu çerçevesinde, şartlı/şartsız bağış yapmak isteyenlerin her işlem için ayrı ayrı başvurusundan sonra belediyenin görevleriyle sınırlı olmak üzere bağış alabilmektedir. Belediye Kanunu ile düzenlenen husus net bir şekilde ‘bağıştır’. Yardım Toplama Kanunu’nun yardım toplaması hususlarıyla bir ilişkisi bulunmamaktadır. Yardımın kapsamına göre il valisinden izin alınması gerekmektedir” denildi.

Bağış hesapları bloke edilen 11 CHP’li büyükşehir belediye başkanı ise ortak açıklama yaparak, ihtiyaç sahibi yurttaşlara yardım konusunda “kararlı olduklarını” bildirirken, hukuki itiraz sürecini de başlattı.

Mart sonuna kadar birçok ülke ile hava trafiği durdu. Sınavlar ertelendi. Ticaret Bakanlığı solunum cihazlarının ihracı izne bağlandı. 31 Mart’ta 46 kişi hayatını kaybetti,  toplam ölü sayısı 214’e vaka sayısı 13.531’e çıkmıştı.

Maskeler, eczaneden mi PTT’den mi dağıtılacak?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 3 Nisan’da yaptığı “Ulusa Sesleniş” konuşmasında koronavirüs önlemlerini açıklayarak “Dışarıya çıkmak zorunda kalan vatandaşlarımız için de yeni bir uygulama başlatıyoruz. Yarından itibaren pazaryerleri ve marketler gibi insanların toplu şekilde bulunduğu tüm alanlarda herkesin maske takması zorunlu olacaktır” dedi. Erdoğan, 1 Ocak 2000 ve üzeri doğumlular için sokağa çıkma yasağı getirildiğini, 30 büyükşehir ile Zonguldak’a giriş çıkışların 15 gün boyunca durdurulduğunu açıkladı.

Bu açıklamanın ardından birçok tartışmaya neden olan maske kaosu başladı.

Maske sıkıntısı yaşanması, fiyatların artması üzerine bir açıklama daha yapan Erdoğan maske satışını yasakladı. Maskelerin eczanelerden SMS kodu ile dağıtmasına karar verildi, olmadı. PTT’nin dağıtmasına karar verildi. İlk günden sistem çöktü. Maske dağıtımındaki kaos 1 lira üst sınırla satışa yeniden izin verilmesiyle son buldu.

Türkiye kaybettiği hocalarına ağladı

1 Nisan’da hocaların hocası Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu hayatını kaybetti. Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin adı Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu Şehir Hastanesi olarak değiştirildi.

2 Nisan’da Prof. Dr. Feriha Öz koronavirüse yenik düştü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Pataloji Ana Bilim Dalı’nda yüzlerce talebe yetiştiren 87 yaşındaki Öz’ün adı da Sancaktepe’de inşa edilen hastaneye verildi

Türk üroloji camiasının duayen ismi Prof. Dr. Sedat Tellaloğlu 17 Nisan’da hayatını kaybetti.

 

İstifa getiren sokağa çıkma yasağı, tehlikeye rağmen izdiham

Koronavirüs sürecinin yönetilmesinde bir büyük kriz de 10 Nisan’da çıktı. Gece 24 itibarıyla sokağa çıkma yasağı olduğu iki saat önce duyurulunca büyük izdiham yaşandı. Marketlere fırınlara akın eden vatandaşlar maskeyi mesafeyi önlemleri unutuverdi.

 

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu eleştiren iktidar, yaşanan izdihamın koronavirüsle müdahaleye çok büyük zarar verdiğini ve birçok yeni bulaşa neden olduğunu iddia etti. Artan tepkiler üzerine İçişleri Bakanı Soylu 12 Nisan akşamı sosyal medya hesabından istifa ettiğini duyurdu. Ertesi gün Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Soylu’nun istifasının kabul edilmediği açıklandı.

Hafta sonları devam eden sokağa çıkma yasağı 23 Nisan haftasında 4 gün olarak uygulandı. Yasak 1 Mayıs’ta 3, Ramazan Bayramı’nda da 4 gün oldu. Meslek örgütleri ve uzmanlar salgının önüne geçilmesi için tam bir kapanmaya ihtiyaç olduğunu söyleseseler de Bu Türkiye’de hiç gerçekleşmedi. Kısıtlamalar bazı günler ve saatlerle sınırlı kaldı.

Dilimize filyasyon sözcüğü girdi

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca,15 Nisan’da Türkiye’nin salgına karşı uyguladığı ‘filyasyon’ yöntemini tanıtı. “Bugüne kadar temas zincirindeki 261 bin 989 kişi tespit edildi. Bunların yaklaşık yüzde 96’sına ulaşarak takip yapılmıştır” dedi. Filyasyon için “Bu kelimeyi ileriki günlerde unutmayacaksınız” diyen Koca, Türkiye’nin vaka tespitinde, tedavide, yoğun bakımda çok başaralı olduğunu söyledi.  Bakan Koca’nın o gün 4 bin 600 diye açıkladığı 3’er kişiden oluşan filyasyon ekiplerinin sayısı, sonraki günlerde iki katını geçti.

İlk normalleşme erken başladı

Muhalefet ve sendikalar ve birçok sivil toplum örgütü daha sert önlemler alınması gerektiğine dönük çağrılar yapıyordu. Artık Sağlık Bakanlığı’nın sitesinden turkuaz renkli bir panoyla açıklanan vaka ve ölüm sayıları yükselmeye devam etti.

Dönemin en yüksek vaka ve ölüm sayılarına nisan ortasında ulaşıldı. 127 kişiye kadar yükselen günlük can kaybı ve 13 bini geçen vaka sayıları ay sonuna doğru azalmaya başladı.

30 Nisan’da 93 hasta hayatını kaybetti, 2 bin 615 yeni vaka tespit edildi. Toplam ölü sayısı 3 bin 174. Toplam vaka sayısı 120 bin 204 olarak açıklandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 4 Mayıs’ta kabine toplantısının ardından ilk normalleşme döneminin başladığını açıkladı.

65 yaş üzerine ve 18 yaş altına 4’er saat sokağa çıkma izni verildi. Alışveriş Merkezleri, berberler ve kuaförlerin 11 Mayıs itibarıyla hizmet vermeye başlayacağı duyuruldu.

2 gün sonra Sağlık Bakanı Koca, ‘kontrollü sosyal hayat’ adı verilen yeni dönemde çok önemli olduğunu belirttiği “Hayat Eve Sığar” kampanyasını tanıttı.

28 Mayıs’ta açılımın ikinci adımı geldi. Açıklama yine Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından yapıldı. Erdoğan, kafeler, restoranlar, spor salonları, özel kurslar ve parkların 1 Haziran’da açılacağını ve saat 22.00’ye kadar hizmet vereceğini duyurdu.

31 Mayıs tablosunda toplam can kaybı 4 bin 540, toplam vaka sayısı 163 bin 942 olarak belirtildi. Günlük vaka sayısı 839, vefat sayısı 25 düştü. Grafiğin aşağı doğru inmesi hepimizi umutlandırdı.

 

Telafi eğitimi yalan oldu

Haziran ayı normalleşme çabalarıyla geçti. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, önce 3 Haziran’da yaptığı açıklamada, 15 Ağustos’tan sonra telafi eğitimleri yapılacağını duyurdu. 13 Haziran’da tarihi revize etti. Yeni tarih 31 Ağustos oldu, ancak evdeki hesap çarşıya uymayınca öğrenciler telafi eğitimi göremedi.

Haziran ayının tartışılan konularından birisi de sınavlar oldu. Veli ve öğrencilerin tepkilerine rağmen LGS ve YKS sınavları düzenlendi. Sınav tarihlerinin değiştirilmesi ve okullarda ders yapılamıyorken öğrencilerin sınava alınması tepkilere neden oldu.   

Haziran sonu geldiğinde vaka sayılarında artış olsa da ölü sayılarındaki düşüş sevindiriciydi. Ayın son günü açıklanan verilere göre, vaka sayısı 199 bin 906 ölü sayısı 5 bin 131’di. 30 Haziran’da 16 kişinin öldüğü, yeni 1293 vaka tespit edildiği duyuruldu.

“Vaka sayısı” gitti, geri geldi

Temmuz ayında Sağlık Bakanlığı vaka sayısı açıklamayı bıraktı. 29 Temmuz’dan itibaren günlük vaka sayısı yerine hasta sayısı verilmeye başlandı. İlk vakayı açıklarken özellikle şeffaflık vurgusu yapan Bakan Koca, eleştirilmeye başladı. Açıklanan ölü ve vaka sayılarının gerçeği yansıtmadığı iddiaları yüksek sesle dillendirilmeye başladı.

31 Temmuz’da toplam hasta sayısı 230 bin 873 ölüm sayısı 5 bin 691 oldu. Bir ay sonra, 30 Ağustos’ta ise hasta sayısı 268 bin 546, can kaybı 6 bin 326’ya ulaştı. Yükselişe geçen günlük vefat sayısı 42 oldu.

Tartışmalar sonbaharda da devam etti. Sağlık Bakanı Koca, 30 Eylül’deki Bilim Kurulu toplantısının ardından “Her vaka, hasta değildir. Çünkü testi pozitif çıktığı halde hiçbir semptom göstermeyenler var ve büyük çoğunluğu bunlar oluşturuyor” dese de, kasım ayında vaka sayıları yeniden açıklanmaya başladı. İlk açıklama 26 Kasım’da yapıldı. 29 bin 132 yeni vaka, 6 bin 876 yeni hasta ve 174 can kaybı olduğu belirtildi.

Salgın dalgalanmalarla sürerken dünyada olduğu gibi Türkiye’de de aşı çalışmaları başladı. Birçok üniversitede klinik deneyler sürerken Çin’li Sinovac firmasının ürettiği CoronoVac adlı aşısının faz 3 çalışmaları 14 Eylül’de Türkiye’de başladı. Gönüllüler faz 3 kapsamında aşılanmaya başladı. Bakan Koca 9 Ekim’de yaptığı açıklamada Erciyes Üniversitesi’nin geliştirdiği aşının 2 hafta sonra insan denekler üzerinde uygulanmaya başlanacağını söyledi.

Sayılar arttı, normalleşme bitti

Salgın en geç bulaştığı ülkelerden birisi olduğu için övünen Türkiye gün geçtikçe, üst sıralara tırmanmaya başladı. Grafiklerde yükselme beraberinde yeni tedbirleri beraberinde getirdi.

17 Kasım’da yeni tedbirleri açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan; ara tatilde olan okullardaki eğitim-öğretimin yıl sonuna kadar uzaktan eğitimle sürdürüleceğini, hafta sonları 10.00-20.00 saatleri dışında sokağa çıkma sınırlaması uygulanacağını, restoranların sadece paket servis hizmeti vereceğini, AVM ve marketlerin saat 20.00’de kapanacağını bildirdi.

26 Kasım’da Sağlık Bakanı Koca, Çin menşeli CoronaVac aşısı için sözleşme yapıldığını duyurdu. Koca, “Aralık, ocak ve şubat ayında bir sorun olmazsa toplam 50 milyon doz aşı için imza atıldı” dedi. Aşı seçimi de eleştirilere neden oldu. Birçok ülke, Biontech, Moderna ya da Astrazeneca gibi Avrupa ve ABD’den onay almış aşıları almak için anlaşmalar yapıyordu. Türkiye’nin anlaştığı CoronaVac henüz kendi ülkesinde bile kullanım izne alamamıştı. Türkiye, Brezilya ve Endonezya dışında aşının alıcısı yoktu. Üstelik, aşılar etki güçlerine göre sıralandıklarında CoronaVac alt sıralarda görünüyordu.

28 Aralık’ta 2 milyon 147 bin 578 toplam vaka sayısına ulaşan Türkiye, İtalya’nın da önünde 7’inci sırada yer aldı.

 

3 milyonluk ilk parti aşı 30 Aralık’ta Türkiye’ye geldi. Sabaha karşı gelen ve üzerinde “Maskesiz gülümse, Mesafeden kurtul” sloganı yazan aşıların 14 günlük testlerden geçtikten sonra uygulanmaya başlanacağı duyuruldu. 

31 Aralık’ta 14 bin 380 yeni vaka tespit edildi, 239 kişi hayatını kaybetti. Toplam vaka sayımız 2 milyon 208 bin 652, toplam vefat sayısı 20 bin 881 olarak açıklandı.

Yılbaşını da evde geçirdik. 4 gün sokağa çıkma yasağı uygulandı.  

Yeni yıl aşılama çalışmaları sayesinde umutla geldi. İlk aşı 13 Ocak’ta Sağlık Bakanı Koca’ya yapıldı. İlk grupta sağlık çalışanları aşılandı.

Kaç aşı geldiği açıklanmayacak

Türkiye’nin ikinci parti aşılar için 25 Ocak’a kadar beklemesi gerekti. Aşıların beklenen süreden geç gelmesi de tartışmalara neden olunca aşı sayılarının açıklanmasından da vazgeçildi. Bakan Koca, 10 Şubat’ta yaptığı açıklamada, “Bundan sonraki süreçte aşının gelişiyle ilgili doğrusu bugün şu kadar geldi, gelecek gibi söylemek istemiyoruz. Dün ve bu sabah ayrıca aşı gelmiş oldu Türkiye’ye ama biz bunu söylemedik. Biz daha fazla aşıyı getirmek noktasında gayret içindeyiz” dedi.

Aşıların bekleme süresi bitince sağlık 11 Şubat’ta personeli için ikinci doz aşılamaları başladı. 65 yaş üstü vatandaşlar da aşılama takvimine dahil edildi.

 

Lebaleb kongreler ve omuz omuza cenaze namazı

Şubat’ta damga vuran tartışma ise AK Parti’nin ‘Lebaleb’ dolu kongreleri oldu. AK Parti’nin 2019 Aralık ayında başlattığı ve Kovid-19 nedeniyle iki kez ara verdiği ilk kongreleri başlamıştı. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Gelen Başkanı Erdoğan, her gün birkaç kongreye telekonferans yöntemiyle katılıyordu. Salgın önlemleri nedeniyle esnafın dükkanları kapalıydı. Spor müsabakaları için seyirci alınmayan salonların tribünleri kongreler nedeniyle doluyordu. Üstelik Erdoğan, ilgiden memnun olduğunu her fırsatta dile getiriyordu.

Süregelen tepkiler, Erdoğan’ın bizzat katıldığı memleketi Rize’deki kongrede zirveye ulaştı. Bütün eleştirilere kulağını tıkayan Erdoğan, salondaki kalabalığı “Salgının olduğu bir dönemde kongre yapıyoruz ve salon lebaleb dolu” diye övdü.

Karadeniz, İzmir ve Hatay kongreleri de bu lebaleb tartışmasının gölgesinde kalabalıklarla yapıldı. Muhalefet, Erdoğan’ı ve kongrelerdeki kalabalığı vaka sayılarındaki artışın sorumlusu olmakla suçladı.

Bu sırada, Sağlık Bakanı Koca’nın da katıldığı bir cenaze töreni de bu tartışmaların sertleşmesine neden oldu. Koca, hadis, tefsir ve fıkıh alimlerinden Muhammed Emin Saraç’ın cenazesine Cumhurbaşkanı Erdoğan’la birlikte katıldı. Her fırsatta maske ve mesafe uyarısı yapan Koca 21 Şubat’taki cenaze namazında omuz omuza kalabalıkla saf tuttu.

Hem muhalefet hem de sosyal medya eleştiri oklarını Koca’ya yöneltince, Sağlık Bakanı özür dilemek zorunda kaldı.

10 binin üzerindeki vaka sayılarına rağmen ikinci normalleşme dönemi

Aşılamanın başlamasının ardından yüksek vaka sayılarına rağmen can kaybı ve hasta sayılarındaki düşüş, Türkiye’yi yeniden normalleşme süreci için cesaretlendirdi. 11 bin 237 yeni vakanın tespit edildiği, 68 kişinin hayatını kaybettiği 2 Mart’ta Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kontrollü Normalleşme adı verilen yeni süreci ilan etti. İller risk durumuna göre kırmızı turuncu sarı ve mavi olarak tanımlandı. Her renk için farklı önlemler uygulanmaya başladı.

Hafta sonu sokağa çıkma kısıtlaması düşük ve orta riskli illerde tamamen kalktı. Yüksek ve çok yüksek riskli illerde Pazar sokağa çıkma kısıtlaması devam ediyor. Akşam 21.00 ile sabah 05.00 arası sokağa çıkma yasağı sürüyor.

 

Türkiye genelindeki tüm okul öncesi eğitim kurumlarında, ilkokullarda, 8. ve 12. sınıflarda eğitim-öğretime açıldı. Düşük ve orta riskli illerde ilaveten ortaokullar ve liseler dahil diğer kademelerde eğitim-öğretime başladı. Restoran, lokanta, kafeterya ve tatlıcı gibi yerler çok yüksek riskli iller dışında Türkiye genelinde sabah 07.00 ile akşam 19.00 saatleri arasında yüzde 50 kapasiteyle açıldı.

Kamunun çalışma saatleri tüm Türkiye’de normale döndü. Bir hafta sonra 60’tan fazla ilde artış olduğu gözlendi. Birçok il sarıdan turuncuya, turuncudan kırmızıya geçti. İstanbul’da yeniden en riskli iller arasında yer aldı.

Türkiye’nin bir yıllık koronavirüs mücadelesinin hikayesi böyle. Büyük umutlarla yola çıkıldı. 3 kez pik yapan salgında yine ibre yukarı doğru gitme eğilimde. 11 Mart 2020’de bir vaka açıklayan Türkiye, şimdi bu listenin en üstlerinde. Salgının başından beri dünyadaki verileri paylaşan worldometers sitesine göre Türkiye 2 milyon 821 bin 943 vaka ile bu başlıkta 9’uncu sırada.  Ölü sayısı sıralamasında ise 29 bin 227 can kaybıyla 18 basamakta yer alıyor.

 

Dün akşam açıklanan son verilere göre, yeni 14 bin 556 vaka tespit edildi. Dün 67 vatandaşımız daha hayatını kaybetti. Toplam vaka sayısı 2 milyon 821 bin 943, toplam can kaybı ise 29 bin 227’ye yükseldi. Ağır hasta sayası ise 1309

DSÖ’nün salgını pandemi saymasının üzeriden de tam bir sene geçti. Dünyada 118 milyon 465 bin 728 kişi hastalığa yakalandı. 2 milyon 627 bin 29 insan hayatını kaybetti.

Hepimiz çok yorulduk, çok sıkıldık. Aşı uygulaması tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de devam ediyor. Bilim insanlarının çabaları geleceğe daha umutla bakmamızı sağlıyor. Umarım ki koronavirüs geldiği gibi hızla yakamızdan düşer. Umarım önümüzdeki yıl daha büyük sayılarla daha uzun bir haber yazmak zorunda kalmam. Sağlıklı günler…

 

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap