7 bin 760 araştırma görevlisini işsizlik korkusu sardı, 50-d mağdurları çözüm istiyor… ÖGESEN Başkanı Özkoçak: Havuz sistemiyle akademinin tümörüne son verilmeli

by Haber Fora

Atanmayan öğretmenler, görevlendirilmeyen fizik tedavi uzmanlarından sonra Türkiye’de şimdi de 50-d mağduru araştırma görevlileri sorunu ortaya çıktı. 

Lisans eğitiminden sonra üniversitede kadrolu olarak çalışıp hem yüksek lisanslarını hem de doktoralarını yapan araştırma görevlileri, 50-d mağduru oldukları iddiasındalar. 

Zaman zaman durumlarını sosyal medyada gündeme getiren araştırma görevlilerini, bu yüzden işsiz kalma korkusu sardı. 

Çünkü, 1 Ocak 2019’da yürürlüğe giren 50-d’nin üç yılı dolmak üzere. Bu da 2019’da üniversiteye giren ve yüksek lisans yapan araştırma görevlileri ile daha önce girip doktorasını tamamlama aşamasına getiren binleri kara kara düşündürmeye sevk ediyor. 

Peki, akademiyi meslek olarak seçenlerin karşılaştığı ve çözüm beklediği 50-d kadrosu nedir?

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu, akademide araştırma görevlisi olmak isteyenlerin istihdam sürecini iki maddeyle düzenliyor.

Bunlardan biri 50. maddenin d bendi, diğeri ise 33. maddenin a bendi. 

2547 sayılı kanunun 50-d maddesi şu ifadeler yer alır: 50-d lisans üstü öğretim yapan öğrenciler, kendilerine tahsis edilebilecek burslardan yararlanabilecekleri gibi, her defasında bir yıl için olmak üzere araştırma görevlisi kadrosuna da atanabilirler.

50-d’de araştırma görevliliği için öğrenci olma şartı bulunuyor ama iş garantisi yok. Aynı kanunun 33-a maddesinde ise araştırma görevlisine iş garantisi tanınıyor. 

2018’de gündeme getirilen ve 1 Ocak 2019’da yürürlüğe giren 50-d ile şimdiye kadar binlerce kişi alındı. Bunların da üç yıllık süreleri dolmak üzere. 

“7 bin 760 kişi işsiz kalabilir” 

Edinilen bilgilere göre son üç yılda 2 bin 500 civarında araştırma görevlisi istihdam edildi. Şu anda araştırma görevi sayısı ise ortalama 6 bin 500. 

Araştırma görevlisi olarak başlamış, yüksek lisansını bitirmiş ve doktorasına devam edenlerle birlikte bu sayının 48 bin 500 olduğu ifade ediliyor. 

50-d kapsamında süresi dolanların oranı yüzde 16 civarında. Başka bir ifade ile üniversitesiyle bir şekilde anlaşamayan ya da 50-d kapsamında kadrosu uzatılmayacak olanların sayısı ilk etapta toplamda 7 bin 760 kişiyi buluyor.

“Güvencesiz bir sisteme dönüştürüldü”

Konuyu Haber Fora’ye değerlendiren Öğretim Elemanları Sendikası (ÖGESEN) Genel Başkanı Dr. Vahdet Özkoçak, 50/d’yi akademinin tümörü olarak nitelendirdi. 

Özkoçak’a göre bu konuda çözüm bulunmazsa yeni mağdurlar da oluşacak. 

Düzenlemenin ‘içten beslenme’ bahanesiyle yapıldığını ve bütün alımların 50-d’ye göre gerçekleştirildiğini anlatan Özkoçak, “Biz, bütün kadroların 33/a diye tabir edilen daimi statüyle yapılmasını istedik.  Ancak ‘içten beslenme’ bahanesiyle bütün araştırma görevlisi alımları, 1 Ocak 2019 itibarıyla 50/d’ye göre yapıldı. Bu da yüksek lisanstan ve doktoradan sonra işsiz kalınan, güvencesiz bir sistem haline dönüştürüldü” dedi. 

Yurtdışında doktorasını yapmış insanların Türkiye’ye kazandırılması için tersine göçün teşvik edildiği bir dönemde, böyle bir sisteme geçilmesinin yanlış olduğunu ifade eden Özkoçak, şöyle konuştu:

“Başarılı olup doktorasını giyecek bir insanı bir niye işsiz bırakıyoruz? İnsanların işsiz kalmaması için biz havuz sistemini önerdik. Herkes bu havuz sistemine kayıt olacak. Merkezi atama yapılacak. Doktora sonrasında da hiçbir araştırma görevlisi işsiz kalmayacak önerisinde bulunduk”

“Bazı üniversitelerde buram buram nepotizm kokuyor”

“Başarılı doktora öğrencilerimizi işsiz bırakıyor, kapının önüne koyuyoruz” diyen Özkoçak, şunları söyledi:

“En büyük sıkıntı şu: 2019-2020 ve 2021… Bu yıl doktorasını bitirenler, üçüncü yılları dolduğu için işsiz kalmaya başlayacaklar. 35-40 yaşına kadar makale okumaktan ve akademik dünyada çalışmaktan başka bir iş yapmamış genç bilim insanları, kapı dışarı edilecek. Bunlar ne iş yapabilirler? Tabii ki hiçbir şey. En büyük savurganlık, okumuş insanı okuduğuna pişman etmektir. Bu bazılarının işine geliyor. Üniversitelerimizin halini görüyoruz. Bazı yetkililer, sınavlarda en sonuncu olan yakınını en üst sıraya çıkartarak araştırma görevlisi yapıyor. Sadece bu da değil. Bazı üniversitelerimizde buram buram nepotizm kokuyor. Öyle ki son sıradaki gelinini, damadını, yeğenini diledikleri bölüme araştırma görevlisi olarak aldıranlar var. Bu düzenleme farklı amaçlarla getirilmiş olsa bile şu an nepotizim gayesiyle kullanılıyor. Önerdiğimiz havuz sistemi kabul edilirse, nepotizm son bulacak.”

“Pek çok kişi işsiz kalma korkusu yaşıyor”

Özkoçak’a göre düzenleme, araştırma görevlilerinin başka üniversitelerin işleyişini görmesi ve tecrübe sahibi olmaları için getirildi ama amacından saptırıldı. 

Düzenleme yapılırken Amerika’daki uygulamaların örnek alındığını fakat ABD ile Türkiye’deki üniversitelerin durumunun göz önünde bulundurulmadığını iddia eden Özkoçak, “Hakkari Üniversitesi ile Ankara Üniversitesi’nin imkanları bir mi” diye sordu. 

“Genç akademisyenler ne kadar başarılı olursa olsun, gelecekleri iki dudak arasından çıkacak bir kelimeye bağlı oluyor” diyen Özkoçak, “O yüzden 50/d sorunu, akademinin tümörü olmaktan çıkartılmalı. En büyük savurganlığı terk etmek gerekiyor. Başka bir parti yönetime geldiğinde o da bu sistemi kullanacak. Çünkü, kendi adamlarını bir yerlere yerleştirmek herkesi işine geliyor. Bu nedenle Türkiye olarak öncelikle zihinsel dönüşümü gerçekleştirmemiz gerekiyor. Yükseköğretim fidanlığı araştırma görevliliğidir. Bu fidanlığı kurutmayalım. Genç meslektaşlarımız geleceklerine umutla bakabilsinler. Bunların hepsi artık her gün işsiz kalırım korkusu yaşıyorlar” değerlendirmesinde bulundu. 

“Erdoğan’ın, ‘Gençlerin önünü açın’ talimatını dinlemiyorlar”

Önerdikleri havuz sisteminin önce kabul edilerek Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin II. 100 Günlük Eylem Planı içine alındığını aktaran Özkoçak, sözlerini şöyle noktaladı:

“Bunun önümüzdeki günlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gündemine getirilerek yasalaştırılmasını bekliyoruz. Yani bu mağduriyetleri bitirmek gibi bir niyet ve çalışma var. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Açın gençlerin önünü’ diyor. Hatta birkaç kez özeleştiride bulunarak ‘kültür, eğitim ve sanatta geri kaldık’ ifadelerini kullandı. Ancak yine de gençlerin önüne açacak uygulamalar hayata geçirilmiyor.”

 

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap