Adalet Bakanı Gül: Yargı ele geçirilecek mekanizma değildir

by Haber Fora

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, yargının ideolojisi olamayacağını ifade ederek, “Yargının tek bir ideolojisi vardır, o da adalettir. Yargı ele geçirilecek mekanizma değildir. Yargı el değdirilmemesi gereken bir mekanizmadır ve herkesin saygı duyması gereken, bağımsız, tarafsız, daha da güçlü olması gereken bir mekanizmadır” dedi.

Gül, TRT Haber’de katıldığı canlı yayında gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.

Bakan Gül, yeni anayasa çalışmalarının Cumhur İttifakı öncülüğünde nasıl yapılacağına ilişkin soru üzerine, “Anayasa, hakları veriyor, sayıyor, sayıyor, ‘Ey amca, teyze, esnaf, öğrenci kardeşim, sana şu hakları veriyorum ama…’ diyor. Bu anayasa değil, ‘amayasa’ olmuş, amalarla sınırlandırılan. Oysa anayasalar, insanı ve haklarını genişletir, devlete der ki: ‘Ey yöneticiler, sizin sınırınız budur, vatandaşın bu haklarını koruyacaksınız.’ Elbette bu, sınırsız bir hak, özgürlük değil, bunun çerçevesi de belli olacak ama bu hususta genel bir çalışmayı anayasalar ortaya koyar ve demokratik, hukuk gibi reformdan bahsediyorsak da anayasa olmadan bu hayatta geçmez” dedi.

“Toplumsal sözleşme ise toplumun her kesiminin orada yansıması lazım”

Anayasanın içeriği ile yapım sürecinin de bir anayasa kadar sivil ve demokratik olmak zorunda bulunduğuna dikkati çeken Gül, şunları dile getirdi:

Gül, CHP ile İYİ Parti’nin masaya oturmadığı takdirde anayasayı, AK Parti ve MHP’nin, toplumun bütün kesimleri ile konuşup Meclis’e taşıma ihtimali olup olmayacağına ilişkin soruya da “Bir defa bu anayasayı biz milletimize beraber yapacağız. Yani Meclis’ten ne çıkarsa çıksın, milletimizin onayına sunacağız” yanıtını verdi.

Ne olursa olsun bu konuda asla geri adım atmadan, milletin önüne tekliflerini götüreceklerini vurgulayan Gül, “Biz Türkiye’nin 2023 sonrasında ilerici bir anayasaya, daha ileri bir demokrasi anlayışına milletimizin layık olduğu bu anayasayı, milletimizle beraber yapma irademizi paylaşacağız, değerlendireceğiz. 360 referandum için, 400 anayasa için gerekli bir çoğunluk ama ne olursa olsun yine milletimizin onayına sunulacak. Biz Türkiye’nin gelecek tasavvuru anlamında da toplumsal sözleşme önerimizi milletimizle paylaşacağız ve milletimizin çizdiği bu siyaset belgesini, toplumsal sözleşmeyi milletimizin hakemliğine sunacağız” ifadelerini kullandı.

Diğer partilerle uzlaşı sağlanamazsa millete birden fazla teklif sunulmasının söz konusu olup olmayacağına ilişkin soru üzerine Gül, bunu mümkün mertebe uzlaşı ve müşterek zemini çoğaltarak, güçlendirerek yapmak istediklerini dile getirdi.

Milletin önünde tartışılıp son tahlilde milletin karar vereceğini ifade eden Gül, bu sürecin olabildiğince katılımcı, çoğulcu bir yaklaşımda olmasının önemine dikkati çekti.

Bunun siyasi partiler üstü, ülkenin ortak paydası anlamında bir metin olduğunu vurgulayan Gül, “Ümit ederim ki bu konuya destek verilecek” dedi.

“2023 ve sonrası anayasasını hedefliyoruz ama ruhumuz bu Anadolu’dur”

Bakan Gül, 1921 Anayasası’na ilişkin tartışmalar ve “21 Anayasası ruhu” söylemlerine ilişkin soru üzerine de 1921 ruhunun Milli Mücadele’yi ve Kurtuluş Savaşı’nı kazanan “kutsal bir ruh” olduğunu söyledi.

1921 Anayasası’nın kabulünde Meclis’in Kurtuluş Savaşı’nı yönetirken aynı zamanda da ülkenin kuruluş manifestosunu ortaya koyduğunu anlatan Gül, şunları kaydetti:

Yeni Anayasa sürecinde bir bilim kurulu oluşturulup oluşturulmayacağının sorulması üzerine Gül, yöntemin ilerleyen süreçte belirleneceğini ancak aslolanın çoğulcu bir anlayışla, müzakereci, diyalog merkezli bir çalışma ortaya koymak olduğunu belirtti.

Anayasa çalışmalarının “muhalefeti boşa düşürmek” için mi gündeme geldiği yönündeki bir soru üzerine Gül, AK Parti’nin gündemini milletiyle beraber belirlediğini, bunun da ontolojik bir tercih olduğunu ifade etti. Gül, “Millet, yeni bir anayasa istiyor. Ret, inkar, asimilasyon politikalarını sona erdirmiş, millete tepeden bakan değil; makbul olan, makbul olmayan vatandaş ayrımını ortadan kaldırmış, diline, kültürüne, bilinmeyen dil tanımı yapmayan, özgürlüğü daha da artıran bir partinin yeni bir anayasayı dillendirmesi, söylemesinden daha doğal bir şey olamaz. Bizim varlık sebebimiz, siyasetimiz bu ve milletin, halkımızın, vatandaşlarımızın beklentisi de bu” dedi.

Seçim barajında ve seçim sisteminde nasıl bir değişiklik öngördükleri ve seçim barajının düşüp düşmeyeceğinin sorulması üzerine Gül, şöyle konuştu:

Bakan Gül, konunun Cumhur İttifakı olarak değerlendirilip nihai halini alacağını belirterek, “Burada Cumhur İttifakı’na, AK Parti’ye yarasın diye değil. Demokrasiye yarayacak model, yöntem nedir onun üzerinde duruyoruz” dedi.

Seçim barajının 5 ya da 7 olması ile ilgili seçeneklerin konuşulduğu, bunun tartışılıp tartışılmadığının sorulması üzerine Gül, “Bunların hepsini tartışıyoruz. Nihai olarak karar verecek olan meclisin iradesidir ve partimizin, son nihai olarak da yetkili kurulların da şekillendirmesidir” ifadelerini kullandı.

“Türkiye bir hukuk devleti olarak süreci kendi mecrasında sürdürecektir”

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price’ın Osman Kavala’nın serbest bırakılması yönündeki çağrısının hatırlatılması üzerine Gül, yargının bağımsız, Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğunu ve kimsenin Türkiye’de görülen bir davayla ilgili tavsiye ve telkinde bulunmaya hakkı olmadığını söyledi. 

Gül, bağımsız ve tarafsız Türk yargıçlarının, önündeki dosyalarla ilgili deliller çerçevesinde yürüttüğü sürece ancak saygı duyduklarını belirterek şunları kaydetti:

“Sosyal medyanın yargı fenomeni olması kabul edilemez”

Hakimler ve savcılar üzerinde bir sosyal medya olup olmadığı, “sosyal medya adaleti” kavramının doğup doğmadığı sorusu üzerine Gül, sosyal medyanın iletişim çağında yadsınamaz bir realite olduğunu, ancak sosyal medyanın bir yargı fenomeni, yargının da sosyal medya fenomeni olmasının kabul edilemez olduğunu dile getirdi. 

Gül, dosyanın içinde ne olduğunu bilmeden “tutuklansın”, “tahliye olsun” denmesinin yargıya, hukuka olan saygıyı ortadan kaldıracağını, herkesin öncelikle yargının bağımsızlığını içselleştirmesi gerektiğini belirterek şöyle konuştu:

Gül, yanlış kararlar da olabileceğini ancak bunun istinaf, Yargıtay, Anayasa Mahkemesi tarafından Türkiye hukuk sistemi içerisinde düzeltilebileceğini ifade etti.

“Yargının ideolojisi olmaz”

Yargıya on yıllar boyunca, “ele geçirilecek kale” gözüyle bakıldığının belirtilmesi ve “Şu anda yargı kimin elinde?” sorusunun yöneltilmesi üzerine Bakan Gül, şu cevabı verdi:

Gül, Anayasa Mahkemesinin Enis Berberoğlu ile ilgili verdiği karar ile Berberoğlu’nun yeniden milletvekili olduğunun hatırlatılması ve bununla ilgili değerlendirmelerinin sorulması üzerine, “Anayasa Mahkemesi kararları bağlayıcıdır ve bu, anayasanın bağlayıcılığından kaynaklı. Dolayısıyla karara katılırsınız katılmazsınız ve burada işin esasıyla ilgili de zaten son tahlilde bir değerlendirme yok ama mahkeme kararı bağlayıcı ve süreç de yine bu çerçevede anayasanın amir hükümleri doğrultusunda işlemiştir, işlemektedir. Bundan sonraki süreç de meclisin yine iradesiyle tecelli edecek, gerçekleşecektir” diye konuştu.

“Kanun önünde herkes eşittir”

Ordu Ünye’de görevli bir savcının, aracının sileceklerine zarar verildiği ve aracına not bırakıldığı şeklinde şikayeti üzerine soruşturma başlatılmasının ve kendisinin HSK’ye soruşturmaya yönelik inceleme izni verdiğinin hatırlatılması ile sürecin detaylarının sorulması üzerine Gül, teftişin sağlıklı yürütülmesi adına tamamlanmasının beklenmesi gerektiğini söyledi.

Gül, hangi makamda olunursa olunsun kamunun verdiği tüm görevlerin millete hizmet için verildiğini belirterek, “Bizim efendi değil onlara hizmetkar olmamız gerekir, yaklaşımımız bu. Yani kanun önünde herkes eşittir. Bu olaydan bağımsız söylüyorum. İçeriğiyle ilgili araştırılıyor ama bu yansımasıyla beraber biz buna hemen izin verdik ve ‘asla tasvip edilemez’ dedik. Ne olduğuna ilişkin elbette süreç, bakılacak ve bu konuda sonuçlanacak ama Ünye’de ya da bir başka şehirde Türkiye’nin neresinde olursa olsun o arkadaşımıza yapılan, o apartmandaki kapı görevlisine, mahalledeki esnafa, oradaki üniversite öğrencisine yargı nasıl davranıyorsa o savcının maruz kaldığı işlemlere karşı da aynı davranışı göstermesi lazım. Kanun önünde herkes eşittir” dedi.

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap