“Alevilik, İslam’ın içinde mi, dışında mı?” ayrışması Avrupa’nın ilk resmi cemevini icradan satılma noktasına getirdi

by Haber Fora

Avrupa’nın ilk resmi cemevi olan Avusturya St. Pölten Cemevi’nin borçları sebebiyle satışa çıkarılacağı açıklanmış ve borçların ödenememesi halinde 10 Mart 2021 tarihinde saat 09:00’da St. Pölten Adliyesi’nde açık artırma ile satılacağı duyurulmuştu.

Açık artırma ilanı devletin resmi internet sitesinde de yayımlandı.

Borçların ödenmesi için yardım kampanyası başlatılmış durumda.

Diğer taraftan da Alevi kuruluşları kendi aralarında soruna çözüm bulmaya çalışıyor.

Peki nasıl oldu da Avrupa’nın en büyük cemevlerinden biri icra yoluyla satılacak noktaya geldi?

Bu sorunun cevaplarından biri de cemevi üyeleri arasında son yıllarda sıklıkla dillendirilen “Alevilik İslam’ın içinde mi, dışında mı?” tartışmasıyla başlayan bir ayrılık süreci yatıyor.

Satış kararının ardından Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun (AABK) parçası olan Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’ndan (AABF) cemevi yönetimine tepki açıklamaları gelmişti.

Üyeleri azalan cemevi borçlarını ödeyemedi iddiası

Bu nedenle ilk olarak iddialarıyla alakalı olarak Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu Onursal Başkanı Mehmet Ali Çankaya’yı aradık.

Çankaya, cemevinin AABF tarafından kurulduğunu ve uzun yıllar bu şekilde hizmet ettikten sonra mevcut cemevi başkanı Mehmet Mercan tarafından üyelerden habersiz bir şekilde Avusturya İslam Yasası’na bağlı olarak İslam Alevi İnanç Toplumu adlı oluşuma bağlandığını öne sürdü.

Bu durumun cemevi üyeleri arasında Aleviliğin özgün bir inanç olduğunu savunan ve AABF’ye yakın Aleviler ile Aleviliğin İslam’ın bir kolu olduğunu söyleyen Mehmet Mercan yönetimi arasında büyük bir ayrışma yarattığını söyleyen Çankaya, 600 üyenin çoğunluğunun tepki olarak ayrıldığını, mevcut üye sayısının 100 ile 120 arasına düştüğünü öne sürdü.

Çankaya, ayrıca yaşanan bu tartışma sürecinde cemevinin kuruluşundan beri emek veren kimi üyelerin de haksız bir şekilde atıldığını iddia ederek, AABF olarak kendi cemevlerini de kurduklarını söyledi.

Çankaya, 2015’e kadar cemevinin yapımı için alınan kredi taksitlerinin düzenli ve sorunsuz ödenirken, üyelerin tepki amacıyla terk etmesiyle birlikte yaşanan gelir düşüşünün de etkisiyle mevcut yönetimce aksatıldığını öne sürerek, iddialarını şöyle sürdürdü:

“Bankadan gelen uyarı mektubunu sakladılar”

“Kalan borç 1 milyon 600 bin euro”

Cemevinin bugünün koşulları ile 2.2 milyon Euro’ya mal olduğunu belirten Çankaya, “Yıllarca ödendi tabi bunun faizi de var. Çok büyük bir alan 10 bin metrekare ve dört yolun ağzında çok değerli bir yer. Şu an kalan borç bir milyon 6 bin euro. Ödenmediği için faiz ve masraflar sürekli yükseliyor” dedi.

“İslam Aleviliğinin tanınması için gizlice başvurdular”

Çankaya, AABF ile Aleviliğin İslam’ın bir kolu olduğunu söyleyen çevreler arasındaki anlaşmazlığın 10 yıl önce başladığını belirterek, şu iddialarda bulundu:

“Aleviliğin özgün bir inanç olarak tanınması için mücadele ediyoruz”

Çankaya, Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun kendisini İslam Aleviliği altında tanınan bir inanç olarak görmediğini, aksine Aleviliğin kendine özgü bir inanç olarak tanınması için on yıldan fazla bir süredir mücadele verdiğini ve bu mücadelesinin de süreceği kaydetti.

“Derneklerimizi kapatmaya çalıştılar”

Çankaya, İslam Alevi İnanç Toplumu’nun Avusturya İslam Yasası’ndan aldıkları güçle Avusturya’da Alevilerin yegane temsilcisi olduklarını öne sürerek, AABF’ye bağlı tüm dernekleri 2016 ve 2018 yıllarında Avusturya İnanç Dairesi üzerinden kapattırmak için girişimlerde bulunduğunu ancak bu davaları inanç ve vicdan özgürlüğü kapsamında kazandıklarını söyledi.

“Aleviler için büyük bir acıdır” 

Cemevinin bu hale gelmesinde mevcut yönetimin sorumlu olduğunu söyleyen Çankaya, sözlerini şöyle tamamladı:

Karşı iddia…Cemevinin 2005’teki iflası gizlendi

Peki karşı taraf bu iddialara ne diyor? Bu amaçla cemevi yönetiminde yer alan Kemal Aslan’a ulaştık.

Arslan ise cemevinin icralık hale gelmesinden bir önceki AABF’ye bağlı olan yönetimini sorumlu tuttu ve iddialarını şöyle sıraladı:

“Bizden önceki dönemde borç aksatıldı”

Arslan, kendi yönetimleri döneminde 2 milyon 300 bin euroluk borcun 750 binlik kısmını ödediklerini ancak 2001 ile 2015 arasında ise borcun aksatıldığını öne sürdü.

“Biz geleneksel Aleviliği, onlar Ali’siz Aleviliği savunuyor”

Arslan da AABF’ye bağlı olan önceki dönem yönetimi ile aralarındaki görüş ayrılığını doğruladı.

“Üyelerin çoğunluğu duruyor”

Arslan ayrıca öyle iddia edildiği kadar sayıda üyenin de ayrılmadığını öne sürerek, “420 üyemizden 70 kişi ayrıldı geri kalan duruyor” dedi.

Dünyada Aleviliğin yasalarla kabul edildiği ülkenin Avusturya olduğunu söyleyen Arslan, “Hem okullarda Alevilik dersleri verebiliyoruz. Cezaevlerindeki mahkumlardan da talep gelmesi üzerine dede görüşmeye gidebiliyor” ifadelerini kullandı.

Ortak çözüm arayışları sürüyor

Peki sorun nasıl çözülecek?

Para ödenemezse 10 Mart tarihinde cemevi açık artırmayla satılacak.

Paranın toplanması amacıyla Avrupa’da ve Türkiye’deki Aleviler arasında yardım toplanmaya çalışılıyor.

Arslan, 1,5 milyon euroluk kalan borcun 500 binlik kısmını toparladıklarını geri kalan kısmını da halletmeye çalıştıklarını söyledi.

Her ne kadar karşılıklı sert eleştiriler olsa da Avusturya’da Aleviler arasında sorunu çözmek için ortak hareket edilmesi görüşü de ağırlık kazanmış durumda.

Son olarak konuyla ilgili görüşünü almak için aradığımız Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat da soruna çözüm bulunması için taraflar arasında görüşmelerin sürdüğünü kaydetti.

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap