Arap Baharı 10 yaşında… Çeviköz: Arap uyanışı, Bilgiç: Kanlı kış

by Haber Fora

2011 yılında Ortadoğu coğrafyasında yaşanan olaylar tarihe şimdiden ”Arap Baharı” adıyla kaydedildi. 

10. yıla giren “Arap Baharı”, Tunus, Libya ve Mısır’da diktatörleri devirse de bu ülkeler istikrara kavuşamadı.

Yemen ve Suriye’deki iç savaş geriye yüzbinlerce ölü, darmadağın şehirler, milyonlarca mülteci ve kitlelerin slogandan çengellerle havaya astığı özgürlük, adalet ve değişim talepleri bıraktı.

Türkiye’nin ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili ve Genel Başkan Danışmanı Ahmet Ünal Çeviköz geçmişte uzun yıllar Dışişleri Bakanlığı’nda mesai harcamış emekli bir büyükelçi.

Rusya’dan Irak’a, NATO’dan Londra’ya kadar geniş bir tecrübe yelpazesine sahip.

CHP’li Çeviköz: Arap uyanışı

Çeviköz, “Arap Baharı” ifadesi yerine “Arap uyanışı” ifadesini kullanıyor ve bunun kurgulanmış bir olay olduğunu düşünmediğini aktarıyor.

”Tunus’ta yakılan özgürlük meşalesi ve ekonomik sıkıntılarla haksızlıkların bir insanın kendini yakmasına varacak kadar bunaltıcı hale gelmesi örnek oldu ve toplumsal halk hareketlerini başlattı” diyen Çeviköz, “Bu safhadan sonra olayları ve gelişmeleri manipüle etmek isteyenler elbette olmuştur, ancak 21. yüzyılın hemen başında ortaya çıkan bu gelişmeleri totaliter yönetimlere ve adaletsizliklere karşı bir başkaldırı ve direniş olarak görmek daha gerçekçi olur” şeklinde konuştu.

 

Olayların kısa süre içinde yayılmasının toplumsal dinamiklerin hazır olduğunu ve “demokrasi özleminin kolay bastırılmayacağını gösterdiğini” vurgulayan Çeviköz, “Arap dünyası içine kapanık değil. Çağın iletişim ve ulaşım olanakları herkesin her şeyden haberdar olmasına yol açıyor. Bence demokrasi, temel hak ve özgürlükler, adalet ve iyi yönetişim bu halkların da özlemiydi, Arap uyanışı nihayet bunu gösterdi” ifadelerini kullandı.

‘En önemli kazanım Tunus”

Olaylarla beraber bütün dünyanın Arap aleminde demokrasi mayasının bulunduğunu gördüğünü vurgulayan Çeviköz şunları söyledi:

“Arap uyanışı aslında kötü yönetişimin de sonucudur. Dolayısıyla Arap dünyasına yeni bir toplumsal dinamizm ve özlem getirmiştir. Müslüman Kardeşler bu durumdan istifade etmeye çalışınca siyasal İslam’ın yaygınlaşması önemli bir meydan okumaya yol açtı. Yönetim boşlukları ve başarısız devletlerde siyasal İslam iktidarı elde etmek için harekete geçti. Ancak yine Tunus’ta bu gelişmelerin demokratik yollarla kontrol altına alınması mümkün oldu. Bu Arap dünyası için en önemli kazanımdır. Burada dünyanın kaybı yoktur, sadece kazancı vardır.” 

DEVA Partili Bilgiç’e göre “Arap Baharı” değil, “Kanlı kış” 

Meclis dışı muhalefetin iddialı partilerinden biri olan Demokrasi ve Atılım Partisi’nin Genel Başkan Yardımcısı ve Dışişleri ve Güvenlik Politikaları Başkanı Abdurrahman Bilgiç de Hariciye kökenli bir isim.

Dışişleri Bakanlığı Ortadoğu ve Afrika Dairesi’nde başladığı meslek hayatında birçok ülkede kritik görevler yaptı.

Milli İstihbarat Teşkilatı’nda (MİT) Müsteşar Yardımcılığı görevinde de bulunan Bilgiç ise “Arap Baharı” için “Kanlı kış” dedi.

 

Sürecin her ülkede ortak ve ayrı ayrı dinamikleri olduğunu belirten Bilgiç, yaşananların sebebini şu listeyle açıklıyor:

”Dış müdahalelerin en açık kanıtı vekalet savaşlarıdır”

“Sivil itaatsizlik ve gösteriler, zamanla yerini siyasi ve sosyal çalkantılara, iç savaşlara ve karmaşık vekalet savaşlarına bıraktı” diyen Bilgiç, vekalet savaşlarının, dış müdahalelerin en açık tezahürü ve kanıtı olduğunu söyledi.

Bu çalkantılardan, sosyal kargaşalardan, iç savaşlardan, vekalet savaşlarından insanlığın, dünyanın, bölgemizin ve tek tek ülkelerin ders çıkarmaları gerektiğini söyleyen Bilgiç, şunları kaydetti:

“Alınması gereken ders, insanlık ortak paydasında buluştuğumuz bilinciyle, barış, istikrar, refah ve dostane ilişkiler ortamının yeniden tesisine katkıda bulunmaktır. Türkiye’nin, bu bağlamda, krizlerden beslenmek yerine, krizleri çözerek güçlenme yoluna girmesi, içeride kutuplaştırma ve dışarıda vekalet savaşlarına taraf olma yaklaşımını terk etmesi, milli güvenliğini sağlarken, bölgesel istikrar ve refaha odaklanması gerekmektedir. Bu ders alınırsa, Türkiye bakımından en büyük kazanç olacaktır.” 

 

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap