AYM Başkanı Arslan, en çok “hak ihlali” kararı verilen ilk 3 başvuru konusunu açıkladı

by Haber Fora

Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Zühtü Arslan, “Eğer ihlal yargı kararından kaynaklanıyorsa bunu giderebilecek yargı organıdır ama yargı organları bunu yaparken mahkemeler, her bir davada bir ihlalin çıkmasını beklememeliler” diye konuştu.

Arslan, Anayasa Mahkemesinde (AYM) düzenlenen Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) Uzman Yardımcıları Eğitim Programı’nın açılışında konuşma yaptı.

PKK tarafından kaçırılarak Gara’da şehit edilen vatandaşları anarak konuşmasına başlayan Arslan, “Demokratik ülkelerde terör ve terörizm, insan haklarına yönelik en büyük tehditlerin başında gelmektedir” ifadesini kullandı.

“ “İnsan hakları, eşitlik, ayrımcılıkla mücadele kavramları belli ölçüde kirletilmişlik taşıyor”

İnsan haklarının evrenselliği konusuna değinen Arslan, ayrımcılık ve İslamofobi’nin Batı’da yükselişte olduğunu kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

Söz konusu kavramların Batı tarafından üretilerek tüm dünyaya yayıldığına dair yaygın bir kanaat bulunduğunu söyleyen Arslan, modern formülasyonu Batılı olsa da bu kavramların evrensel olduğunu kaydetti.

 “Bağımsız ve tarafsız yargı, tüm medeniyetlerin ortak değerlerinden biridir” 

“Adalet mülkün temelidir” sözlerini hatırlatan Arslan, adaletin, tüm inançların ortak ilkesi olduğunu belirtti.

Bu kapsamda adil yargılanma hakkına değinen Arslan, “Bilindiği üzere adil yargılanma hakkı, başlı başına temel hak olmanın yanında diğer hakların kullanılmasının da bir ön şartıdır. Tarih boyunca birçok toplumda hakimin nitelikleri, taraflar arası karar verirken adil davranması gerektiği ifade edilmiştir. Dolayısıyla adil yargılanma hakkının çok önemli bir unsuru olan bağımsız ve tarafsız yargı, tüm medeniyetlerin ortak değerlerinden biridir” ifadelerini kullandı.

Geçmişten bugüne kurulan Türk devletlerinin temelinde hak, adalet ve eşitlik ilkelerinin bulunduğunu bildiren Arslan, Büyük Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet’in bu değerler üzerine kurulduğunu dile getirdi.

300 bini aşkın bireysel başvuruda 14 bin 355 ihlal kararı

AYM’ye bireysel başvuru konusuna da değinen Arslan, 23 Eylül 2012’de uygulamaya konulan bireysel başvurunun büyük bir kazanım olduğunu ifade etti.

Uygulamaya konulmasının ardından 300 bini aşkın bireysel başvuru yapıldığını söyleyen Arslan, 260 binden fazlasının da karara bağlandığını bildirdi.

Zühtü Arslan, “Bireysel başvuruda şu ana kadar toplam 14 bin 355 ihlal kararı verilmiş. En fazla ihlal edilen haklar sıralamasında ilk sırada yüzde 63,4 ile adil yargılanma hakkı, ikinci sırada yüzde 19,3 ile mülkiyet hakkı, üçüncü sırada da yüzde 4,2 ile ifade özgürlüğü bulunmaktadır” diye konuştu.

“Mahkemeler, her bir davada bir ihlalin çıkmasını beklememeliler”

Bireysel başvuruda verilen ihlal kararlarının yerine getirilmesi konusunda bazı yanlış anlaşılmalar olduğunu hatırlatan Zühtü Arslan, özellikle yeniden yargılama kararlarında mahkemelerin ne yapacağı konusunda bazı tartışmalar bulunduğuna dikkati çekti.

Bireysel başvuru uygulamasının 8 yıllık geçmişi nedeniyle bu konudaki yanlış anlaşılmaların anlaşılabilir olduğunu ifade eden Arslan, “TİHEK’in de ombudsmanın da Anayasa Mahkemesinin de aslında bireysel başvuruda yaptığı iş aynı. Temel hak ve özgülükleri korumak ve geliştirmek. Bunun da yolu tek tek ülkedeki bütün temel hak ve özgürlükler problemlerini çözmek, bütün ihlalleri ortadan kaldırmak değildir, olamaz da. Buna hiçbir kurumun gücü yetmez” diye konuştu.

Arslan, gerek idari gerek yargısal kurumlara yapılsın, bireysel başvuruların yeni ihlallerin ortaya çıkmasını engellemeyi amaçladığını söyledi. 

Olası ihlallerin ortaya çıkacağı zemini düzeltmenin önemine değinen Arslan, “Onun için biz diyoruz ki eğer ihlal yargı kararından kaynaklanıyorsa bunu giderebilecek olan yargı organıdır ama yargı organları bunu yaparken mahkemeler, her bir davada bir ihlalin çıkmasını beklememeliler” dedi.

Devletin varlık nedeninin temel hak ve hürriyetleri güvenceye almak suretiyle insanın huzur içinde yaşamasını sağlamak olduğuna işaret eden Arslan, “Bu, aynı zamanda devletin varlığını devam ettirmesinin de şartıdır. Kısacası insanı yaşatan devlet yaşar. Bireysel hak ihlali iddialarını inceleyen kurumlar olarak Anayasa Mahkemesinin, TİHEK’in ve ombudsmanın temel amacı da insanı yaşatma hikmetine uygun olarak hak ve özgürlüklerin korunması ve geliştirilmesidir” şeklinde konuştu.

AA, Haber Fora

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap