Bangladeş’in Arakanlı Müslümanları gönderdiği “cezaevi adası” Başan Çar’da neler oluyor?

by Haber Fora

Myanmar’da şahit oldukları sistematik baskıdan kaçarak komşu Bangladeş’e sığınan Arakanlı Müslümanların (Rohingya) yaşadığı trajedi, vardıkları bu ülkede de sona ermeyecekti.

Cox’s Bazar’daki kamplarda sayıları yıllar içinde yüz binleri bulan mülteciler kaldıkları barakalarda yaşama tutunmaya çalışsalar da bu kez onları bir başka bilinmez bekliyordu.

Varacakları yeni adres, 20 yıl kadar önce deniz sularının çekilmesiyle gün yüzüne çıkan ve Bangladeş donanması tarafından mülteci kampına dönüştürülen Başan Çar (yüzen ada) olacaktı.

Bu isim, bölgenin sel felaketine açık oluşuyla daha en baştan tehlike çanlarının çalmasına yol açsa da Bangladeş yönetimi uluslararası kamuoyundan yükselen itirazlara ve insan hakları kuruluşlarının tepkisine rağmen binlerce mülteciyi oraya gönderecekti.

Myanmar’da baskı ve şiddetten kaçan yaklaşık 1 milyon Arakanlı Müslüman’ın sığındığı Bangladeş’in bu mültecilerden bazılarını Başan Çar adasına yerleştirme planı, duyulur duyulmaz insan hakları kuruluşlarının tepkisiyle karşılaştı.

Gelen eleştiriler sonrası Dakka yönetimi tartışmalı plandan ilk etapta vazgeçmiş gibi görünse de sonrasında kararını hayata geçirdi ve yakın zamanda da adadaki tesislerin bu kez koronavirüs salgını sırasında denizden kurtarılan göçmenlerin karantinaya alınmaları için kullanılacağını açıkladı.

Dahası, dünyanın pandemiyle yatıp kalktığı bir sırada Aralık 2020’de binlerce mülteci adaya gönderilmek üzere gemilere bindirildi. Objektiflere yansıyan görüntüler, önce bin 600, ardından da yaklaşık bin 800 mültecinin Başan Çar’a götürülmek üzere yola çıkarıldığını gösterdi. Son olarak 29-30 Ocak tarihlerinde de toplamda yaklaşık 3 bin 200 kişinin adaya gönderildiği açıklandı.
 

“Gönüllü değil zorla götürüldüler” iddiası

Bangladeş yönetimi aralık ayındaki nakiller sırasında yalnızca gitmeye istekli göçmenleri naklettiklerini savunarak bu sayede kapasitesinin çok üstünde nüfus barındıran kamplardaki kalabalığın hafifletileceğini iddia etti.

Ancak bazı göçmenler ve insani yardım çalışanları, Bengal Körfezi’nde yer alan ve muson yağmurları nedeniyle sel felaketine açık bu adaya Rohingyaların bir kısmının zorla götürüldüğünü belirtti.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) aralık ayındaki yer değiştirme esnasında isimleri listelerde yer alan ancak gitmeye gönüllü olmayan birçok aileyle görüştüklerini kaydetti.

Af Örgütü de Bangladeş hükümetinin Başan Çar’a taşınmak üzere belirlediği bazı mültecilerin gidecekler listesine zorla kaydedildiğini öne sürdü. 

Uluslararası Mülteciler kuruluşuysa Bangladeş’in bu hareketinin, “Rohingya halkını, uluslararası insan hakları yükümlülüklerini ihlal edecek şekilde toplu halde tutuklamaktan başka bir şey olmadığını” ifade etti.

Bazı yardım çalışanları, göçmenlerin adaya gitmeleri için tehdit ve nakit teklifleri gibi yöntemlere başvuran hükümet yetkililerinin baskısı altında kaldığını söyledi.

O sıralarda Reuters’a konuşan kimi görevliler, yetkililerin insanları gitmeye zorlamak için tehdit ve kandırmalara başvurduğunu savundu. Bangladeş Dışişleri Bakanı Ebu Kelam Abdulmumin ise “Hükümetimiz kimseyi Başan Çar’a zorla götürmüyor” dedi.

Meselenin en dikkat çeken noktalarından biriyse Birleşmiş Milletler’in (BM) bu mültecilerin adaya götürülmesiyle ilgili kendilerine “sınırlı bilgi” verildiğini ve hazırlıklara dahil edilmediklerini bildirmesi oldu.

Peki ya bu aşamaya gelinceye kadar neler oldu ve son durum nedir?
 

Ada, BM’den “yaşanılabilir” vizesi almadı

Bangladeş hükümeti 103 bin 200 mülteciyi adaya yerleştirme planını ilk açıkladığında, bu ücra kara parçasının BM’nin “yaşanılabilirlik değerlendirmesinden” geçer not almadığı zaten biliniyordu.

BM ayrıca, Bangladeş hükümetinin herhangi bir yer değiştirmenin gönüllü olmasını sağlayacak taahhütlere saygı göstermesi gerektiğinin altını çizmişti.

BM İnsan Hakları Myanmar Özel Raportörü Tom Andrews son yer değiştirmelerden birkaç gün sonra yaptığı açıklamadaysa, Başan Çar adasındaki koşullara dair bağımsız bir değerlendirme gerçekleştirilmesi çağrısında bulundu.

Andrews, adanın bu savunmasız nüfusu güvenli bir şekilde barındırmaya uygun olup olmadığına dair BM’den onay gelmeden taşınma işleminin gerçekleştiğini bildirdi.

Özel Raportör, sorunun kökenini işaret etti: Myanmar

Bangladeş’in mültecileri yeniden yerleştirmeye yönelik daha fazla eyleminin BM değerlendirmesinin sonucuna bağlı olması gerektiğini söyleyen Andrews, yer değiştirenlerin bunu “kendi iradeleriyle” yapması ve insanların güvenliklerinin öncelikli tutulması gerektiğini ekledi.

Bangladeş hükümetinin Rohingya mültecilere ev sahipliği yapmada “olağanüstü derecede cömert” davrandığını ancak aradan üç yıldan fazla zaman geçmişken bu insanların Myanmar’a geri dönmeleri için gerekli koşulların hâlâ sağlanmamış olmasının “savunulamaz” olduğunu söyledi.

BM yetkilisi, en nihayetinde sorumluluğun, krizi sona erdirmek için “ahlaki ve yasal sorumluluk” alması gereken Myanmar’a düştüğünü vurgulayarak, “Şüphesiz ki Rohingya krizi Myanmar’dan kaynaklandı ve ancak Myanmar’da çözülebilir… Canlarını kurtarmak için Bangladeş sınırına kaçmak zorunda kalan Rohingyalar evlerine dönmek istiyor ve bunu hak ediyorlar” dedi.

Diğer yandan Bangladeş hükümetini, adaya göçmen nakletme planları yaparken bu insanları zorlamadan ve rızaya dayalı bir yol izlemesi çağrısında bulunan bir başka kuruluş Af Örgütü oldu.

Örgüt, Dakka yönetimini, herhangi bir yer değiştirme gerçekleşmeden önce bu adadaki koşulların BM kuruluşları, insani yardım ve insan hakları kuruluşlarıyla bağışçı ülkelerin temsilcileri tarafından bağımsız olarak değerlendirilmesi için adaya sınırsız erişim sağlamaya davet etti.

BM Sözcüsü Donovan: Erişim izni hâlâ verilmedi

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (BMMYK) Cox’s Bazar sözcüsü Louise Donovan, ‘nin son nakiller ve BM’nin çalışmalarıyla ilgili soruları üzerine, BM’nin Başan Çar’a ve buradaki mültecilere erişim arayışının sürdüğünü belirtti:

Gazeteciler, ilk sakinlerle görüştürülmedi

Özgür Rohingya Koalisyonu Kurucu Ortağı Nay San Lwin ise ‘ye verdiği röportajda, Bangladeş’in bu mültecileri neden Başar Çar’a gönderdiği sorusuna, “Bangladeş, Cox’s Bazar’daki Rohingya kamplarının aşırı kalabalık olduğunu ve bazı bölgelerde muson mevsiminde heyelan riskinin yüksek olduğunu söyledi. Bu bir sebep” dedi.

Lwin, sunulan bir başka gerekçenin de mültecilerin “Başan Çar’da geçim kaynakları mevcut olduğu için burada bağımsız olarak yaşayabilecekleri” düşüncesi olduğunu ekledi.

Gazetecilerin aralık ayının son günlerinde bin 800 kadar mültecinin gönderildiği ikinci grubun nakli sırasında Başan Çar’a girebildiğini ancak basın mensuplarının birinci nakille adada bulunan mültecilerle görüşmelerine izin verilmediğini söyleyen Lwin, “Oradaki bazı mülteciler, başka hiçbir seçenekleri olmadığı için şikayetçi olamayacaklarını söylüyor” dedi.
 

Sel riski Başan Çar için daha yüksek

Başan Çar için kamuoyunda “cezaevi adası” benzetmesi yapılmasıyla ilgili olarak Lwin, “Mültecilerin Cox’s Bazar’a geri dönme şansları olmayacak ve Myanmar’a dönüşleri de belirsiz. Bu nedenle adayı böyle nitelendiriyorlar” ifadesini kullandı.

BM yetkililerinin Bangladeş’i Başan Çar’a taşınmayı, yaşanabilirlik çalışması tamamlanana kadar ertelemeye çağırdığının hatırlatılması üzerine Lwin şunları söyledi:

Lwin ayrıca, Rohingya krizinin çözümüne dair değerlendirmesinde, “Bangladeş hükümeti ve uluslararası toplum, tüm Rohingyaları Myanmar’a tam vatandaşlık, etnik haklar, ayrıldıkları ilk yerlere yerleşme ve koruma güvencesi ile geri göndermek için birlikte çalışmalıdır” ifadelerini kullandı.
 

Umut yolculukları hüsranla bitenler

Af Örgütü’nün 15 Eylül 2020 tarihli raporuysa, o güne kadar yüzlerce Arakanlı Müslüman’ın Bengal Körfezi’nin ücra bir noktasında yer alan alüvyon adasında yaşamaya çalıştığını ve içlerinden bazılarının halihazırda yaşam koşullarının zor olduğu Cox’s Bazar’daki mülteci kamplarına dönebilmeyi umduğunu işaret ediyor.

Adanın “zoraki” sakinlerinden biri de 27 yaşındaki Asiye Hatun: Malezya’daki eşine kavuşma umuduyla 22 Mart 2020’de üç çocuğuyla ölümcül bir tekne yolculuğuna çıktı. Bu yolculukta bin 400 kadın, erkek ve çocuk arasındaydı. Malezyalı yetkililer teknelerini geri çevirince Asiye’nin de umutları yıkıldı, diğerleriyle birlikte Mayıs 2020’de Bangladeş sularına geri dönmek zorunda kaldı ve Bangladeş donanmasının Başan Çar’a ilk götürdüğü yüzlerce mülteciden biri oldu.

Başından geçenleri Af Örgütü’yle paylaşan Asiye Hatun, adada tek bir gün bile geçirmek istemediğini ve Bangladeş hükümetinin kendilerini buraya 14 günlük karantina için götürdüğünü anlattı:

“Myanmar’a gönderirlerse denize atlarım”

Af Örgütü rapor öncesinde, Başan Çar’da yaşayan Rohingya iki kadın ve bir erkeğin yanı sıra şu an adada bulunan 13 kişinin yakınları olan 8 kişiyle görüşmelerde bulundu.

Kızı adada yaşayan Ruveyda, “(Bangladeş) hükümeti onları 14 günlük karantina için aldıklarını belirtti. Şimdi bizi de oraya götüreceklerini söylüyorlar” diye konuştu.

Rapora göre adadaki bir güvenlik yetkilisinin, Ruveyda’nın kızına burada 6 ay kalacağını ve bu sürenin sonunda Myanmar’a gönderileceğini söylediği, karşılığında da kızın “Beni Myanmar’a yollarlarsa denize atlarım” yanıtını verdiği kaydedildi.

İki farklı resim: Birinde “memnuniyet”, diğerinde içler acısı tablo

Bangladeş yönetiminin adada inşa ettiği mülteci kampının Rohingyalara barınma ve diğer bazı imkanları sunduğu ve insanların burada kalmaktan memnun olduğu mesajını veren yayınlar da gündeme gelmişti.

Ancak kimi uluslararası yayın kuruluşları, kamptan çektikleri görüntüleri “ziyaretlerinin yönetimin gözetimi altında gerçekliği” notuyla paylaşmayı tercih etti.

Özgür Rohingya Koalisyonu yetkilisi Lwin’in de işaret ettiği üzere, gazetecilerin adaya gönderilen ilk gruplarla görüştürülmesinin engellenmesi de mevcut koşullarla ilgili soru işaretlerine yol açtı.

“Burası hapishaneden bile kötü”

Adada bulunan bazı mültecilerse Af Örgütü’ne yaptıkları açıklamalarda, 5 metrekareyi bulmayan odalarda 2 ile 5 kişinin kaldığını söyledi.

Anlatılanlara göre bazı tesislerde 16 odaya yalnızca iki tuvalet düştüğü belirtilirken, adada donanma tarafından işletilen ve saat 08:00-12:00 arası hizmet veren bir mobil klinik dışında hiçbir sağlık tesisi bulunmadığı iddia edildi.

Af Örgütü’ne konuşan mülteciler, barakalarını terk etmelerine izin verilmediğini ifade ederken, mültecilerden biri zeminin ne kadar kötü olduğunu anlatırken “Burası hapishaneden bile kötü. Yoldan bir araba geçerken etraftaki her şey sallanıyor” diye konuştu.
 

Cinsel taciz ve haraç suçlamaları

Adadaki mülteciler ayrıca, güvenlik görevlilerinden bazılarının cinsel tacizde bulunduğunu, kendilerini sınırdışı etmekle tehdit ettiklerini ve hem donanma mensuplarının hem de adanın yerlisi bazı işçilerin haraç aldığını öne sürdü.

Af Örgütü’nün gerçekleştirdiği iki röportaj sırasında mülteciler, adada polis ve donanma yetkililerinin cinsel taciz veya taciz olaylarına karıştıklarını duyduklarını aktardı.

Arakanlı bir anne, kızını arayabilmek için donanmadan bir yetkiliye önemli miktarda para transferi yapmak zorunda kaldığını söyledi. Aynı kadın, kendisine yardım teklif edip telefonlarından para transferi yaptıran yetkililerin bazen bu paraları yerine ulaştırmadığını da anlattı.

Af Örgütü’ne konuşan Muhammed A. ise adadaki yakınlarına 5 bin Bangladeş Takası (yaklaşık 435 TL) gönderecek olsa bu paranın 3 bin Bangladeş Takası’nın ancak yerine ulaştığını, geri kalanına donanma yetkilerinin ya da “hizmet” teklif eden işçilerin el koyduğunu belirtti.

Yerleştirme öncesi “git-gör” turları

Raporda ayrıca, 5 Eylül 2020’de Bangladeşli yetkililerin kamplardaki topluluk önderlerinin de aralarında bulunduğu 40 mülteciyi ve adadaki bazı mültecilerin ailelerini adadaki duruma bakmaları için “git-gör” gezisine götürdüğü aktarıldı.

İnsan hakları kuruluşu, Bangladeşli yetkilileri, halihazırda adada bulunan Rohingya mültecilerini Cox’s Bazar’daki mülteci kamplarına geri göndermesi ve adaya yerleştirme planlarında mültecilere zorlama olmaksızın danışılması gerektiğini vurguluyordu ki Aralık 2020’de tepki çeken o adım geldi.
 

HRW: Bangladeş verdiği sözü tutmuyor

HRW de Aralık 2020’de paylaştığı raporda, Bangladeş hükümetinin Arakanlı mültecilerin Başan Çar adasına taşınmasının durdurulmasını istemişti.

Bangladeş hükümetinden şeffaf bir yeniden yerleştirme sürecini taahhüt etmesi talep edilirken, aktarılan mültecilerin bilgilendirmeye dayalı rızasının alınması, ada içinde ve dışında hareket özgürlüğü sağlanması ve BM’nin önceden bağımsız bir teknik ve koruma değerlendirmesi talebine kulak verilmesi hatırlatılmıştı.

HRW Asya Direktörü Brad Adams, “Bangladeş hükümeti, BM’ye verdiği, insani yardım uzmanları yeşil ışık yakana kadar hiçbir mülteciyi Başan Çar adasına yerleştirmeme sözünü bilfiil geri çeviriyor. Hükümet, adanın yaşanabilirliğinden gerçekten emin olsaydı şeffaf davranır ve BM teknik değerlendirmelerini aceleyle atlatmazdı” ifadelerini kullanmıştı.

Gönüllü olanlar neden vazgeçti?

Öte yandan HRW’nin son raporunda da adaya götürülenlerin buraya rızaları dışında nakledildiği iddiasını destekleyen tanık ifadelerine yer verildi.

Bangladeş hükümeti yer değiştirmenin gönüllü olacağını iddia etse de HRW yetkilileri isimlerinin listede olduğunu söyleyen ancak yeniden yerleşmek için gönüllü olmadıklarını açıkça belirten 12 aileyle görüştü.

Bir mülteci, “İsmimin orada nasıl olabildiğine dair hiçbir fikrim yok ancak adımı asla gönüllü olarak o listeye koymadım. Öğrenince kaçtım. Kamp yetkililerinin ve toplumumuzun ileri gelenlerinin beni ve ailemi aradıklarını duydum. Korkarım beni bulurlarsa gitmeye zorlayacaklar” diye konuştu.

Bir başka mülteci de “Benim adım listede yer aldı ve kamp yetkilisi beni tehdit etti. Ölsem bile cesedimi oraya (Başan Çar) götüreceklerini söyledi. O adaya gitmek istemiyorum” dedi.
 

HRW’e konuşan bir diğer mülteciyse, kamp liderlerinin, listedeki kişilerin Myanmar’a geri gönderilmesinde öncelik tanınacağını ve 5 bin taka verileceğini söyleyince adını kaydettirdiğini ancak adadakilerin “hapishane benzeri tesislerde” tutulduğunu ve hareket özgürlüğüne sahip olmadıklarını öğrenince gitme konusunda fikrini değiştirdiğini söyledi.

Kimileriyse Başan Çar’a kendi istekleriyle gitmeye razı oldu. Zira kamptaki liderler ve yetkililer, bu kişilere, adada balıkçılık ve çiftçilik gibi geçim kaynağı fırsatlarını seçebileceklerini, sağlık tesislerine daha iyi erişebileceklerini ve çocuklarının eğitim alacakları vaat etmişti.

Ancak HRW zaten adada bulunan bazı mültecilerin koşullarının kötü olduğunu vurguluyordu: Adadakiler, hareket özgürlüğünden mahrum kaldıklarını ve sürdürülebilir geçim kaynaklarına veya eğitime erişimlerinin olmadığını anlatıyordu.

Adadaki mülteciler ayrıca, açlık grevine başlayınca Bangladeş yetkilileri tarafından dövüldüklerini, adadan ayrılmalarına ve Cox’s Bazar’daki kamplara dönmelerine izin verilmesi için yalvardıklarını söylüyordu.

Hastalar tekneyle üç saat yol gitmek zorunda

Cox’s Bazar’daki sağlık çalışanları ve daha önce adayı ziyaret eden mültecilerse, adada yeterli tıbbi bakımın olmamasına ilişkin ciddi endişelerini dile getiriyordu.

Başan Çar’ı ziyaret eden mültecilerden bazıları, adadaki kadınların ve genç kızların uygun sıhhi malzemelere erişimlerinin olmadığını ve bu kişilerin regl dönemine dair imkanlara ulaşamadıklarını belirtiyordu.

Eylül 2020’deki bir “git-gör” turu sırasında adayı ziyaret eden bir mülteci de “Herhangi biri kritik bir şekilde hastalanırsa, en iyi seçenek, muson mevsiminde potansiyel olarak imkansız olan, tekneyle en az üç saatlik bir yolculukla hastaneye gitmektir” diyordu.

HRW bu örneklerin adada büyük olasılıkla yeterli sağlık tesisinin olmadığını ve tıbbi acil durumlara müdahale etmek için sürdürülebilir bir plan bulunmadığını gösterdiğini belirtirken, adada binlerce kişinin yaşaması halinde ortaya çıkacak muhtemel tabloya da dikkatleri çekiyordu.
 

Bangladeş’in taraf olduğu sözleşme ne diyor?

Öte yandan ıssız adaya mülteci yerleştirme planıyla tepki çeken ve buradaki tesislerde insan hakları ihlallerine dair suçlamalara maruz kalan Bangladeş’e uluslararası düzeyde hukuki sorumlulukları da hatırlatılıyor.

Bu Asya ülkesinin taraf olduğu Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin (ICCPR) 9. Maddesi, herkesin özgürlük hakkını güvence altına alarak kanunla belirlenen prosedürler dışında keyfi gözaltı ve özgürlükten mahrum bırakmayı yasaklıyor. 12 Madde de bir devletin topraklarında bulunan herkese hareket özgürlüğü ve ikametgahlarını seçme hakkı tanıyor.

Af Örgütü, adadaki Rohingya mültecilerin uzun süre hareket haklarından mahrum bırakılmasının Bangladeş’in ICCPR kapsamındaki yükümlülüklerinin ihlali anlamına geldiğini ifade ediyor.

Diğer yandan ‘nin adadaki koşullarla ilgili görüşlerine başvurmak üzere irtibata geçtiği Bangladeş Mülteci Koruma ve Yurduna İade Komisyonu (RRRC) yetkililerinden henüz yanıt gelmedi.

UAD, Myanmar’ı “soykırıma” karşı uyarmıştı

Mülteci krizinin asıl çıkış noktası olan Myanmar’daysa, uluslararası yargı organlarının hükümlerine rağmen yerel yönetimden geri adım gelmiyor.

Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Ocak 2020’de vardığı kararda, Myanmar’ın Arakanlı Müslüman azınlığına karşı “soykırım” uyguladığı suçlamasıyla Gambiya’nın açtığı davada önemli bir beyanda bulunmuştu.

Bölgede soykırım tehdidinin sürdüğüne dikkat çeken UAD, Myanmar yönetiminin “Arakanlı Müslümanları korumak ve soykırımı önlemek için acil önlem alması gerektiği” sonucuna varmıştı.

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap