Bilime göre aşık olduğunuzu nasıl anlarsınız?

by Haber Fora

“Aşk nedir?” sorusuna yanıt veren uzmanlar, aşkın tek bir karakteri olmadığını söylüyor. Ancak Missouri Üniversitesi’nden davranışsal sinirbilimci Dr. Sandra Langeslag, her şeyin beyinde başladığını belirtiyor:

BBC’nin bilim dergisi Science Focus’a konuşan psikologlar ve sinirbilimciler, aşık olan kişilerin vücudunda ve özellikle beyninde hangi biyolojik süreçlerin yaşandığını anlattı.

Buna göre pek çok bilim insanı aşkı biyolojik antropolog Dr. Helen Fisher’ın ortaya koyduğu çerçevede ele alıyor. Bu çerçevede aşkın üç biçiminin birlikte “romantik aşk”ı oluşturduğu ifade ediliyor.

Fisher’a göre bunlardan ilki şehvet. Bu süreç, östrojen ve testosteron gibi cinsiyet hormonları tarafından idare ediliyor ve hemen ardından “çekim” geliyor. “Vurulma” diye isimlendirilen bu çekim aşamasında araştırmacılar, “iyi hissettiren kimyasallar” diye bilinen dopamin ve noradrenalinde artış gözlemlendiğini söylüyor.

Bu süreçte serotonin hormonunda ise düşüş gözlemlendiği belirtiliyor. Serotonin seviyesindeki düşüş de genellikle obsesif zihinsel durumlarla ilişkilendiriliyor.

Vurulmanın ardından, bu çerçevedeki üçüncü ve son aşama geliyor: Bağlanma. Bu aşamada bireyler, uyarılma durumundan, sakinlik ve rahatlık durumuna geçiyor. Langeslag’e göre bu, iş stresini kanepede dinlenerek atmaya benzetiyor.

“Romantik aşk” nasıl anlaşılır?

Uzmanlara göre bağlanma, aşk türlerinde muhtemelen en yaygın olanı. Ama aynı zamanda arkadaşlık gibi farklı ilişki türlerinde de deneyimleniyor. Sevgi dolu bir arkadaşlık ve romantik aşkı ayırt etmenizi sağlayacak şeyse bu üç biçimin bir araya gelmesi.

Yani bir kişiyi arzuluyor, ona karşı çekim hissediyor ve onun yanında rahat, güvende hissediyorsanız bu, romantik aşkı deneyimlediğiniz anlamına geliyor.

Davranışsal sinirbilimci Profesör Zoe Donaldson, “Kurduğumuz birçok farklı bağ türüyle romantik aşk arasında net bir çizgi olup olmadığını bilmiyorum. Ancak biriyle cinsel yakınlık kurma arzusu, kesinlikle bir faktördür” ifadelerini kullanıyor.

Yine de uzmanlar, aşkın bu kadar basit ve net kurallardan oluşmadığını aktarıyor. Örneğin Langeslag’e göre insanlar aşık olduklarında genellikle cinsel istek duyuyor. Ama bu isteği aşık olmadan da duymak mümkün.

Langeslag bir araştırmasında, sevginin beyindeki karmaşık işaretlerini bulmak için nöro-tarama teknolojisini kullanmıştı. Bilim insanı o araştırmada elde ettiği bulguları şöyle açıkladı:

Herkes bağlanabilir mi?

Davranışsal nörobiyolog Profesör Steven Phelps, “Hepimiz bağlanma yetisine sahibiz” diyor ve ekliyor:

Bilim insanları, bir partnerin diğerinden daha fazla aşık olduğunu bildirdiği ilişkilerde hormonların da devreye girdiğini keşfetmişti. 2017’de araştırmacılar, ilişkilerine daha fazla yatırım yapan partnerlerin tükürüğünde daha yüksek seviyede oksitosin bulmuştu. İlişkiye daha az yatırım yapan partnerlerde ise oksitosin seviyesi daha azdı.

Diğer yandan psikologlara göre bireylerin kişilik özellikleri de devreye giriyor. Psikolog Profesör Saeideh Heshmati, nevrotiklik düzeyi yüksek bireylerin daha kısa ilişkiler kurduğunu bildiriyor. Ancak nevrotikliğin ve uyumluluğun, bireylerin sevgiye dair farkındalığını artırabileceğini ekliyor.

Hayvanlar aşık olur mu?

İnsanlar sosyal açıdan tek eşli. Yani uzun süreli romantik ilişkiler kuruyor. Ancak ömür boyu çiftleşebilen bazı çayır farelerinin aksine, ömürlerini nadiren tek bir cinsel partnerle geçiriyor.

Bu örnekten de anlaşılacağı üzere tek eşli birçok hayvan mevcut. Profesör Steven Phelps, şöyle açıklıyor:

Tek eşli bağlanmayla aşk dolu bir ilişkiyi sürdürme arasındaki farksa incelikli. Ve türler arasında o kadar yaygın da değil. “Bağlanma, birçok türde biyolojik bir süreçtir” diyen Phelps, şöyle devam ediyor:

Haber Fora, Science Focus

Derleyen: Çağla Üren

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap