Bir ayda 100’den fazla kişi gözaltına alındı, 10’larcası idam edildi… “İran baskıyla kitle hareketinin önünü kesmek istiyor”

by Haber Fora

İran yönetimi, insan hakları ihlalleriyle gündemden düşmüyor.

Ülkede yaşayan muhalif ve etnik gruplar, baskılara maruz kalmaya devam ediyor.

İfade ve basın özgürlüğünün sınırlı olduğu ülkede, her yıl yüzlerce insan idam edilirken, binlerce insan gözaltına alınarak tutuklanıyor.

İnsan hakları alanından faaliyet yürüten Hengaw İnsan Hakları Örgütü’nün (Hengaw) verilerine göre, sadece Ocak 2021’de 115 Kürt siyasi, sivil ve ideolojik faaliyet suçlamalarıyla güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındı.

Gözaltı ve tutuklamaların yanı sıra onlarca kişi de idam edildi.

Merkezi Birleşik Krallık’ta bulunan ve bölgedeki insan hakları ihlallerini takip eden Beluç Aktivistleri Örgütü’nün paylaştığı veriler de bunu doğruluyor.

Aktivistlerin aktardığı bilgiye göre, Aralık 2020 ve Ocak 2021’de sadece iki ayda toplamda 19 Sünni Beluç İran yönetimi tarafından idam edildi.

İdam edilen mahkumların yaşlarının 25 ile 45 arasında değiştiği, idam edilenler arasında 70 yaşında bir mahkumun da bulunduğu bilgisi yer aldı.

 

Raporda ayrıca mahkumların işkenceye maruz kaldığı ve ailelerin güvenlik ve istihbarat birimleri tarafından tehdit edildiği de paylaşılan bilgiler arasında.

Konuyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz uzmanlar da İran’daki etnik grupların baskılara maruz kaldığı konusunda hem fikir.

“İran aktivistleri kontrol ederek kitle hareketinin önünü kesmek istiyor”

İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) Güvenlik Çalışmaları Koordinatörlüğü Araştırmacısı Çağatay Balcı, ocak ayından bu yana 100’ün üzerinde Kürt aktivistin gözaltına alındığını söyledi.

Balcı, son yıllarda bütün etnik gruplara yönelik yükselen bir ‘tehdit algısı’nın varlığının olduğuna işaret etti.

İran’ın her 10 yılda bir hatta son dönemlerde 5 yılda bir kitlesel eylemlerle kendini gösterdiğini kaydeden Balcı’ya göre, kitlesel eylemlerin en büyük nedeni ekonomik kriz.

Özelikle Kürdistan, Batı Azerbaycan, Huzistan ve Belucistan’ın kalkınma ve gelişmişlik açısından İran’ın en geri kalmış bölgeleri olduğu belirten Balcı, “Bu bölgelerde de kitle hareketleri kendini göstermişti. Bölgelerde kıtlık, işsizlik ve su sorunu gibi problemler yaşandı. Hatta Batı Azerbaycan’daki Kürt nüfusu arasında işsizlik kaynaklı intiharlar çok ciddi şekilde artış göstermişti” dedi.

 

Tahran yönetiminin son dönemde artırdığı baskıları bir ‘ön alma’ olarak yorumlayan Balcı, “İran, söz konusu bölgelerdeki etnik grupları mobilize edebilecek siyasal hareketleri ve onları yönlendirebilecek aktivistleri bir ‘ön alma’ siyaseti izleyerek şimdiden kontrol altında tutmaya çalışıyor. Etnik gruplar içerisinde aktivistler üzerinden gerçekleşebilecek bir kitle hareketinin önünü kesmek istiyor” diye konuştu.

“Ülkede güvenlik ve istihbarat birimlerinin gözaltı ve tutuklu ailelerine sessiz kalmaları için baskı uygulandığı doğru mu?” sorusuna “evet” yanıt veren Balcı, sözlerine şöyle devam etti:

“İran’da güvenlik ve istihbarat kurumları bu yöntemi kullanıyor. Daha çok Devrim Muhafızları’nın istihbarat kolu tarafından uygulanıyor. Özellikle siyasi suçlardan tutuklanan ya da gözaltına alınan kişilerin aileleri baskılara maruz kalıyor. Aileye baskı; itirafa zorlamak, tehdit veya zarar verme şeklinde olabiliyor. Yeni bir uygulama değil. Bu uzun süredir İran’da uygulanan bir yöntem.”

“Babanın cezası çocuğuna ya da çocuğun cezası aileye kesiliyor”

İranlı gazeteci Taha Kermani de Balcı gibi ülkedeki istihbarat birimlerinin gözaltı ve tutuklu yakınlarına baskı yaptığını söylüyor.

Ülkede yargı sisteminin hiçbir aşamasında sürecin şeffaf işletilmediğini kaydeden Kermani, “Süreç şeffaf işletilmediği için yargılanan şahıs çoğu kez avukat edinme hakkına bile sahip olamıyor” dedi.

 

Mahkemelerin İstihbarat Bakanlığı’na (İtlaat) bağlı çalışan uzmanların verdiği bilgilere göre yargılamanın yapıldığını aktaran Kermani, “Normalde mahkeme dediğimiz iki taraf arasında karar veren kurumdur. Ama İran’da bu böyle değildir. Her şey istihbarat raporlarında bitiyor. İstihbarattan gelen bilgiler belirleyicidir. Bağımsız bir yargıdan söz etmek çok zordur” diye konuştu.

“Bir babanın işlediği suç yüzünden evladı veya bir çocuğun işlediği suç yüzünden aile cezalandırılıyor. Buna benzer çok örnek var” diyen Kermani, devamında şunları söyledi:

“İnsanlar gözaltına alınıyor ve ağır işkencelerden geçiriliyor. Ağır işkencelere maruz kalanlar mahkemede ‘ifadeyi kabul etmiyorum, işkence altında zorla söylettiler’ dese de hakim, istihbaratın ve soruşturmayı yapan kurumun bilgilerini dikkate alıyor. Hemen hemen tüm yargılamalar bu şekilde yapılıyor. Böyle bir yargılamadan adalet beklenir mi? Maalesef İran’da yapılan yargılama seyri bu şekildedir.”

Farslar dışındaki tüm etnik grupların baskılara maruz kaldığını ve zor bir durumda olduğunu ifade eden Kermani, sözlerini şöyle tamamladı:

“Sözünü ettiğimiz etnik gruplar baskılara maruz kaldığında sesini duyurabilecek bir mecra da bulamıyor. Ne muhalefet (reformcu) ne de devlet medyasında sesini duyurabiliyorlar. İki taraflı bir baskıya maruz kalıyorlar. Bu Türk, Kürt ya da Beluç gibi tüm etnik gruplar için böyledir. Yani Fars olmayan tüm etnik gruplarda ‘gayri resmi’ olarak nitelendirilen grupların hepsinde aşağı yukarı aynı durum söz konusudur.”
 

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap