Bir devrin sözcüsü ve yazı makinesi: Ahmet Mithat Efendi

by Haber Fora

Mithat Paşa, Sultan İkinci Abdülhamid döneminin kudretli paşalarından birisiydi. Vezaretten alındıktan sonra valilik görevi verilerek İstanbul’dan uzaklaştırılmıştı. 

Politika ile uğraşırken kazandırdığı sayısız eserin yanında Mithat Paşa, erkânında musâhibler bulundurarak himaye etmişti. 

Osman Hamdi ve Ahmet Mithat Efendi gibi kültür-sanat hayatımızda devrim niteliğinde işler başarmış isimler Mithat Paşa’nın himayesinde bulunan kişilere örnektir. 
 

Bilhassa Ahmet Mithat Efendi’nin manevi ikliminde derin bir Mithat Paşa etkisi söz konusudur.

Ahmet Efendi’yi okutan ve devlet kademesinde makam sahibi olmasını sağlayan hamisi Mithat Paşa’dır. Ahmet Efendi’ye Mithat adını veren de Mithat Paşa’nın kendisidir.
 

Mithat Paşa, gözden düştükten sonra evlatlığı Ahmet Mithat Efendi’ye şu nasihatte bulunacaktı:

Ahmet Mithat Efendi’ye verilen ilk önemli görev de kaderin bir cilvesi gibidir. Ahmet Hamdi Tanpınar, ‘Yeni Devrin Sözcüsü’ olarak isimlendirdiği pasajda, bu görevi şu sözlerle anlatıyor:

Bu elim hadiselere rağmen Ahmet Mithat Efendi, hamisi Mithat Paşa’nın vasiyetini yerine getirmişti.

Neredeyse her alanda yüzlerce eser meydana getiren Ahmet Mithat Efendi, tek başına büyük bir medya organı gibiydi.

Her sanatın ustası değildi belki; ama tüm sanatların bir çırağıydı. Onun bu azmi sebebiyle kendisine “Kırk beygir gücünde bir yazı makinesi” denilecekti.

Mithat Efendi’nin kendi gazetesinde tefrika edilen roman ve hikâyelerin sonunu öğrenebilmek için kalabalıklar onun önünü kesecek, Türk medyası onun matbuata olan alakası sayesinde güçlü bir zemine oturacaktı. 
 

Merhum Cemil Meriç, Ahmet Mithat Efendi’nin çilesini çektiği yolun sonraki nesillere sirayetini şu sözlerle tasvir edecekti:

Ahmet Mithat’a yöneltilen eleştiriler

Türk medyası ve edebiyatının büyük ismi Ahmet Mithat Efendi’ye yöneltilen iki önemli eleştiri bulunuyor.

Bunlardan ilki olarak; her konuda yazmaya çalışması sebebiyle zayıf edebi tekniği olması gösteriliyor. Ahmet Mithat Efendi de bu durumun farkındaydı ve oğluna şu tavsiyede bulunuyordu:

Bu nasihatten de anlaşılabileceği üzere Ahmet Mithat Efendi de gerek tekniği gerekse bilgisinin yetersizliğinin farkındaydı; ama içerisinde bulunduğu konjonktür gereği halk bilgiye muhtaçtı ve Yazı Makinesi Mithat Efendi de kendisini bu ulvi amaca vakfetmişti. 
 

Sabri Esat Siyavuşgil de Ahmet Mithat Efendi’nin eserlerindeki noksanlığı şu sözlerle ifade eder:

Ahmet Mithat Efendi’nin eleştirildiği bir diğer konu ise Mithat Paşa meselesindeki duruşu ve Saray ile kurduğu yakın ilişkiydi.

François Georgeon, Ahmet Mithat Efendi’nin bu konuda ölçüyü kaçırdığından hareketle şu satırları yazar:

Ahmet Mithat Efendi ise kendisine tevdi edilen görevlerin hiçbirisinde talepte bulunmadığını Mehmet Cevdet’e yazdığı mektupta şu sözlerle dile getirecekti:

Ayrıca Ahmet Mithat Efendi, babası mesabesinde gördüğü Mithat Paşa’yı asla inkâr etmemiş ve ‘Mefa’ isimli eserinde ahde vefa örneği göstererek Paşa’nın üzerindeki tesirini şu sözlerle dile getirmişti:

Batı ve Ahmet Mithat Efendi: Tekniğini alalım tartışmaları

Ahmet Mithat Efendi’nin ideolojik kimliği hakkında tartışmalar bugün de bitmiş değildir. Burak Onaran’ın tanımlamasıyla “Ahmet Mithat ölçülü bir modernist, makul bir gelenekçi, atılımcı bir tüccar, gerçek bir ansiklopedist ve zamanla kuvvetle toplumların gelişeceklerine inanan bir sosyal Darwinci’dir.”

Mithat Paşa’nın tedrisatından geçen Ahmet Mithat Efendi sıkı bir Batıcıdır; ama Batıcı olduğu kadar Batılı ahlakın da karşısındadır.

Ona göre Osmanlı fen ve teknikte Batının çok gerisindedir; ama ahlaken Batı tam bir bataklıktır. 

Yaklaşık yetmiş günlük kısa bir Avrupa turunda Ahmet Mithat Efendi’nin bu fikirleri daha da güçlenir. Özellikle ‘centilmenlik’ adı altında şahit olduğu bazı olaylar Ahmet Mithat Efendi’nin nazarında fuhuştan başka bir şey değildir.
 

Eğer ki bu gelenekler tatbik edilirse Osmanlı’da ayakta kalan son kale olarak gördüğü ailenin çökeceğine emindir. 

Söz gelimi Paris’te bir eğlence mekânında şahit olduğu vaka Ahmet Mithat Efendi’yi dehşete düşürmüştü:

Yine Paris’teki çocukların yaklaşık yüzde otuz üçünün ‘veled-i zina’ olduğunu söyleyen Ahmet Mithat, aile kurumunun Batı’da çoktan çöktüğünü düşünüyordu;

Bu gerçekleri bilerek Batı’nın sahip olduğu ilerlemeyi onun maneviyatına bağlamanın Ahmet Mithat Efendi’ye göre devlete ve İslam’a ihanetten başka bir izahı olamaz;

Bu düşüncelerden hareketle Ahmet Mithat’ın İslamcılık düşüncesine sahip olduğu düşünülebilir; ama o, esasen Osmanlıcılık fikrine sıkı sıkıya bağlıydı.

Hatta ‘Osman Gazi ne bir İslam ne de bir Türk devleti kurmuştur’ diyerek bu konuda çizgisinin Osmanlıcılık’tan yana olduğunu vurgulamıştır.
 

Ahmet Mithat Efendi’ye göre Osmanlılık bilinci kaybedilirse geriye ne İslam ne de Türklük kalamazdı;

Öyle ki tercüme eserlerinin kahramanlarını dahi Osmanlılık fikri üzerinden tanzim eder ve bunun nedenini de uzun uzadıya açıklardı;

Osmanlı’nın fırtınalı son asrının yazı makinesi Ahmet Mithat Efendi, 28 Aralık 1912 senesinde sessizce aramızdan ayrıldı.

Ömrünün sonuna doğru eserleri okunmaz olmuş ve İkinci Meşrutiyet’le beraber, Saray’a yakın olmasından dolayı, gözden düşmüştü. 

Yine de Türk medyasında ‘güçlü gazeteci imajının’ prototip ismiydi. Hükümet destekli ana akım medyanın belki de ilk örneğiydi. 

Her şeyden önemlisi gazeteciliğin ahlak sınırları içerisinde kesif bir zekâ örneği ile yapılabileceğinin en mücessem simasıydı.

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Haber Fora’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap