Birçok parti kopuşlarla kan kaybediyor: Parti yöneticileri, istifaları önleyemiyor mu, önlemek istemiyor mu?

by Haber Fora

Milliyetçi Hareket Partisi’nden (MHP) ayrılanların kurduğu İYİ Parti, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) 5. büyük parti olarak yerini alalı birkaç yıl oldu. 

Adalet ve Kalkınma Partisi’nden (AK Parti) ayrılanların kurmuş olduğu Gelecek ve DEVA partileri, birinci yıllarını doldurmadan kongrelerini gerçekleştirilerek olası seçimlere hazır oldukları iddiasındalar. 

Yıllarca Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) siyaset yapan Mustafa Sarıgül, 31 Mart Yerel Seçimleri’nde üyesi olduğu Demokratik Sol Parti’den ayrılarak arkadaşlarıyla birlikte Türkiye Değişim Partisi’ni kurdu.

CHP Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yaptıktan sonra yollarını ayıran Öztürk Yılmaz’ın liderliğini yaptığı oluşum da siyasi faaliyetlerini sürdürüyor. 

50 kenti dolaştıktan sonra geçen günlerde partisinden istifa eden CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce de yakın gelecekte siyasi partilerini kuracaklarını söyledi.

Vatan Partisi’nde ise 120’yi aşkın kişi istifa ederek Doğu Perinçek ile yollarını ayırdı. 

Siyasi partilerde kopuşlar devam ediyor

Sadece bunlar değil, hemen hemen her partide buna benzer hareketlilik yaşanıyor. MHP’den ayrılıp Türkiye’nin 5. büyük partisi olmayı başaran İYİ Parti de bile sular bir türlü durulmuyor.

İstifa eden Mersin Milletvekili İsmail Koncuk ile partiden ihraç edilen ve mahkeme yoluyla gelen İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ’ın da parti kuracakları iddialar gündeme geldi.

İktidarın büyük ortağı AK Parti ile diğer ortak MHP başta olmak üzere tüm siyasi partilerde öyle veya böyle kopuşlar yaşandı. 

Bu konuda siyasi partiler tek tek ele alındığında bile her birinde istifa eden çok kişi olduğu muhakkak. Hepsinin ele alınması durumunda ise uzunca bir listenin ortaya çıkacağı bir gerçek.

Peki, siyasi partiler kan kaybederken genel başkanlar bunun önüne niye geçmiyor? Parti yöneticileri istifaları önleyemiyor mu, yoksa önlemek mi istemiyor? 

Partilerinden istifa eden veya ihraç yolu ile üyeliğine son verilen siyasiler, genel başkanların bu konuda özeleştiri yapmadıkları görüşünde. 

Ancak her siyasi kişi, kendi partisinin içinde bulunduğu durumu farklı değerlendirerek yorum yapmayı tercih ediyor. 

Bunlardan biri olan eski CHP Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş, bunu parti içinde demokrasinin uygulanmamasına bağlıyor. 

“Siyasi partilerdeki uygulamalar 12 Eylül yasalarının gerisine düştü” 

Her siyasi partide kopuşların yaşandığına dikkati çeken Ateş, iktidarı ve muhalefetiyle hep daha sivil daha demokratik bir anayasa yapma sözü verenlerin bunu bir türlü hayata geçiremediğini belirterek, “12 Eylül askeri yönetimin düzenlediği siyasi partiler ve seçim yasasına dokunmamaktadırlar” dedi. 

Siyasi partilerdeki bugünkü uygulamalarının 12 Eylül yasalarının dahi gerisine düştüğünü savunan Ateş, “Mesela parlamentoda temsil edilen siyasi partilerin bugün hiçbirinde ön seçimle gelen bir tek milletvekili ve bir tek belediye başkanı yoktur. Bu durumda siyasi parti üyelerine tanınan hakları hiçbir partide üyeler kullanamamaktadırlar. Bu da ister istemez parti içerisinde sorunlara ve kopmalara neden oluyor. Gördüğüm manzara bu” ifadelerini kullandı.

 

“Her şey parti liderinin iki dudağı arasında” 

“Türkiye’nin sorunu şu; siyasi parti liderleri, sivil toplum örgütü liderleri, Türkiye’de demokrasiyi içselleştiremedikleri için sorunlar yaşıyoruz” diyen Ateş şöyle devam etti: 

“Şu anda siyasette de seçimle gelinen bütün makamlarda da başkanların mutlak meşruiyet sistemi var. Yani her şey siyasi parti liderinin, sendika veya meslek odası başkanının iki dudağı arasında olduğu için Türkiye diğer sorunlarına bakamıyor. Yani demokratikleşemeyen bir yapı Türkiye’de demokrasiyi tam kuracağı kanısında değilim. Siyasi partiler önce kendi iç işleyişlerini demokratikleştirmelidir.” 

İhraç edildikten sonra genel merkezden düzeyinde kendisiyle herhangi bir iletişime geçilmediğini aktaran Yılmaz Ateş, CHP’deki sorunun başka özellikler de taşıdığını savundu. 

Parti içindeki kaset olayından sonra bir “F Tipi” örgütlenmenin devreye girdiği görüşünü dillendirdiğini hatırlatan Ateş, “7 Mayıs 2010’da CHP Genel Merkezi’nde Önder Sav ve Onur Öymen ile birlikte yaptığım basın toplantısında bunun “F Tipi” bir örgütlenme olduğunu dile getirmiştim. O tarihten sonra CHP politikalarında müthiş sapmalar oldu” diye konuştu.

Her siyasetçinin kendi bireysel kariyer planlaması yapmasını saygıyla karşıladığını ifade eden Ateş, “ama” dedi ve şunları ekledi: 

“Son dönemde CHP’deki ayrılmalar ve parti kurmalar bir ideolojik ayrışma değildir. Sadece bireysel bir makam ve kariyer için olan ayrılmalardır. Çünkü bu sorunlar 2010 yılından bugüne kadar devam ederek geldi. Bunlara başından beri karşı çıktım. Mesela 2018’de yapılan olağanüstü tüzük kurultayı buna bir örnektir. CHP’nin ana omurgasında eksilmeler, kaymalar var ve buna bir çözüm bulunması gerektiğini Sayın Kılıçdaroğlu’nın yüzüne karşı söyledim.”

“Bu çıkmaz; bölünme, parçalanma, ihraç ve istifa şeklinde yansıyor” 

Vatan Partisi’nde yıllarca siyaset yaptıktan sonra geçen haftalarda 108 arkadaşıyla birlikte istifa ettiğini acıkmayan Mehmet Bedri Gültekin, kopuşların yaşanan sistem krizinden kaynaklandığı görüşünde. 

 

Gültekin’e göre sistem bir çıkmaz içerisinde ve çözüm üretemiyor. Bu nedenle de Türkiye dış politikadan ekonomiye, toplumsal ilişkilerden siyasal düzene ilişkin bütün konularda tam bir çıkmaz içerisinde.

Dolayısıyla bu sistemin parçası olan bütün partilerde bu çıkmazın yansımalarının görüldüğünü savunan Gültekin, “Bu çıkmaz bölünme, parçalanma, ihraçlar, istifalar şeklinde kendisini gösteriyor” yorumunda bulundu. 

Gültekin’e göre Türkiye’deki siyasi partiler yasasında öylesine bir sistem hakim ki bir sene bir partiye hakim olan kişi birtakım oyunlar ve siyasi partiler yasasındaki düzenlemelerin el verdiği olanaklar nedeniyle istediğini yapabiliyor. 

“Sistem çökünce akıl devre dışı kalıyor” 

“Aşağı yukarı bu bütün partiler için geçerlidir” ifadesini kullanan Gültekin, şunları kaydetti: 

“Bir sefer parti yönetimine hakim olan o delege sistemi ve siyasi partiler yasasının sağladığı olanaklar nedeniyle eğer kafaya koymuşsa bir şekilde parti içerisindeki muhalefeti engellemeyi onu yapacak birçok araç var elinde. Yani normal parti içi işleyiş sonucu yönetimin değiştirilmesi, hiçbir parti için mümkün olamamakta. Sistem çöküşe gidiyorsa bu aynı zamanda aklında kaybolması demektir. Çöküşe giden bütün kuvvetlerde akıl kaybı var. Ve kaçınılmaz zorla çöküşe gitmek mealinde bir kader halini alır. Sistem yaşanan sorunların hiçbirine çözüm bulamıyor ve daha büyük sorunlara sebebiyet veriyor.”  

“Akıl devre dışı kalınca küçük saltanat çıkarları ön plana çıkıyor” 

Vatan Partisi’ndeki tartışmalara girmek istemeyen Gültekin, “Burada aklın devre dışı kaldığında ülke, halk ve millet çıkarı ile daha büyük hedef, değerler uğruna mücadele etmek yerine kendi küçük saltanatlarını çıkarı için mücadele etmek her şey haline geliyor. Dolayısıyla şu an yaşadığımız sıkıntı ve sorunlar ortaya çıkıyor. Vatan Partisi’nde özellikle son 5 yılda izlediği politikalarla AKP’nin uzantısı görünümü aldı. Bu da çok büyük sıkıntılara ve parti içi demokrasinin yok edilmesine, parti içerisinde farklı fikirlerin bir araya getirilmesinin imkansız hale gelmesine ve yanlıştan dönülmesinin yollarını kapatılmasına yol açtı. Vatan Partisi için söylenecek tek şey budur” yorumunda bulundu. 

 

“İstifa eden de parti yöneticisi de üzülüyordur” 

Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen ise yıllarda AK Parti’de siyaset yaptı.

Milletvekili olarak da görev yapan Ekmen, daha sonra ayrılarak Ali Babacan’ın genel başkanlığını yapığı partide siyaseti tercih etti. 

Parti kurucuları arasında yer alan Ekmen’e göre bir partiye giren herkes program ve tüzüğü imza atarak siyasete başlar. 

“Bir partinin program ve tüzüğü ile çelişen ve süregelen uygulaması yok ise o partiden kimsenin ayrılmasını da beklememek lazım” diyen Ekmen, şunları söyledi: 

“Ben genel başkanların ‘aman birisi istifa etsin ondan kurtulalım diye düşündüğünü zannetmiyorum’. Kimsenin de istifa etmek üzere bir partiye girdiğini sanmıyorum. Mutlaka iki taraf da üzülüyordur. Sonuçta olay bazında bakmak lazım, muhtemelen bazı pratik sorunların belirli bir aşamaya gelmesi istifaya sebep veriyordur.”
 

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap