“Cumhurbaşkanı, Siyasi Etik Yasası’nı engellemeseydi Kürşatlar böyle zenginleşemezdi, Türkiye’de bir ‘Temiz Eller Operasyonu’na ihtiyaç var”

by Haber Fora

AK Parti Genel Merkezi’nde büro personeli olarak görev yapan Kürşat Ayvatoğlu’nun lüks yaşamı, kokain çekerken kayıt altına alınan görüntülerinin gölgesinde kaldı.

26 yaşındaki Ayvatoğlu, daha önce Kastamonu Belediyesi’nde Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü yapmıştı. O dönem zenginleşmeye başladığı öne sürülen Ayvatoğlu, geçimini lüks araba alıp satarak kazandığını ve AK Parti’den aldığı maaşa ihtiyacının olmadığını söylüyor. 

“Çıkarmak istediğimiz yasalar engellendi”

Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ, daha önce 3 dönem AK Parti’de Genel Başkan Yardımcılığı yaptı. 

O günlerde AK Parti Genel Başkanı olan Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun imar ve siyasi etik yasaları çıkarmaya çalıştığını ama bunların çıkarılmasının engellendiğini ifade eden Özdağ, ”Bu yasalar çıksaydı Kürşatlar böyle zenginleşmezdi” dedi. 

”Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Davutoğlu’na müdahale etti. Hem parti hem yasama hem de yürütme üzerine vesayet kurmaya çalıştı. Neticede bu yasalar çıkarılamadı” diyen Özdağ, “Eğer hırsızlıkları önleyecek bu yasalar çıkarılabilseydi, AK Parti’li siyasetçilerin evlerine aldıkları bir sürahi, kendilerine aldıkları bir cep telefonu dahi kurulan sisteme düşecekti. Ama önce yalnız bırakıldık sonra tasfiye edildik. Yüzde 49,5 oy alan bir lider, koltuğundan edildi” ifadelerini kullandı.

“Nereden buldun yasası çıksa malvarlıklarının izahını yapamazlar”

”Türkiye’de ciddi bir hukuk olsa bugün dahi yolsuzlukların hesabını sorar” diyen Özdağ şunları söyledi:

”Türkiye’de ‘nereden buldun yasası’ çıkarılsa çok sayıda siyasetçi, bürokrat ya da belediye başkanı malvarlıklarının izahını yapamaz. Bizim yapmak istediklerimiz engellenmeseydi AK Parti çok daha dikkatli olacaktı. Ben, AK Parti’de görev yaparken Manisa’da 3, Ankara’da 7 danışmanım vardı. Genel Merkez’de 40-45 kişiyle birlikte çalışıyorduk. Ama bir tek danışmanım hakkında böyle iddialar yok. Türkiye’de siyaset kişiler için yapılıyor. Kişiler kendini kurtarınca parti menfaati önceleniyor. Halka da tavşanın suyunun suyu kalıyor. Türkiye’de ciddi manada bir ‘Temiz Eller Operasyonu’na ihtiyaç var.”

“Hükümeti denetleyecek hiçbir güç bırakılmadı”

Kendisine yapılan saldırının ardından hem yargı sisteminin kendi içinde büyük bir baskı mekanizması çalıştırdığını hem de siyasetin yargıya müdahale ettiğini dile getiren Özdağ, “Bunlar sadece bizim kanaatlerimiz değil, bilgiye dayalı konuşuyorum. Diğer yandan kamu kurumlarını denetleyecek müfettişlere baskılar var. Medya üzerinde hem ekonomik hem siyasi baskılar var. Hükümeti denetleyecek hiçbir güç bırakılmadı” ifadelerini kullandı.

“Muhalefet sine-i millete dönmeli”

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) ortadan kaldırılmaya çalışıldığını savunan Özdağ, İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçme usulünün bu durumun daha da görünür hale getirdiğini belirtti.

“Sorun sadece yolsuzluklar değil. TBMM’nin kabul ettiği bir sözleşme ‘Cumhurbaşkanı Kararı’yla ortadan kaldırılıyor. Meclis üzerinde bir vesayet kuruluyor. Şimdi de Montrö tartışmaya açılıyor. Muhalefetin yapması gereken itibarsızlaştırılmaya çalışılan TBMM’den çekilerek sine-i millete dönmek. Muhalefet partileri sine-i millete dönerse erken seçim zorunlu hale gelir. Türkiye büyük bir felakete sürükleniyor” şeklinde konuştu.

 

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap