Demokrasi İçin Birlik: Ölüm göz göre göre geliyor!

by Haber Fora

Bağımsız demokrasi platformu Demokrasi İçin Birlik, iktidarın Koronavirüs salgını sürecindeki uygulamalarına yönelik yaptığı açıklamada, ”Salgın kontrol edilemiyor. İktidarın toplumun yaşam ve sağlık haklarını sermayenin çıkarları için hiçe sayan neoliberal politikalarının bedelini sağlık emekçileri canıyla ödüyor” dedi.

Demokrasi İçin Birlik, “iktidarın sağlık emekçilerinin fedakârlıkları, emekleri, yaşamları pahasına temeli olmayan bir başarı hikâyesi yarattığını” söyleyerek, ”Normalleşme adı altında ülke, ölenin ölüp, kalan sağların ‘sermayenin’ olacağı adı konmamış bir kitle bağışıklığı uygulamasına terk edildi” açıklamasını yaptı. 

Açıklamada, 100 bin kişiye düşen hekim sayısının OECD ortalamasında 348 iken Türkiye’de 187 olduğu bilgisi yer aldı.

DİB, ”Ölüm Göz Göre Göre Geliyor!” başlıklı açıklamasında, sağlık emekçilerinin çalışma koşullarının iyileştirilmesine yönelik acil taleplerini de bildirdi.

Açıklama metni şu şekilde:

”İktidar, sağlık emekçilerinin fedakârlıkları, emekleri, yaşamları pahasına temeli olmayan bir başarı hikâyesi yarattı. “Normalleşme” adı altında ülke, ölenin ölüp, kalan sağların “sermayenin” olacağı adı konmamış bir kitle bağışıklığı uygulamasına terk edildi.

Bütün kaynakları toplumun ihtiyaçları için seferber etmek, zorunlu alanlar dışında üretimi durdurmak, salgını şeffaf bir biçimde yönetmek yerine veriler gizlendi, eksik, çelişkili bilgiler verilerek toplum salgın konusunda yanıltıldı. İşçiler ölümle buruna çalışmaya ve açlığa mahkûm edildi.

Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) salgının beşinci ayında çıkardığı rapor, aktif hasta sayısının Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı sayının yaklaşık 10 katı olduğunu ortaya koyuyor.

Yurttaşlar bulaş hızının artmasında suçlu ilan edildi. Ancak salgın bütün hızıyla devam ederken, AVM’ler açıldı, milyonlarca öğrencinin katıldığı sınavlar yapıldı. Ayasofya’da toplu ibadet gösterileri düzenlendi, kurban bayramı kutlamaları sınırlandırılmadı. Buna karşılık demokratik etkinlikler salgın bahanesiyle şiddet kullanılarak engellendi. Salgın kontrol edilemiyor. İktidarın toplumun yaşam ve sağlık haklarını sermayenin çıkarları için hiçe sayan neoliberal politikalarının bedelini sağlık emekçileri canıyla ödüyor.

Sağlık emekçileri korunmasız, salgınla yüz yüze

Türkiye’de ilk Covid-19 vakasının açıklandığı 2020 mart ayından bugüne kaç sağlık çalışanına Covid-19 tanısı konulduğu Sağlık Bakanlığı’nca açıklanmıyor. Dünya Sağlık Örgütü ise dünyadaki vakaların yüzde 10’nun sağlık personeli olduğuna dikkat çekiyor.

Saray çalışanlarına düzenli test yapılırken, hastalarla temas halindeki sağlık emekçilerine düzenli test yapılmıyor. Aile Sağlığı Merkezlerinin (ASM) yüzde 81’inde çalışanlara antikor ve PCR test yapılmadığı gibi koruyucu ekipmanlar yetersiz, ezici çoğunluk koruyucu ekipmanları kendisi karşılıyor.

Sağlıkta kamuculuktan uzak, toplum sağlığını sermaye teslim eden politikaların sonucu olarak sağlık emekçisi sayısı, normal dönemlerde bile kabul edilemeyecek oranda. 100 bin kişiye düşen hekim sayısı OECD ortalamasında 348 iken Türkiye’de 187.

Sağlık emekçileri ölümle burun buruna, yoksulluk sınırının altında ücretlerle insanlık dışı mesai saatleriyle çalıştırılıyor.

Acil talepler

Salgının önlenmesi için ülkenin bütün kaynakları öncelikli olarak halkın sağlık ve yaşam ihtiyaçları için seferber edilmeli. Kamusal bir sağlık sistemi geçerli kılınmalı.

– Covid 19’a yakalanmış sağlık çalışanları meslek hastalığı kapsamına alınmalı.

– Kaybettiğimiz sağlık çalışanlarının geride bıraktıklarının yaşamı güvence altına alınmalı.

– Sağlıkta şiddet vakaları için etkili önlemler alınmalı.

– Tüm sağlık çalışanlarına standartlara uygun ve yeterli kişisel koruyucu ekipman sağlanmalı ve düzenli olarak PCR testi ile tarama yapılmalı.

– Yeterli sayıda ‘kadrolu’ ve ‘güvenceli’ olarak sağlık çalışanı istihdam edilmeli,

– Ataması yapılmayan, hukuksuz olarak ihraç edilen, güvenlik soruşturması bahane edilerek göreve başlatılmayan sağlık emekçileri acilen göreve çağrılmalı.

– Tüm sağlık çalışanlarına insan onuruna yaraşır ücret düzeyi sağlanmalı.

– Sağlık emekçilerinin çocukları için Sağlık Bakanlığı bünyesinde kreşler açılmalı.

Salgının kontrolünün kaybedildiği açık bir şekilde görülüyor. Toplum kendi alacağı önlemlere terk edildi, salgının ağırlaştırdığı ekonomik kriz, işsizliği ve yoksulluğu olağanüstü boyutlara ulaştırdı.
Bu koşullarda tek adam rejimine karşı, toplumsal itirazları yükseltmek, temel talepler etrafında toplumsal güç birikmesini sağlamak hayati önemde. Asıl çözüm yolu, insan hayatının hiçe sayıldığı mevcut duruma halkın örgütlü bir biçimde müdahale edebileceği araçları yaratabilmekten geçiyor.

Demokrasi için Birlik olarak salgınla ve sonuçlarıyla mücadele için yerel yönetimlerin eşgüdümünde Türk Tabipler Birliği başta olmak üzere kamu yararına çalışan örgütlerin, meslek odalarının, sendikaların, demokratik toplum kuruluşlarının oluşturacağı alternatif bir koordinasyon merkezi kurulması önerimizi tekrarlıyoruz.

Başta sağlık emekçilerinin olmak üzere toplumun sağlık ve yaşam hakkı ancak, sağlığın meta olmaktan çıkarılmasıyla, etkili bir kamu sağlığı düzeni kurulmasıyla mümkün. Bunun yolu da halkı sade suya tirit maske ve fiziki mesafe uyarılarıyla, göz göre göre ölüme, hastalığa, yoksulluğa ve açlığa terk eden neoliberal politikalara karşı gelir ve yaşam güvencesini de temel alan ortak ve etkili bir karşı çıkıştan geçiyor.”

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap