“Dört Büyükler”in Bankalar Birliği ile yaptığı anlaşma, “haksız rekabete neden oldu” tartışması başlattı

by Haber Fora

Süper Lig’de şampiyonluk yaşayan ve “Dört Büyükler” olarak adlandırılan Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ile Trabzonspor, uzun süredir uğraş verdikleri Bankalar Birliği anlaşmasını dün itibariyle hayata geçirdi.

Ziraat Bankası, Halkbank, DenizBank ve Yapı Kredi ile Türkiye’nin “Dört Büyükler”i arasında 8,4 milyar liralık Finansal Yeniden Yapılandırma sözleşmesi imzalandı.

Buna göre kulüpler, geçen yıl yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle geçirdiği bir yıllık ödemesiz dönemden sonra 1 buçuk yıl daha bankalara herhangi bir ödeme yapmayacak.

Sonraki dönemlerde ise gelir performansına dayalı 9 buçuk yıllık bir finansman modeli hayata geçirilecek.

Toplantıya katılan Kulüpler Birliği Vakfı ile Beşiktaş Kulübü Başkanı Ahmet Nur Çebi, bunun bir milat olduğunu ve geçmişte popülist davranışlarda bulunulduğu için kulüplerin bu hale getirildiğini belirterek, “Hepimiz bir şekilde hatalarımızı kabul etmek zorundayız. Bankalar gereken desteği vermemiş olsalardı Türk futbolunu daha ileri taşıyamayacaktık. Mali disiplin içinde olmak zorundayız. Bu anlaşmayla bugünü kurtarmış olabiliriz ama geleceği kurtarmak için tüm yöneticilerin, başkanların mali disipline, gelir-gider dengesine sahip çıkmaları, popülist davranışlardan uzak durmaları gerekmektedir” şeklinde görüş belirtti.

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç ise bu sürece son bir senede dahil olduklarını belirterek, şu değerlendirmeyi yaptı:

 

Galatasaray Kulübü Başkanı Mustafa Cengiz, anlaşma ile ilgili şu görüşü paylaştı:

Trabzonspor Kulübü Başkanı Ahmet Ağaoğlu, Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi’ni sadece borçların yeniden yapılandırılması olarak değerlendirmenin doğru olmadığını belirterek, anlaşmanın kulüpler için önemine vurgu yaptı:

2009’da “Dört Büyükler”in toplam borcu 1 milyar lira iken, artan döviz kuru, faizler ve popülist yaklaşımlarla yapılan transferler nedeniyle kulüplerin borçları, geldiğimiz noktada 15 milyar liraya dayandı.

Futbol ekonomisi alanlarındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu, spor sosyoloğu Prof. Dr. Ahmet Talimciler ve spor yazarı Müslüm Gülhan, “Dört Büyükler”in Bankalar Birliği ile yaptıkları anlaşmayı ve bundan sonra atılması gereken adımları ‘ye değerlendirdi.

 

Prof. Dr. Devecioğlu: Anadolu takımları anlaşmayı ‘Dört Büyükler’e sağlanan bir avantaj olarak görüyor

Borç yapılandırma anlaşmasının 2-3 yıldır konuşulduğunu ve kulüplerin büyük borçları olduğunu hatırlatan Devecioğlu, “UEFA’nın Finansal Fair Play kuralına uymakta zorlanıyorlardı. Yaklaşık 14 milyar lira borçları var. Bankalar Birliği, bütçelerini denkleştirmeleri adına uzun vadeli olarak borçlarını yapılandırdı. Buradan gelecek 8,4 milyar lirayı kulüpler kredi olarak kullanacak, denk bütçe yaparak borçlarını ödeyerek FFP ile Türkiye’deki Kulüp Lisans Kurulu’ndaki muhtemel cezalardan en az üç yıl süreliğine kurtulacaklar. Bu geçici bir çözüm. Üç yıl sonra bu borçların geri ödemesi başlayacak. O günkü şartlarda kulüpler bunu ödeyebilecek mi?” diyerek anlaşmanın aslını özetledi.

Yapılan anlaşmanın “Dört Büyükler”i kapsamasına Anadolu kulüplerinden itiraz geldiğini ve bu durumun haksız rekabete yol açtığını dile getiren Devecioğlu, şöyle konuştu:

Anadolu’daki birçok kulübün borçları olduğunu ve bu nedenle birtakım yaptırımlarla karşılaştıklarını hatırlatan Devecioğlu, “Siz büyük kulüplere sağladığınız avantajı diğerlerine de sağlamanız gerekiyor. UEFA ve FIFA’nın rekabet dengesiyle ilgili çalışmaları var. Rekabeti korumak zorundasınız ki liglerdeki mücadele eşit şekilde devam etsin” dedi.

Eskiden “Üç Büyükler” olduğunu sonradan bu takımlara Trabzonspor’un da katıldığını ve Türk futbolunu söz konusu kulüplerin domine ettiğini söyleyen Devecioğlu, “Maalesef diğer kulüpler bu rekabete fazla dayanamıyor” diyerek, şu görüşü paylaştı:

“Bunların hepsi geçici bir çözüm”

Devecioğlu, Türkiye’de bahse konu kulüplerin, vergi afları, kredi kolaylığı, vergi indirimleri gibi konulardan faydalandığına ancak gelinen noktada 14 milyar lira borçları olduğuna dikkati çekerek, şu yorumu yaptı:

Kulüplerinin borçlarının büyük bölümünün oyuncu transferlerinden doğduğunu, altyapı yatırımlarıyla bu durumun tersine çevrileceğini söyleyen Devecioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Deniz tükendi, bu da geçici bir formülle fonlanmış oldu” 

Gelinen noktada 14 milyar liralık borcu olan kulüplerin batma noktasında olduklarını ve dövize dayalı borçlar nedeniyle kulüplerin ağır yara aldıklarının altını çizen Devecioğlu, “Üstüne pandemi sürecinde maç günü gelirleri yok, sponsorluklar azaldı, yayın gelirlerinde düşüş oldu. Ne yapacaksınız? Bunu telafi edebilmek için bir can suyu alacaksınız. FIFA ve UEFA da bu sorun nedeniyle federasyon ve kulüplere bir bütçe ayırmıştı. Geliriniz olmadığı için bunu bir şekilde fonlamanız lazım. Bankalar Birliği anlaşmasını da böyle görmek gerekir. Bugün artık deniz tükendi. Bunu da geçici bir formülle fonlamış oldu” ifadelerini kullandı.

Devletin bu süreçte önemli desteği olduğundan hatta yayıncı kuruluşla yaşanan krizde de 300 milyon liralık bir katkı verildiğini aktaran Devecioğlu, sözlerini şöyle sonlandırdı:

 

Prof. Dr. Talimciler: Haksız rekabetin ortaya çıkması gibi bir durumla karşılaşıyoruz

Bankalar Birliği ile yapılan anlaşmanın dört büyük kulübü ilgilendirdiğini ve diğer kulüplerin bu yapının içerisinde olmadığını belirten Prof. Dr. Ahmet Talimciler, öncelikli olarak bu durumun dikkate alınması gerektiğini belirterek, şu değerlendirmeyi yaptı:

Basın toplantısında banka yöneticilerinin sözlerini ezber yoruma benzeten Talimciler, “Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray kulüplerinin altyapıdan çıkartıp oynattığı kaç futbolcusu var” sorusunu sorarak, görüşlerini şöyle aktardı:

“Anadolu takımlarının bir araya gelerek net bir duruş sergilemesi gerekiyor”

Talimciler, “Diğer kulüplerin tepkisi sonucu anlaşmanın değiştirilmesi ve genişletilmesi mümkün mü” sorusuna şu yanıtı verdi:

Mecuttaki Kulüpler Birliği Vakfı’nın bir dönem TFF’nin alternatifi olduğunu ve zaman zaman federasyonun önüne geçtiğini hatırlatan Talimciler, sözlerini şöyle sürdürdü:

TFF’nin son dönemlerde çok fazla tartışılan bir alana dönüştüğünü söyleyen Talimciler, “Eskiden federasyon başkanları bu kadar çok tartışılmıyordu. Burası da takımlar üzerinden birtakım angajmanların devreye girdiği, ayarlamaların yapıldığı gibi algıların olduğu şeklinde anlaşılmaya başlandı. O yüzden de TFF-Kulüpler Birliği-takımlar arasındaki ilişkide giderek problem artıyor ve bu Türkiye’de futbol alanındaki komplo teorilerinin yükselmesine yol açıyor. Dikkat edin her karşılaşma sonrası komplo teorileri üzerinden tartışma başlıyor. Öyle ya da böyle komplolardan komplo beğeniyoruz. Ortada futbol da başka bir şey de yok. Asıl mesele burada. Futbol konuşamadığımız için de bizi kötü bir gelecek bekliyor” ifadelerini kullandı.

“TFF’nin bu uygulama sonrası sadece dört takımın federasyonuymuş gibi bir algı oluşacak”

Uluslararası arenada Türk takımlarının mücadelesinin gittikçe daha da zorlaşacağını aktaran Talimciler, “Ekonomik anlamda işler her geçen gün sarpa sarmaya başladı. O yüzden bu çıkış dört takımı kurtarmak için atılan bir adım. Net şekilde görünüyor. Ama siz diğerlerini kendi kaderine terk ediyorsunuz. Mesele burada. TFF’nin bu uygulama sonrası sadece dört takımın federasyonuymuş gibi bir algı oluşacak. Bu dört takımın dışında kalan takımlardan birinin taraftarı olsam, ‘Benim takımımla bağlantılı olarak TFF’nin en ufak bir iyi niyeti söz konusu değil’ diye düşünürdüm. Buna yönelik bir hamlesi de yok. Buradan ortaya çıkan sonuç bu” görüşünü paylaştı.

Türkiye’de Süper Lig’in kurumsal bir yapıya bürünerek şirketleşmesinin çok önceden beri konuşulduğunu ve buradaki çıkış noktasının yayın gelirleriyle ilgili olduğunu hatırlatan Talimciler, bu durumun sadece kulüplerin elinde olmadığını söyledi:

 

Müslüm Gülhan: Borçlanma devam edecek ve ana parayı ödeyebilmek için tekrar bir borçlanma içine girecekler

Spor yazarı ve teknik direktör Müslüm Gülhan da kulüplerin Bankalar Birliği ile yaptıkları anlaşmanın uzun vadede fayda sağlamayacağı görüşünde.

Takımların mevcut durumda varlıklarını devam ettirebilmek için ekstradan borçlandıklarına dikkat çeken Gülhan, şu değerlendirmeyi yaptı:

Mevcuttaki borçların ödenebilmesi için yeni bir işletme modeline ihtiyaç olduğunu söyleyen Gülhan, “Bu işletme modelini de şampiyonluk ve oyuncular üzerindeki sistem nedeniyle yapamadıkları için var olan sistem üzerinden devam etmek zorunda kalıyorlar. Yine maliyeti yüksek oyuncular alınıyor, yine borçlanmaya gidiliyor, Şampiyonlar Ligi veya UEFA Avrupa Ligi’nden de gelir yok. Katma değer yaratmadığınız sürece, yetiştirdiğiniz oyuncuları Avrupa’ya satmadığınız sürece, üretimde bulunmadığınız sürece artıya geçmek gibi bir durum olamaz, mümkün değil! Yoksa yine bir girdap içine girip devam edersin” şeklinde görüş belirtti.

Mevcuttaki borç yapılandırma anlaşmasının kısa vadede bir avantaj sağladığını ve kulüplerin döviz borçlarını Türk Lirası’na çevirdiklerini belirten Gülhan, “Kurdan kaynaklanan zararı bir anlamda telafi etmiş olacaklar ama bunu da uzun vadede döndürmek imkansız” yorumunu yaptı.

“‘Şampiyon olalım, nasıl olursak olalım’ mantığıyla gidemezsiniz”

Şu andaki kulüp yapılarının kurumsallaşma adımları atılmasını mümkün kılmadığını ve yönetim anlayışının üretim mekanizmalarını harekete geçiremeyeceğini söyleyen Gülhan, şöyle konuştu:

Üretim modeli vurgusu

Türkiye’de yeni bir işletme modelinin olabileceğini ancak bunun için belirli kriterlerin olduğunu kaydeden Gülhan, “Tamamen üretim modeline geçerek bunu sağlayabilirsiniz. En güzel örnekleri Porto, Benfica’dır. Ajax en başarılı örneğidir. İşletme modelleri var ve bunu üretim mekanizması üzerinden yapıyorlar. Her yıl futbolcu satıyorlar ve dikkat edin her yıl da Şampiyonlar Ligi’ndeler. Yetiştirdikleri oyuncuları orada pazarlıyorlar. Ajax için Hollanda, Porto için Portekiz önemli değil, Şampiyonlar Ligi önemli. 15 milyon civarında oyuncunu varsa orada 25 milyona satabilirsiniz. Arz-talep dengesi orada çok farklı. Hele Türkiye Ligi’nin kalitesi zaten kötü. Bir oyuncunuzu burada kaç paraya satabilirsiniz? Bu kalitede mümkün değil!” önerisinde bulundu.

Gülhan, mevcut yönetimlerin kurumsallık adımlarını atmasını çok zor olarak nitelendirerek, Ali Koç’un dahi bunu başaramadığına dikkat çekti:

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap