Dünya genelinde Kovid-19 vakaları 6 haftadır artıyor

by Haber Fora
Dünya genelinde Kovid-19 vakaları 6 haftadır artıyor

Dünya genelinde yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vakaları 15 Şubat ve 28 Mart arasındaki 6 haftalık dönemde yükseldi.

Kovid-19 verilerinin derlendiği “Worldometers” internet sitesine göre, 8-14 Şubat haftasında dünya genelinde 2 milyon 668 bin 631 vaka tespit edilirken, bu sayı 22-28 Mart haftasında 3 milyon 889 bin 158’e kadar çıktı. Vaka sayısı, son 6 haftada yüzde 45,7 arttı.

Haftalık vaka sayısı, 15 Şubat’tan 28 Mart’a kadar geçen 6 haftada sürekli artışını sürdürdü. 15-21 Şubat haftasında 2 milyon 546 bin 418, 22-28 Şubat haftasında 2 milyon 723 bin 497, 1-7 Mart haftasında 2 milyon 819 bin 264, 8-14 Mart haftasında 2 milyon 972 bin 802, 15-21 Mart haftasında 3 milyon 407 bin 740 ve 22-28 Mart haftasında 3 milyon 889 bin 158 vaka bildirildi.

Haftalık vaka sayısı, 11 Ocak’tan 14 Şubat’a kadar geçen önceki 5 haftada sürekli gerilemişti.

– Yeni bir tırmanışın işareti olabilir

Dünya genelinde günlük vaka sayısı, salgının başından bu yana kısa süreli dalgalanmalar dışında sürekli artış eğilimi göstermişti. Günlük vaka sayısı, 8 Ocak’ta 845 bin 696’ya ulaşarak salgının başından bu yana en yüksek düzeye ulaşmıştı.

Ancak artış eğilimi bu noktada kesintiye uğramış, günlük vaka sayısı sonraki 5 haftada sürekli azalarak 15 Şubat’ta 264 bin 984’e kadar düşmüştü.

Günlük vaka sayısı, 15 Şubat’tan sonra yeni bir artış eğilimine girerek 25 Mart’ta 637 bin 420’ye kadar çıktı.

– Yeni zirve noktası görülebilir

İstatistik biliminde belirli bir artış eğiliminin zirve noktasına yakınlığını öngörebilmek için zaman çizgisindeki son artışların ortalamasının en yüksek artış değerine oranı hesaplanıyor. Bu varsayıma göre, ortalamanın zirve değere oranı azaldıkça yeni bir zirve noktasının ortaya çıkma olasılığının da azaldığı öngörülüyor.

Dünya genelinde, 28, 29 ve 30 Şubat tarihlerindeki vaka ortalaması 496 bin 660 idi. 3 günün vaka ortalaması, 8 Ocak’ta kaydedilen “zirve noktasındaki” 845 bin 696’lik vaka sayısının yüzde 58,7’sine karşılık geliyor. Bu oran 15 Şubat’ta yüzde 37,7’e kadar gerilemişti.

Vaka ortalamasının zirve noktasına doğru yaklaşması, salgının yeniden tırmanışa geçtiğinin işareti olabilir.

– Vaka sayısı ilk 10 ülkenin 6’sında arttı

Dünyada en fazla vakanın görüldüğü ilk 10 ülkenin 6’sında haftalık vaka sayıları, son 6 haftada yükseldi.

22-28 Mart’taki vaka sayısı, 8-14 Şubat’taki vaka sayısına göre Brezilya’da yüzde 42,3, Hindistan’da yüzde 80,4, Fransa’da yüzde 30,6, İtalya’da yüzde 41,3, Türkiye’de yüzde 72 ve Almanya’da yüzde 56,9 artarken ABD’de yüzde 9,1, Rusya’da yüzde 36,6, İngiltere’de yüzde 60,6 ve İspanya’da yüzde 60,5 azaldı.

Vaka artışının yüzde 80’i aştığı Hindistan bu eğilimden en fazla etkilenen ülke oldu. Ülkede 15 Şubat’ta 9 bin 139’a kadar gerileyen günlük vaka sayısı, 28 Mart’ta 68 bin 206’ya ulaştı. Bu, ülkede son 5,5 ayda görülen en yüksek günlük vaka artışı oldu.

– Tedavisi süren hasta sayısı yeniden artıyor

Öte yandan vaka sayılarındaki artışla birlikte, tedavisi süren hasta sayısı da yeniden artmaya başladı. 28 Ocak’ta dünya genelinde 26 milyonu aşan aktif enfekte vaka sayısı, bu tarihten itibaren gerileyerek 1 Mart’ta 20 milyon 492 bin 486’ya kadar düşmüştü. Hasta sayısı, o günden sonra sürekli artarak 28 Mart’ta 22 milyon 10 bin 677’ye çıktı.

Hasta sayısının yeniden artması ülkelerin sağlık sistemlerine binen yükü arttırıyor. Dünya genelinde Kovid-19 hastalarının yüzde 99,6’sı hastalığı hafif semptomlarla geçirirken, toplam hasta sayısının binde 4’üne karşılık gelen 95 bin 905 hasta yoğun bakımda tedavi görüyor.

Kovid-19, 200’den fazla ülke ve bölgeye yayılarak salgına dönüştü. Dünya genelinde vaka sayısı 128 milyon 820 bini aşarken, virüs nedeniyle 2 milyon 816 binden fazla kişi yaşamını yitirdi.

Oxford Üniversitesinin AstraZeneca ile geliştirdiği yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısının, Almanya genelinde sadece 60 yaş üstü kişilerde kullanılması tavsiyesinde bulunuldu.

Almanya Başbakanı Angela Merkel, Almanya Sağlık Bakanı Jens Spahn ile Başbakanlıkta düzenlediği ortak basın toplantısında, Daimi Aşı Komisyonunun (Stiko) AstraZeneca aşısının 60 yaş altındaki kişilere yapılmasının askıya alınıp sadece 60 yaş üzerine uygulanması tavsiyesini hatırlattı.

Merkel, Stiko’nun tavsiyelerine yoğun görüşmelerden sonra karar verildiğine dikkati çekerek “Göz ardı edemeyeceğimiz bulgular mevcut” dedi.

Kamuoyunda AstraZeneca aşısına olan güvenin kaybolduğu iddialarına ilişkin Merkel, “Aşılara güvenebilmeliyiz. Güven, her şüphenin ve her bir vakanın üzerine gidilmesiyle oluşur. Bundan federal ve eyalet hükümetleri sorumludur. Stiko tarafından yapılan değerlendirmelerden sonra anormallik ifade eden raporlar çok nadir ancak göz ardı edilemez.” diye konuştu.

Merkel tüm bu yaşananların belirsizlik yaratacağının farkında olduklarını ancak böyle bir durumla baş etmenin en iyi yolunun, açıklık ve şeffaflık olduğunu ifade etti.

Kovid-19’a karşı mücadelede aşının bulunmasının şans olduğunu vurgulayan Merkel, kendine aşı sırası geldiğinde AstraZeneca aşısı da yaptırabileceğini söyledi.

Almanya Sağlık Bakanı Jens Spahn ise AstraZeneca’nın artan bir sağlık riski oluşturmasının, aşılama kampanyası için “şüphesiz bir gerileme” olduğunu söyledi.

AstraZeneca’nın, 60 yaşın üzerinde çok etkili olduğunu belirten Spahn bu yaş grubundaki herkesi AstraZeneca aşısı imkanından yararlanmaya çağırdı.

Spahn, bu kişilerin toplumda rol model olacaklarını ifade ederek yaz sonuna kadar aşı olmak isteyen herkese aşı imkanı sunma sözünü yineledi.

Bakan Spahn vatandaşların Almanya’da onaylanan aşıların “titizlikle izlendiğine” güvenebileceğini sözlerine ekledi.

– Stiko aşı güncellemesinde bulunmuştu

Yeni tromboz (pıhtı) vakalarının ardından Stiko, AstraZeneca aşısı hakkındaki tavsiyesini güncellemişti.

Stiko bugüne dek rapor edilen 31 kan pıhtısı vakasından 9’unun hayatını kaybettiğini açıklamıştı.

Robert Koch Enstitüsünün bildirdiğine göre, Almanya’da bugüne kadar 2,7 milyon AstraZeneca aşısı yapıldı.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) laboratuvardan çıkma ihtimalinin “en düşük” hipotez olduğunun iddia edildiği DSÖ raporuna ilişkin “Bu değerlendirmenin yeterince kapsamlı olduğuna inanmıyorum. Daha sağlam sonuçlara ulaşmak için daha fazla veri ve çalışmaya ihtiyaç duyulacak.” dedi.

DSÖ-Çin ortak çalışmasıyla Kovid-19’un kökenine ilişkin açıklanan raporda, Kovid-19’un yarasalardan insanlara başka bir hayvan yoluyla bulaştığı öne sürüldü. Raporda, Kovid-19’un laboratuvardan çıkma ihtimali ise “en düşük ihtimal” olarak gösterildi.

DSÖ Genel Direktörü Ghebreyesus ise DSÖ üyesi ülkelerin temsilcilerine hitaben yaptığı konuşmada, raporun aksine, “virüsün kökenine ilişkin tüm hipotezlerin hala masada” olduğunu vurguladı. Ghebreyesus, “Bu rapor çok önemli bir başlangıç ama son değil. Henüz virüsün kökenini bulamadık ve bilimi takip etmeye devam etmek ve şu an yaptığımız gibi her taşın altını incelemeliyiz.” dedi.

Virüsün kökenini bulmak zorunda olduklarının ve dünyaya bunu borçlu olduklarının altını çizen Ghebreyesus, Kovid-19’un kökenini araştırmak için Çin’e yapılan tek bir gezinin yeterli olmadığının altını çizdi.

– “Virüsün kökenini araştırmak için özel uzmanlar görevlendirmeye hazırım”

Ghebreyesus, uluslararası uzman ve araştırmacılardan oluşturulan heyetin virüsün patlak verdiği Vuhan kentinde birkaç laboratuvarı ziyaret ettiğini ve virüsün bir laboratuvar olayı sonucu insan popülasyonuna girme olasılığını değerlendirdiğini anımsatarak “Ancak bu değerlendirmenin yeterince kapsamlı olduğuna inanmıyorum. Daha sağlam sonuçlara ulaşmak için daha fazla veri ve çalışmaya ihtiyaç duyulacak.” değerlendirmesinde bulundu.

Heyetin, açıklanan raporda “Kovid-19’un laboratuvardan sızma ihtimali ‘en düşük’ ihtimal olasılıklı hipotez olduğu” sonucuna vardığını belirten Ghebreyesus, “Bu (tez), özel uzmanlar tarafından daha kapsamlı araştırmayı gerektiriyor. Bu görevlendirmeye hazırım.” diye konuştu.

– DSÖ uzmanına göre Çin’e yeni bir gezi olasılık şu anda değil

Çin’de Kovid-19 kökenini araştıran DSÖ uzmanlarından Peter Ben Embarek ise Cenevre’de video konferans yöntemiyle düzenlenen basın toplantısında, Ghebreyesus’un aksine yakın bir gelecekte Çin’e virüsün kökenini araştırmak için gitme ihtimallerinin olmadığını söyledi.

Embarek, elde ettikleri verilerin değerlendirilmesinin uzun zaman alacağını belirtti.

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezinin (CDC) eski Direktörü Robert Redfield, virüsün orijininin Çin’deki bir laboratuvar olduğunu öne sürmüştü.

Çin Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi Başkan Yardımcısı Fıng Zıcian, Kovid-19’un laboratuvardan sızdırıldığı ihtimalinin mümkün olmadığını savunmuştu.

– Çin, soruşturma çağrılarını geri çevirmişti

Çin, daha önce ABD yönetiminin virüsün kökenine ilişkin soruşturma başlatılmasına dair talebini reddetmiş, Avustralya hükümetinin Nisan 2020’de DSÖ’ye uluslararası soruşturma çağrısı yapması üzerine bu ülkeye de ihracat kısıtlamaları getirmişti.

Uluslararası baskıların artmasının ardından ABD, Avustralya, Almanya, Japonya, İngiltere, Rusya, Hollanda, Katar ve Vietnam’dan uzman ve araştırmacılardan oluşturulan heyet, ilk olarak ocak başında Çin’e gitmiş ancak Pekin yönetiminin geçerli vizelerin alınmadığı uyarısını yapmasının ardından geri dönmek zorunda kalmıştı.

İzinlerin alınmasının ardından 14 Ocak’ta özel uçakla Vuhan’a gelen heyet, 14 gün karantinada tutulmuş ve bu sürede Çinli yetkililerle çevrim içi toplantılarla bilgi alışverişinde bulunmuştu.

Heyet, 29 Ocak’ta başladığı saha çalışmalarında, ilk vakaların görüldüğü Vuhan’daki deniz ürünleri gıda pazarının yanı sıra Hubey Çin ve Batı Tıbbı Bütünleşik Bölge Hastanesi, Vuhan Jinyintan Hastanesi, Hubey Eyaleti Hastalık Kontrol Merkezi ve Hayvan Hastalıkları Merkezinde incelemeler yapmıştı.

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap