Ekonomik sıkıntılar, hacizleri artırdı… Avukatlar ve icra çalışanları, “kelle koltukta” gidilen hacizlerde yaşananları anlattı

by Haber Fora

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Makina Mühendisleri Odası tarafından geçen aralık ayında hazırlanan raporda icra dairelerindeki dosyaların sayısının 23 milyona ulaştığı belirtilerek “2021, alacaklıların kapıya dayanacağı, borçluların uykularının kaçacağı bir yıl olmaya aday” denilmişti.

Başlatılan icra işlemlerinin bir aşaması olan haciz, insanın yaşamı boyunca karşılaşabileceği en can sıkıcı olaylardan biri.

Hacizler gerek mülkü hacze uğrayan gerekse de bu işlem için gelenler açısından stresin hayli yüksek olduğu anlar.

Bundan dolayı hacizler oldum olası kavga ve tartışma riskinin de en fazla olduğu işlemler arasında.

Ama bu tartışmalar şayet muhatap olunan kişinin tutumu kontrolsüz ve saldırganca ise çok daha kötü sonuçlara da neden olabiliyor.

Tıpkı geçen gün Gebze’de yaşandığı gibi.

“Hakaret etme, tutanak tutarım” dediği için vuruldu

26 yaşındaki avukat Ersin Arslan, gittiği hacizde yaşanan tartışmanın ardından Y.Y. adlı kişi tarafından vurularak öldürüldü.

Haber Fora’ye konuşan İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu, Arslan’ın hakaret eden Y.Y.’yi “Hakaret etme, tutanak tutarım” diye uyardığını, bunun üzerine saldırganın silahını çekerek genç avukatın üzerine kurşun yağdırdığını anlattı.

10 bin lira gibi günümüz koşullarında düşük sayılabilecek bir alacak için gittiği hacizde genç bir avukatın öldürülmesi avukatların büyük tepkisine neden oldu.

Yapılan paylaşımlarda birçok kişi yakın zamanlarda özellikle haciz işlemleri sırasında uğradıkları saldırı girişimlerine, hakaretlere örnekler vererek önlemler alınmasını istedi.

Gerçekten internette kısa bir arama yapılsa haciz işlemleri sırasında yaşanan saldırılara dair birçok haber görmek mümkün.

Üstelik bu saldırılarda yalnızca avukatlar değil, icra çalışanları da hedef oluyor. Çünkü hacizlere bir avukat ile birlikte bir icra memuru da birlikte gidiyor.

Son dönemlerde bu saldırıların arttığı iddia ediliyor. Peki hacizlerde saldırıların yaşanmasının nedenleri arasında neler var? Bu saldırılar neden önlemiyor?

Bu soruları hacizlere birlikte giden hem avukatlara hem de icra çalışanlarına sorduk.

“Eskiden de saldırılar olurdu ancak son dönemlerde arttı”

Ankara Barosu Başkanı Erinç Sağkan, icra olaylarında eskiden de saldırıların olduğunu ancak son dönemlerde bu saldırıların arttığını gördüklerini söyleyerek, bunun nedeniyle ilgili şöyle dedi:

“Adli kolluk sistemi etkin hale getirilmeli”

Sağkan’ın sorunun çözümü için önerileri arasında adli kolluk sisteminin etkin hale getirilerek, bütün haciz işlemlerinde can güvenliği açısından zorunlu hale getirilmesi bulunuyor.

Sağkan, ayrıca önlemler kapsamında “Avukatlara karşı eylemlerde yasalarda belirtildiği şekilde hakim ve savcılar için alınan tedbirlerin aynen uygulanması, etkin bir şekilde soruşturulması gerekiyor” dedi.

“Saldırılara dair net veri yok”

Sağkan, icralarda yaşanan saldırılarla ilgili net bir sayı vermenin de mümkün olmadığını çünkü bazı olayların baroya bile yansımadığını söyledi.

“Bazı meslektaşlarımız tahsilatı yapabilmek için lüzumsuz baskı yapabiliyorlar

Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Bülent Deniz aynı zamanda bir avukat.

Deniz, olaya farklı bir bakış açısı getirerek, hacizde çıkan olaylarla ilgili şöyle bir iddiada bulundu:

“Polis olmayınca kelle koltukta hacze gidiyorlar”

Deniz, kolluk kuvvetlerinin haciz sırasında hazır bulunması gerekirken çoğu zaman personel yetersizliğinden bunun sağlanamadığını kaydederek, “Avukat ve icra çalışanı karakola gidiyor. Gelecek polis olmayınca kelle koltuk hacze gidiyorlar. İki taraflı da etmenler var olay çıkmasını sağlayan. İcralarda borçluların tepkisel yaklaşımı genel ekonomik durumun kötüleşmesiyle bağlantılı” dedi.

Genç avukatlar, işveren baskısı nedeniyle dosyaya çok mu yükleniyor?

Borçluların hacizlerde tepkisel yaklaşımlarının genel ekonomik durumun ağırlaşmasıyla da alakalı olduğunu iddia eden Deniz, haciz işlemlerine çoğunlukla deneyim kazanmaları için meslekte yeni olan avukatların gönderildiğini doğruladı ancak bununla ilgili şöyle bir tespitte de bulundu:

Deniz, bu konudaki iddialarını şöyle sürdürdü:

“Avukata, memura saldırmasa intihar edecek insanlar da olabiliyor”

Hacze giden avukatların mesleki deneyiminin önemli olduğunu kaydeden Deniz, “Tabii ki gide gide öğreniliyor. Ben bu deneyimi çabuk kazanmıştım. Çünkü ekonomik şartlar bu kadar kötü değildi. Genel ekonomik çok bağlantılı bir şey. İnsanların çaresizlik nedeniyle çıkmaza girdiği bir durumdan bahsediyoruz. Orada avukata memura saldırmasa intihar edecek kişiler oluyor” diye konuştu.

“Avukat ile icra çalışanı arasındaki uyuşmazlık da olayın çıkmasında tetikleyici olabiliyor”

Meslek hayatında icraya çıkan her avukatın en azından bir kere sorun yaşadığını söyleyen Deniz, “Ben de yaşadım. 15 -20 kişin üzerimize geldiği polis çağırmak zorunda kaldığımız olaylar oldu” diyen Deniz, sözlerini şu iddiayla  tamamladı:

“Hacizlerdeki olayları azaltmak için UYAP’ta mal sorgulama yetkisi verildi”

Hacizlerdeki olayların artması üzerine avukatlara UYAP üzerinden mal sorgulama imkanının getirildiğini kaydeden Deniz, “Bu iyi bir uygulama. Hacze gitmeden bir alacağı varsa bu yolla tahsil edilebiliyor. Ama adamın üzerine bir şey görünmüyorsa o zaman dükkanına veya evine gitmek gerektiğinde sorunlar yaşanabiliyor” diye konuştu.

“Avukatlar, icra çalışanlarına göre daha çok saldırıya uğruyor”

Avukatlarla birlikte icralarda saldırılarda uğrayan ikinci grup icra çalışanları.

Kendisi de bir icra memuru olan Büro Emekçileri Sendikası Yönetim Kurulu Üyesi Ferhat Bayhan, avukatların kendilerine göre daha fazla saldırıya uğradığını çünkü borçluların onları alacaklıların temsilcisi olarak gördüğünü söyledi.

Hacizlerde saldırıların özellikle ekonomik bunalımların arttığı dönemlerde yükseldiğini söyleyen Bayhan, şöyle konuştu:

“Üretim alanlarına yapılan hacizlerde daha çok saldırı oluyor”

“Çalışanlara kriz anında ne yapmalarına dair eğitim verilmiyor”

Bayhan, icra çalışanlarına hacizlerde kriz durumlarında nasıl davranmaları gerektiğine dair de ayrıca bir eğitim verilmediğini söyleyerek, kanuna göre polis veya jandarma tarafından haciz sırasında güvenlik önlemi alınması gerekirken bunun da personel yetersizliği nedeniyle yapılmadığını öne sürdü.

“Avukatlar, borçlu ile alacaklı arasındaki gerilimin kurbanı oluyor”

Avukat Şehmus Tekik de hacizlerde olay çıkmasında birinci nedeninin borçluların avukatları karşı taraf olarak görmelerinden kaynaklandığını söyleyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hacizlerde kullanılan söylem önemli”

Hacizlerde avukatın kullandığı söylemin de önemli olduğunu söyleyen Tekik, mesleğe başlayan ve bir şekilde hacizlere giden 10 avukattan en az sekizinin bir şekilde sözlü veya fiziki saldırılara maruz kaldığını belirterek, “Ben de birkaç saldırı girişimine uğradım” dedi.

“İcra memurları, avukatlar ile borçluları karşı karşıya bırakıyor”

Tekik, normal şartlarda haciz mahalline avukatın girme hakkının da olmadığını, bütün yetkinin icra memurunda olduğunu öne sürerek, şu iddiada bulundu:

“Malatya’da arkadaşımıza ateş açıldı”

İcra memurlarının da üye olabildiği Adalet-Sen’in İstanbul Şube Başkanı Gökhan Özkan da birçok arkadaşlarının hacizlerde saldırıya maruz kaldığını, örneğin geçen yıl Malatya’da bir arkadaşlarına ateş açıldığını kaydederek, şöyle devam etti:

“Hacizlerde saldırı pandemi sürecinde arttı”

Özkan, hacizlerde her dönem saldırının olduğunu ancak pandemi sürecinde bu tür olayların daha fazla arttığını da söyledi.

“Haciz travmatize edici bir deneyim olabiliyor”

Hacizlerin insanlar üzerindeki psikolojik etkisini Klinik Psikolog Dr. Melis Demircioğlu’na sorduk.

Demircioğlu, hacizin oldukça stresli bir yaşam olayı olduğunu belirterek, evine ya da işyerine haciz gelen insanların yaşadıkları duyguları şöyle anlattı:

“Haciz öfkeye neden oluyor ama saldırganlığa dönüşmesi kabul edilebilir değil”

 Haciz travmasının zorlayıcı diğer duyguların yanında kişide yoğun bir öfkeye de sebep olabildiğini belirten Demircioğlu, “Ancak bu öfkenin saldırgan davranışlar açığa çıkarmasının kabul edilebilir yanı olmadığı gibi, sorumluluğu yalnızca bireyin psikolojisine ya da haciz uygulamasına indirgemek de hatalı olur dedikten sonra sözlerini şöyle tamamladı:

 

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap