Ev sinemasında bu hafta: Bir geri dönüşüm hikayesi; Babaannem

by Haber Fora

Masumlar Apartmanı dizisindeki Han karakterinden Çukur dizisindeki Aliço’ya ve şimdi de başrolünü Çağatay Ulusoy’un üstlendiği, heyecanla beklenen Netflix’in yeni orijinal filmi Kağıttan Hayatlar’ın Mehmet’ine kadar pek çok yapım; başkalarının çöpe attıklarından kendilerine bir hayat kurmaya çalışan kağıt toplayıcılarına hikayelerinde yer vermeye başladı.

Malum, şimdi Çağatay Ulusoy’un popüaritesi nedeniyle bu hafta Netflix’te gösterime giren Kağıttan Hayatlar sinemaseverlerin listesine girecektir.

Ama ben bu hafta size bu filmden de önce çekilmiş, yine kağıt toplayıcıları üzerinden bir hayata tutunma ve dönüşüm hikayesini anlatan ve oyuncu kadrosuyla da oldukça dikkat çeken başka bir filmden bahsedeceğim.

Bir geri dönüşüm hikayesi; Babaannem

Yönetmen: Serkan Özarslan / Oyuncular: Meral Çetinkaya, Mehmet Can Mincinözlü, Duru Ok, Sayım Çınar, Neslihan Aka, Tuna Kiremitçi, Özgül Koşar, Sertaç Ekici / Süre: 96 dakika
 

Serkan Özarslan’ın internet dünyası ve sanal gerçeklik üzerine çekilmiş ilk film olma özelliğini taşıyan “Kendinol” çalışmasında olduğu gibi yine büyük bir dünyanın küçük bir hikâyesinden yola çıkarak senaryosunu yazdığı ikinci uzun metrajlı filmi “Babaannem”, ilk filmindeki gerilimin aksine bu defa duygu yüklü bir dramı anlatıyor.
 

Film; “Kâğıtlar biz insanlara çok benziyor; biz de onlar gibi doğduğumuz zaman bembeyaz, tertemiziz. Üstüne hiçbir şey yazılmamış boş bir kâğıt gibiyiz, boş bir sayfa gibi…” diyerek kâğıtların geri dönüşümü üzerinden bir insanın dönüşümüne, mazide yaşadıklarına ve iç hesaplaşmalarına odaklanıyor.
 

Gölgeli hayatlar

Çevrim içi dijital platformlardan ulaşabileceğiniz arthouse türündeki bu filmi kısaca özetlersem; Yılmaz ve Zeynep Yaşar çiftinin ölümüyle sonuçlanan trafik kazasından sonra kendilerinin işlerinde pek de dürüst olmadıkları ortaya çıkar.
 

Kurdukları vakıf aracılığıyla milyonlarca dolar vurgun yaptıkları iddiaları sadece kendi isimlerine leke sürmekle kalmaz, geride kalanların hayatına da gölge düşürür.
 

Yılmaz Yaşar’ın annesi Zehra Hanım henüz acıları daha dinmemişken bu iddialar nedeniyle gelen hacizler sonucu elinde, avucunda olan tüm malvarlığını kaybeder; oğlu ve gelininden ona yadigâr bir tek torunu Mehmet kalır.
 

Baba evi

Bu olayların üstüne Zehra Hanım torunu Mehmet ile birlikte yeni bir yaşama başlayabilmek için İstanbul’daki baba evine geri döner.
 

Modernizm rüzgârında kentsel dönüşüme inat, umutla varlığını idame ettirmeye çalışan küçük bir mahallede yer alan bu ev, geçmişi temize çekebilecekleri tek yerdir.
 

Ailesinin bu hazin sonu, varlık içinde büyümüş olan Mehmet için de dönüm noktası denebilecek zor bir sürecin başlangıcı olur, fakat mülkiyet konusundaki fikirleri ve kendi ahlak değerleri çerçevesinde yaşadıklarının muhasebesini yapan Mehmet bir gece hayatına son vermeyi dener.
 

Onun için dünyada iyilik yapmaktan, erdemli bir insan olmaktan gayrı anlamlı başka bir şey yoktur ve ölüm yokluk değil, daha iyi bir geleceğe atılan bir adımdır.
 

Ancak bu denemesinde başarılı olamayan Mehmet, hastanede gözlerini açtığında karşısında babaannesi Zehra Hanım’ı bulur ve babaannesi ona bundan sonraki tüm hayatını onu iyileştirmeye adayacağını söyler.
 

Ailesinin yaptıklarından utanan ve bununla başa çıkamadığı için intihar eden Mehmet acaba yeniden toparlanabilecek ve iyileşecek midir?

Tecrübe denilen şey

Tarihi, toplumu, her sınıftan, her katmandan, her cinsiyetten insanı ustalıkla anlatan Tolstoy’un söylediği gibi; “İnsan, dün, bugün ve yarının kavgasını ayırmaya çalışırken hayatını kaybeden zavallı bir yolcudur” ve hayat bizi değirmen misali öğütüp dururken bildikleriyle, biriktirdikleriyle, bütün acılara rağmen hayatı sevebilen, güçlüklerle mücadele edebilen, yaşamış olduğu şeylerin izini bir şekilde ruhunda taşıyabilen ancak bu dünyada huzur bulur.

Ne de olsa insanın da tecrübelisi makbuldür…
 

Dikkat çeken bir kadro

Bağımsız sinemanın umut veren yönetmenlerinden Serkan Özarslan’ın çekimlerini on altı günde, İstanbul ve İzmir’de tamamladığı ve seyirciyi daha ilk dakikalarında ölümün soğuk nefesiyle yüzleştiren Babaannem filmi, Rus edebiyatı kadar güçlü dramatik kurgusu ve didaktik denebilecek hikâyesini bence yormadan, sıkmadan, oldukça başarıyla anlatabilen bir bakışa ve güce sahip.
 

Kentin düzensiz büyümesinin, öngörülemeyen göçün ve plansız geri dönüşüm telaşının Türkiye’de yarattığı bir meslek grubu olan kâğıt toplayıcılarından unutulmaya yüz tutmuş mahalle hayatına uzanan konularla da hikâyesini besleyen yönetmen, insan ruhunun en karanlık, en gizemli yanlarını açığa çıkaran karakterlerinin her birine kattığı derinlikle de oldukça dikkat çekmektedir.
 

Gerek tiyatroda gerek sinemada ve televizyonda aldığı rollerin her birinde üstün bir performans sergileyen gönlümüzde binlerce ödülü olan muhteşem ve kıymeti bilinememiş bir tiyatro insanı Meral Çetinkaya’nın Mehmetcan Mincinozlu ile paylaştığı filmin başrolündeki performansı gerçekten oldukça dokunaklı ve etkileyici.
 

Mehmetcan Mincinozlu’nun kafası karışık, endişeli, aciz, yalnız, asabi ve neredeyse hasta görüntüsüyle başrolde yer aldığı; “En sağlam direniş, kalbi temiz tutmaktır” diyerek yazarlıktan müzisyenliğe uzanan ve sanatı farklı ilişkiler içinde tümleyerek farklı alanlarda üretmekten yorulmayan Tuna Kiremitçi’nin bir antikacıyı canlandırdığı; Neslihan Günaydın Aka’nın yaşadıklarından dolayı travma geçirmiş iyi niyetli, hayatı deliliğe vuran, biraz da hiperaktif bir mahalleli olarak karşımıza çıktığı; seyirciyi kağıt toplayanların dünyasına götürerek toplum dışına itilmiş kişilere ayna olan rolüyle Sertaç Ekici; Özgül Koşar ve Duru Ok’un yer aldığı Babaannem filmi öyle tahmin ediyorum ki seyredenleri mutlaka etkileyecektir.
 

Pera Güzel Sanatlar Tiyatro mezunu olmasına karşın oyunculuğa ara vererek bir Yazar Ajanı olarak yıllardır edebiyat dünyasına katkılar sağlayan, basın ve yayıncılık sektörünün tanınan simalarından Sayım Çınar’ın da filmde kötü kalpli bir internet kafe sahibi olarak rol alarak oyunculuğa geri dönüş yapmış olması da ayrıca çok sevindirici.
 

Zira yeteneği ve karakteriyle alacağı rollere zenginlik katacağını üstlendiği bu rolle de göstermiş olan Sayım Çınar oyunculuk tecrübesi ve sahip olduğu vizyonla bundan sonraki projelerinde akıllarda yer edecek karakterler ortaya çıkaracağının sinyallerini veriyor.
 

Haftanın diğer filmleri

Adi Kirli Suçlular

Yönetmen: Paul Murphy / Oyuncular: Samuel Austin, Francis Biggs, Unaloto Funaki, Rebecca Gibney, Tim Gordon, Cohen Holloway, Grant Kereama, Min Kim, Robbie Magasiva, Olivia Morphew, Fingal Pollock, Shane Rangi, Grant Roa, James Rolleston, Thomas Sainsbury, Jatinder Singh, Scott Wills / Süre: 86 dakika
 

beIN CONNECT’in Komedi Filmleri kuşağında bu hafta gösterime giren Lowdown Dirty Criminals adlı bu film; daha iyi bir hayata sahip olmak isteyen ve yol boyunca tatsız durumlarla ve insanlarla karşılaşan iki saf genç adamın hikayesini anlatıyor.

Freddy pizza dağıtım işini kaybettikten sonra en iyi arkadaşı Marvin ile birlikte, bir sahtekâr olan Spiggs’in görevlendirdiği bir işte kendisini bulur, ancak ikili bu işi ellerine yüzlerine bulaştırınca Spiggs onları bir öncekine göre nispeten daha kolay (ve belki de aptalca) bir iş için görevlendirir; karısıyla yatmakta olan Donny Kong’u öldürmek!

Fakat ikili iş üstündeyken yanlış bir adam ölünce Freedy ve Marvin kendilerini, kendi patronlarından bile daha korkunç birtakım haydutlarla yollarını kesişmiş bir şekilde bulur.

Her şey sarpa sardığında ortaya çıkan bu kaos ikilinin hayatlarını tehdit edince Freddy ve Marvin kariyer seçimlerini yeniden gözden geçirmek zorunda kalır.

Arthur ve Merlin: Camelot Şövalyeleri

Yönetmen: Giles Alderson / Oyuncular: Richard Short, Tim Fellingham, Stella Stocker, Sanna Kelly, Joe Egan, Ian Sharp, Stephen Uppal, James G. Nunn, Daniel Schutzmann, Kris Johnson, Aaron May, Ronan Summers, Matt Gras, Fabio Goutet, Joel Phillimore, Tom Taplin, Sam Newman, Paul Marc Davis, Stefan Boehm, Paul Rhodes, Georgia Curtis, Jennifer Matter, Gerard Cooke, Brochan Evans, Audrey L’Ebrellec, Emily Haigh, Olivia Bernstone, Richard Brake, Martin Neely, Richard Lister, Andrew Veale, Ben Killen, Tim De Paul, Adam Braddock, Michael Fields, Kevin Martin, James Reynard, Lex Lamprey, Matthew Doman, Amy Marsden, Natasha Burgeon, Carys Jones, Jasmin Owen, David Bayliss, Mirsad Solakovic, Alex Thei, Lauren Northey, Cari Barley, Angharad Davies, Maria Palios Potts, Ayaisha Griffith, Volenté Lloyd, Hugh Curtis, Jes Gislason, Sammy Measom, Scott Rose-Marsh, Antonio Bustorff, James Dance, Billy Holland / Süre: 90 dakika
 

beIN CONNECT’in Macera Filmleri kuşağında bu hafta gösterime giren, Britanya mitolojisinin en meşhur efsanelerinden birisi olan Camelot kralı Arthur’un hikâyesini yeniden kadrajına alan Arthur & Merlin: Knights of Camelot adlı bu filmde; Kral Arthur Roma İmparatorluğu ile savaştıktan sonra evine geri döndüğünde gayrimeşru oğlunun Camelot’un tahtını ele geçirdiğini öğrenir.

Bunun üzerine Mordred daha da ileriye gitmeden onu önlemek isteyen Arthur, kudretli büyücü Merlin ile birlikte Yuvarlak Masa Şövalyeleri’ni tekrar bir araya getirir.

Kral Arthur’un olgunluk dönemini seyredebileceğiniz bu heyecanlı taht oyununu ele alan film, bu defa ana vatanı İngiliz topraklarından çıkıyor olmasıyla da dikkat çekiyor.

Audrey

Yönetmen: Helena Coan / Oyuncular: Audrey Hepburn, Robin Ager, Michael Avedon, Emma Hepburn Ferrer, Sean Hepburn Ferrer, Alessandra Ferri, Francesca Hayward, Clare Waight Keller, Keira Moore, Mita Ungaro / Süre: 100 dakika
 

Netflix’in Biyografik Belgeseller kuşağında bu hafta gösterime girmesi beklenen Audrey adlı bu film; moda ve Hollywood’un en büyük yıldızlarından biri olan Audrey Hepburn’ün olağanüstü yaşamına ve kariyerine odaklanıyor.

Daha önce Audrey’in filmlerinden ve seyahatlerinden görülmeyen arşiv görüntüleri bir araya getiren Helena Coan, Royal Ballet’in koreografı Wayne McGregor ile birlikte eşsiz bir çalışma ortaya koyuyor.

Bale teması belgesel filminin merkezinde yer alırken aynı zamanda karakterini dans ile yansıtmayı tercih eden Audrey Hepburn’ün bir moda ikonu olarak kişiliği inceleniyor, hatta Audrey’in hayatının daha kişisel yönlerine de yer veren belgesel filminde oğlu Sean Hepburn Ferrer, annesinin Hollanda’daki Nazi işgali sebebiyle zor geçen çocukluğunu bile anlatıyor.

Sanatçının Hollywood’un altın çağında geçirdiği günlere bir gönderme mahiyeti taşıyan belgeselde; Audrey Hepburn’ün şöhrete yükseliş yıllarını oynaması için Francesca Hayward seçilirken, sanatçının UNICEF elçisi olduğu ileriki yaşlarını ise Alessandra Ferri canlandırıyor.

24 yaşında ilk Akademi Ödülü’nü kazanan ve dünyanın en büyük kültürel ikonlarından biri olan Audrey’in hayatının bilinmeyen taraflarını gözler önüne seren belgeselde, onu yakından tanıyanlarla yapılan röportajlara da yer veriliyor.
Belgeselin dikkat çeken müzikleri ise Alex Somers tarafından bestelendi.

Eroin Avı

Yönetmen: Spencer T. Folmar / Oyuncular: Sherilyn Fenn, Cathy Moriarty, Nicholas Turturro, Lawrence Hilton-Jacobs, Brian O’Halloran, Rachel Hendrix, Alan Powell, Ola Ray, Garry Pastore, Jaqueline Siegel, Nathan Clarkson, Dax Spanogle, Jeremy John Wells, Spencer T. Folmar, Jordan Fitzsimmons, Barrett Donner, Daniella Mason, Pat Romano Jr., Leesa Folmar, Nicholas Coble, Holly Crumrine, Elizabeth Ann Canner, Susan Koontz, Tyler Harrington, E. Bernhard Warg / Süre: 90 dakika
 

beIN CONNECT’in Gerilim Filmleri kuşağında bu hafta gösterime giren ve hikayesi gerçek olaylara dayanan Shooting Heroin adlı bu bağımsız filmde; küçük bir kasabanın halkı, uyuşturucu salgınını ne şekilde olursa olsun ortadan kaldırmak için bir araya gelir.

İnsanın üzerine geliyormuş hissi veren bulutlu bir gökyüzü, izole evler ve yol kenarlarındaki barlarıyla Amerika’nın geleneksel ve ıssız bir kasabasında geçen filmde, ülkeye pompalanmaya başlanılan eroin kullanımına karşı savaş açmış olan üç farklı karakterin bir araya gelmesi ile olaylar şekillenir.

Farklı motivasyonlarla bu mücadele için bir araya gelen bu karakterler; hayatı biraz karmaşık gibi görünse de yine de istikrarlı bir duruş sergileyen bekar ve eski bir savaş gazisi olan Adam ile iki çocuğunu da 12 saat içerisinde uyuşturucudan kaybeden memur Edward ve Hazel çiftidir.

Adam’ın kız kardeşi Cheyenne üç yıldır temiz olan ve her geçen gün daha da iyileşen eski bir bağımlıdır ancak kafasındaki bir yara yüzünden hastaneye yatınca ağrıları için morfin almak zorunda kalır ve bu da onu eski alışkanlıklarına döndürmek için yeterlidir.

Filmde toplumu zehirleyen yılanları yani uyuşturucu satıcılarını yetkililer önlemekte yetersiz kalınca kasaba halkı kayıplarının ardından dua etmenin dışında artık adaleti kendileri sağlamak ister ve şehrin tek düzgün polislerinden biri olan Jerry’nin de desteğiyle hepsinin hayatını alt üst etmiş bu illeti bitirmek için etkili bir savaş başlatırlar.

Her Şeye Evet

Yönetmen: Miguel Arteta / Oyuncular: Jennifer Garner, Edgar Ramírez, Jenna Ortega, Julian Lerner, Everly Carganilla, Tracie Thoms, Fortune Feimster, Nat Faxon, Arturo Castro, Hayden Szeto, Megan Stott, Alana Baer, Yimmy Yim, Graham Phillips, Wolf Fleetwood-Ross, Adam Faison, James Kyson, Michelle La, Leonardo Nam, Naomi Ekperigin, James Calixte, Alek Cole, William Samiri, Molly Sims, Ruy Iskandar, Cloie Wyatt Taylor, Joanna Strapp, Brent Morin, Cass Buggé, Lynn Andrews, Jordan Johnson-Hinds, K.C. Clyde, Katie Baker, Ava Allan, Cameron Johnson, Greg Snowden, Taylor Cooper, Faryn Einhorn, Mike Lane, Jeremy Culhane, Kristi Lauren, Olivia Norman, Arvin Lee, Peter S. Kim, Ron Yerxa, Nicholas Sean Johnny, Cameron James Elie, Romyn Smith, Aliyah Starr Torres, Joshua Gallup, Danielle Jalade, Erin Allin O’Reilly, Rafael Boza, Tyler Riggin, Sandy Fletcher, Chase Meyer, Lola Raie, Aidan McGraw, Rachel Amanda Bryant, Coral Coye, Kodiak Lehman, Makea Leonard, H.E.R., Keithen Foster, Carrington Brown, Alonzo Harris, Ricardo Ramos, Ajanee Hambrick, Malik Spence, Miles Michaud, Matthew Correia, Pedrum Siadatian, Timothy Hill / Süre: 86 dakika
 

Netflix’in Kitaplardan Uyarlanan Filmler kuşağında bu hafta gösterime giren Yes Day adlı sürprizlerle dolu bu samimi aile komedisinde; çocuklarına genelde hayır diyen bir anne ve baba, bir günlüğüne onların en çılgın isteklerine bile evet demeye karar verir.

Allison Torres, tek başına neredeyse dünyayı fetheden genç bir kadındır; ona göre hiçbir macera çok riskli değildir ve hepsinin peşinden gidilmelidir, ancak bir anne ve eş olarak Allison, pek de iyi biri değildir.

Oldukça acımasız bir anne olan Allison bu durumu değiştirmeye karar verir ve çocuklarına ve iş arkadaşlarına sürekli “hayır” demek zorunda kaldıklarını hisseden genç kadın, kocası Carlos ile birlikte bir gün boyunca çocuklarının tüm isteklerine “evet” demeye karar verir.

Böylelikle genç çift, çocuklarının tüm isteklerini kabul edecekleri ve 24 saat boyunca kuralları çocuklarının koyacağı bir Evet Günü belirlerler.
Elbette Los Angeles’ın altını üstüne getirdikleri bir maceraya atılacaklarından ve bu maceranın aile bağlarını hiç olmadığı kadar güçlendireceğinden ise hiç haberleri yoktur.

Söylemeye gerek yok böylesi bir filmde eğlence ve macera dolu bir güne hazır olun.

Kağıttan Hayatlar

Yönetmen: Can Ulkay / Oyuncular: Çağatay Ulusoy, Emir Ali Doğrul, Ersin Arıcı, Turgay Tanülkü, Selen Öztürk, Oksan Büyük, Mehmet Bahattin Genç, Volkan Çalışkan, Tomris Çetinel, Osman İskender Bayer / Süre: 96 dakika
 

Netflix’in Türk sineması kuşağında bu hafta gösterime giren Kağıttan Hayatlar adlı bu film; hayatın tüm engel ve zorluklarına rağmen mücadeleyi bırakmayan ve çöp toplayarak kendisi ile sokaklarda tanıştığı sekiz yaşındaki bir çocuğun yaşamını idame ettirmeye çalışan Mehmet’in hikâyesini anlatıyor.

İstanbul’un eski binaları, sokakta koşturan çocukları, yan yana dükkanlarıyla bezeli, adına yakışır bir ara sokağında yaşayan Mehmet, her gün gördüğümüz ancak gündelik hayatın telaşıyla dikkat etmediğimiz, fark edemediğimiz kâğıt toplayan gençlerden biridir.

Mahalledeki çöp toplama deposunu işleten Mehmet’in en büyük destekçisi ise ona ve onun gibilere çocukluktan beri kol kanat geren Tahsin Baba’dır.

Bir akşam iş dönüşü en yakın arkadaşı Gonzales’in çekçek çuvalından hayatlarının orta yerine sekiz yaşındaki Ali isimli bir çocuk düşer.

Kâğıt toplayarak geçinen ve sağlığı giderek kötüleşen Mehmet birden hayatına giren küçük Ali’nin varlığıyla kendi çocukluğuyla da yüzleşmeye başlar.

Mehmet bir yandan Ali’yi ailesine kavuşturmaya çalışırken küçük çocukla arasında farklı bir bağ kurar ve Ali ile ayrılmaz bir ikili olur.

Çağatay Ulusoy’un başrolünü Emir Ali Doğrul ile paylaştığı, OGM Pictures tarafından hayata geçirilen ve yönetmen koltuğunda Can Ulkay’ın oturduğu filmin senaryosu ise Ercan Mehmet Erdem’e ait.

Keçiyi Kaçırma

Yönetmen: Vitor Brandt / Oyuncular: Victor Allen, Evelyn Castro, Juliano Cazarré, Falcão, Edmilson Filho, Soren Hellerup, Letícia Lima, Renan Medeiros, Matheus Nachtergaele, Eyrio Okura, Leandro Ramos, Jéssica Tamochunas, Valéria Vitoriano / Süre: 97 dakika
 

Netflix’in Brezilya Yapımı Komedi Filmleri kuşağında 18 Mart’ta gösterime girmesi beklenen Cabras Da Peste (Get the Goat) adlı bu uçuk, kaçık ve absürt filmde; şehrin sevilen maskotu olan Celestina adlı keçinin peşine düşen iki bahtsız polis, azılı suçlularla karşı karşıya gelince boylarından büyük bir işe kalkıştıklarını anlarlar.

Kırsal bölgede görevli bir polis memuru olan Bruceuilis, yaşadığı küçük kentin maskotu olan keçi Celestina’yı kurtarmak için São Paulo’ya gider ve burada masa başında görevli olan polis memuru Trindade ile tanışır.

Üstelik Trindade uzmanlık alanı olmamasına rağmen onunla birlikte kent sokaklarında bir maceraya atılmaya karar verir.

Brezilya etkileri taşıyan ahbap polis temalı bu filmde birbirine taban tabana zıt karakterde olan iki polis memuru bir suçu çözmeye ve bir suçluyu alt etmeye çalışırken son derece özel bir arkadaşlık bağı kurar.

Kirpi Sonic

Yönetmen: Jeff Fowler / Oyuncular: Ben Schwartz, James Marsden, Jim Carrey, Tika Sumpter, Natasha Rothwell, Adam Pally, Lee Majdoub, Neal McDonough, Tom Butler, Frank C. Turner, Melody, Nosipho Niemann, Shannon Chan-Kent, Brad Kelly, Elfina Luk, Garry Chalk, Michael Hogan, Peter Bryant, Jeremy Arnold, Jeanie Cloutier, Emma Oliver, Bailey Skodje, Dean Petriw, Jeff Sanca, Lisa Chandler, Chris Gailus, Bethel Lee, Anthony Santiago, Jeremiah Oh, Charles Heffernan, Terence Kelly, Sean Campbell, Scott Patey, Sandy Robson, Andrea Marcum, Benjamin Valic, Donna Jay Fulks, Colleen O’Shaughnessey, Nicholas Dohy, Debs Howard, Leanne Lapp, Richard David Lecoin, Nadeen Lightbody, Steve Warky Nunez, John Specogna, Linley Subryan, Breanna Watkins / Süre: 99 dakika
 

Video oyunlarıyla büyüyen ve artık bir yetişkin olan kızının Sonic’e olan hayranlığının etkisiyle filmin oyuncu kadrosuna katılan Jim Carrey’nin başrolünde yer aldığı, Sega’nın dünya çapında satış rekorları kıran aynı isimli ünlü video oyunundan sinemaya uyarlanan canlı aksiyon türündeki macera-komedi filmi Sonic the Hedgehog, hükümet yetkililerinin mavi kirpi Sonic’i yakalaması için çılgın bilim insanı Dr. Ivo Robotnik’i görevlendirmesiyle gelişen olayları konu ediniyor.

Hükümet, insan biçiminde bir kirpi olan Sonic’i yakalamak için peşine düşer ancak dünyanın en hızlı kirpisini öyle kolay kolay yakalamak pek mümkün değildir.

Devlet görevlileri her yerde onu ararken Sonic bu sırada şeytani Dr Eggman’dan kaçarken kaybettiği yüzükleri geri almaya çalışmaktadır, ancak yine de bu sandığı kadar kolay olmayacaktır.

Bu yüzden, küçük bir kasaba olan Green Hills’in şerifi Tom Wachowski, Sonic’in peşine düşen hükümet yetkililerinden kaçmayı başarıp, doktordan önce yüzükleri geri alabilmesi için ona yardım etmeye karar verir.

Böylelikle bir takım olan Sonic ve yeni en yakın arkadaşı Tom, kötü deha Dr. Robotnik’e ve onun dünyaya hükmetme planlarına karşı gezegeni savunmak üzere aksiyon dolu bir maceraya girişir.

Ölümcül Yanılsamalar

Yönetmen: Anna Elizabeth James / Oyuncular: Dermot Mulroney, Kristin Davis, Shanola Hampton, Lora Martinez-Cunningham, Greer Grammer, Grayson Berry, Marie Wagenman, Olivia Taylor, Jean Effron, Ellen Humphreys, Esodie Geiger, Alexandra Fabbri, Julia Flores, Ayla Jane McFall, Abella Bala, Amber Pohl, Shaun Wu, Kay Torres, Shylo Molina, Cajardo Lindsey, Emily Isabella Peck, Ines France Ware, Melissa Chambers, Claire Mackenzie Carter, Josh Horton, Alison Grainger, David John Kernick, Devon Richardson, Bryce Gordon, Ashe Medina, Rachael Radulich, Ashley Rae, Zane Sterrett, Kimberly Ding, Ema Matthews, Nya Simone Eteeyan, Paolo Pavone, Farren McGaffigan, Tracy Trujillo, Stephen Taylor, Christina Bacca, Darius Eteeyan, Heather Skye McDiarmid, Alandrea Martin, Desiree Gills, Marvin White, Lynne Sterrett, Eden McMillin, Emily Goodwin, Hannah Frick, Elijah Wallace, Gabe Baca, Ruben Barela / Süre: 114 dakika
 

Netflix’in Psikolojik Gerilimler kuşağında bu hafta gösterime girmesi beklenen ve 90’larda gişe rekorları kıran kült klasik gerilim filmlerine mükemmel bir şekilde dönüş yaparak nostaljik esintiler taşıyan Deadly Illusions adlı filmde; yazma sıkıntısı çeken çok satan bir kadın romancı, ikiz çocuklarına göz kulak olması için masum bir genç kadını işe alır.

Romancı, yeni çok satan kitabı için kendini yoğun düşüncelerle geçen bir dünyaya soktuğunda, yazdığı hayatla yaşadığı hayat arasındaki çizgi gittikçe bulanıklaşır.

Ölümcül Yanılsamalar, kariyerine düşkün bir kadının cinsel özlemlerine, arzularına ve bu özlemler yerine getirilmediğinde neler olabileceğine dair bilinçaltına gizemli bir bakış atarak kışkırtıcı bir seyir sunan, nostaljik bir türe yenilikçi bir bakışla yaklaşan filmlerden biri.

Seni Buldum Ya!

Yönetmen: Reha Erdem / Oyuncular: Ezgi Mola, Serkan Keskin, Bülent Emin Yarar, Taner Birsel, Tansu Biçer, Esra Bezen Bilgin, Ecem Uzun, Nihal Yalçın, Tilbe Saran / Süre: 82 dakika
 

Sinemamızın auteur yönetmenlerinden Reha Erdem’in merakla beklenen ve 13 Mart’tan itibaren ilk kez ve sadece MUBI’de seyirciyle buluşacak olan; pandemi koşullarında çekilen kara komedi türündeki Seni Buldum Ya!; maskesiz evden çıkamayacak hâle gelmiş insanların yaşadığı bir dünyada geçen ve masumun suçluya, suçlunun da masuma dönüştüğü bir hikâyeler zincirini odağına alıyor.

Karantina zamanlarındaki İstanbul’da Felek ve Kerim kendilerine göre bir düzen kurarlar: Haklarında istihbarat topladıkları insanların bilgisayarlarına sızıyor, evlerinde onları hazırlıksız yakalıyor ve dolandırıyorlar.

İşleri kolay; suç diyorlar, devlet diyorlar, soyuyorlar, fakat İstanbul burası, insanın her türlüsü var.

Akademisyeni, tapucusu, hazinecisi, liposuction’cısı, suçundan ödü kopanı ve suça suç demeyeni, hepsi burada, ama bu hikâyenin kurbanı ve korkanı varsa, kafa tutanı, deli edeni, aşık edeni de var.

Ve tabii o zaman dans da var!

Seni Buldum Ya!, evlere hapsolduğumuz böylesi bir dönemde, her türlü kısıtlamanın sanatsal yaratıcılığı ateşleyebileceğinin en güzel örneklerinden.

Yapımcılığını 1999’dan bu yana Reha Erdem’in projelerini destekleyen Ömer Atay ve Serra Ciliv’in üstlendiği, İstanbul’da Zoom üzerinden çekilen film, pandemi dönemini fırsat bilerek çevrim içi bir suç ağı kuran iki dolandırıcının ve bu ağa yakalanan insanların korku, endişe ve bir o kadar da başkaldırı, heves, empati, aşk ve dans dolu hâllerini anlatıyor.

Reha Erdem bir kez daha insanlığımıza ayna tutarken, unutmaya yüz tuttuğumuz şeyler olan umuda, dansa ve neşeye de bolca yer açıyor.

Bu arada; Türkiye dışında Almanya, Fransa, Hollanda gibi 200’e yakın ülkede izlenebilecek filme özel hazırlanan Çevrimiçi Gala ise 13 Mart Cumartesi akşamı saat 20.00’de MUBI internet sitesi ve YouTube kanalı üzerinden gerçekleşecek.

Gala öncesi, Muammer Brav’ın sunumuyla gerçekleşecek kırmızı halı seremonisine Reha Erdem’in yanı sıra filmin oyuncuları Serkan Keskin, Nihal Yalçın, Bülent Emin Yarar, Ezgi Mola, Taner Birsel, Tilbe Saran, Esra Bezen Bilgin, Tansu Biçer ve Ecem Uzun katılacak.

MUBI’de filmi izleyenler, kapanış jeneriğinin ardından Reha Erdem’in sinema yazarı Esin Küçüktepepınar’la gerçekleştirdiği soru-cevap bölümünü de izleme fırsatı bulacak.

Son Gişe Rekortmeni

Yönetmen: Taylor Morden / Oyuncular: Sandi Harding, Kevin Smith, Ione Skye, Brian Posehn, Doug Benson, Paul Scheer, Samm Levine, Jamie Kennedy, Ron Funches, James Arnold Taylor, Lloyd Kaufman, Darren Hayes, Kate Hagen, Kimberly Leemans, Jared Rasic, Joshua D. Almengor, Adam Brody, Tom Casey, Ryan Harding, Lauren Lapkus, Kyle Mosonyi / Süre: 86 dakika
 

Netflix’in Belgeseller kuşağında 15 Mart’ta gösterime girmesi beklenen The Last Blockbuster adlı bu film; Bend, Oregon’da faaliyet gösteren şimdiye kadarki en son blockbuster video mağazası hakkında önceki çalışanları, hayranları, müşterileri ve iş adamları ile yaptıkları çok sayıda röportaja yer vererek bu video mağazasına dair nostaljik bir bakış sunuyor.

Bir süre önce mağazanın kendisini bir etkinlik kapsamında bir Airbnb’ye dönüştürerek hayranlarının çekyatta TV izlemesine izin vermesiyle ses getiren bu yer üzerinden ev videosu çağına dair çekilmiş bu övgü dolu filmi, dünyanın en büyük çevrim içi yayıncılık hizmeti veren bir platformunda seyretmek de hem ironik hem de heyecan verici görünüyor.

Tek Kelimeyle Siyahi

Yönetmen: John Wax, Jean-Pascal Zadi / Oyuncular: Jean-Pascal Zadi, Caroline Anglade, Fary, Tonton Marcel, Juliette Fiévet, Lilian Thuram, Pascal Cefran, Fif Tobossi, Frédéric Venant, Maboula Soumahoro, Claudia Tagbo, Hervé Dandrieux, Amilcar Zadi, Nicolas Danzin, Cyril Hanouna, Sylvie Yoffou, JoeyStarr, Vikash Dhorasoo, Kareen Guiock, Serge Bondt, Pierre Rousselet, Franco Lollia, Doudou Masta, Fodjé Sissoko, Mohamed Seck, Fabrice Eboué, Lucien Jean-Baptiste, Eric Judor, Fadily Camara, Roukiatou Cissé, Ramzy Bedia, Rachid Djaidani, Melha Bedia, Amelle Chahbi, Jonathan Cohen, Mathieu Kassovitz, Nicodème Zadi, Ahmed Sylla, Eriq Ebouaney, Moussa Mansaly, Jérôme Guesdon, Saïd M’Roumbaba, Lewis, Augustin Trapenard, Stéphane Soo Mongo, Esdras Registe, Jérôme Wethli, Frankie Wallach, Lazare Minoungou, Stéfi Celma, Omar Sy, Georgina Elizabeth Okon, Jamel Blissat, Jonathan Louis / Süre: 90 dakika
 

Netflix’in Kara Mizah kategorisinde 17 Mart’ta gösterime girmesi beklenen ve iki César adaylığı bulunan Tout Simplement Noir (Simply Black) adlı bu filmde; Jean-Pascal Zadi, bir yandan bir yürüyüş düzenlerken bir yandan da ırk ayrımcılığını ve kendi siyahi Fransız kimliğini taşlamalı bir bakış açısıyla ele alıyor.

38 yaşındaki Jean-Pascal siyahilerin ülkedeki durumları feci olduğu için oldukça öfkelidir.

Bu yüzden 27 Nisan’da Paris Cumhuriyet Meydanı’nda siyahiler için bir yürüyüş düzenlemektedir ki bunun için de topluluktaki nüfuzlu herkesle görüşüp destek istemenin peşindedir.

Varsity Blues Operasyonu: Üniversiteye Giriş Skandalı

Yönetmen: Chris Smith / Oyuncular: Sarah Chaney, Leroy Edwards III, Wallace Langham, Gus Lynch, Matthew Modine, Ken Weiler / Süre: 99 dakika
 

Netflix’in Belgesel Filmler kategorisinde 17 Mart’ta gösterime girmesi beklenen Operation Varsity Blues: The College Admissions Scandal adlı bu film; zengin ve ünlü ailelerin çocuklarının hak etmedikleri hâlde ABD’nin en iyi üniversitelerine yerleştirilmesini sağlayan sahtekârlığı soruşturmadaki ses kayıtlarından uyarlanan canlandırmalarla anlatıyor.

Varsity Blues Operasyonu, ünlüleri öne çıkaran manşetlerin ötesine geçerek Birleşik Devletler’de 2019 yılında yaşanan üniversiteye giriş skandalına derinlemesine bir bakış sunuyor.

Belgesel zaten ayrıcalıklı insanların çıkarlarına uygun şekilde tasarlanmış olan bir eğitim sisteminde Rick Singer’ın zengin müşterileri sahtekârlık yapmaya ikna etmek için kullandığı yöntemleri mercek altına alıyor.

Röportajları ve Singer ile müşterileri arasında geçen, FBI tarafından gizlice kaydedilen görüşmelerin canlandırmalarını yenilikçi bir şekilde bir araya getiren belgesel, bu sahtekârlığın arkasındaki gizemli kişiye ender rastlanan bir bakış sunuyor.

Ayrıca yapım, çocuklarının seçkin üniversitelere kabul edilmesi için zengin ailelerin neler yapabileceklerini de gözler önüne seriyor.

Muazzam eşitsizliklerin sonuçlarıyla zaten karşı karşıya olan bir ulusu öfkelendiren bu skandalı, FYRE: Festival Fiyaskosu’ndan tanıdığımız Chris Smith ve Jon Karmen ekrana taşıyor, operasyonun arkasındaki beyni yani Rick Singer’ı ise Matthew Modine canlandırıyor.

Flashback

Vakti zamanında kimi festivallerde, kimi sinemalarda kimi de ev videosu ve televizyon ekranlarında seyirciyle buluşan ama şimdi hem çevrim içi platformlarda hem de televizyon kanallarında bu hafta yeniden gösterime girecek olan 2020 öncesinde çekilmiş diğer filmleri sizin için derledim.

beIN CONNECT

Türkiye’nin lider ödemeli televizyon sistemi Digitürk’ün dijital içerik platformu beIN CONNECT; mart ayında da çok sevilen, popüler diziler ve gişede büyük sükse yapan filmlerle izleyicilerini mest ederken pandemi nedeniyle vizyona giremeyen filmleri de kütüphanesine eklemeye devam ediyor.

Uluslararası festivallerde yarışan filmlerden en yeni gişe rekortmeni filmlere kadar geniş film kütüphanesi ile fark yaratan beIN CONNECT’in bu hafta öne çıkan filmleri şöyle;

FilmBox

Uluslararası medya kuruluşu SPI International bünyesinde yer alan önde gelen film ve dizi kanalı FilmBox, etkileyici öyküleri, dünya yıldızları ile buluşturan sinema filmleriyle ekranları heyecan ve eğlenceyle aydınlatmaya devam ediyor.

Kütüphanesine eklediği birbirinden güzel yapımlarla dikkat çeken platformun bu hafta farklı kategorilerde öne çıkan filmleri ise şöyle;

Netflix

“Birbirimize sadece bir hikâye uzaklığındayız” sloganıyla dünyada 30’u aşkın dilde, 190’dan fazla ülkede, 204 milyonu aşkın ücretli kullanıcısına, favorisi hâline gelecek bir sonraki hikâyeyi bulmalarına yardımcı olmak için farklı türlerde diziler, belgeseller ve sinema filmlerini sunan Netflix, yeni yapımları ile çemberi genişleterek büyümesini sürdürüyor.

Pandemi sebebiyle ekran başında uzun saatler geçirdiğimiz şu günlerde dünyanın en popüler dijital içerik platformuna dönüşen Netflix birbirinden ünlü isimlerin yer aldığı yapımlarıyla hayatımızı renklendirip evde sinema keyfini sürdürmemizi sağlamaya hız kesmeden devam ediyor.

Netflix’e ilginin hayli yüksek olduğu şu sıralar seyredebileceğiniz, mart ayının bu üçüncü haftasında platforma giriş yapan filmler şöyle;

PuhuTV

Doğuş Holding çatısı altında kurulan ve “Sen Nasıl İzlersen” sloganıyla faaliyetlerini sürdüren PuhuTV; bilgisayar, mobil cihazlar ve akıllı televizyonlar üzerinden erişilebilen uygulama yayınlarının yanı sıra film, dizi, çocuk türlerinde yerli ve yabancı içerikler sunmaya devam ediyor.

İnternet üzerinden hizmet veren bir medya sağlayıcısı olan PuhuTV’nin Türk filmleri için ayrılmış zengin kütüphanesinde, farklı kategorilerde bu hafta öne çıkan bazı filmleri şöyle;

Tivibu

Türkiye’nin dijital dönüşümüne liderlik eden Türk Telekom’un dijital televizyon platformu Tivibu, izlenme rekorları kıran filmleri, belgeselleri, dizileri ve çocuklara yönelik farklı türlerdeki yerli ve yabancı yapımlarıyla her yaştan izleyiciye hitap etmeyi sürdürüyor.

Mart ayının bu üçüncü haftasında Tivibu’nun yayın akışında ekranlara gelecek filmler şöyle;

TRT 1 & TRT 2

Diziler, belgeseller, çizgi filmler ve özel gösterimlerle dolu yayın kuşağıyla seyircisine ulaşan TRT’nin en çok izlenen kültür sanat kanalları mart ayı boyunca izleyenlerine sinema şöleni yaşatmaya devam ediyor.

Her akşam ödüllü ve prestijli filmleri sinemaseverlerle buluşturan ve birbirinden değerli yapımları ekrana getiren TRT 1 ve TRT 2’nin aralarında televizyonda ilk kez izleyiciyle buluşacak filmlerin de yer aldığı bu haftaki film gösterimleri şöyle;

Festival ajandası

Pera Müzesi Film ve Video Programları

Pera Film, mart ayının ikinci programında “Kristal Berraklığı” sergisinden ilhamla hazırladığı seçkiyi sinemaseverlerle buluşturuyor.
Kristalin simgesel anlamlarının ötesine geçerek güncel sorunları gündeme taşıyan sergide işaret edilen insan-doğa ilişkisi bu kez, filmler aracılığıyla mercek altına alınıyor.

Pera Müzesi web sitesi üzerinden gösterime sunulan “Kayıp Rüzgârlar” adlı programda, deneysel sinemanın önemli ismi Caryn Cline’ın botanicollage tekniğiyle oluşturduğu filmleri ile, ödüllü yönetmen Belma Baş’ın prömiyeri Toronto Film Festivali’nde yapılan Zefir filmi yer alıyor.

Doğal ve yapayın şaşırtıcı uyumu: Botanicollage

Film yapımcısı, küratör ve öğretmen Caryn Cline, yirmi yılı aşkın süredir renk tonu ve ortam üzerinde deneyler yaparak, tanıdık şeyleri yabancı bağlamlarda, farklı bir bakış açısıyla izleyiciye sunuyor.

İlk kez Stan Brakhage tarafından kullanılan ve kendisinin botanicollage adını verdiği teknikle sıra dışı animasyonlar yaratan Cline, normalde gözden kaçan küçük doğal objelerin film karesini doldurduğunda nasıl etkileyici formlara dönüştüğünü gözler önüne seriyor.

Çiçek ve yaprak gibi organik materyalleri film şeridine yapıştırarak deneysel eserler üreten yönetmen, bitkileri tanıdık olmadığımız ortamlarda sunarak “gerçekliği tamamen değiştirmeyi” hedefliyor ve bizi bitki dünyasıyla olan ilişkimizi sorgulamaya davet ediyor.

Program kapsamında, İnsan Soyu Ota Benzer (All Flesh is Grass), Kayıp Rüzgârlar (Lost Winds) ve Kelebek Felaketi (Butterfly Disaster) adlı kısa filmler Pera Film izleyicileriyle buluşuyor.
 

Doğanın yanında her şey geçici…

Belma Baş’ın ödüllü kısa filmi Poyraz‘ı tematik olarak izleyen Zefir, yönetmenin ilk uzun metraj kurmaca filmi olma özelliğini taşıyor.

Çekimleri Ordu’nun Çambaşı yaylasında gerçekleştirilen film, doğanın sürekliliği ile insanın geçiciliği arasındaki karşıtlığa mercek tutuyor.

11 yaşında başına buyruk bir kız çocuğu olan Zefir’in kayıp ve ölüm gibi temalarla kurmaya çalıştığı ilişkiyi, doğayla olan karşılaşmalar paralelinde izleyiciye aktaran filmin dünya prömiyeri Toronto Film Festivali’nde yapılmıştı.

Kayıp Rüzgârlar film programı, 12-26 Mart tarihleri arasında Pera Müzesi web sitesi üzerinden izlenebilir.

Çevrim içi film programı sadece Türkiye’deki izleyiciler tarafından izlenebilecektir, film gösterimleri, aksi belirtilmediği sürece, +18 uygulamasına tabidir.

Dikkatimi çekenler

Senaryo: Karakterin Yolculuğu

Benim de çok sevdiğim; İstanbul Kanatlarımın Altında ve Ağır Roman filmleri Türk sinema tarihin en iyi 100 filmi arasına giren Asansör, Banyo ve Beyza’nın Kadınları ile de kendisine has sinema dilini sürdüren; tıp doktoru, yazar ve yönetmen Mustafa Altıoaklar’ın Mona Kitap’ın araştırma dizisinden bu ay çıkan Senaryo: Karakterin Yolculuğu adlı kitabı, benim gibi anlatıbilim ve anlatıların algılarımızı nasıl etkilediklerini merak edenler için güzel bir başvuru kaynağı gerçekten.
 

Bir senaryonun yapı taşlarına, kurgu birimlerine, özet formlarına alt başlıklarla yer veren eser karakter yaratmak üstüne de zihin açıcı bir kılavuz niteliğinde.

Önsözünde; “Bu kitap sinema yolculuğu sırasında alacakaranlıkta yol arar gibi bulmaya çalıştığım ve geri dönüp yazdığım senaryolarıma baktığımda gördüğüm hatalardan süzerek damıttığım kişisel deneyim ve bilgilerin demlenmiş̧ sunumudur; bir teori, bir kutsal kitap, bir doktrin değil…” diyen Mustafa Altıoklar’dan klasik uzun metrajlı film senaryosu yazma tekniği ve karakter yaratma sanatının ortaklıkları üzerine yoğunlaşmış̧ bu kitap örnek filmler üzerinden sekiz perdeli plot yapısına, sanat filmlerinin kurgusundan karakter motivasyonuna, ark dönümüne, merkezi dramatik çatışmadan senaryo kurgusu ve manifestosuna, astroloji arketiplerinden Jungien arketiplere, sinemada olay kavramından peripeteia, anagnorisis, zaman baskısı, dramatik ironi, sekans, logline, sinopsis, plot ve tretman tanımlarına kadar senaryo yazarlığının sırlarını ilgilisine ve sinemaseverlere detaylı bir şekilde veriyor.

Senaryoların temel kavramlarını tüm detaylarıyla ele alan ve açıklayan bu kitabı bir başvuru kaynağı olarak ben kütüphaneme ekledim, size de tavsiye ederim.

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Haber Fora’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap