Ev sinemasında bu hafta: Bir ilişkinin otopsisi; Sevgisiz

by Haber Fora

Bir tarafta etkileyici bir evlenme teklifi yapmanın yollarını arayanlar, beyaz gelinliğin hayalini kuranlar ve parmağına tektaş yüzüğü takıp dünyaevine girmek için can atanlar; diğer tarafta “başına benim kadar taş düşsün” diyerek evlilik akdini bozup ayrılmaya çalışanlar.

İster güle oynaya canıgönülden, isterse çevre ya da aile baskısı mecburiyetinden hiç fark etmez, toplumsal kurallar ve yasaların öngördüğü şekilde hayatlarını birleştirmek isteyenler için “evlilik” iki ayrı dünyadan tek bir dünya yaratma girişimi demektir.

Ahmet Hamdi Tanpınar gibi evliliği “sonsuz bir şifa” olarak görenler olduğu gibi, Montaigne gibi “dışarıdaki kuşların içine girmeye, içindekilerin ise dışarıya çıkmaya can attığı bir kafes”e benzetenler de azımsanmayacak kadar çok günümüzde.

Özellikle modern toplumlarda evlilik kavramı geleneksel toplumlarda kabul gördüğü prestij ve anlamını kısmen yitirse de hala insanların önemli bir kısmı tarafından tek meşru ilişki biçimi olarak görülmektedir.

Toplum hayatının temelini oluşturan çekirdek ailenin oluşabilmesi için de atılması gereken bir adım olduğu kabul edilmektedir.

Fakat evliliğin geleneksel ve modern biçimleri arasındaki farklılıklar, evlilikten beklentiler ve ilişkideki çatışmalar ile ilerleyen yıllarda yaşanan yorgunlukla birlikte kişiler kendini yıpratıp ilk yıllarda kabına sığmayan duygular umutsuzluk ve sessizliğe dönüşünce yabancılaşma başlıyor.

Haliyle evliliklerin yarısından fazlası hayal kırıklıkları, mutsuzluklar, kavgalar ve nihayetinde boşanmalarla sonuçlanıyor.

Peki, boşanma psikolojisi kadınları mı, erkekleri mi daha çok etkiliyor?

Boşanmanın çiftler üzerinde bir takım psikolojik etkilerinin olduğu tartışmasız bir gerçek, bu etkilerin olması da son derece normal ama -eğer var ise- bu süreçte çocuklara ne oluyor?

Çiftler bu süreci bir şekilde atlatabiliyorlar ama peki çocuklar? Yoksa olan sadece onlara mı oluyor?

Bir ilişkinin otopsisi; Sevgisiz

Yönetmen: Andrey Zvyagintsev / Oyuncular: Maryana Spivak, Aleksey Rozin, Matvey Novikov, Marina Vasileva, Andris Keiss, Aleksey Fateev, Sergey Borisov, Natalya Potapova, Anna Gulyarenko, Artyom Zhigulin, Maksim Solopov, Sergey Badichkin, Tatyana Ryabokon, Maksim Stoyanov, Varvara Shmykova, Natali Starynkevich, Evgeniya Dmitrieva, Irina Krivonos, Oleg Akkuzin, Polina Aug, Anna Chernovich, Asya Domskaya, Sergey Dvoynikov, Dmitriy Faynshteyn, Oleg Grisevich, Yanina Hope, Kristina Isaykina, Sergey Karyakin, Yuriy Kasmynin, Tatyana Khramova, Evgeniya Khrapovitskaya, Sergey Kolbintsev, Grigoriy Kuznetsov, Lyusena Lyubimova-Shutova, Yuriy Mirontsev, Tatyana Moshkova, Kristina Motorina, Oleg Nevezhin, Milana Orlova, Daria Pisareva, Aleksey Ruchkov, Aleksandr Sergeev, Viktoriya Sergeeva, Evgeniya Shipova, Anna Shvol, Sofya Sinitsyna, Pavel Sklyarenko, Lyubov Sokolinskaya, Anna Soloveychik, Nikolay Starodubtsev, Anastasiya Stezhko, Konstantin Telegin, Denis Tkachyov, Alyanura Tretyakova, Andrey Valvach, Vladimir Vdovichenkov, Evgeniy Venediktov, Irina Vilkova, Natalya Vinokurova, Kseniya Zemmel / Süre: 127 dakika
 

İçişleri Bakanlığı’nın il valiliklerine “sinema salonları” ile ilgili gönderdiği ek genelgeye göre, 31 Aralık’a kadar faaliyetleri durdurulan sinema salonları, 1 Mart 2021’e kadar kapalı kalmaya devam edecek.

Hal böyle olunca sinemaya dair izlenimlerimiz bir süre daha çevrim içi sinema platformları ve televizyon ekranlarının yayınlarına dair olacak.

Kültürden sanata, edebiyattan tarihe, sinemadan müziğe ve felsefeye kadar hayatın tüm renklerine yayın programında yer vermeye çalışan TRT 2’nin ocak ayı film programının ilk gösterimi olan Sevgisiz‘i bu hafta sizin için kadraja aldım.

Parçalanmış bir aile portresi

2017 yılında Cannes Film Festivali’nde Jüri Ödülü’nün sahibi olan ve 90’ıncı Akademi Ödülleri için Yabancı Dilde En İyi Film kategorisinde Rusya’nın Oscar adayı seçilen Nelyubov (Loveless) adlı film; patolojik bir ilişkinin otopsisini yaparken bir evliliğin anatomisini çıkarıyor.
 

Ayrıca parçalanmış bir aile portresi üzerinden Rusya’nın sosyokültürel yapısına da dikkat çekiyor.

Çağdaş Rus sinemasının önemli yönetmenlerinden biri olan Andrey Zvyagintsev bu filminde, şiddetle, kavgayla ve sevgisizlikle yoğrulmuş bir toplumunun portresini çiziyor.
 

Her ne kadar aile politikaları kapsamında karşılaştırmalı ülkeler panoramasına bakıldığında son yıllarda Rusya’da eski aile yapılarının hızla değiştiğini görmek mümkün olsa da başarısız bir evliliğin son safhalarıyla başlangıç yapan bu filmde, yıllarca süren katı ve dogmatik politikaların, sosyalist ve materyalist zihniyetin aile içindeki yansımalarını hala görmek mümkün.
 

Hem dramı hem de sosyal eleştirisiyle insanı ilk andan itibaren içine çeken filmde; Zhenya ve Boris bıkkınlık, nefret ve karşılıklı suçlamalarla tükenen evliliklerini sonlandırmak üzeredir.
 

Boşanma işlemlerini başlatmadan önce hayatlarına birileri giren çift yeni bir başlangıç yapmak için sabırsızdır; ta ki tartışmalarından birine kulak misafiri olan on iki yaşındaki oğulları Alyosha ortadan kayboluncaya kadar.

“Göstermelik bir velet”

Zhenya bir güzellik merkezinde çalışmakta ve zengin bir iş adamıyla flört etmektedir.
 

Boris ise Ortodoks konformizminin hakim olduğu bir firmada çalışmakta ve aynı zamanda ondan bir çocuk beklediği genç sevgilisiyle geleceği belirsiz bir beraberlik yaşamaktadır.
 

Birbirlerinden nefret eden ve bu yüzden bir arada oldukları her an tartışan iki ex-çiftin kendi hayatlarına devam edebilmeleri için bir an önce kurtulmaları gereken bazı şeyler vardır; bunlardan biri Moskova’nın bir banliyösünde yaşadıkları apartman dairesi, diğeri ise on iki yaşındaki çocukları.
 

Dairenin satışı için gerekli ilanlar verilmiş, alıcılara ev çoktan teşhir edilmeye başlanmıştır.

On iki yaşındaki çocukları Alyosha için planları ise onu yatılı bir eğitime göndererek ondan kurtulmaktır.
 

Sözlü tartışmaların ve şiddetli geçimsizliğin hüküm sürdüğü evde anne babasının umursamadığı ve hatta istemediği Alyosha tüm bu yaşananlara şahit olmakta ve tüm konuşulanları duymaktadır.
 

Alyosha o kadar talihsizdir ki zulüm, bencillik ve ilgisizlik semptomlarının baş gösterdiği bir ailede, kontrolden çıkmış bir evliliğin içinde belki de hiç istemediği şekilde boy vermiştir.
 

Sevginin yetişmesini sağlayacak doğru koşullara, doğru köklere ve toprağa sahip olmayan Alyosha babası için işindeki devamlılığını koruyabilmek adına var olması zorunlu olan “göstermelik bir velet”, annesi için de hayatında yokluğu ile varlığı bir “gereksiz bir nesne”den ibarettir.

Öyle ki kaybolduğunda dahi evdeki yokluğu ancak okulundan gelen telefondan sonra fark edilmiştir.
 

Kayıp bir yaşam

Başka bir filmde olsa böyle vahim bir olayın birbirinden nefret eden iki insanı birbirine yakınlaştıracağını, aralarında uzlaşarak en azından geçici de olsa birbirlerine destek olabileceklerini görebilirsiniz.

Ancak bu filmde böyle bir şey olmaz, aksine bu olay çiftlerin kendi hayatlarına yönelik karar almasında daha net olabilecekleri bir rahatlama sağlar.
 

Alyosha’yı bulma konusu ise gönüllü çalışan arama-kurtarma ekiplerinin koordinasyonuna bel bağlar.
 

Alyosha’nın kaybolmasıyla başlayan “kaçtı mı?” yoksa “kaçırıldı mı?” belirsizliğiyle seyircinin merakını sonuna kadar diri tutan film boyunca onu aramaya başlayanların onu gerçekten bulmasını isteyip istememediğinde insan kararsız kalıyor.
 

Bulunup böylesi “sevimsiz” ve “sevgisiz” bir hayatı yaşamak zorunda kalacağını düşünmeye insanın vicdanı el vermiyor.
 

İnsan onun zaten bu kayboluşundan çok daha önce kaybolduğunu düşününce onun ailesi tarafından bulunmasını istemiyor doğrusu.
 

Sessiz çığlıklar

Alyosha karakterine hayat veren Matvey Novikov ekranda sadece birkaç dakika görünmesine ve çok az diyaloğu olmasına karşın genç oyuncunun kelimelerden daha çarpıcı ruh hali, mimikleri ve sessiz çığlıklarıyla insanın yüreğini parçalayan performansı filmin sonuna kadar insanı etkisi altında bırakıyor.
 

İki erişkin için yaşantılarını birlikte geçirmek giderek zor hale geldiyse, özellikle karşılıklı değer verme duygusundan uzaklaşıldıysa, ilişkinin devamı tamamen “gösteriş amaçlı” bir hal aldıysa çiftleri zorla beraber tutmanın bir anlamı yok bence.

Böylesi bir uzatma nihayetinde sürece maruz kalan herkesi yıpratmaktadır.
 

Gerek kendi çevremde gördüklerimden, gerek istatiksel verilerden yola çıktığımda Charles Bukowski’ye hak vermemem mümkün değil; yani “mutlu bir yalnızlık, mutsuz bir beraberlikten daha iyidir dostlarım”.

Fakat yine de siz siz olun, sevgisiz kalmayın; kimseyi sevgisiz bırakmayın…
 

Haftanın diğer filmleri

100% Helal

Yönetmen: Jastis Arimba / Oyuncular: Anisa Rahma, Anandito Dwis, Kinaryosih, Arafah Rianti, Ariyo Wahab, Fitria Rasyidi, Niniek L. Karim, Iang Darmawan, Ray Sahetapy, Adhin Abdul Hakim, Oline Mendeng, Mawang, Ebel Cobra, Humaidi Abas, Rizky Tama, Dayu Wijanto / Süre: 100 dakika
 

Netflix’in Endonezya Yapımı Aile Dramaları kuşağında 7 Ocak’ta gösterime girmesi beklenen MVP Pictures’ın piyasadaki ilk filmi olan 100% Halal (One-hundred Percent Halal); ev hayatındaki birçok engelle yüzleşmesi gereken bir genç kızın evliliği hakkında bir dramayı ekranlara getiriyor.

Zinaya düşeceğinden endişelenen bir baba, kızının liseden sonra evlenmesini ister, ancak kızına mutlu bir ev kurma hayali, geçmişlerindeki sırlar nedeniyle sorunları da beraberinde getirir.

35 yaşlarında yazdıklarıyla insanları motive eden başarlı bir yazar olan İlham Santosa’nın kişisel gelişim türündeki kitapları çok satanlar içindedir ve “evlilik seni fakirleştirmez, zenginleştirir” nasihatiyle birçok genci evlenmeye cesaretlendirir.

Çok sevdiği tek kızı Anisa’nın doğumu sırasında eşini kaybeden İlham, eşine olan sevgisinden dolayı bir daha evlenmemiş, kızıyla birlikte yaşayan yalnız bir duldur.

İlham, kızının da kendi kitaplarında yazdıklarını ve öğrettiklerini uygulamasını istediği için yakında liseden mezun olacak Anisa kendisi için yapılmış planlar doğrultusunda babasının seçtiği bir çocukla evlenmek için hazır değilse de babasına olan sevgisi ve saygısından dolayı itaatsizlik etmemek için artık bu yola girmiştir.

Bu yüzden Anisa’nın mezuniyetinin hemen ardından İlham, kızı için istediği kriterlere göre potansiyel bir damat; dindar, sorumlu ve İslami inancı iyi bir koca bulmakla meşguldür.

Uzun bir sürecin ardından nihayet İlham, aslında eksantrik görünen ancak kızına evlenme teklif etmeye kararlı genç bir adam olan Putra Alfatih ile tanışır ve onu damadı olarak kabul eder.

Nihayet mutlu gün gelir ama İlham’ın kızını evlendirmek için yasal vasi olamayacağı ortaya çıkar.

İslam’da bir kadının evlenmesi için yasal gereklilik, babasının din hukukunda yasal bir vasi olması gerektiğidir ama buna engel olacak sırlar gün yüzüne çıktığında baba-kız için de her şey birden değişir.

Aşk Şarkısı

Yönetmen: Bradley Walsh / Oyuncular: Jessy Schram, Niall Matter, Lucas Bryant, Ted Whittall, Zach Smadu, Tommie-Amber Pirie, Chris Handfield, Larry Berrio, Yvonne E. Davidson, Carrie Schiffler, Kelly Martin, Justin James Remeikis, Annastasia Boston, Morgan I. Bedard, Telysa Chandler, Tahnee Manitowabi, Michael James Regan, William C. Cole, Kaitlyn Stewart / Süre: 84 dakika
 

Netflix’in Romantik Filmler kuşağında bu hafta gösterime girmesi beklenen ve müzikle beslenen Country at Heart adlı bu aşk filminde; bir country şarkıcısı, ilham almaya ihtiyacı olan bir söz yazarıyla bir araya gelir.

Bir country şarkıcısı olan Shayna hem şarkı yazmayı hem de insanların söyleyeceklerini duymasını istiyordur ama yine hüsranla sonuçlanan bir seçmeden sonra hayal kırıklığıyla yaşadığa kasabaya döndükten sonra bir hit şarkı ortaya çıkarmak için söz yazarı Grady ile bir iş birliği yapmaya karar verir.

İkili kariyerlerinde tamamen farklı iki yerde olsalar bile, her ikisinin de aslında gerçek bir ilhama ve yeni bir başlangıca ihtiyaç duyduğu bellidir.

Ve işin doğrusu; filmin romantik akışını samimi bir şekilde ortaya çıkaran doğal ve rahat bir kimyaya sahip olan Shayna ve Grady için havada birlikte şarkılarını yazmalarını isteyen bir ilham esintisi de yok değildir.

Bir şarkı yazmak için bir araya geldiklerinde işler onlar için biraz karmaşıklaşır, ancak bu süreç hem bir hit şarkının ortaya çıkmasıyla sonuçlanır hem de onları gerçek aşkla tanıştırır.

Bay Cha’ya Ne Oldu?

Yönetmen: Dong-kyu Kim / Oyuncular: In-Pyo Cha, Jae-Ryong Song, Dal-hwan Cho / Süre: 102 dakika
 

Netflix’in Kore Yapımı Kara Mizah Filmler kuşağında bu hafta gösterime giren What Happened to Mr. Cha? adlı bu filmde; parlak günleri çok eskilerde kalan bir aktör, hâlâ geçmiş başarılarıyla övünmektedir, ama yaşadığı beklenmedik bir olay onu gerçekte kim olduğuyla yüzleşmeye zorlayacaktır.

Bir zamanlar hit olmuş bir drama dizisindeki rolüyle yıldızı parlayan ama dizi rafa kalktıktan sonra yıldızı sönmeye başlayan Cha, yaşlanan hayranlarının geçmişe dönük sevgiyle hatırladıkları bir parmak sallama hareketi ile eski günlerindeki başarısıyla hayatını sürdürmeye çalışsa da kariyeri gerçekte fiziğini korumasına ve menajerinin tüm çabalarına rağmen şimdilerde orta sınıf atletizm markaları için reklam çekmekten ibarettir.

Herkesin çok sevdiği ve sevimli bulduğu Güney Koreli bu ünlü, bir gün duş alırken yıkılan bir okulun enkazı altında mahsur kalır.

Çökmüş binanın enkazına hapsolduğunda kurtarılmak için beklerken kendisiyle ilgili düşünme ve hayatını yeniden gözden geçirme fırsatı bulur.

Bayan Devrim

Yönetmen: Philippa Lowthorpe / Oyuncular: Keira Knightley, Greg Kinnear, Daniel Tiplady, Kajsa Mohammar, Stephen Boxer, Justin Salinger, Jessie Buckley, Ruby Bentall, Lily Newmark, Maya Kelly, John Heffernan, Jo Herbert, Rhys Ifans, Keeley Hawes, Ed Eales White, Jonathan Rhodes, Lesley Manville, Eileen O’Higgins, Laurel Lefkow, Amanda Lawrence, Samuel Blenkin, Nicholas Nunn, Phyllis Logan, Robert Irons, Jojo Macari, Alexa Davies, Luke Thompson, Miles Jupp, Polly Kemp, Gugu Mbatha-Raw, Loreece Harrison, Suki Waterhouse, Clara Rosager, Brig Bennett, Katy Carmichael, Emma Corrin, Sam Alexander, Emma D’Arcy, Clarence Smith, Thomas Smart, Charlotte Spencer, Rupert Vansittart, John Sackville, Lily Travers, Isis Hainsworth, Mary Higgins, Victor Gardener, Nicholas Murchie, Edmund Digby-Jones, Charlie Anson, Ria Zmitrowicz, Jennifer Hosten, Sally Alexander, Jo Robinson, Pearl Jansen, Delly Allen, Biljana Biki, Tashi Bullman, Karin Carlson, Collet Collins, Taina Haines, Chiara King, Federica Mazzilli, Misato Omori, Zoe Purdy, Stephen Samson, Kemal Shah, Daniel Smales, Emily Tebbutt / Süre: 106 dakika
 

Netflix’in Komedi Filmleri kuşağında bu hafta gösterime girmesi beklenen Misbehaviour adlı film; Londra’da düzenlenen ve dünya üzerinde en çok izlenen güzellik yarışması olan Miss World’u kadrajına alıyor.

Ancak 1970 yılındaki yarışmada yaşananlar, diğer yıllara göre bir hayli farklıdır; efsanevi komedyen Bob Hope’un sunuculuğunu yaptığı yarışmada, hiç kimsenin aklından dahi geçmeyecek şeyler yaşanır.

Yıllardır yapılmakta olan yarışmanın bu bölümü, adeta hafızalara kazınır; yarışma heyecanlı bir şekilde devam etmekteyken, Kadın Özgürlüğü Hareketi’nin üyeleri tarafından aniden kesilir.

Üyeler tarafından gerçekleştirilen bu eylemin amacı, güzellik yarışmaları ile kadınların aşağılandığını kamuoyuna duyurmaktır.

Gecede yaşanan sansasyonel olay bununla da sınırlı değildir, yarışma sonunda tarihte bir ilk gerçekleşerek, siyahi bir kadın Miss World seçilir.

Bir Kadının Parçaları

Yönetmen: Kornél Mundruczó / Oyuncular: Vanessa Kirby, Shia LaBeouf, Ellen Burstyn, Iliza Shlesinger, Benny Safdie, Sarah Snook, Molly Parker, Steven McCarthy, Tyrone Benskin, Frank Schorpion, Harry Standjofski, Domenic Di Rosa, Jimmie Fails, Juliette Casagrande, Gayle Garfinkle, Vanessa Smythe, Nick Walker, Alain Dahan, Joelle Jeremie, Noel Burton, Tim Kingsbury, Sonia Berube, Alex De La Cruz, Letitia Brookes, Eric Davis, Olivia Lyle, Bonnie Mak, Lynn St-Pierre, Kathleen Mireille Pepperall, Lili-Marlene Couture, Andre Morris-Mowatt, Leisa Reid, Nadia Catino, Daniel Manhalter, Ellie Albertine Haare, Adam Shoucair, Sean Tucker / Süre: 126 dakika
 

White God filmiyle adından söz ettiren Kornél Mundruczó’nun yönetmenliğini üstlendiği, Vanessa Kirby’nin filmdeki performansıyla Venedik Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandığı Pieces of a Woman; yaşadığı acıyla baş etmeyi öğrenmeye çalışan bir kadının sıra dışı hikâyesini anlatıyor.
Netflix’in Dramalar kuşağında 7 Ocak’ta gösterime girmesi beklenen, Martin Scorsese’nin baş yapımcısı olduğu filmde,

Martha ve Sean anne-babalığa adım atmak üzere olan Bostonlı bir çifttir.

Ancak evde yapmayı planladıkları doğum akla hayale sığmayan bir trajediyle sonuçlanınca hayatları geri dönülemez bir şekilde değişir ve bu üzücü doğumun ardından duygusal yıkım yaşayan Martha, içine düştüğü kederli boşlukta eşinden ve ailesinden her geçen gün uzaklaşır.

Bir yandan Sean ile ve baskıcı annesiyle yaşadığı sorunlarla bir yandan da kederiyle başa çıkmak zorunda olan Martha için bir yıl sürecek zorlu bir süreç başlar.

Üstelik kamuoyunun hedefi hâline gelen ebeyle de mahkemede yüzleşmesi gerekmektedir.

Pieces of a Woman yaşadığı kayba rağmen hayatını sürdürmeyi öğrenen bir kadının oldukça kişisel, sarsıcı ve olağanüstü bir hikâyesidir.

Dolittle

Yönetmen: Stephen Gaghan / Oyuncular: Robert Downey Jr., Antonio Banderas, Michael Sheen, Jim Broadbent, Jessie Buckley, Harry Collett, Emma Thompson, Rami Malek, John Cena, Kumail Nanjiani, Octavia Spencer, Tom Holland, Craig Robinson, Ralph Fiennes, Selena Gomez, Marion Cotillard, Kasia Smutniak, Carmel Laniado, Frances de la Tour, Jason Mantzoukas, Ralph Ineson    , Joanna Page, Sonny Ashbourne Serkis, Oliver Chris, Clive Francis, Paul Holowaty, Elliot Barnes-Worrell, Mark Umbers, David Sheinkopf, Sid Sagar, Martin Pemberton, Tim Treloar, Nick A. Fisher, Jim Carretta, Matt King, Ranjani Brow, Kelly Stables, Scott Menville, Matthew Wolfe, Gia Davis, Henry Holcomb, Kyrie Mcalpin, Stewart Scudamore, Samson Kayo, John-Luke Roberts, Isley Zamora, Joseph Balderrama, Daniel Hoffmann-Gill, Jane Leaney, Joshua Archer, Shaun McKee, Richard Soames, Charlie Bentley, Chris Brazier, Clive Brunt, Tahir Burhan, David Claudio, Bern Collaço, Tonya Cornelisse, David Cradduck, Nick Donald, Michael Hennessy, Michael Herne, Zak Holland, Nasir Jama, Emmanuel Jerwitz, Tarik Mesfun, Andrew G. Ogleby, Mark Oldridge, T. Mark Owens, Rico Pass, Richard Price, Shane Rawlings, Nig Richards, Cailan Robinson, Stephen Samson, Anouar H. Smaine, Neil Alexander Smith, Clem So, Lamin Tamba, Georgie-May Tearle, Frank Todaro, Joshua Tomkins / Süre: 101 dakika
 

beINCONNECT’in Macera Filmeri kuşağında gösterime giren; Robert Downey Jr.’ın başrolünde yer aldığı Dolittle, karısının ölümünden sonra konuşabildiği hayvan dostlarıyla inzivaya çekilen veteriner Dr. John Dolittle’ın, genç Kraliçe Victoria’nın amansız bir rahatsızlığa yakalanmasının akabinde, kendisini bu duruma bir deva bulmak için büyük bir maceranın içerisinde bulmasını anlatıyor.

Kraliçe Victoria İngilteresi’nin ünlü doktoru ve veterineri olan tuhaf Dr. John Dolittle, yedi yıl önce karısını kaybettikten sonra canlı, egzotik hayvanlarıyla birlikte kendisini Dolittle malikanesinin yüksek duvarlarının ardına kapatmıştır.

Ama genç kraliçe ölümcül bir hastalığa yakalanınca, Dolittle çare aramak üzere efsanevi bir adaya doğru, epik bir maceraya gönülsüzce yelken açmak zorunda kalır.

Doktor Dollitle’a bu yolculuğunda genç ve kendinden menkul çırağının yanı sıra gürültücü havyan arkadaşlarından oluşan bir grup eşlik eder.

Grupta endişeli bir goril, coşkulu ama kuş beyinli bir ördek, didişen, alaycı devekuşu ikilisi, eğlenceli bir kutup ayısı ve Dolittle’ın en güvendiği akıl hocası ve sırdaşı olan inatçı bir papağan da yer almaktadır.

Bu zoraki yolculuğunda eski düşmanlarıyla karşılaştığında bilgeliğini ve cesaretini yeniden kazanan doktor gittiği yerde ayrıca muhteşem yaratıklar da keşfeder.

Görünmez Adam

Yönetmen: Leigh Whannell / Oyuncular: Elisabeth Moss, Oliver Jackson-Cohen, Harriet Dyer, Aldis Hodge, Storm Reid, Michael Dorman, Benedict Hardie, Renee Lim, Brian Meegan, Nick Kici, Vivienne Greer, Nicholas Hope, Cleave Williams, Cardwell Lynch, Sam Smith, Zara Michales, Serag Mohamed, Nash Edgerton, Anthony Brandon Wong, Xavier Fernandez, Randolph Fields, Amali Golden, Hiroshi Kasuga, Michael Knott, Dennis Kreusler, Arnold Montey, Bianca Pomponio, Suzie Steen, Kaitlyn Thor / Süre: 124 dakika
 

beINCONNECT’in Gerilim Filmleri kuşağında bu hafta gösterime giren, H.G. Wells’in ünlü eserinin yeni bir uyarlaması olan The Invisible Man, zengin bir bilim insanı olan eşinden kendisine taciz ve şiddet uyguladığı için ayrılan Cecilia Kass’in, eşinin intiharı sonrası kendisine yüklü bir miras bıraktığının bildirilmesiyle yaşadığı dehşetengiz olayları çevresine kanıtlama ve nihai bir şekilde bu durumdan kurtulma mücadelesini anlatıyor.

Zengin ve akıllı bilim adamıyla şiddet dolu ve denetleyici bir ilişkide kısılıp kalan Cecilia Kass, bir gece kaçar.

Kız kardeşi, çocukluk arkadaşları ve onun genç kızının yardımlarıyla saklanarak ortadan kaybolur.

Ama tacizkâr eski kocası intihar edip engin servetinin büyük bir bölümünü kendisine miras bıraktığında Cecilia onun ölümünün bir aldatmaca olduğundan şüphe eder çünkü kimsenin görmediği biri ona musallat olmuştur.

Bir dizi tuhaf tesadüf ölümcül bir hal alıp sevdiklerinin hayatını tehdit ettiğinde Cecilia, umutsuzca kimsenin göremediği biri tarafından takip edildiğini çaresizce kanıtlamaya çalışırken kendi akıl sağlığı bozulmaya başlar.

Minimalistler: Şimdi Daha Az

Yönetmen: Matt D’Avella / Oyuncular: Joshua Fields Millburn, Ryan Nicodemus, Dave Ramsey, Denaye Barahona, T. K. Coleman, Annie Leonard, Erwin Raphael McManus, Robbie Jean Arbott, Tammy Bantan, Ashley Boddorf, Annie Chen, Mariah Coombs-Schneeberger, Ella, Vanessa Gaytan, Shawn Christopher Harding, Victoria Harrington, Andre Kibb, James Lee, Andrew Lomeli, Justin Malik, Michael Marashlian, Grace McClure, Courtney Mckean, Tom Mitchell, Jordan Moore, Adam Moreno, Stephen Oey, Nadia Quezada, Stephanie Reix, Becca Shern, Andrew Shortt, Julie Stackhouse, Kris Staska, Reggi Sweat, Anthony Vella, Sarah Wahl, Jett Williams, Garrett Woolley, Adriana Zeledon, Victor Zeledon / Süre: 53 dakika
 

Günümüz dünyasında artık neredeyse çok şeye kolayca sahip olma şansımız varken her daim “hangisi önemli?”, “hangisi gerekli?” ya da “bu eşyaların ne kadarı hayatıma değer katıyor?” diye sorup duruyoruz ama eşya biriktirmek fark etmesek de pek çok açıdan hoşnutsuzluğa katkı sağlıyor ve mutsuzluğu da çoğu zaman beraberinde getiriyor.

Peki, ya bir ay boyunca her gün hayatımızdan bir eşyayı çıkarırsak ne olur?

Böylesi bir minimalizm hayatımızı değiştirebilir mi veya her zaman olmak istediğiniz insana dönüşme fırsatını bize verebilir mi?

Minimalizm mesajının bu kadar güçlü olmasının sebebi yanlış şeyleri aşırı tüketip esas önemli olanlardan yoksun kalmamız olabilir mi?

Netflix’in Sosyal ve Kültürel Belgeseller kuşağında bu hafta gösterime giren The Minimalists: Less Is Now adlı film; özünde minimalizm olan bir akım kuran eski dostlar Joshua Fields Millburn ve Ryan Nicodemus, daha az şeyle nasıl daha iyi bir hayat sürebileceğimizi anlatıyor.

Filmin adı, mimar Ludwig Mies van der Rohe’nin (1886-1969) popülerleştirdiği meşhur deyiş “Az çoktur”dan esinlenerek konulmuş.

Mies, bu aforizmayı kendi tasarım estetiğini tarif etmek için kullanmıştır; eserlerinde bir binanın gerekli bileşenlerini son derece sade bir izlenim yaratacak şekilde düzenleme taktiğini kullanıyordur.

Minimalistler ise bu deyişi günümüzün tüketim kültürüne yönelik bir aciliyet hissi yaratacak şekilde yeniden yorumlar:

Şimdi daha azıyla yetinme zamanı.

Ratones Paranoicos: Arjantin’i Sallayan Grup

Yönetmen: – / Oyuncular: Juan Sebastián Gutiérrez, Pablo Cano, Pablo Memi, Roy Quiroga / Süre: 76 dakika
 

Netflix’in Müzikal Belgeseller kuşağında bu hafta gösterime giren Ratones Paranoicos: The Band that Rocked Argentina adlı bu film; ritim ve blues müziğinden etkilenerek 1983 yılında Arjantin, Buenos Aires’te kurulmuş Arjantinli bir rock grubunun hikayesini anlatıyor ve eski konserlerinin yanı sıra sahne arkası görüntülerine yer veriyor.

Vokalde gitarıyla birlikte Juanse yer alırken grubun diğer üyelerini Pablo “Maldito” Memi (bas), Paul “Sarcófago” Cano (gitar) ve Rubén “Roy” Quiroga (davul) oluşturuyordu.

2007 yılının ekim ayında Fabian “von” Quintiero gruptan ayrılır, onun yerine Pablo Memi gelir ve orijinal kadrosuna geri döner. Grup bir zamanlar Charly Garcia tarafından desteklenmiştir.

Sarong Dövüşü

Yönetmen: Archie Hekagery / Oyuncular: Panji Zoni, Yayan Ruhian, Maizura, Cemal Farukh, Surya Saputra, Jarot Superdj, Doyok Superdj, Annette Edoarda, Imelda Therinne, Hajra Romessa, Awaluddin Tahir, Arman Dewarti, Adi Nugroho, Fergie Giovanna Brittany, Alvin Adam, Uppi Ashabul, El Ryan Carlen, Ikbal Fauzi, Matahari Yusuf, Fikri Hadil, Ajat, Boy Idrus / Süre: 115 dakika
 

Netflix’in Endonezya Yapımı Aksiyon Filmleri kuşağında bu hafta gösterime girmesi beklenen Tarung Sarung adlı filmde; zengin ve şımarık genç bir adam, ailesinin işini protesto eden bir çevre aktivistine aşık olunca uğruna savaşacak bir şey bulur.

Her şeyin parayla satın alınabileceğini düşünen Cakartalı genç zengin Deni Ruso, kız arkadaşının bir adam tarafından rahatsız edildiği bir gece kulübünde yine bir kargaşaya karışır.

Deni’nin onu her zaman koruyan bir amcası vardır ve amcasının adamları Deni’nin yaptığı tüm sorunları temizleyecektir.
Deni’nin annesi, olanları duyduğu için oğlu eve geldiğinde öfkelidir ve onu ailesinin şehirdeki ofislerinden biri olan Ruso Corp ile ilgilenmeyi öğrenmesi için Makassar’a gönderilmesi gerektiğine karar verir.

Ayrıca onun bu olanlardan bir ders çıkarması ve artık sorumluluk sahibi olması için oğlunun sahip olduğu tüm lüks şeylere erişimini iptal ettirir ve Deni, annesinin söylediklerine uymak zorunda kalır.

Makassar’a gelen Deni, daha sonra arkadaş olacağı şirketin iki çırağı Tutu ve Gogos tarafından karşılandıktan sonra yürüyüşe çıktığı sahilde, Ruso Corp’tan çevreye zarar verdiğini düşündüğü için nefret eden genç bir çevre aktivisti olan Tenri ile tanışır.

Deni, Tenri’nin sevgisini kazanmak için bir süre kimliğini saklamayı başarsa da burada da başını belaya sokmaktan kaçamadığı için onun kim olduğu da nihayetinde ortaya çıkar.

Hikayenin kendisi aslında o kadar özel değil, Pat Morita’nın başrolünde yer aldığı Karate Kid’in eski versiyonunu veya Jacky Chan’ın başrol oynadığı remake versiyonunu anımsatıyorsa da Endonezya’nın ata sporu olan Tarung Sarung’u merak edenler için film ilginç bir seyir sağlayabilir.

Scoob!

Yönetmen: Tony Cervone / Oyuncular: Will Forte, Mark Wahlberg, Jason Isaacs, Gina Rodriguez, Zac Efron, Amanda Seyfried, Kiersey Clemons, Ken Jeong, Tracy Morgan, Frank Welker, Iain Armitage, Mckenna Grace, Pierce Gagnon, Ariana Greenblatt, Simon Cowell, Christina Hendricks, Henry Winkler, Harry Perry, John DiMaggio, Kevin Heffernan, Ira Glass, Henry Kaufman, Maya Erskine, Billy West, Don Messick, Fred Tatasciore, Justina Machado, Kennedy Peil, John McDaniel, Ryan Folsey, Pam Coats, Tony Cervone, Adam Sztykiel, Alex Kauffman, Vanara Taing, Sarah Lancia, Maven Morgan, Eric Cowell, Michael Kurinsky, Luis Aldana, Jim Meskimen / Süre: 93 dakika
 

Gizem Makinası’nı çalıştırın, bir kilometre yüksekliğinde bir sandviç kapın ve kemerinizi bağlayın çünkü Scooby-Doo ve Gizem Avcıları ekibi, uzun metrajlı bir aksiyon macerası olan ve Netflix‘in Animasyonlar kuşağında bu hafta gösterime girmesi beklenen Scoob! ile izleyicileri daha önce hiç görmedikleri bir yolculuğa çıkarıyor.

Hanna-Barbera’nın ünlü animasyon serisi Scooby-Doo’nun sinema filmi olan ve Türkiye’de Türkçe dublajlı olarak vizyona giren Scoob!, hayatları boyunca dost olan Shaggy ile Scooby-Doo’nun ilk kez nasıl karşılaştıklarını ve dostluklarının nasıl başladığını ve Gizem Avcıları ekibinin diğer üyeleri Fred, Velma ve Daphne ile nasıl bir araya geldiklerini anlatıyor.

Artık yüzlerce vaka çözmüş ve maceralar paylaşmış olan Scooby ve ekibi, kariyerlerinin en büyük ve en zorlu gizemiyle yüzleşirler: Efsanevi hayalet köpek Cerberus’u dünyaya salacak bir komplo.

Ekip bu “dogpocalypse”i (köpekıyamet) durdurmak için zamanla yarışırken, Scooby’nin gizli bir mirası olduğunu ve kimsenin hayal etmediği kadar büyük ve destansı bir kaderi olduğunu keşfederler.

Tony Parker: Son Atış

Yönetmen: Florent Bodin / Oyuncular: Tony Parker / Süre: 98 dakika
 

Netflix‘in Spor Belgeselleri kuşağında 6 Ocak’ta gösterime girmesi beklenen Tony Parker: The Final Shot adlı bu film; kararlılığı sayesinde Fransa’nın en başarılı basketbolcularından biri olmayı başaran Tony Parker’ın hayatına odaklanıyor.

Florent Bodin’in yönettiği belgesel, çocuk yaşlarından itibaren ne istediğini bilen ve bu doğrultu ilerleyip birçok başarı elde ederek Fransa’nın en önemli basketbolcularından biri olan Tony Parker’ın geçmişini ve etkisi kıta Avrupası ile sınırlı kalmayıp ABD’ye uzanan kariyerini mercek altına alıyor.

Kobe Bryant, Thierry Henry, David Robinson ve diğer isimlerle yapılan röportajlar da Parker’ın kariyerine bir bakış atan bu belgselde yer buluyor.

Tüm Engelleri Aşmak 2

Yönetmen: Jeff Deverett / Oyuncular: Logan Edra, Sydney Cope, Braedyn Bruner, Liza Wilk, Billie D. Merritt, Jessica Johnson, Chelsea Werner, Bart Conner, Nadia Comaneci, Kelly Garrison, Pearce Chadwick, Weston Vrooman, Aniq Zoha, Matthew Brown, Madilyn Kellam, Julia Self, Kelsey Cartwright, Jenna Allocco, Jennifer Richardson, Adrian Buendia, Jabee Williams, Austin Nieves, Stephen Wafer, Chris Nored, Chris Shepard, Temofe Ogbe, Brenna Dowell, Natalie Brown, Ali Jackson, Nicole Lehrmann, Nico Castro Aguilar, Andrew Kwang Jung Kim, Jheru Alba, Madison Alvarado, J. J. Arends, Anant Attamakulsri, Leandro Baterina, Micah Bullard, Isabella Burton, Chayse Capps, Edward Chehab, John Devere, McKenzie Dowey, Matthew Elliott, Elliott Howell, Patrick Ingersol, Collin Jaworski, Joy Jones, Kathie Kindler, Jackie Lautchang, Livia Luu, Jason Maxwell, Megan McDonald, Caroline Preskitt, Jennifer Rader, Hayley Saltford, Grace Sanchez, Trenton Tabak, Tou Vue, Jaxon Willard, Waylon Hobson / Süre: 90 dakika
 

Netflix‘in Aile Temalı Filmler kuşağında bu hafta gösterime girmesi beklenen Full Out 2: You Got This! adlı filmde; Chayse ve jimnastik takımının şampiyonluk şansı tehlikededir.

Rakiplerinden daha üstün bir performans sergilemek için tek umutları ise okullarındaki bir break dansçıdır.

Gerçek bir hikayeye dayanarak çekilen film, Oklahoma Sooners’ın olimpiyatları denemek için bayan jimnastik takımından ayrılan yıldız atlet Brenna Dowell olmadan 2. Ulusal Şampiyonası’nı kazanmaya çalışmasını anlatıyor.

Yarış 3

Yönetmen: Hallvard Bræin / Oyuncular: Ruby O. Fee, Alexandra Maria Lara, Kostja Ullmann, Anders Baasmo Christiansen, Henrik Mestad, Björn Kjellman, Kathrine Thorborg Johansen, Sven Nordin, Peter Kurth, Henning Baum, Stig Frode Henriksen, Kari Simonsen, Milan Peschel, Otto Jespersen, Wenche Myhre, Ida Husøy, Marika Enstad, Trond Halbo, Christian Skibinski, Arnhild Litleré, Alec Völkel, Sascha Vollmer, Caroline Støyva Eriksen, Stefan Ignatius, Truls Huth Andersen, Sina Bianca Hentschel, Nura Habib Omer, Are Sende Osen, Jannik Pawolski, Marianne Eriksen, Nina Berglund, Ann Mari Fossen, Lena Charlotte Westby, Lael Schunter / Süre: 100 dakika
 

Netflix‘in Aksiyon Komedileri kuşağında bu hafta gösterime giren Børning 3 (Asphalt Burning) adlı filmde; düğünü iptal olan Roy, kaçan müstakbel eşini geri kazanmak için Almanya’nın ünlü Nürburgring pistinde yeni bir rakibin yarış teklifini kabul eder.

Araba tutkunu Roy düğününden bir gece önce içkiyi fazla kaçırıp müstakbel eşine âşık olan Robin ile iddiaya girer.

Nişanlısı Sylvia’yı kaybetmek istemiyorsa Roy’un Nürburgring’deki yarışı kazanması gerekmektedir.

Böylelikle filmde tekerlekler çılgınca dönüyor ve asfalt tam anlamıyla yanıyor.

Özel yapım arabalar Norveç’teki Trollstigen dağ yolundan geçerek İsveç ve Danimarka üzerinden Almanya’daki Nürburgring’e gidiyor.

Almanya’daki yarış pistine doğru yaptığı bu acayip ve inişli çıkışlı yolculukta Roy zorlu rakiplerle, güzel kadınlarla ve kısa bir süre sonra da peşine düşen polislerle karşı karşıya gelir.

Ayrıca Roy’un iki adaşıyla, yabancı bir güzelle ve bagajdaki bir cesetle uğraşması gerekir.

Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de arabasını kaybeder, ama Roy için havlu atmak bir seçenek değildir; çünkü yarış son düdük çalmadan bitmeyecektir.

Flashback

Vakti zamanında kimi festivallerde, kimi sinemalarda kimi de ev videosu ve televizyon ekranlarında seyirciyle buluşan ama şimdi hem çevrim içi platformlarda hem de televizyon kanallarında bu hafta yeniden gösterime girecek olan 2020 öncesinde çekilmiş diğer filmleri sizin için derledim.

beIN CONNECT

Türkiye’nin lider dijital platformu Digiturk, yeni yıla girerken bir hafta boyunca spor, dizi, film kanalları ve beINCONNECT’in zengin içerik kütüphanesini tüm üyelerinin erişimine sunuyor.

Gişe rekortmeni yerli ve yabancı filmler, dünyada izlenme rekorları kıran diziler, kaliteli belgesel ve spor içeriklerine kadar

Digiturk’ün zengin içerik dünyası 4 Ocak Pazartesi saat 23.59’a kadar tüm Digiturk üyelerine açık olacak.

Platformun yeni yıla özel seçkin yapımlar koleksiyonunda bu hafta öne çıkan filmler şöyle:

FilmBox

Uluslararası medya kuruluşu SPI International bünyesinde yer alan film ve dizi kanalı FilmBox, etkileyici öyküleri, dünya yıldızları ile buluşturan sinema filmleriyle kış gecelerine heyecan ve eğlence katmaya devam ediyor.

Bu kapsamda keyifli filmlerin adresi FilmBox ekranlarında yer alacak üç eğlenceli film, bu yılın olağanüstü koşullarında pek çoğumuzun evlerimizde, çekirdek ailelerimizle geçireceğimiz yılbaşı gecesine ve hafta sonuna neşe katacak.

Netflix
 

Dünyada 190’dan fazla ülkede 167 milyon ücretli kullanıcısına farklı türlerde ve dillerde diziler, belgeseller ve sinema filmlerini sunan Netflix, yeni yapımları ile de büyümesini sürdürüyor.

Hem havaların soğuması hem de pandemi sebebiyle ekran başında daha uzun saatler geçirdiğimiz şu günlerde dünyanın en popüler dijital içerik platformu Netflix birbirinden ünlü isimlerin yer aldığı yapımlarıyla hayatımızı renklendirip evde sinema keyfini sürdürmemizi sağlamaya hız kesmeden devam ediyor.

Dünyanın koronavirüs ile mücadele ettiği ve Netflix’e ilginin hayli yüksek olduğu şu sıralar seyredebileceğiniz, ocak ayının ilk haftasında platforma giriş yapan filmleri sizin için listeledim.

PuhuTV

Doğuş Holding çatısı altında kurulan ve “Sen Nasıl İzlersen” sloganıyla faaliyetlerini sürdüren PuhuTV; bilgisayar, mobil cihazlar ve akıllı televizyonlar üzerinden erişilebilen uygulama yayınlarının yanı sıra film, dizi, çocuk türlerinde yerli içerikler sunmaya devam ediyor.

İnternet üzerinden hizmet veren bir medya sağlayıcısı olan puhutv’nin bu hafta yayın programına giren yeni filmler şöyle;

TRT 1 & TRT 2

Her ay olduğu gibi ocak ayı için de sinefiller için dopdolu bir içerik programı oluşturan TRT’nin zengin arşiviyle hazırlanan “Ev Hayat Dolu” yayın kuşağında; aralarında televizyonda ilk kez izleyiciyle buluşacak filmlerin de yer aldığı ödüllü ve prestijli filmler, orijinal dilinde TRT1 ve TRT2 ekranlarında sinemaseverlerle buluşmaya devam ediyor.

Bu hafta ekranlara gelecek programdaki filmleri sizin için listeledim.

Festival ajandası

Başka Bir Ocak

Şartlar değişti; uzun bir süredir sinemaya gidemiyoruz ve sinemaları çok özlüyoruz ama Başka Sinema iki yıldır sürdürdüğü Başka Bir Ocak geleneğinden vazgeçmiyor.

Hepimizin bir an önce bitmesini dilediği 2020’yi bırakıp daha iyi haberler alacağımızı umduğumuz 2021’e girerken Başka Sinema sinemaseverleri yepyeni filmlerle buluşturuyor.

Yılbaşında üç gün evden çıkamıyoruz diye üzülmeyin; 31 Aralık-10 Ocak tarihleri arasında Başka Sinema’nın çevrim içi olarak sunduğu programdaki filmleri izlerken zaten evden çıkmak istemeyeceksiniz…
 

Peki, Başka Bir Ocak’ta neler mi var?

Daha önce Türkiye’de ya da online olarak seyircinin izleme imkanı bulamadığı yeni filmler.

2020 Venedik Film Festivali’nde seçkideki tek yerli film olarak dünya prömiyerini yapan ve Eleştirmenlerin Haftası bölümünde büyük ödüle layık görülen, daha sonrasında 57. Antalya Film Festivali’nde En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Kurgu, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ve En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu olmak üzere beş ödülün sahibi olan, izleyicilerin merakla beklediği Hayaletler.

2020’nin En İyi Filmleri sıralamalarında adına çok rastladığımız, Haunting of the Hill House‘un yazarı Shirley Jackson’ın hayatına odaklanan ve başrolde, özellikle The Handmaid’s Tale ile adından çok söz ettiren Elizabeth Moss’un bulunduğu, Sundance Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü’ne layık görülmüş Shirley.

2018’de Transit’teki aşklarıyla seyirciyi büyüleyen ve 70. Berlin Film Festivali En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü alan Paula Beer ile Franz Rogoswki’nin yine başrolde olduğu, Christian Petzold’ün 70. Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı için yarışmış modern peri masalı Undine.

The Guardian ve Vanity Fair tarafından yılın en iyi filmlerinden biri olarak ilan edilen, yönetmenliğini Martha Marcy May Marlene ile tanıdığımız Sean Durkin’in üstlendiği, Jude Law’un performansıyla filmin ruhunu yansıttığı bir hırs ve aile hikâyesi olan Yuva (The Nest).

Yine 2020’nin En İyi Filmleri listelerinde adından sıklıkça söz ettiren, korku janrının sadece kan ve şiddetten ibaret olmadığını kanıtlayan, insanların derin ölüm korkusunu her saniyesinde izleyiciye hatırlatan She Dies Tomorrow.

Yapay zeka teknolojisine Mary Shelley’nin Frankenstein’ına benzer bir gözle bakan, izleyenleri teknolojiye ve imkânlarına dair düşünmeye iten, South By South West 2020 seçkisinde yer almış, daha önce Moon’un görsel dünyasını yaratan ve Shaun of the Dead’in ekibinde yer almış yönetmen Gavin Rothery’den Archive.

70. Berlin Film Festivali’nde En İyi İlk Film ve Teddy Ödülü’ne aday olan, aile kavramının ne kadar komplike olabileceğini, sevgiyle şiddetin el ele dolaştığı bir atmosferde sergilendiği Vahşi Bölge (Wildland).

Sınırlı sayıda seyircinin izleme imkanına ulaştığı, yılın gözden kaçırılmaması gereken filmleri!

Fransa’nın Oscar adayı, başrolünde Rainer Werner Fassbinder’in favori oyuncularından Barbara Sukowa’nın yer aldığı, iki kadının senelere yayılan ve gizli yaşanmak zorunda kaldıkları aşklarını etkileyici bir dille anlatan İkimiz (Deux).

Pedro Almodovar’ın Julieta filminden Başka Sinema seyircilerinin aşina olduğu Emma Suarez’in başrolünde, 55 yaşındaki bir kadının arkadaşlarıyla bir Yunan Adası’na giderek kendini yeniden keşfetmesini anlatan Window to the Sea.

Massoud Bakhshi’nin gerçek bir televizyon programından esinlendiği, günümüz İran’ında adeta distopik bir dünya modeli kuran, kocasını öldürmekle suçlanan bir kadının çıktığı televizyon programında affedilip affedilmeyeceğini dişlerimizi sıkarak beklediğimiz, Sundance Film Festivali’nde Jüri Büyük Ödülü’nün de sahibi olan Yelda, En Uzun Gece (Yalda, A Night For Forgiveness).

Paket seçeneğiyle tüm filmleri alan seyircilere iki benzersiz klasik film hediye!

Başka Sinema’nın ruhunu yansıtan, tüm sinemaseverlerin gönlünde taht kurmuş, defalarca izlenmeyi hak eden bir klasik “Solaris” 50 yaşında!

Charlie Chaplin’in eşsiz klasiği “The Kid” ise bu yıl 100 yaşında!

Alışık olduğumuzdan farklı bir şekilde yeni yıla girdiğimiz, evimizde tahmin ettiğimizden çok daha fazla vakit geçirdiğimiz bu yılbaşında, Başka Sinema Başka Bir Ocak paketiyle kendinize ya da sevdiklerinize dolu dolu bir film sepeti yollayabilir, evdeki zamanı yepyeni filmlerimizle doldurabilirsiniz.

Biletleri nasıl alırız?

Başka Bir Ocak kapsamında gösterilecek filmlere Festival Scope üzerinden ulaşabilir, izlemek istediğiniz filmi ya da paket seçeneğiyle tüm filmleri festival süresince izlemek için kiralayabilirsiniz.

Biletlerin adet fiyatı 11 TL, 12 filmlik paket fiyatı ise 99 TL’dir; film paketini seçen sinemaseverler için bu yıl 100 yaşında olan The Kid ve 50. yaşını dolduran Solaris filmleri hediyedir.

İstanbul Film Festivali

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen İstanbul Film Festivali’nin yılın ilk üç ayına yayılacak dopdolu çevrim içi gösterim programı 1 Ocak 2021 Cuma günü, festivalin çevrim içi platformu filmonline.iksv.org’ta başlıyor.

2020 yılında birçok yeniliğe ve başarıya imza atan İstanbul Film Festivali, yıl boyunca çevrim içi ve fiziki olarak gerçekleştirdiği toplam 176 film gösterimiyle Türkiye’nin dört bir yanından 190 binin üzerinde izleyiciye ulaştı.

Kovid-19 nedeniyle ilk planlanan tarihinde düzenlenemeyen İstanbul Film Festivali’ni yeni kurduğu gösterim platformuyla çevrim içine taşıyan İKSV, festivali tüm Türkiye’yle buluşturmanın sevinciyle yıla veda ediyor.

İstanbul Film Festivali 2021’de de izleyicisinden uzak kalmamak için filmonline.iksv.org adresinde yıl boyunca çevrim içi gösterimlerine devam edecek.

İstanbul Film Festivali Çevrimiçi Gösterim Programı kapsamında 2021’nin ilk üç ayı boyunca her hafta sonu üç farklı film gösterime girecek; ilk gösterimler yeni yılın ilk gününde, 1 Ocak’ta, her zamanki gibi 21.00’de başlayacak.
 

Yılın ilk haftasının filmleri

Yılın ilk haftasının ilk filmi, ekim ayında Filmekimi Galaları kapsamında sinemalarda gösterilen, François Ozon’un son filmi 85 Yazı (Eté 85 / Summer of 85).

2 Ocak Cumartesi günü 21.00’de, Berlin Film Festivali’nde En İyi Senaryo Ödülü’nü kazanan, Damiano & Fabio D’Innocenzo’nun yönetenliğini üstlendiği Favolacce (Bad Tales) gösterime giriyor.

3 Ocak Pazar 21.00’de rock’n’roll dünyasından unutulmaz anları yakalayan efsanevi fotoğrafçı hakkındaki Fotoğrafı Göster: Jim Marshall’ın Hikâyesi (Show Me the Picture: The Story of Jim Marshall) gösterime girecek.

filmonline.iksv.org adresinden izlenecek filmlerin biletleri aynı sitede satılacak; bilet alınan filmler, gösterime açık kaldıkları 5’er gün boyunca izlenebilecek.

Her hafta sonu yeni eklenen filmler beş gün sonra 21.01’de gösterimden ve sistemden kalkacak.

Önceki seçkilerde olduğu gibi her seansın bilet kapasitesi sınırlı, filmlere tek tek bilet alınabileceği gibi ay boyunca gösterilecek 15 filmin tümünü içeren Kombine Film Paketi de daha avantajlı bir fiyatla satın alınabilir.

Türkçe altyazılı olarak yapılacak gösterimlere yalnızca Türkiye’den erişilecek.

İstanbul Film Festivali çevrim içi gösterim programı ocak ayı filmleri:

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Haber Fora’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

 

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap