Ev sinemasında bu hafta: Bir modern zaman nostaljisi; Issız Adam

by Haber Fora

Daha öncekilere hiç benzemeyen bir Sevgililer Günü yaklaşırken, flört ve yeni ilişkiler kurma dönemi Kovid-19 ile birlikte önemli değişimler geçiriyor; insanlar birbirleri arasındaki mesafeyi korumaya devam ederken, “insan olmayan” şeyler bu boşluğu doldurmak için araya giriyor ve hayatlarımızı yönlendiriyor.

Birçok ülkede kutlanan Sevgililer Günü son zamanlarda Türk halkı için sevgiliyle paylaşılan bir gün olmanın yanı sıra sevgiyi paylaşma günü haline geldiyse de pandemi nedeniyle sosyal mesafelerin aramıza girdiği bu dönemde bir araya gelmek bazı çiftler için hayal olurken aşk da nihayetinde dijitale ayak uydurdu.

Ödeme teknolojileri öncüsü Mastercard’ın bağımsız bir araştırma şirketi desteğiyle Avrupa genelinde 19 ülkede gerçekleştirdiği Sevgi Endeksi araştırmasına göre, pandemiyi birlikte geçiren çiftlerin en gözde planı evde baş başa bir yemek organizasyonu iken, Türk çiftlerin yüzde 34’ü bu yıl Sevgililer Günü’nde evde sinema deneyimi ile eğlenmeyi planladığını belirtiyor.

Hal böyleyken yılın en romantik gününe özel filmleri yayın kuşaklarına ekleyen çevrim içi platformlar ve televizyon kanallarında gönülleri ısıtan en romantik filmler bu hafta öne çıkarken bu özel günü anlamlı kılarak sevdikleri ile birlikte ekran başında vakit geçirmek isteyenler için duygu yüklü bir filmi de bu vesileyle yeniden hatırlayalım istedim.

Bir modern zaman nostaljisi; Issız Adam

Yönetmen: Çağan Irmak / Oyuncular: Cemal Hünal, Melis Birkan, Yıldız Kültür, Goncagül Sunar, Gözde Kansu, Aslı Aybars, Şerif Bozkurt / Süre: 113 dakika
 

Türk sinemasının en iyi aşk filmleri arasında bir “Sevmek Zamanı”, bir “Selvi Boylum Al Yazmalım” ya da bir “Eşkıya” kadar olmasa da Yeşilçam tadındaki nostaljisiyle aradan bu kadar yıl geçmesine rağmen hatırladığımda ve seyrettiğimde hala kalbimi sızlatan filmlerden biridir “Issız Adam”.
 

Sinemalarda gösterime girdiği 2008 yılında oldukça ses getiren ve genel sinema izleyicisi tarafından da bir hayli sevilen, hatta 2009 yılında gerçekleşen Rhode Island Film Festivali’nde “En İyi Film Ödülü” ile taçlandırılan, Çağan Irmak’ın hem senaryosunu yazdığı hem de yönetmenliğini üstlendiği bu film; Alper adlı bir aşçı ile çocuk kostümleri tasarlayıp dikmekle uğraşan Ada adlı genç bir kadının aşklarının özelinde modern yaşamın insanları nasıl yalnızlaştırdığını anlatır.
 

Yemeklerinin lezzeti gazete yazarlarından bile tam not alan Alper, gurme denilecek seviyede yemek kültürü olan kendi restoranının sahibi bir aşçıdır; lüks yaşamayı seven ve hayata dair pek bir beklentisi olmayan bu yalnız adamın tek tutkusu ise dinlemekten hiç bıkmadığı eski plaklardır.
 

Alper, işinde ne kadar sosyal, disiplinli ve başarılıysa da özel yaşantısında tam aksine bir o kadar yalnız, kafası dağınık ve uzun süreli bir ilişkide dikiş tutturamamıştır, cinsel hayatı sorunlu olan bu adamın her gün başka biri yatağına girdiği için gerçek anlamda bir aşkı da hiç tatmamıştır.
 

Yaptığı yemekler için aldığı övgülerle kendisini tatmin eden ve çevresi zengin kadınlarla dolu olan bu adamın her gün farklı kadınlarla günübirlik geçirdiği günlerini düzene koyamadığı yaşantısında aslında zaten uzun soluklu bir ilişki yaşamaya da bir niyeti yoktur.
 

Filmin esas kızı Ada ise Alper’in modern hayatının aksine oldukça mütevazı, hayat dolu, hayatta fazla inişleri çıkışları olmayan, zeki ve sosyal ilişkileri kuvvetli olan münzevi bir kadındır; hayatını Beyoğlu’ndaki küçük dükkanında diktiği çocuk kostümlerinden kazandığı parayla idame ettirmektedir.
 

Alper’in restoran ve gece kaçamakları biçiminde seyreden hayat rutini, bir gün Beyoğlu’nun arka sokaklarında aradığı eski bir plak için kitapçıya girmesiyle değişir; o sahaflarda dolaşırken eski bir kitabı bulabilmek için aynı kitapçıya giren Ada ile karşılaşır.
 

Çapkın bir adam olan Alper, Ada’nın güzelliğinden etkilenir ve onu takip etmeye başlar.

Kitapçının birinde Ada’nın aradığı kitabı bulur, ilk sayfasına telefon numarasını yazar, Ada’yı işyerine kadar takip eden Alper sonunda genç kadının aradığı kitabı Ada’ya vermeyi başarır ve bu bahaneyle onunla tanışır.
 

Böylece Ada ve Alper arasındaki aşkın başlamasına Thomas Hardy’nin Çılgın Kalabalıktan Uzakta adlı romanı vesile olur.
 

Kitap dükkanındaki bu tesadüf eseri karşılaşma ile birbirinden tamamen farklı iki karakter olan Alper ve Ada’nın hayatları o andan itibaren bambaşka bir yöne evrilir; aşk ile çelişkili yaşam onlar için başlamış olur.
 

Yalnız yaşamayı seven, gece hayatı ile kadınlara düşkün olan Alper’in, hiç tahmin etmediği bir şekilde ve zamanda karşısına çıkan Ada sayesinde aşkı bulması ve sonra yeniden kaybedecek olması arasında gelişen olaylar ikisini de yıllar sürecek bir drama doğru sürükler.

“Artık özgürüm… Öyle yalnızım ki!*”

Modern zamanların en büyük hastalığı bu olmalı sanırım; yalnızlık, ancak bu fiziksel olarak görünen bir yalnızlık değil, çılgın kalabalığın içinde hissedilen bir yalnızlık.

Etrafımız bir insan duvarıyla çevrili olmasına karşın, kendimizi birilerine, bir şeylere, bir yerlere ait hissedemeyişimizden dolayı oluşan bir yalnızlık.

Kişisel gelişimlerimiz için savaşıp işlerimizdeki mevkilerimizi yükseltmeye, tüketim zihniyetinin egemen olduğu hayatımızı yaşamaya ve tüm bunların yanı sıra biyolojik olarak varlığımızı idame ettirmeye çalışırken iyice profesyonelleştirdiğimiz bir yalnızlık durumu bu.

Belki de Issız Adam filminde Ada’nın da dile getirdiği gibi; hepimiz karların üzerindeyiz, donmak üzereyiz ve tatlı uykuya kapılıyoruz, ancak öldüğümüzün farkında bile değiliz…
 

Artık her şeyi hızlı yaşıyor, hızlı tüketiyoruz; cep telefonları ve bilgisayarlarda internetin özgürce kullanılması sonucu sınırlarını aştığımız dünyanın nimetleri ile aslında kendi sınırlarımızı daralttığımızın ayrımına varamıyoruz.

Tek kişilik, bireysel olarak yaşamaya alışıyor, istediğimiz zaman ama “kendimizin” istediği bir anda tek bir tuşla hayatımıza birilerini sokabiliyoruz; bu ise sosyal olarak var olduğumuzu düşündürtüyor bize.
 

Peki ama, neden ayak üstü terlemeden sevişmeler yerine içten bir tensel temastan, ellerin birbiriyle temasından ya da yaşanılan bir ilişkinin sabahında birilerinin hala yanımızda olmasından ve varlığıyla alanımızı daralttığını düşünüp yaşamımıza müdahale etmesinden korkar olduk?

Neden kendimize karşı toleransımız azalıp nevrotik tepkilerimiz çoğaldı?

Neden toplanılan aile meclislerinde, arkadaş gruplarında, sosyal kalabalık içinde bulunma travmaları yaşar olduk?

Neden bir aile olma isteğini başkalarından ödünç alır hale geldik?
 

Filmi sinemada ilk izlediğimde bu sorularla sinema salonunu terk ederken sanki İhsan Oktay Anar’ın şu cümleleri yankılanıyordu şehrin içinde:

Günümüzde, cinsiyet politikaları hızla değişim geçirirken ve özellikle film ve dizilerle toplumda yeni yaşam biçimlerine kaynaklık ederken toplumun sürekli devinimiyle değişen kültürel kimliklerimize her geçen gün sağladığımız uyum bizleri daha da özgürleştiriyor ve fakat farkında olmasak da sanki kendimize de bir o kadar uzak kalıp daha çok ıssızlaştırıyor.

Kim bilir o gerçek olana ulaşmak için kaç vedalar edildi ya da edilecek, ama insan sormak istiyor haliyle; bir ömre kaç veda sığar? diye…
 

Aşkın kimyası

Issızlığın psikanalitik açılımları ile kadın-erkek ilişkilerini düzenleyen toplumsal kodların yeniden yorumlanmasına olanak sağlayan, içeriğiyle, diyaloglarıyla, oyuncularıyla ve bir zamanlar eski taş plaklardan dinlenen şarkıları yeniden canlandırmasıyla popülerleşen Issız Adam, modern hayatın yalnızlaştırdığı Alper ve Ada’nın öyküsünün anlatıldığı dokunaklı bir aşk hikayesi.
 

Eski Yeşilçam sinemasında dökülen gözyaşı ile beğeni arasında doğru bir orantı varmış; filmin beğenilme ölçütü ağlayan seyircinin çokluğuyla ölçülürmüş.
 

Çağan Irmak da sanırım bu formülden yola çıkıp diğer filmlerinde de olduğu gibi bu filmde de bir yandan duygularımızı okşuyor, gözyaşlarımızın varlığını bize yeniden hatırlatıyor, diğer bir taraftan da duygusal bir sömürünün dışına çıkıp sosyal bir varlık olarak yaşamlarımızı sorgulamamıza olanak sağlıyor.
 

Filmin baş rollerinden Melis Birkan “Ada”, Cemal Hünal “Alper” karakterine hayat verirken başlarda bana her ne kadar bir şeyler olmamış, bu ikilinin kimyası tutmamış gibi hissettirdilerse de film ilerledikçe garip bir şekilde bu ikilinin arasında yaşanan şey duygusal olarak beni etkiledi.
 

Filmin yardımcı karakterlerinden Yıldız Kültür ise hayat verdiği “Müzeyyen” rolü ile filmin en iyilerindendi.
 

Ayrıca sanat yönetmeni Murat Güney ile görüntü yönetmeni Gökhan Tiryaki İstanbul’un bohem havasını başarılı bir şekilde sunmuş olmaları film için artı bir değerdi.
 

Olur da vaktiniz olursa, klişelerine rağmen yeniden hatırlamak isterseniz çevrim içi platformlarda rahatlıkla bulabileceğiniz bu filmi bu hafta seyretmek çok uygun bir zaman olabilir, benden tavsiyesi.

*Umay Umay / Orospu Kırmızı (altıkırkbeş şiir serisi #5)
 

Haftanın diğer filmleri

Antebellum

Yönetmen: Gerard Bush, Christopher Renz / Oyuncular: Arabella Landrum, Jena Malone, Eric Lange, Janelle Monáe, Tongayi Chirisa, Achok Majak, Jack Huston, Kiersey Clemons, T.C. Matherne, Robert Aramayo, Marque Richardson, London Boyce, Bernard Hocke, Dayna Schaaf, Gabourey Sidibe, Todd Voltz, Lily Cowles, Caroline Cole, Geraldine Glenn, Grace Junot, Victoria Blade, Choppy Guillotte, Lyle Brocato, Eric Stratemeier, Bill Martin Williams, Trula M. Marcus, Betsy Borrego, Devyn A. Tyler, Kimani Bradley, William Buster Benefield, Hick Cheramie, Michael Dominey, Chad Governale, Christopher Hart, Miles Hendler, Gregory Hobson, Suzette Lange, Christine VonRobarie / Süre: 105 dakika
 

Asla kaybolmayacak değerli şeyler vardır; aile, mutluluk, umut… Tabii eğer seçilmiş kişi değilseniz…

Digitürk’ün beIN BOX OFFICE kanallarında bu hafta gösterime giren, büyük bir gizemin içine hapsolan bir kadının yaşadıklarına odaklanan Antebellum adlı film; iyi bir yazar kariyeri ve güzel bir aile hayatı olan Veronica Henley’nin, bir gece evine dönerken kaçırıldıktan sonra yaşadıklarını anlatıyor.

Başarılı bir yazar olan Veronica, bir gece kendisini korkunç bir gerçeklikte hapsolmuş olarak bulur.

Paralel bir dünyada sıkışıp kalan Veronica bu durumun ardından geçmişi, bugünü ve geleceği sorgulamaya başlar.

Onun hapsolduğu bu dünyadan kaçmasının tek yolu, yaşananların ardındaki gizemi çözebilmektir.

Bu yüzden genç kadın çok geçmeden içine düştüğü duruma neden olan gizemi ortaya çıkarmak zorundadır.

Bebek Tamam

Yönetmen: Curtis Vowell / Oyuncular: Rose Matafeo, Matthew Lewis, Emily Barclay, Rachel House, Nic Sampson, Madeleine Sami, Matenga Ashby, Fasitua Amosa, Loren Taylor, Olivia Tennet, Kura Forrester, Alice Snedden, Chelsie Preston Crayford, Sam Snedden, Bree Peters, Hayley Sproull, Brett O’Gorman, Cori Gonzalez-Macuer, Angella Dravid, Guy Montgomery, Beth Allen, Brynley Stent, Amelia Reynolds, Ryan O’Kane, Wolf Jean Gladding, Sterling Ngawhika, Chris Parker, Saraid Cameron, Thomas Sainsbury, Gareth Williams, Rachel Forman, Frankie Knewstubb, Johanna Cosgrove, Nell McDermott / Süre: 91 dakika
 

beINCONNECT’in Komedi Filmleri kuşağında bu hafta gösterime giren Baby Done adlı filmde; maceraperest Zoe, uzun zamandır birlikte olduğu Tim’den hamile kalınca panik olur, çünkü Tim baba olmak isterken, Zoe hayallerinden vazgeçmek için henüz hazır değildir.

Zoe, arkadaşlarının bebek partilerine gönülsüz bir şekilde katılan, mutlu anne babalara şaşkınlıkla bakan ve bebek sahibi olan arkadaşlarından uzak durmaya çalışan bir tiptir.

Hamile kalıp bir çocuk sahibi olduğunda eğlenmenin kalıcı olarak sona ermesinden korkan Zoe, günün birinde Tim’e bebek doğmadan önce yapmaları gereken en çılgın şeylerin bir listesini yaparak bunları gerçekleştirmeyi öneriyor.

Böylelikle film, ebeveyn olmanın ne anlama geldiğini, ebeveyn etiketinin bir birey olarak kimliğimize ne yaptığını ve bunun hayallerimiz ve kariyer hedeflerimiz için ne anlama geldiğini ve daha da önemlisi zihinsel sağlığımızı nasıl etkileyebileceğini araştırıyor.

Karmaşık konulara nazikçe dokunan ve insana kendini iyi hissettiren, kolayca empati kurabileceğiniz karakterlerle dolu olan bu filmi bu konuda kendini baskı altında hissedenler için tavsiye edebilirim.

Doğaya Karşı Mücadele: Safari Macerası

Yönetmen: Ben Simms / Oyuncular: Bear Grylls / Süre: 90 dakika
 

Zor şartlara dayanıklılığı ve yaban hayatı hakkındaki bilgisi ile hayranlık uyandıran Bear Grylls, ailece izleyebileceğiniz 90 dakikalık interaktif bir filmle geri dönüyor.

Netflix’in Çocuk ve Aile Filmleri kuşağında 16 Şubat’ta gösterime girecek olan Animals on the Loose: A You vs. Wild Movie adlı bu interaktif yapımda; Güney Afrika’daki vahşi yaşam koruma alanını çevreleyen çit gizemli bir şekilde zarar görmüş ve bazı hayvanlar da bunu fırsat bilerek koruma alanından kaçmıştır, onları yeniden güvenli bir bölge olan koruma parkında emniyet altına almak ise seyircinin elindedir; tabii Bear Grylls ile birlikte!

Bear Grylls haylaz bir babunu kurtarmak, acıkmış bir aslanın izini sürmek ve daha fazla hayvan kaçmadan çiti onarmak için yardıma çağrılır ancak bunu gerçekleştirmek için kısıtlı bir zamanı ve yerine getirmesi gereken üç ayrı görevi daha vardır, bu yüzden Bear’ın bu defa yardıma da ihtiyacı vardır.

Vahşi doğada neler olabileceği tahmin edilemeyebilir ve kaçak hayvanların kaderi de seyirciye bağlı, bu yüzden kontrolü eline alan seyircinin seçimlerinin bir anlamı olmalı.

Gizli bir görev de barındıran bu interaktif macerada, yaptığınız her seçim olayların gidişatını değiştireceği için bu macerada neyi seçtiğinize çok dikkat etmelisiniz!

Ayrıca işin sırrının doğru hayatta kalma kararları vermekte gizli olduğunu da bilmelisiniz.

İhlal

Yönetmen: John Suits / Oyuncular: Cody Kearsley, Bruce Willis, Rachel Nichols, Kassandra Clementi, Johnny Messner, Corey Large, Callan Mulvey, Timothy V. Murphy, Johann Urb, Ralf Moeller, Alexander Kane, Angie Pack, Van Ayasit, Swen Temmel, Adam Huel Potter, Thomas Jane, Everly Large, Eric Buarque, Mitchell Baker, Elicia Davies, Stephen Dixon, Steven C. Hamilton, Robert Laenen, Phillip Joe Luke, Adam Mitchell / Süre: 92 dakika
 

Puhu TV’nin Bilim Kurgu ve Aksiyon Filmleri kuşağında bu hafta gösterime giren Breach (Anti-Life) adlı filmde; kısa bir süre sonra baba olacak bir adam, yıldızlararası bir yolculukta yeni bir dünya bulmayı hedefleyen bir uzay gemisinde tamirci olarak çalışmaktadır, ancak genç adam bu sırada uzay gemisini bir silah olarak kullanmayı planlayan kozmik bir tehditle karşı karşıya kalır.

Distopik bir gelecekte geçen filmde Dünya’nın nüfusu 18 milyarı geçmiş ve insanlar artık Dünya’ya sığmamaya başlamışlardır, üstelik bu kadar çok insanın olduğu yerde ortaya çıkan veba hastalığı da tüm dünyayı kasıp kavurmaktadır.

Uzmanlar bir çare bulamadığı için de insanlar yavaş yavaş ölüme terk edilmişlerdir.

Bu vebaya bir çare bulamayacaklarını anlayan yetkililer dünyadan çıkıp başka bir gezegene gitmenin en mantıklı yol olduğuna karar verir.

Uzun yıllar sonra, dünya popülasyonu hızla büyürken, uzay gemileri inşa edilir ve hızla insanlar bir gezegenden diğerine taşınmaya başlanır ancak dünyada 18 milyar insan varken ‘Yeni Dünya’ olarak adlandırdıkları bu gezegene toplamda sadece 50 milyon insan gidebilecektir.

Herkes gittikten sonra son gemi kalkacakken dünyada isyanlar çıksa da güvenli bir şekilde dünyadan alınacak yolcular gemiye bindirilir ve yola çıkılır, ancak gemide Noah adında bir kaçak yolcu vardır.

Ayrıca gemideki herkes o kadar da iyi niyetli olmadığı için böylesi uzun bir yolculuğa çıkan mürettebatı zorlu bir süreç beklemektedir.

Mürettebat bu süreçte sadece insanlarla değil, gemiye sızan bir virüsle de mücadele etmek zorunda kalacaktır.

İyi Bir Eş Olmanın Yolları

Yönetmen: Martin Provost / Oyuncular: Juliette Binoche, Yolande Moreau, Noémie Lvovsky, Edouard Baer, François Berléand, Marie Zabukovec, Anamaria Vartolomei, Lily Taieb, Pauline Briand, Armelle, Marine Berlanger, Clémence Blondeau, Marie Cornillon, Lauren Deguitre, Clémentine Delange, Juliet Doucet, Suzanne-Marie Gabriell, Élise Girard, Marie-Anne Guilbert, Sasha Herschritt, Margaux Houssiaux, Blandine Laignel, Andréa Mands, Salomé Soares, Julien Sibre, Stéphane Bissot, Dominique Pozzetto, Philippe Morand, Cécile Dominjon, Stéphane Hausauer, François Hauteserre, Cécile Ribault-Caillol, Alex Dey, Lucas Bléger, Perrine Avisse, Rejane Selmane / Süre: 109 dakika
 

39. İstanbul Film Festivali’nin Filmekimi Galaları programında gösterilen ve bu hafta Digitürk’ün Komedi Filmleri kuşağında gösterime giren How to Be a Good Wife adlı film; 1967 yılında, Fransa’nın Alsace yöresinde bir ev kadınlığı enstitüsünde geçmektedir.

Paulette Van Der Beck, öğrencilerine hevesle ev idaresiyle kocalarına itaat etme arasında bir denge kurmayı öğretmektedir, fakat Paulette’in kendi dengesi ve hevesi, okulu birlikte yürüttükleri kocası aniden ölünce allak bullak olur.

Kocasının ölümünden sonra işlerin başına geçen Paulette, işlettikleri bu yatılı okulunun iflasın eşiğinde olduğunu öğrenip harekete geçince bu ani değişimle birlikte kendisini, TV’deki ev kadınlığı yarışmasında ve 1968’in özgürlük rüzgarına kapılmış bir şekilde bulur.

Başrolünü Juliette Binoche’un üstlendiği bu mizah dolu ve hareketli komedi-dramla Martin Provost bu kez dayanışma ve toplumsal cinsiyet eşitliğini ele alırken 1960’ların baskın ataerkil düzenini alabildiğine eleştiriyor.

Pretoria’dan Kaçış

Yönetmen: Francis Annan / Oyuncular: Daniel Radcliffe, Daniel Webber, Ian Hart, Mark Leonard Winter, Nathan Page, Grant Piro, Lenny Firth, Lliam Amor, Adam Tuominen, PJ Oaten, Ratidzo Mambo, Vuyo Loko, Maris J. Caune, Adam Ovadia, Rory Walker, Genevieve Mooy, Jeanette Cronin, Stephen Hunter, Terence Crawford, Michael Kumnick, Sacha Peltier, Nikki Fort, Day Robson, Paul Harvey, Stephen Tongun, Michelle Nightingale, Terry Rogers, Rod Glen, David Wilson, Mark Brady, Martin Ayles, Saxon Cordeaux, Tim Jenkin / Süre: 106 dakika
 

Digitürk’ün beIN BOX OFFICE kanallarında bu hafta gösterime giren, Daniel Radcliffe’in başrolünde yer aldığı Escape from Pretoria adlı film; Güney Afrika’da Apartheid döneminde hapisten kaçmayı planlayan iki politik mahpusun seyrederken nefes kesen hikâyesini anlatıyor.

Tim Jenkin’in 2003’de yayınlanan Inside Out: Escape from Pretoria Prison isimli kitabından uyarlanan film, 1970’lerde yasaklı organizasyonlar adına ilan üretip dağıtma suçundan yargılanan Jenkin’in yirmili yaşlarında on iki yıl ceza alarak tutuklanmasının ardından kendisi gibi tutuklu arkadaşları Alex Moumbaris ve Stephen Lee ile yüksek güvenliği ile bilinen hapishanelerden biri olan Pretoria’dan kaçma girişimini ekrana taşıyor.

Irkçılığın tavan yaptığı yıllarda diğer siyasi tutuklularla birlikte hapis yatan Tim Jenkin’in kaldığı bu hapishaneden kaçmak için dahiyane ve yaratıcı bir planı vardır, ama bunu gerçekleştirmek elbette öyle kolay olmayacaktır.

Sevdiğim Tüm Erkeklere: Şimdi ve Sonsuza Dek

Yönetmen: Michael Fimognari / Oyuncular: Noah Centineo, Lana Condor, Janel Parrish, Madeleine Arthur, Sarayu Blue, Lisa Durupt, Emilija Baranac, Momona Tamada, Rish Shah, C. Ernst Harth, Gina Jun, Kayla Deorksen, Linda Ko, Molly Grace, June B. Wilde, Danielle Brokopp, Julie Tao, Anisha Cheema, Jara Zeimer, Malia McMullen, Joey Pacheco, Janelle McDermoth, Mariesa Crouse, Katie Do, Sarah Formosa, Mikayla Lagman, Michael Delleva, Chloe Simone Crawford, Bentley Hixson Anthony Ferrara / Süre: 109 dakika
 

Netflix’in En Beğenilen Romantik Yapımlar kuşağında bu hafta gösterime giren ve serinin üçüncü filmi olan To All the Boys: Always and Forever adlı film; ilk filmde bir mektup ile başlayan Lara Jean ve Peter aşkını anlatmaya devam ediyor.

Lara Jean, hayatının en iyi yazını yaşamaktadır; erkek arkadaşı Peter ile ilişkisi güzel bir şekilde devam eder, bu sırada babası komşuları ile yeniden evlenmeye karar verir, düğün hazırlıkları ile ilgilenen Lara, kardeşi Margot’ın da yaz tatili için eve gelecek olmasından dolayı ayrıca mutludur.

Ancak bu yoğun tempoda Lara bir yandan da kendi hayatı ile ilgili önemli kararlar vermek zorundadır.

Üniversite için evinden ayrılma durumuyla karşı karşıya olan Lara bu süreçte Peter ile ilişkisinin ne olacağı konusunda korkuya kapılır.

Jenny Han’in çok satan kitap serisinden uyarlanan filmde Lara Jean Covey’nin liseyi bitirip yetişkinliğe adım atmaya hazırlandığı sırada çıktığı iki etkileyici seyahat, mezuniyetten sonra ailesi, arkadaşları ve Peter konusunda hayatının nasıl olacağını yeniden düşünmesine neden olur.

Kore seyahatinden dönen Lara Jean, lise son sınıfın yoğun gündemiyle boğuşurken bir yandan da üniversiteyi Peter’la ya da Peter’sız okuma konusunda karar vermeye çalışır.

Skylines

Yönetmen: Liam O’Donnell / Oyuncular: Lindsey Morgan, Jonathan Howard, Daniel Bernhardt, Rhona Mitra, James Cosmo, Yayan Ruhian, Alexander Siddig, Cha-Lee Yoon, Ieva Andrejevaite, Jeremy Fitzgerald, Naomi Tankel, Rokas Spanlinskas, Giedre Mockeliunaite, Tanay Genco Ulgen, Phong Giang, Rajab Hassan, Tony Black, Samantha Jean, Katherine Haiden, Martynas Vaidotas, Rokas Spalinskas, Alius Veverskis, Domantas Pûras / Süre: 113 dakika
 

Puhu TV’nin Bilim Kurgu ve Aksiyon Filmleri kuşağında bu hafta gösterime giren ve serinin üçüncü filmi olan Skylines (SKYLIN3S) adlı film; ikinci filmin kaldığı yerden, Kaptan Rose Corley, Dünya Savunma filosunu, bir gezegendeki herhangi bir yaşamı ortadan kaldırabilecek bir süper silah olan Armada’yı kullanarak Dünya’yı yok etmeyi planlayan ayın yakınındaki işgalcilere karşı yönlendirdiği yerden devam ediyor.

Rose’un gemisi geri dönüşü olmayan bedeller ödemek zorunda olsa da iki ana gemiyi yok eder, ancak Armada insan filosunun iki gemisini ateşler.

Beş yıl sonra, artık yabancı olarak yaşayan Rose, gemi enkazlarıyla harap olan Londra’ya döner.

Burada pilot denen insan beynine yerleştirilmiş yabancı dronları eski düşman benliklerine dönüştüren bir böceğe çare bulmaya çalışan Doktor Mal’ı ziyaret eder.

Bu sırada bir virüs, şu anda dünyada ikamet eden dost uzaylıları insanlara karşı çevirmekle tehdit ettiğinde, Kaptan Rose Corley, insanlıktan geriye kalanları kurtarmak için paralı askerlerden oluşan bir ekibe liderlik etmek zorunda kalır.

Tüysüz’ün Yolculuğu

Yönetmen: Eric Cabello / Oyuncular: Verónica Alva, Luis Angel Jaramillo, Pablo Gama Iturrarán, Verónica Castro, Jay De La Cueva, Lila Downs, El Hijo del Santo, Enrique Guzmán, Alex Lora, Elena Poniatowska, José Miguel Pérez-Porrúa Suárez, Marco Antonio Solís, Víctor Trujillo / Süre: 85 dakika
 

Netflix’in Meksika Yapımı Çocuk ve Aile Filmleri kuşağında bu hafta gösterime giren Xico’s Journey adlı bu animasyon filminde; bir kız ve en iyi dostu, kasabalarında yükselen bir dağı, altın peşindeki açgözlü bir şirketin pençesinden kurtarmak için kolları sıvar.

Normalde sessiz ve sakin olan bu kasabalarını tehdit edenlere karşı duran bu cesur çocukların bu macerasında en büyük kozları ise kızın, genlerinde çok eski bir türün miraslarını taşıyan küçük köpeği olacaktır.

Zor Bir Aşk

Yönetmen: Hamisha Daryani Ahuja / Oyuncular: Ini Dima Okojie, Ruslaan Mumtaz, Richard Mofe-Damijo, Joke Silva, Osas Ighodaro, Anee Icha, Sujata Sehgal, Koye Kekere Ekun, Ibrahim Suleiman, Imoh Eboh, Frodd, Hamisha Daryani Ahuja / Süre: 106 dakika
 

Netflix’in Afrika Yapımı Romantik Komediler kuşağında bu hafta gösterime giren Namaste Wahala adlı filmde; farklı ırklardan olan bir çift, ebeveynlerinin bu ilişkiye tüm güçleriyle karşı çıkmasıyla hem komik hem de yürek burkan sorunlar yaşar.

Bir yatırım bankacısı olan Raj Nijeryalıdır, bir avukat olan Didi ise Hintli bir gençtir; ikisi de bekardır ve ikisi de ilk görüşte aşka inananlardandır.

Ancak bu iki aşık mutlulukları için mücadele verirken karşılarında buldukları ailelerine de türlü yollarla bu ilişkiyi kabul ettirmek zorunda kalacaklardır.

Flashback

Vakti zamanında kimi festivallerde, kimi sinemalarda kimi de ev videosu ve televizyon ekranlarında seyirciyle buluşan ama şimdi hem çevrim içi platformlarda hem de televizyon kanallarında bu hafta yeniden gösterime girecek olan 2020 öncesinde çekilmiş diğer filmleri sizin için derledim.

beINCONNECT

Türkiye’nin lider ödemeli televizyon sistemi Digitürk’ün film kanalları ve dijital platformu beINCONNECT’in gişe rekortmeni yerli ve yabancı filmlerden oluşan zengin içerik kütüphanesinde farklı kategorilerde bu hafta öne çıkan filmler şöyle;

Ayrıca SİYAD’ın belirlediği 2020’nin en iyi filmleri beINCONNECT’te!

Yeni üye olanlara ilk 30 gün boyunca ücretsiz izleme şansı imkanı sunan beINCONNECT, izleyicileri için seçtiği birbirinden kaliteli ve başarılı filmlerle dijital içerik platformları dünyasında fark yaratmaya devam ediyor.

Geçen haftalarda Sinema Yazarları Derneği (SİYAD), geride bıraktığımız 2020 yılının en iyi 20 filmini seçmişti.

Bu filmler şu anda yayında olan 12 filmin yanı sıra mart ayında platformda yerini alacak olan “Subay ve Casus” ile birlikte beINCONNECT’te bulunan, SİYAD’ın belirlediği “2020’nin En İyi Filmleri” listesine girmeyi başardı.

beINCONNECT üyesi sinemaseverler, unutulmaz romandan uyarlanan ve yılın en iyi filmi seçilen “Boyalı Kuş”tan, 2020 Oscar’larında adaylıkları bulunan “Sefiller”, “Bal Ülkesi”, “Bıçaklar Çekildi”ye kadar yılın en iddialı yapımlarından oluşan bu 13 filmi, platformda bulunan “SİYAD Yılın En İyileri” kategorisi altında izleyebilirler.

2020 yılının en iyileri listesine giren 13 filmin tamamı şöyle:

FilmBox

Uluslararası medya kuruluşu SPI International bünyesinde yer alan film ve dizi kanalı FilmBox, etkileyici öyküleri, dünya yıldızları ile buluşturan sinema filmleriyle şubat ayına heyecan ve eğlence katmaya devam ediyor.

Platformun bu hafta farklı kategorilerde öne çıkan filmleri şöyle;

Netflix

“Birbirimize sadece bir hikâye uzaklığındayız” sloganıyla dünyada 30’u aşkın dilde, 190’dan fazla ülkede, 200 milyonu aşkın ücretli kullanıcısına, favorisi hâline gelecek bir sonraki hikâyeyi bulmalarına yardımcı olmak için farklı türlerde diziler, belgeseller ve sinema filmlerini sunan Netflix, yeni yapımları ile çemberi genişleterek büyümesini sürdürüyor.

Hem havaların soğuması hem de pandemi sebebiyle ekran başında daha uzun saatler geçirdiğimiz şu günlerde dünyanın en popüler dijital içerik platformu Netflix birbirinden ünlü isimlerin yer aldığı yapımlarıyla hayatımızı renklendirip evde sinema keyfini sürdürmemizi sağlamaya hız kesmeden devam ediyor.

Dünyanın koronavirüs ile mücadele ettiği ve Netflix’e ilginin hayli yüksek olduğu şu sıralar seyredebileceğiniz, şubat ayının üçüncü haftasında platforma giriş yapan filmler şöyle;

PuhuTV

Doğuş Holding çatısı altında kurulan ve “Sen Nasıl İzlersen” sloganıyla faaliyetlerini sürdüren PuhuTV; bilgisayar, mobil cihazlar ve akıllı televizyonlar üzerinden erişilebilen uygulama yayınlarının yanı sıra film, dizi, çocuk türlerinde yerli ve yabancı içerikler sunmaya devam ediyor.

İnternet üzerinden hizmet veren bir medya sağlayıcısı olan PuhuTV’nin yabancı filmler kütüphanesinde, farklı kategorilerde bu hafta öne çıkan bazı filmleri şöyle;

Tivibu

Türkiye’nin dijital dönüşümüne liderlik eden Türk Telekom’un dijital televizyon platformu Tivibu, izlenme rekorları kıran filmleri, belgeselleri, dizileri ve çocuklara yönelik farklı türlerdeki yerli ve yabancı yapımlarıyla her yaştan izleyiciye hitap etmeyi sürdürüyor.

Şubat ayının bu üçüncü haftasında Tivibu’nun yayın akışında ekranlara gelecek filmler şöyle;

TRT 1 & TRT 2

Her ay olduğu gibi şubat ayı için de sinefiller için dopdolu bir içerik programı oluşturan TRT’nin zengin arşiviyle hazırlanan “Sinema Şöleni” yayın kuşağında; aralarında televizyonda ilk kez izleyiciyle buluşacak filmlerin de yer aldığı ödüllü ve prestijli filmler, orijinal dilinde TRT1 ve TRT2 ekranlarında sinemaseverlerle buluşmaya devam ediyor.

Şubat ayının bu üçüncü haftasında farklı günlerde ekranlara gelecek yayın akışındaki filmler şöyle;

Festival ajandası

21i’nci yüzyılda aşkı bir kez daha düşündüren kısa filmler GAİN’de!

Türkiye’nin yeni nesil dijital içerik platformu GAİN’in 14 Şubat Sevgililer Günü için hazırladığı özel kısa film seçkisi şimdi yayında.

Tüm dünyada aşkın günü olarak kutlanan 14 Şubat’a özel hazırladığı kısa film seçkisi ile GAİN, ilişkilerin kendilerine özgü durumlarına farklı bakış açıları getirerek izleyicilere daha önce hiç düşünmediği soru işaretlerine odaklanan dopdolu bir seyir deneyimi sunuyor.

“Aşk Her Şeyi Affeder mi?” kategori başlığı altında yer alan, bildiğimiz ve bize sunulan aşkın çok daha ötesini ve katmanlı boyutlarını anlatan kısa filmlerin her birinde izleyicinin kendisinden ve yaşadığı ilişkilerden bir parça bulacağı seçkide; yeni başlayan flörtlerden bitmek üzere olan evliliklere, arkadaşlıktan evirilen aşklara ve hatta aldatma hikayelerine kadar ilişkilerin her bir evresini görebileceğiniz bu seçki ile 14 Şubat Sevgililer Günü’nüz çok farklı bir boyut kazanacak.

Yirmi birinci yüzyılda aşkı, flört etmeyi ve ayrılığı yeniden düşünmenizi sağlayacak “Aşk Her Şeyi Affeder mi?” programında yer alan filmler şöyle;

53. SİYAD Türkiye sineması ödülleri adayları açıklandı!

Sinema Yazarları Derneği (SİYAD), 53. Türkiye Sineması Ödülleri’nin 11 daldaki adaylarını belirledi; En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında iki oyuncusu aday olan Nasipse Adayız ile En İyi Erkek Oyuncu dalında iki oyuncusu aday olan Nuh Tepesi 10’ar adaylık elde ettiler.

Nasipse Adayız‘ın yönetmeni, senaristi ve başrol oyuncusu Ercan Kesal, En İyi Yönetmen, En İyi Senarist ve En İyi Erkek Oyuncu dallarında üç adaylık elde etti.

SİYAD üyelerinin 2020 yılında Türkiye’de sinemalarda gösterilen tüm yerli yapım filmler üzerinden yaptığı oylama sonucunda En İyi Film başta olmak üzere 11 dalda beşer aday belirlendi; oylama sonucuna göre toplam 14 film en az bir adaylık elde etti.

53. SİYAD Ödülleri için adaylık elde eden filmler ve adaylık sayıları şöyle: Nasipse Adayız (10), Nuh Tepesi (10), Bozkır (8), Bina (5), Kronoloji (4), Peri: Ağzı Olmayan Kız (4), Kovan (3), Biz Böyleyiz (2), Eltilerin Savaşı (2), Karakomik Filmler 2 (2), Sıfır Bir (2), Aether (1), Aşk Tesadüfleri Sever 2 (1), Kapan (1).

Belgesel, kısa film ve fantastik film dallarındaki SİYAD ödülleri adayları önümüzdeki günlerde belirlenecek.

Tüm dallarda 53. SİYAD Türkiye Sineması Ödülleri’ni kazananlar ise SİYAD üyelerinin yapacağı ikinci tur oylamanın ardından Mart ayında yapılacak törende açıklanacak.

53. Türkiye Sineması Ödülleri’nin 11 daldaki adayların tam listesi şöyle:

En İyi Film

En İyi Film Yönetimi

En İyi Senaryo

En İyi Kadın Oyuncu Performansı

En İyi Erkek Oyuncu Performansı

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Performansı

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Performansı

En İyi Görüntü Yönetimi

En İyi Müzik

En İyi Kurgu

En İyi Sanat Yönetimi

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Haber Fora’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap