Ev sinemasında bu hafta: İdealize edilmiş bohem bir hayat; Salinger Yılım

by Haber Fora

J.D. Salinger edebiyat tarihinin en gizemli yazarlarından biri ve halen pek çok anlatıya esin vermeye devam ediyor.

Benim kısa bir süre önce pandemiye rağmen fiziksel festival yapma konusunda başarılı bir organizasyona imza atan 8. Boğaziçi Film Festivali sayesinde Beyoğlu Sineması’nda seyretme imkânı bulduğum ve İstanbul Film Festivali’nin Mart Seçkisi özelinde 31 Mart’a kadar çevrim içi gösterimi devam edecek olan Salinger Yılım (My Salinger Year) da bu gizemli yazardan ilham alınarak çekilmiş filmlerden biri.

Çoğu insanın kendinden bir şey bulacağı ama özellikle daha sanatsal ve yaratıcı denilebilecek alanlarda çalışanlar için oldukça tanıdık gelecek bir durumu ele alan film, doğru bir şekilde tanımlamak gerekirse; geçici olması gereken bir işi yapmak zorunda kalmanın sessiz paniğidir ya da idealleştirilmiş arayışlara ve kariyer hedeflerine yönelik bir sıçrama tahtası…

Henüz vakit varken seyredin ve siz karar verin.

İdealize edilmiş bohem bir hayat; Salinger Yılım

Yönetmen: Philippe Falardeau / Oyuncular: Margaret Qualley, Sigourney Weaver, Douglas Booth, Seána Kerslake, Brían F. O’Byrne, Colm Feore, Théodore Pellerin, Yanic Truesdale, Hamza Haq, Leni Parker, Ellen David, Romane Denis, Tim Post, Gavin Drea, Matt Holland, Xiao Sun, Andy Bradshaw, Christine Lan, Andres Romo Salido, Arthur Holden, Suzanna Lenir, Danny Gilmore, Danny Gilmore, Hayley Kezber, Lise Roy, Gillian Doria, Mariya Monakhova, Catherine Kidd, Samantha Hodhod, Elana Dunkelman, Alexandre Dubois, Raphael Grosz-Harvey, Robert Higden, Jonathan Dubsky, Guillaume Martineau, Carlo Mestroni, Sylvia Stewart / Süre: 101 dakika
 

2020 (Berlinale) Berlin Film Festivali’nin açılış filmi olarak gösterilen ve şu an film gösterimlerine çevrim içi devam eden İstanbul Film Festivali’nin Mart Seçkisi programının bu son haftasında gösterime giren, edebiyat eleştirmeni ve yazar Joanna Rakoff’un anılarından uyarlanan My Salinger Year adlı bu mütevazı edebi drama; 90’lı yılların ikinci yarısında, ünlü yazar J.D. Salinger’ın edebiyat ajansında işe başlayan Joanna’nın hikayesini anlatıyor.

Joanna, bir kasabada sürdürdüğü hayatını, eğitimini ve başarılı bir müzisyen olan erkek arkadaşı Karl’ı Kaliforniya’da bırakıp hayallerinin peşi sıra 1995 sonbaharında New York’a adım atan genç bir öğrencidir.
 

Ayrıca o, artık başkalarının yazdıklarını analiz etmek yerine kendi hayatını yazarak sürdürmek isteyen biridir.

Ve New York’un karmaşasına dalma, ucuz, salaş ama hoş bir apartman dairesinde yaşama ve kafelerde yazı yazma gibi romantik düşüncelerle bu şehre gelmiştir.

Ama ayağının tozuyla geldiği bu şehirde sosyalist bir kitapçıda tanışacağı bir adamla birlikte ayda 560 dolara biraz harap bir daire kiralayarak kendi hayatının iplerini eline alabilmesi için önce bir iş bulması gereklidir ve o zamana kadar da en yakın arkadaşının yanında misafir olarak yaşaması gerekecektir.
 

Üniversitedeyken hatırı sayılır birkaç dergide şiirlerinin yayınlanmasından aldığı motivasyonla filiz vermiş bir şair olan ve yazar olma hayaliyle yaşayan Joanna, bu şehirde kendisine en uygun işi ararken J.D. Salinger’ın eski moda ama ünlü edebiyat ajansının huysuz sahibi Margaret’in asistanı olarak işe başlama fırsatını elde eder.

Yeni teknolojiye karşı önyargılı ve aynı zamanda en büyük yazarların bazılarıyla çok ayrıcalıklı ilişkilere sahip sert bir yazar ajanı olan Margaret’ın ajansında işe başlayacağı için Joanna çok mutludur ve coşkuyla doludur; çünkü gerçek bir edebiyat ajansında gerçek bir iş bulmuştur!
 

Ancak hevesli ve işinden memnun olmaya hazır bir şekilde işi için masasının başına geçtiği ilk günde asistan olarak kendisine teklif edilen bu rolün aslında yüceltilmiş bir sekreterlik olduğunu anlar.

Joanna’nın ana işinin yanı sıra kendisinden yapması istenilen diğer bir şey de münzeviliğiyle bilinen Salinger’ın hayranlarından gelen yüzlerce mektubu okumak ve 1963’te Salinger tarafından bir kez yazıldıktan sonra tek bir kelimesi bile değiştirilmeden kullanılan şablon metinlerle gelen mektupları yanıtlamaktır.
 

Joanna bir yandan işinin rutinleriyle baş edip bir yandan da kendi yazılarını yazmak için gerekli cesareti ararken bu süre içinde onun yazmak için zaman ve ilham bulmasını bir seyirci olarak istesek de o hayallerini bir rafa kaldırmış gibi görünen bir ruh haliyle gereğinden fazla vakit ayırdığı bu mektupları bir takıntı haline getirir.

Dünyanın dört bir yanından gelen mektupları okuyan Joanna, bir süre kendinden istenildiği şekilde cevaplama işini yürütse de denk geldiği bazı dokunaklı mektuplara bu şekilde standart cevaplar yazma konusundan pek hoşnut değildir.

Üstelik yaptığı bu işin kurallarını çiğneme ve Salinger’ın hayranlarıyla ilişki kurma fikri o kadar kışkırtıcı ve caziptir ki Joanna’nın aklındakini gerçekleştirme konusunda kendini engelleyebilmesi mümkün değildir.
 

Tabii olası sonuçlar ele alındığında madalyonun diğer yüzünde onun bu yaklaşımı, bazı hayranlara yardımcı olurken bazı hayranlarını da çileden çıkarabilir, hatta eğer bu yaptığı ajansta anlaşılırsa mazeretsiz işten kovulmakla kalmaz etik ve yasal nedenlerle başı büyük bir derde bile girebilir.

Ama yine de her şeye rağmen, üstelik temsil ettiği yazarın henüz hiçbir eserini okumamışsa da bir süre sonra ajansın standart yanıtlarını bir kenara bırakarak mektupları Salinger imzasıyla içinden geldiği şekilde yanıtlayan Joanna yazdığı bu mektuplarında büyük bir yazar gibi davranırken aslında kendini de keşfetmeye başlar.

Ve nihayetinde Joanna’nın (hayali sahnelerle) yazarın hayranları ile empati kurması ve onların meselelerini kendi saf dünyasında çözmeye çalışması, filme eğlenceli ve öngörülemez sonuçlara doğru bir ivme katar.
 

Bir yazar ajanı olmak

Bu arada yaklaşık otuz yıldır münzevi bir hayat sürdüren ama yine de ara sıra Margaret ile konuşmak için ajansını arayan Salinger, bu telefon trafiğinde kendisini karşılayan Joanna ile tanışır.

Her ne kadar Margaret bu konuyla da ilgili kesin bir yasak koyduysa da kendisi ofis dışındayken gelen telefonları cevaplayan Joanna, Salinger ile bu süreç içinde bir telefon arkadaşlığı geliştirir.

Doğrusu Margaret’in biraz huysuz, aksi ve çılgın bir yazar olarak lanse ettiği Salinger’ı film boyunca düzgün bir şekilde göremiyorsak da en azından telefon konuşmalarında Joanna’ya karşı gayet samimi, sevecen ve arkadaşça davrandığı bellidir.
 

Bununla birlikte ilerleyen süreçte Joanna şirketteki itibarını gittikçe yükseltir ve Salinger ile yapılması planlanan önemli ve gizli bir toplantı öncesinde bağımsız bir yayıncıya koçluk yaparak yıllar önce rafa kaldırılan bir Salinger kısa öyküsünün şartlarını müzakere etmede önemli bir rol üstlenir.

Bu süreçte de oldukça başarılı olur ve daha sonra yazar hikayelerini dergilere satmak gibi gerçek ajan işleriyle görevlendirilir.

Fakat elbette bir rutine dönüşmek istemeyen Joanna nihayetinde kariyeriyle ilgili farklı bir karar verir. 
 

Sanat ve ticaret

J.D. Salinger’ın filmdeki fiziksel varlığı en az seviyede tutulsa da onun ruhu ve aurasının hikayedeki hakimiyeti hem filmin kendisine hem de Joanna’nın kariyer yolculuğuna etkisi yadsınamayacak düzeydedir.

Sigourney Weaver’ın bilgisayar çağını reddetmesinde hafif bir neşe ve sevdiği birinin ölümünden dolayı acı çekişinde saygı duyulası bir matem duygusu vardır.
 

Omuzları geride ve elleri itaatkâr bir kız öğrenci gibi kibarca duran ama New York edebiyat dünyasında kısa süre içinde olgunlaşan bir karakter portresi çizen Margaret Qualley bu rolündeki performansıyla bence oldukça başarılı; işte ve aşkta ilk girişimlerini karıştıran dağınık genç bir insanın yapabileceği şeyler konusunda pek inandırıcıdır.
 

Edebiyat dünyasındaki sanat ve ticaret ilişkileri hakkında incelikli detaylara sahip olan My Salinger Year; insanların özel hayatı ve profesyonel hayatını, dijital çağın ayak seslerinin duyulduğu bir dünyada analog bir şekilde ilerlemeyi tercih eden bir iletişim dünyasını ve onlarca yıl hiçbir şey yayınlamamasına rağmen hala popüler olmayı başaran bir yazarın perde arkasını ele alarak yazarları, yazmayı ve okumayı sevmenin ne anlama geldiğini merak edenlere farklı bir bakış açısı kazandırabilecek türden bir film.
 

Bu arada duygusal bir sıcaklığa sahip olan bu film, her ne kadar hedef kitlesi net olmadığı için bir karmaşıklığa sahipse de kariyerinin başındaki bir profesyonelin hikayesiyle gençlere hitap edebilecekse de internet öncesi bir dünyadaki nostaljik iş dinamiklerini hatırlamak isteyen orta yaş üstü ve daha ağırbaşlı sanatseverlerin ilgisini sanki daha çok çekecektir düşüncesindeyim.

Haftanın diğer filmleri

7 Metre: Chris Norton Hikayesi

Yönetmen: Jonathon Link / Oyuncular: Chris Norton, Mike Barwis, Emily Norton / Süre: 93 dakika
 

Netflix’in Belgeseller kuşağında bu hafta gösterime girmesi beklenen 7 Yards: The Chris Norton Story; size üstesinden gelmeniz gereken şeylerle ilgili ilham verecek türden bir belgesel.

Lisede ve üniversitede Amerikan futbolunun en favori sporcularından olan Chris Norton, maçlardan birinde aldığı bir darbe sonucu tüm hareket kabiliyetini yitirir ve yeniden hareket etme olasılığının yüzde üç olduğu söylenir.

Bunu öğrendiği ilk andan itibaren ihtimal verilmeyen yüzde doksan yedilik kısmın bir parçası olmayacağını söyleyen Chris, o andan itibaren bu durumdan kurtulmak için vücudunun farklı bölümlerini nasıl hareket ettireceğini yeniden öğrenmek zorunda kalır.

Chris’in mezuniyet diplomasını alırken kürsüye yürüyerek çıkmak istemesi heyecan veren bir fikir olsa da onun henüz nasıl yürüyeceği hakkında hiçbir fikri yoktur, ama o aşamaya gelebilmek için her gün dört ya da beş saat çalışıyordur ve o yapabildiği her şeyde biraz daha fazlasını yapabileceğine inanıyordur.

Artık onun için ayakta durmak bir özgürlük duygusu gibidir.

Böylesi bir mücadele içindeyken Chris, Emily ile tanışır ve o andan itibaren Chris için her şeyin anlamı bir anda değişir.

Onun artık en büyük hayali düğün koridorunda Emily ile birlikte yan yana yedi metre yürüyebilmektir.

Arkadaşlarla Bir Akşam

Yönetmen: Nicol Paone / Oyuncular: Malin Akerman, Kat Dennings, Jack Donnelly, Aisha Tyler, Jane Seymour, Deon Cole, Ryan Hansen, Chelsea Peretti, Christine Taylor, Andrew Santino, Carla Jimenez, Rose Abdoo, Dana DeLorenzo, Serenity Reign Brown, Mike Rose, Rhea Butcher, Scout Durwood, Brianna Baker, Margaret Cho, Wanda Sykes, Fortune Feimster, Vladimir John Perez, Karen Y. McClain, Carlos Antonio, Nadya Ginsburg, Johnny Williams, Kenneth Sims, Joe Lando, Melissa Graver, Everly Sucher, Savannah Sucher / Süre: 95 dakika
 

beIN CONNECT’in Komediler kuşağında bu hafta gösterime giren, çeşitliliği ve kapsayıcılığı merkezine alan Friendsgiving (Dinner With Friends) adlı bu film; güzel bir Şükran Günü geçirmeyi planlayan iki arkadaşın yaşadıklarına odaklanıyor.

Abby ve Molly, Şükran Günü’nün gelmesini dört gözle bekleyen iki yakın arkadaştır, ancak beklenen gün gelip çattığında iki arkadaş beklenmedik durumlarla karşı karşıya kalır.

Onların sakin geçeceğini umduğu akşam yemeği planları Molly’nin yeni erkek arkadaşı ve gösterişli annesinin de aralarına katılmasıyla farklı bir hal alır, akşam nihayetinde kaotik bir geceye dönüşür.

Bu Bir Oyun Değil

Yönetmen: Jose Gomez / Oyuncular: Arkano, Richard Bartle, Ibai Llanos, Borja Luzuriaga, Brendan McDonnell, RJ Mitte / Süre: 97 dakika
 

1970’lerden bu yana video oyunları, zihinsel içerikli oyun oynama şeklimizin bir parçası oldu, ancak zamanla kendisini geliştiren bu sektör boş zamanlarımızı değerlendirmek için zaman ayırdığımız tüm fiziksel aktivitelerin de yerini aldı.

Böylesi bir dünyada yetişen çocuklar ve ebeveynleri de haliyle günümüzde muazzam zorluklarla karşı karşıya kalmaya başladı; internet birbirimizle ilişki kurma şeklimizi değiştirirken diğer tarafta video oyunlarını oyun oynama şeklimizi ve motivasyonlarını da etkiledi.

Bütün gününü arkadaşlarıyla ağaçlara tırmanarak, hoplayarak, zıplayarak geçiren ancak günümüzde ise bir matrix evreninde vakit geçirmeye başlayan çocukların ne yaptığını, nereye yöneldiğini kontrol etmek ve olabilecek şeyleri önceden görmek isteyen ebeveynler ise bu yeni dünyada bir denge kurmaya çalışırken hızla ilerleyen bir teknoloji içinde çocuklarını nasıl eğiteceklerini bilemez bir hale geldi.

Netflix’in Belgeseller kuşağında bu hafta gösterime girmesi beklenen Not a Game; bu kapsamlarla her geçen gün hızla gelişen video oyunlarının hayatımıza etkisini ele alırken bize kazandırdığı ve kaybettirdiği şeyleri de seyircisine göstermeyi amaçlıyor.

Hastane

Yönetmen: Chia-Lin Chu / Oyuncular: Li-chi Hsu, Lei Hung, Samuel Ku, Po-Hung Lin, Tai-Bo, Zhi-Ying Zhu / Süre: 89 dakika
 

Netflix’in Tayvan Yapımı Korku Filmleri kuşağında bu hafta gösterime girmesi beklenen Hospital adlı bu film; ünlü bir perili hastanede ölen sevdiklerinin ruhlarıyla iletişim kurmaya çalışan ve ölüm ile reenkarnasyon arasında sıkışan iki kadının başından geçenleri anlatıyor.

1991 yılında bir hastanede, kalp hastalığı olan bir çocuk ölür ve bunu kabul edemeyen anne oğluyla birlikte kendini ateşe verir.

Bu olay sonrasında daha da tuhaf şeyler olmaya başlar ve hastanede çok sayıda intihar vakası olur.

Bir süre sonra kocası ameliyatta öldükten sonra hastaneye dava açan kederli bir eş ve kendisini hastanenin penceresinden atan bir hemşirenin kız kardeşi Tainan’daki bu terk edilmiş hastanede akrabalarının ruhlarıyla iletişim kurmak isterken kendilerini rahatsız edici doğaüstü olayların içinde bulurlar.

Bu durumu kontrol altına alabilmek için ise biri genç biri yaşlı iki Tao rahibinin yardımına başvururlar.

Hayatımın Kampı

Yönetmen: Roman White / Oyuncular: Bailee Madison, David Koechner, Sherri Shepherd, Kevin Quinn, Goria Cunningham, Kat Conner Sterling, Mari Kasuya, Ed Amatrudo, Brooke Maroon, Jahbril Cook, Iain Tucker, Chelsea Corp, Brooklyn Wittmer, Marissa Crowley, Rena MacMonegle, Josh Rasile, Ashli Spencer, Baileigh Faris, Christopher L. Plunkett, Maddie Kimrey, Mack Bayda, Ashley Wolfe, Ahmed Zakzouk, Mary Booth, Adam Lower, Chase Ginter, Haley Putnam, Jenn Stafford, Dallas James Pritt, Chelsea Hough, Bobby Amamizu, Ross Birdsong, Brianna Hodges, Mallory Gonyea, Hutch Greene, Jacob Hinnen, Abby Reign, Victoria Noble, Seth Walden, Tyler Hollin, Yirlene Leon, Isaac Shough, Sierra Gant, Alexandra Hayden, Bradi Cislaghi, Luke Dockery / Süre: 94 dakika
 

Netflix’in Romantik Gençlik Filmleri kuşağında bu hafta gösterime giren müzikal türündeki A Week Away adlı bu neşeli filmde; sorunlu bir genç, cesur bir adım atarak yaz kampına katılır ve burada beklenmedik şekilde aşkı, arkadaşlığı ve aidiyet hissini bulur.

Bu dünyadaki yerini bulmak isteyenler için ele aldığı hikayesiyle müzikal türündeki ilk inanç konulu yapım olma özelliğini taşıyan filmin sorunlu genç kahramanı Will Hawkins’in önünde iki seçenek vardır ya ıslahevine gidecek ya da Hristiyan bir yaz kampına katılacaktır.

Will ikinci seçeneği tercih edip kampa gider ve oraya uyum sağlamak için olmadığı biri gibi davranmaya çalışır ancak burada müziğin, yeni arkadaşların ve âşık olduğu kızın yardımıyla iyiliğin, bağışlamanın ve inancın iyileştirici gücünün hiç beklenmedik yerlerde bulunabileceğini öğrenir.

Hediye

Yönetmen: Farah Nabulsi / Oyuncular: Saleh Bakri, Mariam Kanj, Mariam Basha / Süre: 25 dakika
 

Netflix’in Sosyal Konulu Dramalar kategorisinde bu hafta gösterime giren The Present adlı bu kısa metrajlı filmde; Yusuf kızıyla birlikte karısına bir yıldönümü hediyesi almak için yola çıkar.

Ancak Batı Şeria’daki askeri noktalarından geçmek ve labirentimsi yollarda ilerleyerek alışverişe gitmek öyle göründüğü gibi pek kolay değildir; bu sabır ve müzakere beceresi gerektiren bir süreçtir.

Hiç Şans Yok

Yönetmen: Fernando Ayllón / Oyuncular: Jordi Sánchez, Goyo Jiménez, Nathalie Seseña, J.J. Vaquero, Ricardo Quevedo, Max Marieges, Carolina Noriega, Norma Nivia, Nadia Torrijos, Moi Camacho, Jairo Ordoñez, Shirley Marulanda, Karine Amaya, Kikin Fernández / Süre: 90 dakika
 

Netflix’in Kolombiya Yapımı Kara Komedi Filmleri kuşağında bu hafta gösterime giren Ni De Coña adlı bu filmde; ilişkilerini düzeltmeye çalışan dört çift, bir Karayip tatil beldesinde manevi bir inzivaya gider.

Bu dört çift, Karayipler’de ilişkilerini kurtarmak için çekildikleri bu ruhani inzivada aşk guruları tarafından belirlenen çılgın testlerin üstesinden gelirken planın bir parçası olmayan kendi hayatları için de savaşmak zorunda kalırlar.

Korkuyorum

Yönetmen: Takuma Satô / Oyuncular: Taiga Nakano, Riho Yoshioka, Kanichiro, Takashi Yamanaka, Kimiko Yo, Toshirô Yanagiba / Süre: 106 dakika
 

Kısa film yönetmeni Takuma Satô’nun San Sebastian Uluslararası Film Festivali’nde En İyi Sinematografi Ödülü’nü kazandığı ilk uzun metrajlı filmi olan ve Netflix’in Japon Filmleri kuşağında bu hafta gösterime girmesi beklenen Any Crybabies Around? (Naku Ko wa Ineega) adlı bu dram türündeki sade ve karanlık filmde; çıplak bir sarhoş adam, ulusal bir kanalın canlı yayın programı yaptığı, folklorik canavar kostümleri giymiş erkeklerin gelecek yıl çocukları kötü şeyler yapmamaları için korkutmak için evleri ziyaret ettiği kutsal bir festival olan Namahage’nin ortasında ortaya çıkar.

Bu olay sonrasında genç baba Tasuku, köyü ve geleneğini utandırdığı için toplumdan dışlanır, bunun üzerine tek başına Tokyo’ya kaçar.

İki yıl süren bir sürüklenme ve kararsızlıktan sonra, af dilemek ve yaptıklarını telafi etmek için memleketine, karısına ve küçük kızına geri döner, ancak taşradaki yaşamın sertliğini tasvir eden filmde gerçekleri kabul etmek hiç kimse için öyle kolay olmayacaktır.

Kovan

Yönetmen: Eylem Kaftan / Oyuncular: Meryem Uzerli, Feyyaz Duman, Hakan Karsak, Burcu Salihoğlu, Dizem Kaftan, Sennur Nogaylar / Süre: 93 dakika
 

Netflix’in Türk Filmleri kuşağında bu hafta gösterime girmesi beklenen, Meryem Uzerli’nin başrolünde yer aldığı Kovan adlı bu film; annesinin hastalığı üzerine Almanya’dan Artvin’e gelip arıcılıkla uğraşmaya başlayan Ayşe’nin hikâyesini anlatıyor.

Almanya’da işler bir türlü istediği gibi gitmeyen Ayşe, annesinin ağır hastalandığı haberini almasıyla soluğu memleketi Artvin’de alır.

Ölüm döşeğinde olan annesi, kızından son olarak aile arılığını çekip çevirmesini ister ve kendisine de annesinden yadigâr kalan arılığı ona emanet eder.

Hayatta en büyük korkusu arı olan Ayşe, annesinin isteğini geri çeviremez ve aile yadigarına sahip çıkmaya karar verir.

Bu süreçte arıcılığın merkezi olan köye modern yöntemler getiren Ayşe ile geleneksel arıcılar arasında çatışmalar yaşanır.

Bir de kovana dadanan bir Kafkas ayısı, Ayşe’nin hayatı ve kovanlar için büyük tehlike oluşturur.

Octonautlar ve Ateş Çemberi

Yönetmen: Blair Simmons, Qin Zhou / Oyuncular: Paul Buckley, Simon Foster, Teresa Gallagher, Simon Greenall, Richard Grieve, Michael Murphy, Paul Panting, Rob Rackstraw, Keith Wickham, Jo Wyatt / Süre: 72 dakika
 

Netflix’in Çocuk ve Aile Filmleri kuşağında bu hafta gösterime giren Octonauts & the Ring of Fire adlı bu özel animasyonda; deniz altındaki ateş çemberinin bir parçası olan kızgın volkanlar güçlü volkanik patlamalarıyla okyanus boyunca zincirleme bir reaksiyonla felaketlere sebep olur.

Pasifik’te başka sarsıntılara, patlamalara ve tsunamilere yol açan bu korkunç durum üzerine Octonaut’lar deniz kenarındaki arkadaşlarını kurtarmak için zorlu bir mücadeleye girişir ama bugüne kadar karşılaştıkları en büyük zorluğu yenmek için birlikte çalışmak zorundalardır.

Pagglait

Yönetmen: Umesh Bist / Oyuncular: Sanya Malhotra, Sayani Gupta, Ashutosh Rana, Aasif Khan, Shruti Sharma, Rajesh Tailang, Nakul Roshan Sahdev, Meghna Malik, Sheeba Chaddha, Sharib Hashmi, Jameel Khan, Sachin Chaudhary, Ashlesha Thakur, Niloy Rashid Jaki, Natasha Rastogi, Bhupesh Pandya, Chetan Sharma, Chetan Sharma, Nakul Sahdev / Süre: 114 dakika
 

Netflix’in Hint Dilinde Filmler kategorisinde bu hafta gösterime giren Pagglait adlı bu dram-komedide; evlendikten kısa süre sonra dul kalan genç bir kadın yas tutmayı becerememekle, tuhaf akrabalarla ve merhum kocasıyla ilgili öğrendiği sarsıcı bir gerçekle boğuşur.

Adı Astik’ti ve evleneli beş ay olmuştu ama kaderin bir cilvesiyle genç yaşında hayata gözlerini yummuştu.

Ancak, Astik’in bu ani ölümüyle genç yaşında dul kalan Sandhya vakti zamanında araba altında ezilen kedisi için çok ağlamış hatta üç gün yemeden içmeden kesilmişse de kocasının ölümüne karşı hiçbir şey hissetmiyordur.

Onun hiçbir şey olmamış gibi davranması ve yaşamasını ise akrabaları oldukça garip karşılıyor ve onun için endişeleniyordur.

Ancak bu süre içinde Astik Giri’nin beş milyon rupilik hayat sigortası yaptırmış olması ve tek hak sahibinin de eşi Sandhya Giri’nin olduğu ortaya çıkınca aile içinde işler bir anda karışır.

Bu arada Sandhya’nın garip tavırları yüzünden herkes onun delirdiğini düşünüyordur ancak aksine o oldukça gözü açık ve akıllı bir kadındır.

Reframe THEATER EXPERIENCE with you

Yönetmen: Taketoshi Sado / Oyuncular: Perfume; Ayano Omoto “Nocchi”, Yuka Kashino “KASHIYUKA”, Ayaka Nishiwaki “a-chan” / Süre: 84 dakika
 

Netflix’in Japon Yapımı Müzik ve Müzikaller kategorisinde bu hafta gösterime giren bu özel yapımda; Japonya’da oldukça sevilen bir pop müzik grubu olan Perfume’un yeniden inşa edilen Line Cube Shibuya’da verdiği büyük ses getiren Reframe 2019 konseri, yüksek teknolojinin kullanıldığı bir konser filmi olarak seyircinin karşısına çıkıyor.

Şaka Peşinde

Yönetmen: Kitao Sakurai / Oyuncular: Eric André, Michaela Conlin, Lil Rel Howery, Tiffany Haddish, Gerald Espinoza, Kaleila Johnson, Michael Starr, Yvette Tucker, Allan Graf, Kevin Cassidy, Cory DeMeyers, Charles Green, Henry Wang, Greg SmithAldridge, Peter A. Chevako, Adam Meir, Dimitry Elyashkevich, Guillermo Dioniso, Insfran De Fazio, Giovanna Dan, Marisa Harba Durrant, Forrest Walsh, Michele Dawson, Rebecca Rose Goodman, Barkley Harper, Joseph Integlia, Anthony J. James, Keith Jones, Célia Monin, Steven Michael Quinn Jr., Mick Turpin, Jaime Wallace / Süre: 84 dakika
 

Netflix’in Kara Mizah kategorisinde bu hafta gösterime giren Bad Trip adlı bu samimi komedi; insanlara şaka yapan ve gizli kameralar sayesinde bunları kayıt altına alan iki yakın arkadaşın hikayesini konu ediyor.

“Jackass” ve “Bad Grandpa”nın yaratıcılarından birinin imzasını taşıyan ve gizli kameralarla çekilen bu komedi, ülkeyi arabayla baştan başa kat eden iki yakın arkadaşın komik ve yaratıcı şakalarla dolu seyahatini konu alıyor.

Gizli kameralarla çekilen şaka programlarıyla hayatlarını sürdüren iki yakın arkadaş, New York’a gittikleri çılgın bir yolculukta karşılaştıkları her şeyden habersiz gerçek insanları da kendi şamata ve kargaşalarının içine çekince işler bir süre sonra kontrolden çıkmaya başlıyor.

Yaramaz Çocuk

Yönetmen: Oskar Roehler / Oyuncular: Oliver Masucci, Hary Prinz, Katja Riemann, Felix Hellmann, Anton Rattinger, Erdal Yıldız, Markus Hering, Michael Klammer, Frida-Lovisa Hamann, Jochen Schropp, Lucas Gregorowicz, Simon Böer, Antoine Monot Jr., Désirée Nick, Michael Ostrowski, Isolde Barth, André Hennicke, Eva Mattes, Detlef Bothe, David Bredin, Götz Otto, Sunnyi Melles, Christian Berkel, Alexander Scheer, Meike Droste, Wilson Gonzalez, Ralf Richter, Norbert Ghafouri, Thomas Wasik, Roland Silbernagl, Barbara Köhler, Ingo van Gulijk, Marcus Michael Mies, Simon Licht, Wolfgang Menardi, Marie-Luise Lux, Christian Bojidar Müller, Ali Aschtari, Mohamad Fares, Christoph Bautz, Björn Jung, Juri Senft, Gerry Jochum, Frank Rafael Bosse, Christian Schramm, Thilo Prothmann, Erika Fischer-Laughlin, Stephan Runge, Carl Bruchhäuser, Manuel Fernandez, Yael Hahn, Ariella Hirshfeld, Charles De Moura, Johannes Kühn, Manuel Gaubatz, Judith Paus, Miguel Abrantes Ostrowski, Saralisa Volm, Jo Brauner, Robin Böhm, Stefan Ignatius, Filippo Parisi, Christian Skibinski / Süre: 134 dakika
 

İstanbul Modern Sinema’nın sinema tarihinin en üretken ve etkili yönetmenlerinden Rainer Werner Fassbinder‘in filmografisinden beş filmi ücretsiz ve çevrim içi olarak seyirciyle buluşturduğu bir online etkinlik çerçevesinde 28-30 Mart tarih aralığında gösterilecek olan Enfant Terrible adlı bu film; Alman yönetmen Rainer Werner Fassbinder’ın hayatına odaklanıyor.

Alman sinemasının şüphesiz en önemli ve provokatif yönetmenlerinden biri olan Rainer Werner Fassbinder’ın genç yaşında ülkenin en önemli yönetmenlerinden biri olacağını kimse tahmin etmiyordu ancak alışılmadık doğası ve birbiri ardına yaptığı başarılı filmleri kısa sürede adının duyulmasını sağladı; 1969’da ilk filmini yaptığında 24 yaşındaydı fakat 13 yıl ve 38 film sonra odasında ölü bulundu.

Aynı anda birkaç proje için çalışan, içkiyle uyuşturucu karışımı, sosyal nezaketle veya toleransla ilgilenmeyen, radikal ve yıkıcı duruşuyla hızlı bir hayatı oldu.

Bu biyografik film Fassbinder’in kariyerini Münih’teki anti-tiyatro denemelerinden başlayarak takip ediyor ve hayatındaki hem oyuncusu hem sevgilisi olan Kurt Raab, Armin Maier, Aşk Ruhu Kemirir’in başrolündeki Faslı oyuncu El Hedi Ben Salem gibi travmalı karakterleri karşımıza çıkarıyor.

Filmi ve Fassbinder’i tek başına taşıyan oyuncu Oliver Masucci bu zor görevin altından başarıyla kalkıyor.

Yin Yang Ustası

Yönetmen: Weiran Li / Oyuncular: Kun Chen, Xun Zhou, William Wai-Ting Chan, Chuxiao Qu, Likun Wang, Shen Yue, Cici Wang, Yueyi Wang, Yongsheng He, Victoria Grace, Ji-young Yoo, Zifeng Zhang / Süre: 113 dakika
 

Netflix’in Asya Yapımı Aksiyon Filmleri kategorisinde bu hafta gösterime giren The Yin Yang Master adlı bu fantastik filmde; alemler arasında savaş patlak verince Yin Yang ustası Qingming karanlık bir güce karşı Boya Usta ile iş birliği yapar, ama onları bekleyen tek tehlike bu değildir.

“Yoldaşlar, efendileriyle yaşayıp ölürler ve onlara asla ihanet etmezler” öğretisiyle yetişen Qingming geçmişte ustasına büyük bir söz vermişse de bir yetişkin olduğunda tarafını farklı bir yönde belirlemiştir ve dünya dışı canavarların yaşadıkları toprakları işgal etmesine sebep olmuştur.

Flashback

Vakti zamanında kimi festivallerde, kimi sinemalarda kimi de ev videosu ve televizyon ekranlarında seyirciyle buluşan ama şimdi hem çevrim içi platformlarda hem de televizyon kanallarında bu hafta yeniden gösterime girecek olan 2020 öncesinde çekilmiş diğer filmleri sizin için derledim.

beIN CONNECT

Türkiye’nin lider ödemeli televizyon sistemi Digitürk’ün izleyicilerine diledikleri zaman diledikleri içeriklere ulaşma imkânı sağlayan dijital içerik platformu beIN CONNECT; nisan ayında da birbirinden güzel orijinal dizi ve filmleri kütüphanesine eklerken pandemi nedeniyle vizyona giremeyen filmleri ilk kez izleyicisiyle buluşturmaya ve Oscar heyecanını izleyicisine yaşatmaya devam ediyor.

Oscar ödülü almış, Oscar’a aday ve aday adayı olmuş birbirinden kaliteli 100’den fazla film beIN CONNECT kütüphanesinde izleyicisini bekliyor.

Uluslararası festivallerde yarışan filmlerden en yeni gişe rekortmeni filmlere kadar geniş film kütüphanesi ile fark yaratan beIN CONNECT’in bu hafta öne çıkan filmleri şöyle;

FilmBox

Uluslararası medya kuruluşu SPI International bünyesinde yer alan önde gelen film ve dizi kanalı FilmBox, etkileyici öyküleri, dünya yıldızları ile buluşturan sinema filmleriyle ekranları heyecan ve eğlenceyle aydınlatmaya devam ediyor.

Kütüphanesine eklediği birbirinden güzel yapımlarla dikkat çeken platformun bu hafta farklı kategorilerde öne çıkan filmleri ise şöyle;

Netflix

“Birbirimize sadece bir hikâye uzaklığındayız” sloganıyla dünyada 30’u aşkın dilde, 190’dan fazla ülkede, 204 milyonu aşkın ücretli kullanıcısına, favorisi hâline gelecek bir sonraki hikâyeyi bulmalarına yardımcı olmak için farklı türlerde diziler, belgeseller ve sinema filmlerini sunan Netflix, yeni yapımları ile çemberi genişleterek büyümesini sürdürüyor.

Pandemi sebebiyle ekran başında uzun saatler geçirdiğimiz şu günlerde dünyanın en popüler dijital içerik platformuna dönüşen Netflix birbirinden ünlü isimlerin yer aldığı yapımlarıyla hayatımızı renklendirip evde sinema keyfini sürdürmemizi sağlamaya hız kesmeden devam ediyor.

Netflix’e ilginin hayli yüksek olduğu şu sıralar seyredebileceğiniz, bu hafta platforma giriş yapan filmler şöyle;

PuhuTV

Doğuş Holding çatısı altında kurulan ve “Sen Nasıl İzlersen” sloganıyla faaliyetlerini sürdüren PuhuTV; bilgisayar, mobil cihazlar ve akıllı televizyonlar üzerinden erişilebilen uygulama yayınlarının yanı sıra film, dizi, çocuk türlerinde yerli ve yabancı içerikler sunmaya devam ediyor.

İnternet üzerinden hizmet veren bir medya sağlayıcısı olan PuhuTV’nin festival filmleri için ayrılmış zengin kütüphanesinde, farklı kategorilerde bu hafta öne çıkan bazı filmleri şöyle;

Tivibu

Türkiye’nin dijital dönüşümüne liderlik eden Türk Telekom’un dijital televizyon platformu Tivibu, izlenme rekorları kıran filmleri, belgeselleri, dizileri ve çocuklara yönelik farklı türlerdeki yerli ve yabancı yapımlarıyla her yaştan izleyiciye hitap etmeyi sürdürüyor.

Yeni bir ayı selamladığımız bu hafta Tivibu’nun yayın akışında ekranlara gelecek filmler şöyle;

TRT 1 & TRT 2

Diziler, belgeseller, çizgi filmler ve özel gösterimlerle dolu yayın kuşağıyla seyircisine ulaşan TRT’nin en çok izlenen kültür sanat kanalları mart ayının sonuna yaklaşırken izleyenlerine sinema şöleni yaşatmaya devam ediyor.

Her akşam ödüllü ve prestijli filmleri sinemaseverlerle buluşturan ve birbirinden değerli yapımları ekrana getiren TRT 1 ve TRT 2’nin aralarında televizyonda ilk kez izleyiciyle buluşacak filmlerin de yer aldığı bu haftaki film gösterimleri şöyle;

Festival ajandası

İstanbul Film Festivali

İstanbul Film Festivali’nin 1 Nisan’da çevrim içi olarak başlayacak 40. yıl gösterimleri mayıs ve haziran aylarında çevrim içinin yanı sıra sinema salonlarında ve açık hava sinemasında devam edecek.

Festivalin ulusal yarışmaları 20-29 Mayıs, Uluslararası Yarışma ise 18-29 Haziran’da yapılacak.
 

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından ilk kez 1982 yılında bir sinema haftası olarak düzenlenen İstanbul Film Festivali, bu yıl 40. yaşını kutluyor.

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı desteğiyle düzenlenen 40. İstanbul Film Festivali, 1 Nisan-29 Haziran tarih aralığında izleyicisiyle buluşuyor.

Dünya sinemasının en çok konuşulan örneklerinden, sinemamızın yeni yapımlarına, uluslararası festivallerde prömiyer yapmış ödüllü filmlerden klasiklere ve yeni keşiflere, aralarında efsane yönetmenlerden iz bırakan başyapıtların ve kült filmlerin de bulunduğu zengin programıyla bu yıl pandemi şartlarını da gözetmeye devam ederek nisan, mayıs ve haziran aylarına yayılıyor.

40. İstanbul Film Festivali 1 Nisan’da festivalin çevrim içi gösterim platformu filmonline.iksv.org’da başlıyor.

Nisan ve mayıs ayları boyunca her perşembe, cuma, cumartesi ve pazar günü yeni filmler gösterime girecek.
 

Festivalin Ulusal Yarışma, Ulusal Belgesel Yarışması ve Ulusal Kısa Film Yarışması 20-29 Mayıs’ta çevrim içi ve pandemi koşullarına bağlı olarak sinema salonlarında gerçekleştirilecek.

Festivalin Uluslararası Yarışma ile Galalar bölümlerindeki filmler, haziran ayında hem açık hava mekânlarda hem de sinema salonlarıyla çevrim içi platformda festival takipçileri ile buluşacak.

Festival gösterimlerine kısıtlama ve uygulamaların elverdiği durumda yurt içinden ve yurt dışından konuk yönetmen ve oyuncuların katılımı da planlanıyor.

İstanbul Film Festivali tarafından sinemaya gönül ve emek veren isimlere takdim edilen Sinema Onur Ödülleri, bu yıl “jet rejisör” lakaplı yönetmen Çetin İnanç, tiyatro ve sinema oyuncusu Suna Selen, tiyatro ve sinema oyuncusu Salih Güney ve ses sanatçısı, oyuncu ve dublaj sanatçısı Belkıs Özener’e sunuluyor; ödüller, 29 Mayıs’taki ödül töreninde sahiplerine verilecek.

40. İstanbul Film Festivali’nin nisan programında yer alan filmler şöyle;

Festivalin Nisan Seçkisi biletleri 29-30 Mart’ta İKSV Lale Kart üyeleri için indirimli ön satışların ardından 31 Mart Çarşamba 10.30’dan itibaren genel satışa açılacak.

Yeşilay Sağlıklı Fikirler Kısa Film Yarışması

Yeşilay’ın düzenlediği Sağlıklı Fikirler Kısa Film Yarışması’nın son başvuru tarihi 30 Nisan’a ertelendi.
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı desteğiyle 5’inci kez düzenlenen yarışma, bu yıl “Gençlerin Gözünden Uyuşturucu Bağımlılığı” temasıyla gerçekleşiyor.

Yarışmaya, Türkiye genelinde lisans ve yüksek lisans düzeyinde eğitim gören tüm öğrenciler, kurmaca veya belgesel türünde eserleriyle katılabiliyor.
 

Sağlıklı Fikirler Kısa Film Yarışması’na son 12 ay içinde çekilmiş, 45 saniye ile 4 dakika arası uzunluktaki filmlerle başvuru yapılabiliyor.

Öğrenciler yarışmaya en fazla 3 eser ile başvurabiliyor ve ekiplerin en fazla 4 kişiden oluşması gerekiyor.

Jüride Derviş Zaim ve Ceyda Düvenci de yer alıyor

Başvuran eserler; Türkiye’nin önemli üniversitelerinden Sinema ve TV öğretim üyeleri, sinema eleştirmenleri, başarılı yönetmen Derviş Zaim, ünlü oyuncu Ceyda Düvenci gibi isimlerin yer aldığı jüri tarafından değerlendirilecek.

Yarışmada, kurmaca ve belgesel türlerinde birinciler 15 bin TL, ikinciler 10 bin TL ve üçüncüler 5 bin TL’lik ödüllerin sahibi olacak.

Yeşilay internet sitesi üzerinden gerçekleştirilecek oylamayla belirlenecek “Halkın Favorisi”ne de 5 bin TL’lik Yeşilay 100. Yıl Özel Ödülü verilecek.

Yarışma hakkındaki detaylı bilgilere ve duyurulara kisafilm.yesilay.org.tr web adresinden ulaşılabiliyor.

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Haber Fora’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap