Ev sinemasında bu hafta: Orta yaş krizi, alkol bağımlılığı ve yaşama bir övgü; Körkütük

by Haber Fora

Geçen yılın ikinci yarısında gerçekleşen 39. İstanbul Film Festivali sürecinde ilk kez bu filmi izlediğimde tepkim şöyle olmuştu; “Vay be! Ne kadar güzel bir film seyrettim…”

Bir grup buluşmasında ortaya atılan tezin peşi sıra gelişen hikayesini ve Scarlet Pleasure’ın filmin bitişine fon olan “What a Life” şarkısını çok beğenmiştim.

Tarih öğretmeni Martin’e hayat veren Mads Mikkelsen’in bir derste seçimlerimizle ilgili yaptığı deneysel örneklemesine bayılmıştım.

Şimdi bu hafta sonu bir kez daha bu filmi seyretmek için yeniden ekran başına oturacağım.

Orta yaş krizi, alkol bağımlılığı ve yaşama bir övgü; Körkütük

Yönetmen: Thomas Vinterberg / Oyuncular: Mads Mikkelsen, Thomas Bo Larsen, Magnus Millang, Lars Ranthe, Maria Bonnevie, Helene Reingaard Neumann, Susse Wold, Magnus Sjørup, Silas Cornelius Van, Albert Rudbeck Lindhardt, Martin Greis-Rosenthal, Frederik Winther Rasmussen, Aksel Vedsegaard, Aya Grann, Gustav Sigurth Jeppesen, Freja Bella Lindahl, Mercedes Claro Schelin, Cassius Aasav Browning, Maria Ovi, Clara Phillipson, Lucas Helt Mortensen, Oskar Kirk Damsgaard, Niels Jørgensen, Le Münster-Swendsen,Michael Asmussen, Christina Hildebrandt, Thomas Guldberg Madsen, Per Otto Bersang Rasmussen, Dorte Højsted, MortenJørgensen, MortenThunbo, Jens Basse Dam, Max Kaysen Høyrup, Waldemar Beer Hansen, Matti Rochler, Milas Hansen, Carl David, Schubert Holm-Nielsen, Leonid Brezhnev, Bill Clinton, Michel Daerden, Ole Dupont, Diêm Camille G., Palmi Gudmundsson, Jean-Claude Juncker, MartinMarks, AngelaMerkel, Mathias Vincent Amand Meyer, Viktor Orbán, NicolasSarkozy, Boris Yeltsin / Süre:117 dakika
 

2012 yılının övgüyle karşılanan filmlerinden Onur Savaşı (Jagten)‘nda birlikte çalışan ünlü oyuncu Mads Mikkelsen ve yönetmen Thomas Vinterberg’i yeniden bir araya getiren ve İstanbul Modern’in Akademi’nin bu seneki “En İyi Uluslararası Film” kategorisindeki yapımlardan oluşan Oscar’ın Yabancıları programında bu hafta ev sinemasında çevrim içi ve ücretsiz bir şekilde seyirci ile buluşacak olan Druk (Another Round); her gün belli bir seviyede alkol alarak hayat standartlarının yükseleceğine dair bir araştırmaya rastlayan ve bu deneyi kendi hayatlarına uygulamaya karar veren dört lise öğretmeninden oluşan bir arkadaş grubunun hikâyesini anlatıyor.

Bu eski arkadaşlar yüzeyde saygın işleri, mutlu aileleri ve sahil banliyösündeki rahat ve ferah evlerinde Danimarka Rüyasını yaşıyor gibilerdir, ancak başta Martin olmak üzere dördü de derinlerde yaşadıkları hayata dair memnuniyetsizlerdir.
 

Zamanında başarılı ve sevilen biri olan Martin elli yaşına merdiven dayadığı bu zamanlarda artık kendisini yorgun ve yaşlı hisseden bir tarih öğretmenidir ve iş hayatı pek yolunda gitmiyordur.

Üstelik aile içinde de sorunlar yaşıyor; günden güne ailesinden uzaklaşıyor, çocukları için varlığı yokluğu bir olan görünmez bir babaya, karısı için bir yabancıya dönüşüyordur.
 

Hayat ışıltısını kaybetmiş gibi görünen Martin’in performansından memnun olmayan öğrencileri de günlerden bir gün velileri ile onun karşısına çıkarlar ve verimli ders işleyemedikleri için derse olan ilgisini kaybeden çocukların üniversite puanları için önemli olan bu son dönemde not ortalamalarının artması için onun sözleşmesini iptal etmesini isterler.
 

Sosyalleşme konusunda da eskisi gibi enerjik olmayan Martin, üst üste gelen ve onu buhrana doğru sürükleyen bu durumdan en azından bir gün olsun kurtulabilmek için bir doğum günü kutlaması vesilesiyle meslektaşı Nikolaj’ın ev sahipliği yaptığı bir akşam yemeğinde eski arkadaşlarıyla bir araya gelir.

Martin ile aynı okulda görevli olan Nikolaj bir felsefe öğretmenidir, zengin bir kadınla evli olduğundan kırkıncı doğum gününü kutlamak için arkadaşlarını muhteşem bir gece yemeğinde eşsiz ikramlarla ağırlamak bu yüzden onun için sorun değildir.
 

Arkadaşlarının yüksek enerjisinin aksine sessiz bir çaresizlik ve dirençle oturduğu masada onlara uyum sağlamakta zorlansa da hayatındaki sıkıntılardan kaçmak isteyen Martin, arkadaşlarının ısrarıyla şen şakrak bir doğum günü yemeğinde yıllar önce alkol almayı bırakmış olmasına karşın onlara eşlik etmek için yeniden içmeye başlar.
 

Sipariş edilen en iyi şampanya, şarap ve votka ile masadakiler yavaş yavaş kıvama gelip hayal kırıklıklarını ve sıkıntılarını ortaya döktükten sonra içlerinden biri Norveçli bir filozofa atıfta bulunarak, insanların kanlarındaki alkol oranının olması gerekenden yüzde 0,05 daha az olduğu savını öne sürer ve bir insanın kendine olan güvenini kazanabilmesi için birazcık alkolün yardımıyla bu oranın korunması gerektiğini söyler.

Hatta daha da ileriye gidip Norveçli filozofun, çoğu insanın kan dolaşımında çok az alkolle yaşadığına dair tartışmalı teorisinden esinlenerek gruba cüretkâr bir plan yapmayı teklif eder; bu teoriyi ispatlamak için birlikte bir deney yapacaklardır.
 

Winston Churchill’den Ernest Hemingway’e kadar başarılı sarhoşların tarihsel örneklerinden ilham alan dörtlü, böylelikle tüm gün, işte ve evde hafif sarhoş kalarak bu tüketim sırasındaki gelişmelerin psikolojik ve fizyolojik etkileri ile sosyal ilişkilerin ve iş hayatındaki performansın artışına etkilerini izleyecek ve bulguları düzenli bir şekilde kaydedeceklerdir.

Orta yaş krizi ve alkol bağımlılığı

Martin başlarda böyle bir şeyin parçası olmak istemese de konu üzerine düşünüp kaybedecek bir şeyi olmadığına karar verdikten sonra bu deneye katılmayı kabul eder.
 

Deney; kandaki alkol seviyesini yüzde 0,05’te tutacak şekilde düzenli olarak alkol tüketmektir, ama sadece mesai saatlerinde içeceklerdir, akşam sekizden sonra veya hafta sonu içmek bu deneyin bir parçası değildir.

Böylelikle düne kadar bir rutinin içine sıkışıp kalmış olan dört arkadaş, hayatlarını ve kariyerlerini canlandıracağı umuduyla, aldıkları kararla, sürekli bir sarhoşluk seviyesini sürdürmeye çalışarak teorilerini test etmeye başlarlar.
 

Kanımızda doğuştan alkol eksikliği olduğunu ileri süren bu teoriye gönül veren grup, teori doğrultusunda, güne başlamadan bu “eksikliği tamamlayarak” monotonluktan kurtulacak, paslanmış yeteneklerini yeniden gün yüzüne çıkaracak, yaratıcılıklarını parlatacaklardır.
 

Başlangıçta, bu oyununun olumlu etkisini tecrübe ederler; özellikle belirli seviyede tüketilen alkolün zihnini açtığını düşünen Martin yıllardır kendisini hiç bu kadar iyi hissetmediğini itiraf eder, sınıfına neşeli bir enerji ile geri döner, ondaki bu değişimi kısa süre içinde fark eden öğrencileri de ona her zamankinden daha fazla güven duymaya ve derslere daha bir coşkuyla katılmaya başlar; ortam bir nevi Ölü Ozanlar Derneği‘ne döner.
 

Bu arada Martin karısıyla arasını düzeltir hatta evliliklerinde ikinci baharı yaşamaya başlayan çiftler ilişkilerine de bir çeki düzen verirler.

Martin hayatındaki bu değişimlerle birlikte geç kalınmış bu ihtişamın tadını çıkartırken deneyi bir üst seviyeye çıkartarak kanlarındaki alkol oranını biraz daha yükseltmeyi teklif eder.
 

Ama elbette onları çakır keyif yapan bu sarhoşluğun bedelleri ağırdır; her zaman şişede durduğu gibi durmayan alkol yüzünden tahmin edilebileceği gibi bir süre sonra deney orta yaş krizi ve alkol bağımlılığının trajikomik bir portresine dönüşerek bazıları için olumsuz sonuçlar vermeye başlar.
 

Başlattıkları “akademik deneyin” kurallarını sürekli esnetip güncelledikçe hem kendilerinin hem de toplumun sınırlarını zorlarlar.

Dört arkadaşın, büyük sanatçıların ve politik liderlerin sarhoşken muazzam, güzel ve fantastik şeyler yaptıkları gerçeğine dayanarak kendi sınırlarını zorlarken yaptıkları çılgın maskaralıklar ve aşırılıklar onları nihayetinde bilgelik sarayına değil, acı verici ifşa ve icraatlara, bozulan evliliklere ve sonlanan kariyerlere doğru sürükler.

Tam olarak yaptıkları plana uygun olarak ilerlemeyen deneylerinin feci sonuçları kaçınılmaz hale gelir; bir kurtuluş biçimi olarak başlayan süreç ölümcül bir dönüş alır ve zihinlerde bıraktığı açık bir soruyla biter.

Danimarka’ya özgü bir hikâye

Başlangıçta küçük bir rol üstlenen ancak çekimler başlamadan önce bir trafik kazasında ölen 19 yaşındaki kızı Ida’ya ithafıyla filmi bitiren Tobias Lindholm filmde yaşananlarla ilgili bir yargıda bulunmuyor, sadece olasılıkları gösteriyor ve özür dilemeden bir sefahat ve yoldaşlığa odaklanıyor.

Yaşlanma, alkolizm ve erkeklik üzerine anlattığı bu hikayesiyle dikkat çeken bu mütevazı Danimarka filmi her ne kadar tam anlamıyla Danimarkalı bir hikâye gibi görünse de bu aslında dünyanın her yerinden pek çok insanın bağ kurabileceği de bir evrensellikte.
 

İyi arkadaşların eşliğinde neşeyle sarhoş olmanın anarşik coşkusunu yakalamayı başaran “Another Round” özünde öfkeli ve hüzünlü bir film, ancak ümitsiz değil ve yaratılışını çevreleyen koşullar ışığında yüreklendirici.

Enerjik kamerası, müthiş oyunculuklarıyla erkek olma halleri ve varoluşa dair şamatalı gözükse de ele aldığı konusu itibarıyla ağırlık bırakan bir komedi.
 

Nihayetinde sarhoşluk ve bağımlılık hakkında bir derinliği olmamakla birlikte ölçülü arkadaşlık, aile ve hedonizm ile ilgili alt metinleri güçlüdür.

Alkolün bu kadar kısa sürede ahlak kurallarına teslim olması yerine her şeyi daha iyi hale getirdiği şeklindeki yıkıcı önermesini biraz daha sürdürseydi filmi daha da iyi alabilirdi.

Fakat yine de her şeye rağmen film sağduyuyu ortadan kaldıran mantıksız bir bilgeliğin izinde bir yaşama övgü mahiyetindedir.

Mads Mikkelsen’in olağanüstü bir performansla parladığı Körkütük, alkolizm eğilimini modern dünya kaygılarıyla bir arada ele alırken buruk mizahı da elden bırakmıyor.
 

Bu zamana kadar genelde daha olgun ve ağırbaşlı karakterlere hayat veren Mads Mikkelsen’ın ben şahsen daha önce jimnastikçi ve dansçı olduğunu bilmiyordum, bu filmdeki performansı ile bunu da öğrendim.

Üstelik sert adamdan veya seri katilden daha fazlasını oynayabileceğini de gösteren Mads Mikkelsen’ın bu filmdeki performansına hayran kaldım.

Haftanın diğer filmleri

Buraya Giderdim

Yönetmen: Kris Rey / Oyuncular: Gillian Jacobs, Jemaine Clement, Josh Wiggins, Forrest Goodluck, Hannah Marks, Kate Micucci, Zoe Chao, Jorma Taccone, Jennifer Joan Taylor, Khloe Janel,  Brandon Daley, Rammel Chan, Cindy Gold, Kristina Valada-Viars, Tonray Ho, David Brown, Nik Whitcomb, Becca Savoy, Sophie Radutzky, Rae Nering, Harv Blain, Declan Deely, Steffen Garcia /Süre: 80 dakika
 

beINCONNECT’in Romantik Komedi Filmleri kuşağında bu hafta gösterime giren I Used to Go Here adlı film; şöhreti geç de olsa yakalamış olan başarılı bir kadının hikayesine odaklanıyor.

Üniversite hayatının ardından Kate, artık neredeyse otuzlu yaşlarının sonuna gelmiş ve uzun yıllar hiçbir başarı elde edememiştir, bu yüzden hayatı onun için berbat bir durumdadır.

Kariyerindeki bu kötü gidişatı durdurmak için hiçbir şeyi denemekten çekinmeyen Kate, bu süre içinde bir kitap bile yazmıştır.

Üstelik sonuçlarının neler olabileceğini düşünmeden bu kitabı yazarken bunun hayatını nasıl değiştireceğini aklına bile getirmeyen Kate’in hikayesi, tam anlamıyla ilk kitabının yayınlamasıyla başlamıştır.

Yayımlandıktan sonra kısa zamanda çoksatanlar arasına giren kitabının bu başarısının ardından Kate, okul zamanlarında hoşlandığı eski profesörü tarafından mezun olduğu üniversitede bir konuşma yapması için çağrılır.

Geçmişte yaşadığı onca olumsuzluklar sonunda üniversite yıllarını özlediğini fark eden ve eski profesöründen biraz olsun teselli bulmayı umarak bu daveti kabul eden Kate, kendini bir sürü üniversiteli öğrencinin arasında bulur.

Tanıştığı bu yeni öğrencilerle maceradan maceraya atılan Kate, onlarla birlikte takılarak eski zamanlarını yad eder, kendisini bir süre onlar gibi hisseder ve bunun tadını çıkarır.

Bu sırada Kate’in kitabının tanıtım turu iptal edilir ve bu yüzden kendine güveni yerle bir olur, üstelik gün geçtikçe kendini üniversiteli öğrencilerin ergence sorunları içerisinde bulur.

Ayrıca artık profesörün favori öğrencisi olmadığını anlayan Kate nihayetinde geçmişini gözden geçirip geleceğini yeniden inşa etmesi gerektiği bir farkındalığa kavuşur.

Capone

Yönetmen: Josh Trank/Oyuncular: Tom Hardy, Linda Cardellini, Matt Dillon, Al Sapienza, Kathrine Narducci, Noel Fisher, Gino Cafarelli, Mason Guccione, Jack Lowden, Kyle MacLachlan, Rose Bianco, Manny Fajardo, Christopher Bianculli, Edgar Arreola, Jhemma Ziegler, CG Lewis, David Wachs, Tilda Del Toro, Wayne Pére, Josh Trank, Neal Brennan, Jason Edwards, Caiden Acurio, MasonRozas, Emma Willoughby, Tara Marie Foy, Reed Luckett Wiley, Troy Anderson, Andreanna LJenson, Jon Arthur, Tony Beard, SilasBorelly, PattiBrindley, RebeccaChulew, SamanthaCzosnek, MaceyDePaula, JuliaHolt, Bruce Vincent Logan, Malie Mason, Jesse Mattson, Michael McQuillan, Christopher Morris, Carl Anthony Nespoli, Jack Reeder, Candace Reuter, Ivan Salvatore, Natalie Sibille, Cameron Stout, Sue-Lynn /Süre: 103 dakika
 

Netflix’in Suç Dramaları kuşağında bu hafta gösterime girmesi beklenen Tom Hardy’nin başrolünde yer aldığı Capone adlı film; 10 yıllık hapishane döneminin ardından, 47 yaşındaki mafya lideri Al Capone’nin bunalıma sürüklenişi ve vahşi geçmişinin kendisine musallat oluşunu ele alıyor.

17 Ekim 1931. ABD’deki içki yasağı döneminde alkol kaçakçılığı ile başta Chicago olmak üzere ülke genelinde büyük ağırlığı olan dünyanın en kötü şöhretine sahip gangsteri gelir vergisi kaçakçılığından hüküm giyer.

Ancak hapisteyken yakalandığı nörosifiliz (beyin veya omurilik enfeksiyonu) nedeniyle sağlığı zihinsel ve fiziksel olarak çöker.

On yıl sonra artık tehdit olarak görülmediğinde ise Florida’da hükümet gözetiminde sürgünde yaşamak üzere serbest bırakılır.

İşte Capone’nin cezaevinden serbest bırakılmasından birkaç yıl sonra, 1940’ların ortalarında, kendi malikanesinde diğer aile üyeleriyle bir arada olduğu bir Şükran Günü’nde başlayan bu film, ünlü gangsterin bugüne dek anlatılmamış hikayesini kadrajına alan; onun kırk yedi yaşında bunamadan mustarip olduğu ve geçmiş suçlarıyla boğuştuğu hayatının son yılıdır.

Hikâye ayrıca, diğer aile üyelerinin varlığından haberdar olmadığı gizli bir oğul ve malikanenin herhangi bir yerine saklanmış olabileceği düşünülen on milyon dolarlık bir gizemi barındırıyorsa da film bunları derinlikli bir şekilde ele almak yerine konuya üstünkörü değinerek üzerinden geçmeyi tercih ediyor.

Ve perspektif olarak daha çok Capone’nin bu hastalıklı düşüşüne üzüntüyle eşlik ve tanıklık eden, onun bu gidişatını seyreden insanların yaşadıklarına ve Capone’nin halüsinasyon ile gerçekliği birbirine karıştırdığı anlarına odaklanıyor.

Evinizin İçinde Biri Var

Yönetmen: Patrick Brice / Oyuncular: Emilija Baranac, Sarah Dugdale, Sydney Park, Théodore Pellerin, Andrew Dunbar, Ivy Matheson, Kayla Heller, Burkely Duffield, Diego Josef, Asjha Cooper, Markian Tarasiuk, William MacDonald, Sarah Corrigan, Dale Whibley, Jesse LaTourette, Tedra Rogers, Jade Falcon, Tara Pratt, Jennifer-Juniper Angeli, Tally Rodin, Anthony Timpano, William Edward, Lea Matina, Ian Hawkins, Brittany Hobson, Cameron Hilts, Kaiel Barreiro, Zane Clifford, Anna Elizabeth Bitonti, Nicholas Dohy, Colby Nadeau / Süre: – 
 

Netflix’in Korku Filmleri kategorisinde bu hafta gösterime girmesi beklenen ve Stephanie Perkins’in 2017’de yayımlanan aynı adlı romanından uyarlanan There’s Someone Inside Your House adlı bu filmde; Makani Young, büyükannesiyle birlikte yaşamak ve liseyi bitirmek için Hawaii’den sessiz ve küçük bir kasaba olan Nebraska’ya taşınır.

Burada öğrenimine devam ettiği Osborne Lisesi’nin son sınıf öğrencileri ile her bir kurbanının en karanlık sırrını ifşa etmeyi amaçlayan maskeli bir saldırganın hedefi haline gelir.

Aykırı bir grup, bu cinayetleri durdurabilecek tek güçtür; durduramamaları hâlinde ise kendi sırları açığa çıkacaktır.

Fotoğraf

Yönetmen:Stella Meghie / Oyuncular:Issa Rae, LaKeith Stanfield, Chanté Adams, Y’lan Noel, Kelvin Harrison Jr., Lil Rel Howery, Teyonah Parris, Jasmine Cephas Jones, Rylee Gabrielle King, Phoenix Noelle, Marsha Stephanie Blake, Wakeema Hollis, Maxwell Whittington-Cooper, Rob Morgan, Chelsea Peretti, Courtney B. Vance, Christopher Cassarino, Dakota Paradise, Roy Jackson, Christian Scott aTunde Adjuah, Kenneth Kynt Bryan, Jamaal Burcher, Rebecca Chulew, Gregory Hobson, Ken Holmes, Tonya Maldonado, Flavia Manes Rossi, Daniela Reina, Toney Chapman Steele, Nicolette Templier / Süre: 106 dakika
 

beINCONNECT’in Romantik Filmler kuşağında bu hafta gösterime giren ve salgın hengamesinde değeri pek anlaşılmayan The Photograph adlı bu film; geçmiş ile şimdiyi birbirine harmanlayan bir aşk hikayesini konu ediyor.

Stella Meghie’nin hem yönetmen hem de senarist koltuğunda oturduğu, romantizm ve dram öğelerini içinde barındıran filmde meşhur bir fotoğrafçı olan Christina Eames’in ani ölümü üzerine kızı Mae bu duruma inanamaz ve adeta şok geçirir.

Annesine yakınlaşma isteği hisseden Mae onun eşyalarını karıştırırken bir kenarda eski bir fotoğraf bulur ve bu eski fotoğraf Mae’yi geçmiş ve günümüzde yaşanmış olan bir dizi aşk hikayesi arasında hem romantik hem de hüzün dolu bir maceraya sürükler.

Mae için bulduğu bu eski fotoğraf aslında kendi içinde veremediği birçok sorunun cevabı da olur.
Bu macerada Mae hem kendisini hem de annesini daha yakından tanıma ve annesinin bir zamanlar anlayamadığı hislerini de ilk elden deneyimleme fırsatı bulur.

Geez&Ann

Yönetmen: Rizki Balki / Oyuncular: Junior Roberts, Hanggini, Roy Sungkono, Shenina Cinnamon, Ashira Zamita, Amel Carla, Farhan Rasyid, Naimma Aljufri, Andi Viola, Jasmine Elfira, Davina Karamoy, Ady Sky, Ersa Mayori, Bobby Samuel, Dewi Rezer, Indra Brasco, Casell Velliz, Peter Valentino, Bintang Emon / Süre: 105 dakika
 

Netflix‘in Endonezya Yapımı Romantik Filmler kuşağında 25 Şubat’ta gösterime girmesi beklenen ve Rintik Sedu’nun aynı adlı romanından uyarlanan Geez & Ann adlı bu film; herkesin hayran olduğu esrarengiz bir müzisyene âşık olan hassas ama bağımsız bir genç kızın hikayesini anlatıyor.

Duygusal hikayesiyle seyirciye yeniden âşık olma duygusunu vermeye çalışan filmin lise öğrencisi olan genç aşıkların yaşamları birbirleriyle tesadüfi bir şekilde kesiştiğinde hayat onlar için tamamen değişir.

Ama kendi gönül yaraları ve aldatmalarıyla yüzleştikleri sırada ilişkilerine muhalefet olan ailelerinin düşmanca karşı çıkışlarıyla da mücadele etmeleri gerekecektir.

Gördün mü: Sahte Sanat Hakkında Gerçek Bir Hikaye

Yönetmen: Barry Avrich / Oyuncular: Patty Cohen, Domenico De Sole, José Carlos Bergantiños Díaz, Jack Flam, Ann Freedman, Michael Armand Hammer, Jay Hernandez, Maria Konnikova, Luke Nikas, Pei-Shen Qian, Michael Shnayerson / Süre: 94 dakika
 

Netflix’in Belgeseller kuşağında bu hafta gösterime giren Made You Look: A True Story About Fake Art adlı bu film; New York City’deki en saygın sanat galerilerinden birinin nasıl Amerikan tarihindeki en büyük sanat sahtekarlığının merkezi haline geldiğini anlatıyor.

Knoedler & Company, başkanı Ann Freedman yönetiminde, Jackson Pollock, Mark Rothko, Robert Motherwell ve sözde gizli bir koleksiyondan gelen daha önce görülmemiş eserleri satarak milyonlarca dolar kazandı, ancak prestijli müşterileri sahte ürünler satın aldıklarını keşfettiklerinde skandal sanat dünyasını derinden sarstı.

1846’da New York’da kurulan, İç Savaş, Birinci ve İkinci Dünya Savaşları ve 11 Eylül’de bile durmaksızın faaliyetine devam eden M. Knoedler & Co., Amerika’daki en önemli ve en güçlü sanat galerisiydi, ancak 2011’de sahtecilik ve dolandırıcılık iddiaları üzerine bir FBI soruşturması neticesinde kapandığında, bu eski ticari sanat galerisi artık tarihteki en büyük sanat skandalının konusu oldu.

Sanat dünyası duayeni Ann Freedman’ın otuz yıldan fazla bir süredir yöneticisi olarak çalıştığı Knoedler Galerisi’nde sahte sanat eserlerini, galerinin itibarına güvenen koleksiyonculara ve müzelere pazarladığı ortaya çıktığında itibarı yerle bir olur ve bu olaylara sebep olan Glafira Rosales adında bir sanat sahtekarına, skandalın kurbanlarına 81 milyon dolar tazminat ödemesi emredilir.

Film; New York’un süper zengin, süper takıntılı ve süper hızlı sanat dünyasında geçen Amerikan tarihinin en büyük sanat sahtekarlığını konu alan bir Amerikan suç belgeseli olma özelliğiyle dikkat çekerken yüksek sosyete karakterlerini, dolandırıcıları araştırıyor ve dönen dolapları ortaya çıkarıyor.

Heroes: Silence and Rock&Roll

Yönetmen: Alexis Morante / Oyuncular: Héroes del Silencio, Enrique Bunbury, Juan Valdivia, Joaquín Cardiel, Pedro Andreu / Süre: 94 dakika
 

Netflix‘in Müzik Belgeselleri kuşağında bu hafta gösterime giren Heroes: Silence and Rock & Roll adlı bu film; gitarist Juan Valdivia ve şarkıcı Enrique Bunbury tarafından kurulan ve daha sonra basçı Joaquín Cardiel ve davulcu Pedro  Andreu ile birlikte gruplarını oluşturan bir İspanyol rock grubunu kadraja alıyor.

1980’lerde başta İspanya olmak üzere Almanya, Amerika, Belçika, Fransa, İsviçre, Portekiz ve Yugoslavya dahil olmak üzere çeşitli Avrupa ülkelerinde başarıdan başarıya koşan bu devrimci grup on iki yıl ve çok sayıda albümden sonra 1996’da dağılır.

Ama bu dağılma yine de onların bu türde müzik yapanlar arasında tüm zamanların en iyi gruplarından biri olarak kabul edilmesine bir zarar vermez.

Belgesel, dört müzisyenin ilk tanıştığı zamanları ve popüler şarkılarının perde arkası gibi çeşitli tarihsel anlara değiniyor.

Grubun paçavradan yıldızlığa uzanan yolculuğunu seyirciye aktarmak için grupla ilgili bugüne kadar yayınlanmamış materyalleri toplamak ve sunmak için özel bir çaba sarf eden yapım ekibinin bu meşakkatli girişimi yüzünden birçok insanın, 1,5 saate sığdırılmış bu hikâyeyi seyretmeyi dört gözle beklediği biliniyor.

Belgeselin prodüksiyon ve grup üyeleri tarafından yoğun bir şekilde pazarlanması nedeniyle, bunun rock grubunun olası bir geri dönüşü anlamına gelip gelmediği konusu ise herkes için bir merak konusu olmayı sürdürüyor.

Ormana Misafir

Yönetmen:  Brent Dawes / Oyuncular: David Menkin, David Rintoul, Gavin Peter, Florrie Wilkinson, Adam Neill, Jason Pennycooke, Robert G. Slade, Emma Lungiswa De Wet, Claire Johnston, Toni Andrews, Brent Dawes, Matthew Gair, John Guerrasio, Ed Kear, Lynto Levengood, Lucy Montgomery, Luke Pieters, Ryno Ritter, Ina Marie Smith, Lizzie Waterworth-Santo, Sam Wilson / Süre: 88 dakika
 

Tivibu’nun Sinema Aile kanalında Animasyonlar kuşağında bu hafta gösterime giren Jungle Beat: The Movie adlı bu filmde; ormandaki hayvanlar bir sabah uyandıklarında konuşabildiklerini fark ederler.

Maymun Munki, bir gün her zamanki gibi muz yerken konuşabildiğini fark eder ve hemen yakın arkadaşı olan Hortum adındaki fili bulur; ikisi de konuşabildikleri için aşırı heyecanlanmışlardır.

Birbirlerine kelimelerden bahsettikleri sırada bir ağlama sesi duyarlar.

Çalıların içinden daha önce görmedikleri türde bir canlı çıkar; ismi Fneep’dir ve başka bir gezegenden gelmiştir.

Fneep’in ilginç mavi rengi ve şekilsiz vücudu onları korkutsa da ona yardım etmeye karar verirler.

Bu arada konuşabilmelerinin nedenini öğrendiklerinde oldukça şaşırırlar çünkü gezegeni fethetmeye gelen Fneep, beraberinde hayvanların da konuşmasını sağlayan bir cihaz getirmiştir.

Evini özleyen Fneep, Munki ve Trunk’un çarptığı gemiye geri dönmesine yardımcı olmasıyla dünyaya gelişindeki amacını unutur ve en büyük gücün dostluk olduğunu keşfeder.

Önemseyen Biri

Yönetmen: J Blakeson / Oyuncular: Rosamund Pike, Peter Dinklage, Eiza González, Dianne Wiest, Chris Messina, Isiah Whitlock Jr., Macon Blair, Alicia Witt, Damian Young, Nicholas Logan, Liz Eng, Celeste Oliva, Georgia Lyman, Moira Driscoll, Gary Tanguay, Lizzie Short, Kevin McCormick, Michael Malvesti, Chris Everett, Danny Schoch, Ava Gaudet, Evelyn Howe, Roger Dillingham Jr., Jose Guns Alves, Anthony Hoang, Ralph Ayala, Kevin Fennessy, Daniel Washington, Kelli LaVita, David Gomes, Chad Knorr / Süre: 118 dakika
 

Netflix’in Kara Mizah kategorisinde bu hafta gösterime giren, Rosamund Pike’ın başrolünde yer aldığı I Care a Lot adlı bu karanlık ama aşırı eğlenceli komedide; mahkemece atanmış yasal vasi hizmeti veren bir kadın, yaşlı müşterilerini dolandırarak onları zorla huzurevine kapatır, ancak hedefindeki son ismin sürpriz bağlantıları vardır.

Çalışmalarıyla muhteşem bir başarı kazanan, son derece kendinden emin bir duruşa sahip olan Marla Grayson, kendilerine bakamayacak durumdaki onlarca yaşlı vatandaş için profesyonel bir şekilde mahkeme kararıyla atanmış yasal vasi hizmeti verirken bir yandan da şaibeli ancak yasal yollarla bu kişilerin mallarına el koymakta ve onları kurnazca dolandırmaktadır.

Marla ile iş ortağı (aynı zamanda sevgilisi) Fran, sağ mirasçısı veya ailesi olmayan vasiliğini üstlendiği kişileri dalavereleriyle bakım evine gönderir, evlerini açık arttırmaya çıkarır, geliri de kendi ücreti olarak alır.

Ancak Marla’ya göre bir “ganimet” olan Jennifer Peterson için tıkır tıkır işleyecek, zalimce ve nefes kesen bir kötülükle etkili bir plan yaptığında baltayı bu defa yanlış taşa vurduğunun farkında değildir; çünkü Jennifer’ın Marla’nın hayatını rahatsız bir hale getirecek çok güçlü dostları vardır.

Hedeflerindeki bu kadının da en az onlar kadar yaman bir sırrı ve sağı solu belli olmayan bir gangsterle bağlantıları olduğu ortaya çıkınca Marla, yalnızca zalimlerin oynayabileceği bu oyunda elini yükseltmek zorunda kalır.

Yasal vasiliğini yaptığı yaşlı insanları finansal olarak sömüren Marla’nın, ilk görünüşte herhangi bir av olarak gördüğü Jennifer ve onun devreye soktuğu insanların çetin ceviz çıkmasıyla başından geçenler bu genç kadını bir hayli zorlayacaktır.

Pelé

Yönetmen: Ben Nicholas, David Tryhorn / Oyuncular:Pelé / Süre: 108 dakika
 

Netflix’in Belgeseller kuşağında 23 Şubat’ta gösterime girmesi beklenen Pelé adlı bu yapım; bir futbol efsanesi olan Brezilyalı golcü Pelé’nin kusursuzluk arayışını ve destansı kariyerini konu ediniyor.

Bu uzun metrajlı belgesel, ikonik futbolcu Pelé’nin hikâyesini, mükemmellik arayışını ve elde ettiği efsanevi statüyü anlatıyor.

Pelé’nin daha önce hiç gün yüzüne çıkmamış röportajlarına yer veren film, müthiş arşiv görüntülerinin yanı sıra Zagallo, Jairzinho, Rivellino gibi efsanevi eski takım arkadaşlarıyla yapılan röportajları da içeriyor.

Hikâye, üç kez Dünya Kupası’nı kazanan tek futbolcu olan Pelé’nin 1958’de genç bir süperstar iken ulusal bir kahramana dönüştüğü 1970’e kadar olan ve aynı zamanda Brezilya’nın tarihinde radikal fakat çalkantılı bir dönemi de simgeleyen 12 yıllık olağanüstü zaman dilimine derinlemesine bir bakış sunuyor.

Belgeselin yönetmenliğini David Tryhorn ile Ben Nicholas, yapımcılığını Pitch Productions ve baş yapımcılığını Oscar ödüllü yapımcı Kevin Macdonald üstleniyor.

Sınıf Arkadaşları

Yönetmen: Hsin-yaoHuang/Oyuncular: Yi-wen Chen, Evelyn Yu-Tong Cheng, Jen-Shuo Cheng, Jennifer Ling Hung, Na-Dou Lin, Kuan-TingLiu, Ada Pan, Ming-Shuai Shih, Lotus Wang, Zhi-Ying Zhu / Süre:122dakika
 

Netflix’in Tayvan Yapımı Filmler kuşağında bu hafta gösterime giren Classmates Minus adlı filmde;bir yönetmen, geçici bir işçi, bir sigorta satıcısı ve bir kâğıt ustası olan dört okul arkadaşı, orta yaş sıkıntısının ortasında gerçekleşmemiş hayallerle boğuşmaktadır.

Artık kırklı yaşlarında olan dört eski lise arkadaşı hayatlarından pek de memnun değillerdir.

Dördünün de ortak yanı iyi bir yaşam sürmek için çok çaba sarf etmelerine rağmen istedikleri başarıyı elde edememeleridir.

Orta yaş krizinin buhranıyla yaşayan bu arkadaşların hayatlarını değiştirmeyi başarabilecekleri ise tam bir belirsizlik içindedir.

Yalanlar Mirası

Yönetmen: Adrian Bol/Oyuncular: Scott Adkins, AnnaB utkevich, Yuliia Sobol, Honor Kneafsey, Martin Mc Dougall, Leon Sua, Andrea Vasiliou, Victor Solé, Marco Robinson, Florin Stancu, Sergey Kalantay, Anna Siettarova, Tetiana Nosenko, Hanna Harnyk, Sami Karim, Tom Ashley, Jeffrey Welch, Paul Burns, Matt Mitler, Vivica Williams, Oleg Karpenko, Denys Martsynkovskyi, Anatolii Antoniuk, Anastasiya Shulga, Maria Stopnyk, Yevhen Demianov, Andrey Say, Viktoriia Retivova, Roksolana Beznosko, Andrii Bei, Mikhail Shikula, Heorhii Biloshytskyi, Volodymyr Pak, Polina Rubanenko, Serhii Soloviov, Oleksandr Pasieka, Oleg Savkin, Samantha Bruce / Süre: 101dakika
 

Netflix‘in Aksiyon Filmleri kuşağında bu hafta gösterime girmesi beklenen Legacy of Lies adlı filmde; eski bir MI6 ajanı kendini bir anda casusluk dünyasında yeniden bulur, görevi ise bilinmeyen bir istihbarat tarafından yürütülen operasyonlarla ilgili şok edici gerçekleri gün yüzüne çıkarmaktır.

Eski bir MI6 ajanı olan Martin Baxter, neredeyse on yıl kadar önce işinden gönüllü olarak istifa etmiştir.

İstifasının nedeni pek çok dedikoduya yol açsa da gerçek sadece bir tanedir; Martin Baxter’ın ajanlıktan istifa nedeni, kurguladıkları bir operasyonun çok ama çok yanlış gitmesi sonucunda karısının trajik bir şekilde vefat etmesidir.

Bu travmaya daha fazla dayanamayan ajan, çözümü işinden istifa etmekte bulmuştur, fakat Sacha adındaki güzeller güzeli bir gazeteci, eski bir dosyanın çözüme kavuşturulmasında yardım arayınca, Martin kendisini bir anda hem Birleşik Krallık’ın hem de Rusya’nın intel organizasyonlarında bularak arada kalmaya başlar.

KGB, Martin Baxter’ın küçük kızını da rehine alınca, Martin’in bir tarafa ihanet etmekten başka bir çaresi kalmaz.

Yapması gereken, 24 saat içinde Rusya’ya gizli bilgi dosyalarını teslim etmektir yoksa kızını kaybedecektir ama bu durum hem kendisinin hem de Sacha’nın hayatını riske atmak anlamına gelmektedir.

Flashback

Vakti zamanında kimi festivallerde, kimi sinemalarda kimi de ev videosu ve televizyon ekranlarında seyirciyle buluşan ama şimdi hem çevrim içi platformlarda hem de televizyon kanallarında bu hafta yeniden gösterime girecek olan 2020 öncesinde çekilmiş diğer filmleri sizin için derledim.

beINCONNECT

Türkiye’nin lider ödemeli televizyon sistemi Digitürk’ün film kanalları ve dijital platformu beINCONNECT’in gişe rekortmeni yerli ve yabancı filmlerden oluşan zengin içerik kütüphanesinde farklı kategorilerde bu hafta öne çıkan filmler şöyle;

FilmBox

Uluslararası medya kuruluşu SP IInternationa bünyesinde ye ralan film ve dizi kanalı FilmBox,etkileyici öyküleri, dünya yıldızları ile buluşturan sinema filmleriyle şubat ayına heyecan ve eğlence katmaya devam ediyor.

Bu hafta kütüphanesine eklediği Hint sinemasının büyülü filmleri ile de dikkat çeken platformda bu hafta farklı kategorilerde öne çıkan filmler şöyle;

Netflix

“Birbirimize sadece bir hikâye uzaklığındayız” sloganıyla dünyada 30’u aşkın dilde, 190’dan fazla ülkede, 204 milyonu aşkın ücretli kullanıcısına, favorisi hâline gelecek bir sonraki hikâyeyi bulmalarına yardımcı olmak için farklı türlerde diziler, belgeseller ve sinema filmlerini sunan Netflix, yeni yapımları ile çemberi genişleterek büyümesini sürdürüyor.

Hem havaların soğuması hem de pandemi sebebiyle ekran başında daha uzun saatler geçirdiğimiz şu günlerde dünyanın en popüler dijital içerik platformu Netflix birbirinden ünlü isimlerin yer aldığı yapımlarıyla hayatımızı renklendirip evde sinema keyfini sürdürmemizi sağlamaya hız kesmeden devam ediyor.

Dünyanın koronavirüs ile mücadele ettiği ve Netflix’e ilginin hayli yüksek olduğu şu sıralar seyredebileceğiniz, şubat ayının bu son haftasında platforma giriş yapan filmler şöyle;

PuhuTV

Doğuş Holding çatısı altında kurulan ve “Sen Nasıl İzlersen” sloganıyla faaliyetlerini sürdüren PuhuTV; bilgisayar, mobil cihazlar ve akıllı televizyonlar üzerinden erişilebilen uygulama yayınlarının yanı sıra film, dizi, çocuk türlerinde yerli ve yabancı içerikler sunmaya devam ediyor.

İnternet üzerinden hizmet veren bir medya sağlayıcısı olan PuhuTV’nin yabancı filmler kütüphanesinde, farklı kategorilerde bu hafta öne çıkan bazı filmleri şöyle;

Tivibu

Türkiye’nin dijital dönüşümüne liderlik eden Türk Telekom’un dijital televizyon platformu Tivibu, izlenme rekorları kıran filmleri, belgeselleri, dizileri ve çocuklara yönelik farklı türlerdeki yerli ve yabancı yapımlarıyla her yaştan izleyiciye hitap etmeyi sürdürüyor.

Şubat ayının bu son haftasında Tivibu’nun yayın akışında ekranlara gelecek filmler şöyle;

TRT 1 & TRT 2

Her ay olduğu gibi şubat ayı için de sinefiller için dopdolu bir içerik programı oluşturan TRT’nin zengin arşiviyle hazırlanan“Sinema Şöleni” yayın kuşağında; aralarında televizyonda ilk kez izleyiciyle buluşacak filmlerin de yer aldığı ödüllü ve prestijli filmler, orijinal dilinde TRT 1 ve TRT 2 ekranlarında sinemaseverlerle buluşmaya devam ediyor.

Şubat ayının bu son haftasında farklı günlerde ekranlara gelecek yayın akışındaki filmler şöyle;

Festival ajandası

“Bir Düş Gördüm” Hindistan’da Dünya Sineması seçkisinde!
 

Bir Düş Gördüm, 18-25 Şubat tarihlerinde gerçekleşecek Chennai Uluslararası Film Festivali’nin Dünya Sineması seçkisine katılacak filmler arasında yer alıyor.

Hindistan’da düzenlenen 18. Chennai Uluslararası Film Festivali Hindistan’ın Doğu’sunda yer alan Tamil bölgesinin en büyük festivali.

En önemli özelliği ise geçtiğimiz senelerde dünyanın A sınıf festivallerinden ödüller almış veya yarışma kategorisine seçilmiş en iyileri Hindistan’da Dünya Sineması adı altında göstermesi.

Bu sene de 2020 Oscar adayları, Cannes, Berlin, Venedik, Locarno, Roterdam, Busan ve Fecr Film Festivallerinden ödüller almış ya da yarışma kategorisine seçilmiş kırka yakın filmi ve bir o kadar daha diğer önemli festivallerde boy göstermiş filmleri ‘Dünya Sineması’ adıyla Hindistan’daki sinema salonlarında seyirciyle buluşturacak.
 

İşte o filmlerden biri de ana sponsorluğunu Eminevim’in yaptığı, TRT Ortak Yapımı Murat Çeri’nin “Bir düş Gördüm” yani uluslararası adıyla “In My Dream” filmi.

18-25 Şubat tarihlerinde gerçekleşecek Chennai Uluslararası Film Festivali’nin Dünya Sineması seçkisine katılacak diğer Türk filmleri ise şöyle;

– Antalya Film Festivali’nde 11 ödül alarak 2019 yılının en çok konuşulan filmi olan Ali Özel’in “Bozkır” filmi.

– Dünya prömiyerini Rotterdam Film Festivali’nde yapan, Adana Altın Koza’yı kazanarak adından sıkça söz ettiren Ercan Kesal’ın “Nasipse Adayız” filmi.

– Dünya prömiyerini 24. Talinn Film Festivali’nde yapan ve En İyi Yönetmen Ödülü’nü alan Nisan Dağ’ın “Bir Nefes Daha” filmi.

Festival yolculuğu devam ediyor

“Bir Düş Gördüm” bu zamana kadar yurt dışında; 21 festivale seçildi, 18 farklı ülkede Türkiye’yi temsil etti.

Bunlar arasında 44. Sao Paulo Uluslararası Film Festivali, 15. Jogja Netpac Asya Film Festivali, 74. Salerno Uluslararası Sinema Festivali, 19. Dhaka Uluslararası Film Festivali gibi önemli festivaller de var.

Film, Finlandiya’da düzenlenen İskandinav Uluslararası Film Festivali’nde En İyi Sinematografi ve En İyi Kostüm Tasarım ödüllerini, Tayland’da düzenlenen Bongkok Thai Uluslararası Film Festivali’nde En İyi Sinematografi Ödülü’nü, Japonya’da düzenlenen En İyi Bağımsız Film Ödülleri kapsamında En İyi Ses Tasarım Ödülü’nü ve yönetmeni Murat Çeri’ye de2020 Türkiye Kristal Küre Ödülleri Yılın En İyi Yönetmeni Ödülü’nü kazandırdı.
 

2018 yılında Malatya Film Festivali’nin; Platform Seçkisi’ne kalan ve projeler arasından birinci olup TRT ön alım desteğini kazanan, TRT Ortak Yapımı olarak yola çıkan “Bir Düş Gördüm” adlı film önümüzdeki günlerde ise Macaristan’da Budapeşte Bağımsız Film Festivali’nde, Romanya’da Bükreş Film Ödülleri Festivali’nde, İspanya’da İbiza Uluslararası Bağımsız Film Festivali Panorama kategorisinde, İran’da ise bu yıl 50’ncisi düzenlenen Roshd Film Festivali’nde yarışmaya ve ülkemizi temsil etmeye devam edecek.

İstanbul Modern Sinema’da “En İyi Uluslararası Filmler”

İstanbul Modern Sinema, dokuzuncu kez düzenlediği Oscar’ın Yabancıları seçkisini 16 Şubat – 8 Mart tarihlerinde sinemaseverlerle ücretsiz ve çevrim içi olarak buluşturuyor; programda “En İyi Uluslararası Film” dalında aday 10 film izleyiciyle buluşuyor.

İstanbul Modern Sinema, Türk Tuborg A. Ş.’nin katkılarıyla 93. kez dağıtılacak Akademi Ödülleri yaklaşırken, “En İyi Uluslararası Film” kategorisindeki yapımlardan oluşan bir seçkiyi Oscar’ın Yabancıları adlı programla izleyiciye sunuyor.
 

Geçen yıl ilk kez ‘yabancı’ bir filmin En İyi Film Oscar’ını kazandığı çekişmeli Oscar yarışının heyecan verici bu kategorisinde Oscar adayı olmalarına rağmen halen Hollywood’un “ötekisi” olan, dünyanın çeşitli festivallerinde izlenmiş, ödül kazanmış, farklı coğrafya ve kültürleri temsil eden filmler yer alıyor.

Oscar’ın Yabancıları programındaki filmler arasında yönetmen Thomas Vinterberg ile oyuncu Mads  Mikkelsen’in yıllar sonra yeniden buluştuğu ve yaşlanma, alkolizm ve erkeklik üzerine olan Danimarka adayı Körkütük, Yunanistan’ın adayı ve bugünün yaşamındaki hafıza ve kimlik kaybı üzerine bir alegori olan Elmalar, Ukrayna sinemasının parlak yönetmenlerinden Vasyanovych’in distopik dünyaya romantik bir mercekle bakan Atlantis, bir spor gazetesinde çalışan muhabirlerin hükümet ile sermaye sahiplerinin karıştığı dev bir sağlık skandalını ortaya çıkarma hikâyesini anlatan Romanya’nın belgesel adayı Kolektif yer alıyor.

Seçkide yer alan aday filmlerin tamamı şöyle:

SİYAD kısa film, belgesel ve fantastik film dallarındaki adaylar da belli oldu

Sinema Yazarları Derneği (SİYAD), 53. SİYAD Türkiye Sineması Ödül Töreni’nde Onur Ödülleri’nin oyuncu Nur Sürer ile belgesel sinemacı Can Candan’a, Emek Ödülü’nün ise Cine Majestic Sinemaları’nda makinist olarak görev yapmakta olan emektar sinema çalışanı Ali Koçoğlu’na verileceğini açıkladı.

En İyi Film başta olmak üzere diğer dallardaki adaylar daha önce açıklanmıştı; 2020 Türkiye sinemasının toplam 16 kategoride SİYAD üyelerinin oylarıyla belirlenecek olan en iyileri, mart ayında gerçekleştirilecek törende açıklanacak.

SİYAD Giovanni Scognamillo Fantastik Film Ödülü adayları:

SİYAD Kısa Film Ödülü adayları:

SİYAD Orta-Uzun Metraj Belgesel Ödülü adayları:

SİYAD Kısa Metraj Belgesel Ödülü adayları:

Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali

27 Mayıs – 3 Haziran tarihleri arasında 24. kez gerçekleşecek Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nde Onur Ödülleri oyuncu Nur Sürer ve oyuncu-şarkıcı Zuhal Olcay’a, Bilge Olgaç Başarı Ödülleri oyuncu-şarkıcı Ayta Sözeri, oyuncu Demet Evgar, müzisyen Ekin Fil ile Köprüde Buluşmalar Yöneticisi Gülin Üstün’e, Genç Cadı Ödülü ise oyuncu Ahsen Eroğlu’na verilecek.
 

İlki 1998 yılında düzenlenen ve Türkiye’deki kadın hareketiyle birlikte büyüyen Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali bu yıl Araftan Çıkmak temasıyla sinemaseverlerle buluşacak.

Pandemi koşulları nedeniyle geçtiğimiz yıl sadece çevrimiçi kanallar üzerinden yapılan festival bu yıl izleyicileriyle hem sanal hem de gerçek mekânlarda buluşmayı umuyor.

Festivalin her yıl sinemamızdaki kadın emeğinin altını çizmek ve yeni kuşak kadın sinemacıları cesaretlendirmek üzere verdiği ödüller 27 Mayıs’ta düzenlenecek açılış töreninde sahiplerine takdim edilecek.

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Haber Fora’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap