Fas ile Cezayir arasındaki gerilim İhvan’ı sarsıyor

by Haber Fora

Batı Sahra ve Mağrip Arap Birliği (MAB) sorunu İhvan örgütünü sarsma yolunda ilerliyor. Nitekim Cezayir Barış Toplumu Hareketi ve Fas Adalet ve Kalkınma Partisi (PJD) arasındaki meseleler karşılıklı suçlamalara ve eleştirilere dönüşmüş durumda. Barış Toplumu Hareketi’nin Fassız bir MAB çağrısında bulunması tansiyonun daha çok yükselmesine yol açtı.

Taktiksel bir sessizliğin ardından Fas’ta iktidardaki koalisyonun başını çeken PJD ayağa kalkarak, Mağrib’in birliğine karşı çıkıp Rabat’ı dışarıda bırakarak yeni bir MAB kurulması çağrısında bulunan Cezayir Barış Toplumu Hareketi’nin tavırlarını eleştiren sert bir mektup gönderdi. PJD Partisi Uluslararası İlişkiler Komitesi Başkanı Muhammed Rıza bin Haldun “Sahra meselesi ile ilgili davranışlarınızı PJD içerisinde derin bir üzüntü, şaşkınlık ve kınama ile karşılıyoruz” dedi.

Muhammed Rıza bin Haldun mektubunda şu ifadelere yer verdi:

“Başta sizinle, üzerinde yürüdüğünüz milletin birliği, ortak çıkarlar, kardeşlik ve iyi komşuluk ilkelerine aykırı olan kaygan zemin konusunda uyarıda bulunmak için iç yazışmalar yoluyla iletişim kurmayı tercih etmiştik. İslami veya ulusal otoritesi olan partilerin Arap veya İslam dünyasında ya da başka yerlerde herhangi bir bölücü hareketi hiçbir şekilde destekleyemeyeceğini sizlere söylemiştik. Ancak gördük ki sizler iki kardeş halk arasındaki bütün bağları hiçe sayıyorsunuz.”

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Muhammed Rıza bin Haldun mektubunda Cezayir Barış Toplumu Hareketi Başkanı Abdurrezzak Mukri’yi Cezayir, Tunus, Libya ve Moritanya’yı kapsayan ancak Rabat’ı dışarıda bırakan yeni bir MAB kurulması için Tunus’taki Nahda Hareketi’nin lideri Raşid el-Gannuşi’nin açıklamalarını bağlamından çıkarmakla suçladı.

Muhammed Rıza bin Haldun “Fas gibi bölgede oldukça önemli olan bir ülkeyi saf dışı bırakıp kardeş ülkeler arasında MAB kurmak aklınıza nasıl geliyor şaşıyoruz doğrusu. Rabat’taki kardeşlerinizi saf dışı bırakan garip önerinizin sebebinin İsrail ile yapılan Barış Anlaşması olduğunu söylediniz. Biz de size şunu soruyoruz: Partiniz bu olaydan önce MAB’ı harekete geçirmek ve MAB’ı çıkmazdan kurtarmak adına peş peşe gelen hükümetlerinize baskı yapmak için ne yaptı? Fas Kralı’nın talep ettiği şekilde sınırların açılmasına ne gibi bir katkınız oldu?” ifadelerini kullandı.

Muhammed Rıza bin Haldun mektubunu sonlandırırken son gelişmelerin, Mukri’nin tavırlarını Cezayir rejiminin resmi pozisyonuyla özdeşleştirmek için uydurulmuş bir sebepten başka bir şey olmadığını söyledi.

Cezayir’deki en büyük İslami eğilimli parti olan Barış Toplumu Hareketi, başkanları Abdurrezzak Mukri aracılığıyla Cezayir, Libya ve Moritanya’dan oluşan ekonomik-politik bir blok kurma girişimini desteklediklerini ifade etmişti. Hareket Fas’ın aralarına katılma ya da Barış Anlaşması’nı imzalama seçeneklerinden birini seçmesini istemişti. Hareket dört ülkeden oluşan bir birlik kurulabileceğini ve geri kalanların da tıpkı Avrupa Birliği’nde (AB) olduğu gibi sonradan gelebileceğini söylemişti.

İki ülke arasındaki kötüleşen ilişkinin bir uzantısı

Fas uzmanı Said Hadif Independent Arabia’ya verdiği demeçte bu “anlaşmazlık” konusunda değerlendirmelere yaparak “Fas’taki İhvan ile Cezayir arasında yaşananlar, İhvan örgütünü kurulduğu günden beri kontrol eden anlaşmazlıkların bir tezahürü. Çünkü İhvan örgütü, Arap ülkelerinde ortaya çıkan ideolojik örgütler gibi tarihin hareketine karşıydı. Yerel ve küresel güçlerin elinde ve belirli gündemlere göre hareket eden işlevsel bir örgüt olarak kaldı. Görünüşe göre tüm ideolojik sermayesini tüketmiş durumda. Dolayısıyla ya yakın bir gelecekte çökecek -ki bu en muhtemel olanı- ya da dünyanın özellikle de yeni Ortadoğu’nun yaşadığı dönüşümlere ayak uydurarak başka bir görev üstlenecek” dedi.

Hadif’e göre Cezayir’deki İhvan ile Fas arasındaki karşılıklı suçlamalar, iki ülke arasındaki kötüleşen ilişkinin bir uzantısı niteliğinde. Bu da örgütün ideolojisinin çözüm getirmediğini gösteriyor. Mağrip’teki İhvan, bölge halklarına fayda sağlayacak bir Mağrib projesinin öne çıkmasına katkıda bulunmadı. Bunun nedeni de yaratıcı siyasi hayal gücünden yoksun olmaları ve özellikle başarısız devletlerde kendileri için koşullar yerine getirilir getirilmez şiddete kayma eğilimi göstermeleri.

Tavırların ve politikaların gözden geçirilmesi

Barış Toplumu Hareketi’nden PJD’nin mesajına herhangi bir yorum ya da karşılık gelmezken, Hareket’in liderlerinden Abdurrahman Saidi özel bir açıklama yaptı. Saidi Batı Sahra konusunda farklı yaklaşımlar olduğunun kabul edilmesi gerektiğini ve bunun normal olduğunu söyledi. Saidi PJD’nin Cezayirli meslektaşlarına suçlamada ve sitemde bulunmadan kendi yaklaşımını ifade etme hakkı olduğunu vurgulayarak “Çünkü mesele bizim aramızda olmaktan ziyade tamamen uluslararası bir mesele. İslamcılar olarak, bir takım meseleler karşısında aynı fikirde oluyoruz ya da farklı düşünüyoruz. Bu normal bir şey. Herkes vatanındaki şartları yaşar, bir şeyleri nasıl takdir edeceğini bilir ve kendi ölçütleri ve düşünceleri vardır. İhvan yeni şartlar altında düşüncelerini pekiştirmeli ve tavırları ile politikalarını gözden geçirmelidir” dedi.

Objektif eleştiriler

Buna karşılık Uluslararası Kriz Yönetimi Araştırma ve İnceleme Grubu Müdürü Faslı akademik araştırmacı Driss Lagrini, PJD’nin Fas toplumunun diğer partileri ve bileşenleri gibi Sahra sorununu savunduğunu göz önüne alırsak Cezayir Barış Toplumu Hareketi’ne yönelik eleştirilerinin objektif olduğu görüşünde. Lagrini Barış Toplumu Hareketi’nin her zaman MAB kuruluşunu savunduğunu, ancak bunun devletleri dağılmaya iten kışkırtıcı eğilimler üzerine inşa edilemeyeceğini söyledi.

Lagrini “PJD, Barış Toplumu Hareketi tarafından Barış Anlaşması’na ilişkin eleştirilere maruz kalırken, Filistin meselesinin Fas ve Faslılar için hala ilk sırada yer aldığını unutmayalım” dedi. Lagrini’ye göre görüş ayrılıkları, bu partilerin çalışmalarının gelişimi, hükümet işleri ile ilişkileri ve bir dizi yeni mesele bağlamında ortaya çıkıyor. Bu bir dizi yaklaşımı gözden geçirmek ile ilgili. Lagrini sözlerini sonlandırırken siyasal İslami akımların, sınırların açılması, ekonomik ilişkilerin güçlendirilmesi ve MAB inşasının hızlandırılması çağrısında bulunarak Mağrip ve Mağrip-Cezayir ortaklığına odaklanması gerektiğini söyledi.

*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Haber Fora’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Şarku’l Avsat 

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap