Filistinli gruplar Kahire’de hangi maddeleri görüşecek?

by Haber Fora

Filistinli gruplar, birkaç gün içerisinde Mısır’ın desteği ve himayesinde aralarında bir diyalog başlatmak üzere başkent Kahire’de bir araya gelecekler. Yapılacak görüşmeler, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas tarafından onaylanan milletvekili seçimleri, ardından başkanlık ve sonrasında Filistin Kurtuluş Örgütü’ne (FKÖ) bağlı Ulusal Konsey seçimlerinin yapılması ile ilgili kararname çerçevesinde gerçekleşecek. Bu da teorik olarak önümüzdeki dönemde Washington tarafından uygulanmayacak bir prosedür olsa da, Filistin-İsrail müzakerelerini sürdürmeye zorlamak amacıyla tüm Filistin sistemini reforme etmeye ve uluslararası statüsüne yeniden kavuşturmaya yönelik başlangıç sayılabilecek yeni bir adımın benimsemesi ve bir sonraki aşamada bu adımın ciddi bir şekilde atılması için iyi bir fırsat anlamına geliyor.

Karmaşık durum

Filistinli gruplar, bazı grupların başta seçim sürecine katılmayı reddetmeleri, bazılarının seçimlerle ilgili prosedürlerin bir kısmını kabul etmeleri, bir kısmına ise karşı çıkmaları ve Abbas’ın sadece seçim duyurusuyla yetinmeyip uzlaşı için gerçek adımlar atmasını ve siyasi durumun netleşmesini beklemeleri gibi çeşitli nedenlerden ötürü bir türlü gerçek bir uzlaşıya varamamaları sebebiyle Kahire’de aralarındaki gerginliğin yarattığı bir atmosferde bir araya gelecekler.

Abbas’ın yargı sistemine ve Yüksek Mahkeme’ye yönelik yapısal ve kararlarla ilgili müdahalesinin yanı sıra Fetih Hareketi’nin Merkez Kurulu ve Devrim Konseyi içinde politika değiştirme ve dönüştürme süreçleri ve diğer uygulamaları, özellikle Fetih üyelerinden bazılarının bazı üst düzey pozisyonlara aday olmasını ve Fetih’in önde gelen bazı isimlerinin siyaset sahnesine dahil olmalarını engellediğinden halen bir gerginlik meselesi olmaya devam ediyor. Bu da Filistin Yönetimi bünyesinde bulunan ve artık anayasal olarak var olmayan, bu yüzden meşruiyet düzeyinde gerçek bir kriz yaşayan siyasi kurumlar içinde şekillenen ve ortaya çıkması beklenen yeni siyasi bir iklim olduğunu teyit ediyor. Tam bir meşruiyet eksikliği yaşanıyor ve Hamas’ın darbesinden ve Gazze Şeridi’nin yönetimini tekeline almasından bu yana devam eden durumun gözden geçirilmesi gerekiyor. Ancak Abbas’ın taraflar arasındaki eşitsizliği ortadan kaldırmaya yönelik kararnamelerini geri çekmesi ve kararlarını geri alması beklenmiyor. Bu nedenle Kahire’deki toplantıda bu konunun gündeme getirilmeyeceği tahmin ediliyor.

Verilmiş garantiler var mı?

Hiçbir grubun, seçimlerin gerçekleşmesi, seçim aşamalarının tamamlanması veya belirli bir aşamada durdurulması halinde sonuçları kabul etme taahhüdü ya da tabiri caizse herhangi bir garanti vermişliği yok. Özellikle Abbas’ı seçim yasası ve seçim sistemi konusundaki tutumundan sonra yaptıkları açıklamalarla kızdıran Filistin Barolar Birliği gibi bazı güçlü taraflar,  kendilerini ifade etmeye devam edecekler. Bu durum müzakerelerin önüne taş koyacaktır. Tutarlı ve kabul edilebilir bir gündeme ulaşması beklenen taraflar arasındaki bu bölünme ve gerilimle başa çıkmak için gerçek bir beceriye ihtiyaç olduğu da ortadadır. Özellikle Mısır İstihbarat Bakanı Ömer Süleyman döneminde tüm Filistinli direniş gruplarının katılımıyla Kahire’de yapılan görüşmeler hatırlandığında yeni taleplerde bulunmak veya görüşler sunmak mevcut durumda bir öncelik olmamalı. Öte yandan Kahire’nin artık etkili ve doğrudan siyasi eylem için beceri ve imkanlara sahip olduğu da unutulmamalı.

Bu nedenle başta Hamas ve Fetih olmak üzere Filistinli direniş gruplarının, harekete geçmek ve çatışmak yerine üzerinde mutabık kalınacak bir uzlaşı için Mısır ve Ürdün’ün yanı sıra Ortadoğu Dörtlüsü (Avrupa Birliği, ABD, Rusya ve Birleşmiş Milletler) tarafından desteklenen uluslararası bir pozisyona ihtiyacı var.

Fetih Hareketi

Fetih Hareketi Devlet Başkanı Abbas’ın akımı olarak siyasi ve partizan cephede en güçlü ve en önemli taraf olmasına rağmen halen içerisinde netleşmeyen bir tutum eksikliği söz konusu. Ebu Mazen (Mahmud Abbas) özellikle Merkez Kurulu’nda olmak üzere hareket içinde çok fazla akım ve pozisyon olması ve bunların hareket içinde risk oluşturmaları nedeniyle bir takım önleyici tedbirler aldı. Bu durum Abbas’ın, tutuklu Merkez Kurulu üyeleri Mervan el-Bergusi ve Kerim Yunus ile görüşmelerin devam ettiği ve Fetih’in ortak listesinde yer alarak milletvekili seçimlerinde yarışacakları iddiasıyla ilgili açıklama yaparken sert bir dil kullanmasına neden oldu.

Oysa yargı ile ilgili kararların iptalini ve tüm yükümlülüklerinin durdurulmasını talep eden davalara uyulup Yargılama Makamı Kanununda yapılacak herhangi bir değişikliğin seçilen yasama otoritesinin yetkisi dahilinde ve Temel Kanunda belirlenen usullerin yanı sıra 2002 tarihli ve 1 nolu Yargılama Usulü Kanunu hükümlerine göre daimi bir Yüksek Yargı Kurulu oluşturulması geçerli olacaktı. Ancak bu yapılmadı.

Mesele, ortak bir liste veya birkaç liste oluşturmak veya Fetih’in kendisini Hamas veya diğer gruplarla aynı seviyeye getirmekle ilgili değildir. Mesele, gelişmeleri Abbas’ın temsil ettiği ana akım lehine yönlendirmeye çalışmakla ilgiliydi. Zira Fetih Hareketi, Gazze Şeridi’nde fiziksel olarak yer almamasına ve olacakların sonuçlarından çekinmesine rağmen, dizginleri ele almaya amaçlayan bir akımdır.

Fakat Demokratik Reform Akımı veya Mervan Bergusi’ye bağlantılı olanların ortak listeye girmesi durumunda mesele tamamen farklı bir boyuta taşınacaktır. Peki, bu durumda Fetih için bir veya birkaç liste üzerinde mi uzlaşılacak? Ya da sembolik de olsa, tüm grupların listede yer alması için baskı yapılmasıyla ilgili başka bir karar mı alınacak? Fetih veya Hamas’ın siyasi olarak kaçacakları bir yerleri olmadığından bu, yalnızca kabul veya reddetmek konusu değil, gerçek bir anlaşma konusu olacak. Öte yandan Fetih’in bazı kurumları, Mahmud Abbas’ı çoğulcu nitelikteki seçimlerin fiilen yapılmasının önündeki gerçek engel olarak görüyorlar.

Hamas Hareketi

Hamas ise tüm söylentilere rağmen henüz siyasi programını belirlemedi. Nihai karar, seçimlere yönelik gerçek adımın kararlaştırılacağı Kahire müzakereleri sonrasına bırakıldı. Çünkü burada tek bir tarafı değil, tüm tarafları kapsayacak gerçek siyasi anlaşmalardan söz edilecek. Hamas Hareketi, bazı hassas ve önemli siyasi dosyalarla ilgili farklı görüşlerin yanı sıra Kahire müzakerelere katılacak isimlerle ilgili bir takım anlaşmazlıklara tanık oldu.

Hamas tıpkı İslami Cihad Hareketi gibi Oslo Anlaşmasını reddediyor ve bu tutumunu koruyor. İslami Cihad Hareketi ise mevcut tutumu nedeniyle sonuçları ve herhangi bir isim altında seçimlere girmeyi reddetmeye daha yakın görünüyor. Ancak Hamas’ın seçimlere katılmak için bir fırsatı var. Fakat İran’ın baskısının, başkanlık için bir aday çıkarmamayı kabul edecek olan Hamas Hareketi üzerinde bir etkisi olacaktır. En büyük tartışmalı mesele ise askeri kanadını Hizbullah çizgisinde sürdürme konusundaki ısrarı olacak.

Önümüzdeki dönemde Hamas’ın varoluşa giriş bileti, Gazze Şeridi’ndeki gerçek mevcudiyetinin ifadesi ve iktidarının devamı olarak parlamento yarışında yönetime dönme önerisinde bulunmak için çalışması bekleniyor. Ancak öneriyi Fetih Hareketi’ne sunmak bir başlangıç sayılmasa da Hamas’ın parlamento seçimlerini veya Ulusal Konsey’in tanımasının yanı sıra Fetih Hareketi’nin nihayetinde onaylaması için önerilebilecek tefliklere için doğrudan bir giriş noktası olacaktır. Çünkü Hamas, Fetih veya Muhammed Dahlan liderliğindeki Demokratik Reform Akımı ya başka herhangi bir ‘laik’ parti ile ortak bir listede seçime girme fikrini oybirliğiyle reddetmişti. Hamas’ın bağımsız bir listeyle seçimlere katılma ihtimali daha yüksek. Fakat eğer talep edilirse İslami Direniş Grupları (İslami Cihad Hareketi, Halk Direniş Komiteleri, Halk Direniş Hareketi ve Mucahidun Tugayları) ile oluşturulacak ortak bir listeyle seçimlere girebilir. Batı Şeria’nın aksine yoğun katılımın olacağı Gazze Şeridi’ndeki gerçek rakibi ise yurt dışından desteklenen aileler, aşiretler ve sivil toplum kuruluşları olacak.

Diğer gündem maddeleri

Kahire’deki toplantılar, Abbas’ın katılımcıların sonuna kadar belirlenmiş adımlarla ilerleyebileceğine dair endişeleri çerçevesinde her halükarda, önce ortak zeminde ele alınması gereken gerçek sorunlarla karşılaşacaktır. Aynı zamanda Demokratik Reform Akımı’nın Gazze Şeridi’ndeki örgütlenmesi ve para ve imkanlar açısından Hamas’tan sonra en güçlü yapı olması da bir başka endişe kaynağıdır.

Gazze Şeridi’nde çekişmeleri noktalar daha büyük olacak ve anlaşmazlıklar devam edecek. Çünkü seçimlerin geleneksel olmayan ve elektronik oylama yöntemleriyle yapılmasının reddedilmesi halinde oylama Batı Şeria ve belki de Kudüs’ün belli başlı bölgeleriyle sınırlı olacaktır. Bu durumda da sonuçlar kabul edilmeyecek, ABD, Filistinli tarafların bir şeyler başarabileceğine ikna olmayacak ve üzerinde uzlaşıya varılamayan sorunlar bir sonraki duyuruya kadar sürüp gidecek. Bu da yine başa dönülmesi ve beklenen değişikliğin Abbas sonrası döneme kadar ertelenmesi anlamına geliyor.

Filistin’in mevcut istikrarsızlığın yanı sıra Ramallah ve Gazze’deki Filistin iç kesimlerinde yayılan kaos buna izin verebilir. Sonuç olarak mesele, Hamas içinde yaşananlar lehine çözüme ulaşmak için iç seçimler düzenlemek veya tamamen reddetmekle ya da hareketin içindeki askeri eğilimi ve saldırı politikasını sürdürerek varlığını ifade etmekle ilgili değil, var olan ateşkesin güçlendirilmesiyle ilgilidir. Ayrıca Abbas’ın pozisyonunu gözden geçirmesi, yargıyı etkileyen kararlarından dönmesi ve Filistinli güçlerle Batı Şeria’da yaşanabileceklerin ertelemesi ile de ilgili değildir. Bunun yansımaları esasen Mısırla aynı çizgide olan Ürdün’de görülecektir. Filistin içinde varılması beklenen herhangi bir uzlaşı, Ürdün’ün iç kesimleri üzerinde gerçek etkileri olacaktır.

Bu nedenle Kahire toplantıları yapılmadan önce şu soruların cevaplarının verilmesi gerekmektedir:

Abbas gerçekten seçimlerin yapılmasını mı yoksa mevcut durumun sürmesini mi istiyor? Bir başka deyişle mevcut sahneyi tutumlara veya eğilimlere göre değiştirmeyi ister mi?

İsrail, gelişmeleri kabul edecek mi, yoksa sadece Doğu Kudüs’teki seçimleri kabul etmek ya da reddetmekle kalmayıp, herhangi bir ilerleme kaydedilmesini de engelleyecek mi? Seçimlerin, seçmenlere çeşitli seçenekler ve programlar sunan rekabetçi bir ortamda yapılması için özellikle milletvekilleri seçimlerinin Mayıs ayında yapılması planlandığından henüz zaman varken Fetih ile Hamas arasında ortak bir liste veya herkesin kazanacağı bir ulusal liste oluşturulmalı. Bu aslında herkes arasında güven artırıcı adımların atılmasını sağlayacaktır. Ancak aynı mantıkla seçimlere kadar uzun bir sürenin olması özellikle Hamas tarafından atılacak adımların geri çekilmesine yol açabilir.

Filistinli gruplar arasındaki diyaloglara dair büyük bir geçmişi bulunan ve özellikle Filistin Yönetimi’ne başka bir alternatif olmadığı için topraklarında müzakerelerin başarısız olmasına izin vermeyecek olan Kahire’nin rolü nedir? Öte yandan gelişmeleri takip edenlerin fazla olmasından ve Mısır’ın süreci tek başına yürütmesine izin vermeyeceklerinden ötürü sürece dahil olmaya çalışacaklar ve tüm Filistin güçlerini içeren gerçek ve esnek bir gündem oluşturulmasını talep edeceklerdir. Aynı zamanda hiçbir gruptan da vazgeçmeyeceklerdir. Hem Fetih hem de Hamas içinde Kahire’de alınacak kararları engellemeye çalışacak tarafların varlığına rağmen kararların uygulanması için mekanizmalar önereceklerdir.  Bu arada bazı grupların, özellikle Katar ve Mısır arsındaki ilişkilerinin yeniden başlamasının uzlaşı dili kullanılmasını sağlayacağından Katar dahil olmak üzere diğer bazı tarafların rolünü damgaladıkları da söylenebilir.

Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ndeki seçimlerin güvenliği için ortak çalışma yapılarak güvenli ve tarafsız bir ortam sağlanabilir mi ve başta adli ve güvenlik kurumları olmak üzere tüm kurumlar birleştirilerek derhal bir geçiş hükümeti kurulabilir mi?

Son olarak

Tüm bu nedenlerden ötürü şuan var olan ve gelecekte de var olmaya devam edecek olan zorlu, karmaşık ve iç içe geçmiş sorunlar bulunuyor. Gazze Şeridi’nde veya Batı Şeria’da devam eden gerginlik çerçevesinde Filistinlilerin çalışma kuralları belirlemeleri gerekiyor.  Bu nedenle Kahire’nin sadece toplantıları düzenlemekle yetinmeyip aynı zamanda Ürdün tarafıyla koordinasyon sağlaması, ortak bir tutum belirlemesi ve bir başlangıç ​​zemini oluşturması gerekiyor. Özellikle Abbas’ın kararları genel bir destek veya kabul görmediğinden toplantılara dair çeşitli çekinceler söz konusu. Bu yüzden tüm konular Kahire oturumlarına devredilmiş durumda. Dolayısıyla mesele, özellikle Kahire’nin müzakerelerin başarısız olması halinde bu başarısızlığın kendisine mal edileceği korkusuyla, sadece kabul veya reddi durdurmakla kalmayıp, çözümleri dayatan ve vizyon formüle eden taraf olduğunu teyit etmesiyle de ilgilidir. Zira Mısır, daha önce de belli dönemlerde uzlaşı için müzakereler düzenleyen bir ülkedir.

Bu yüzden Filistin’in çok fazla seçeneği yok. Sadece dar seçenekleri ve bir takım zorunlu eğilimleri var. Bundan dolayı mesele, tüm Filistinli grupların ve Mısırlı ve Ürdünlü garantörlerin konumlarını gözden geçirmelerini gerektiriyor.

*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Haber Fora’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

https://www.independentarabia.com/node/189611

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap