Gözsüz yaratıkların yaşadığı öne sürülen gök cisminin “okyanusunda akıntılar var”

by Haber Fora

Astrobiyolog Arik Kershenbaum’un “gözsüz yaratıkların” yaşayabileceğini söylediği Enceladus, Dünya’ya benzer okyanus akıntılarına ev sahipliği yapıyor olabilir.

Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü’nden araştırmacılar, Satürn’ün uydusu Enceladus’un buz tabakasının şekline odaklandı ve bu tabakanın altında yer alan okyanusta akıntılar oluştuğu sonucuna vardı.

Yaklaşık 500 kilometre çapında küçük ve donmuş bir gökcismi olan Enceladus, Satürn’ün 82 uydusu içinden en büyük 6’ıncısı. NASA’nın Cassini uzay aracı daha önce, uyduda büyük bir yeraltı okyanusu olduğunu keşfetmişti.

Üstelik uydunun güney kutbunda, buzdaki çatlaklardan su fışkırtan gayzer benzeri oluşumlar görülmüştü. Bu oluşumlardan su örneği alan NASA, yaşamı destekleyebilecek bazı bileşenler bulmuştu. Bu da uydudaki okyanusu, Dünya dışı yaşam arayışında önemli bir hedef haline getirmişti.

Enceladus okyanusunda akıntılar

Bilim insanları Enceladus’u kaplayan okyanusun Dünya’dakilerden epey farklı olduğunu söylüyor. Zira Dünya’nın ortalama 3,6 km. derinliğindeki okyanus tabakası, onun yanında nispeten sığ kalıyor. Ayrıca Dünya yüzeyinin dörtte üçünü kaplayan okyanusların üst kısmı Güneş ışınları sayesinde daha sıcak.

Enceladus’un yeraltı okyanusu ise en az 30 km. Üstelik buz kabuğunun altında yer aldığı için yüzeye yakın sular daha soğuk. Derin kısımlarsa gök cisminin çekirdeğinden gelen ısı nedeniyle daha sıcak. 

Öte yandan Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü’nden araştırmacılar, bu farklılıklara rağmen Enceladus’taki okyanusların Dünya’dakilere benzer akıntılara sahip olduğunu öne sürüyor. Enstitü araştırmacılarından Ana Lobo’nun liderlik ettiği çalışmada Antarktika çevresindeki okyanus akıntılarında buz ve su etkileşiminin rolünü inceleyen çevre bilimi profesörü Andrew Thompson da yer alıyor.

Lobo ve Thompson ayrıca enstitünün NASA adına yönettiği Jet İtki Laboratuvarı’ndan Steven Vance ve Saikiran Tharimena’yla işbirliği yapıyor. 
 

Saygın hakemli dergi Nature Geoscience’ta yayımlanan araştırmanın yazarları hem Enceladus’un hem de Dünya’nın okyanus tabakasının tuzlu olduğunu vurguluyor. Araştırmaya göre Enceladus okyanusunun tuz oranındaki bölgesel değişimler tıpkı Antarktika’yı çevreleyen okyanustaki gibi sirkülasyon yaratabilir.

Cassini verileri daha önce Enceladus’taki buz kabuğunun kutuplarda ekvatordan daha ince olduğunu ortaya koymuştu. Bu nedenle buzun ince olduğu bölgede daha fazla erime, kalın olduğu bölgede ise daha fazla donma olayı meydana geliyor.

Thompson’a göre bu farklılık, uyduda okyanus akıntıları yaratıyor. Çünkü buzun daha kalın olduğu bölgelerde suyun da daha tuzlu olması gerekiyor. Zira su donduğunda tuzun büyük kısmını geri salıyor. Bu da buzun altındaki suyun daha ağır ve yoğun hale geldiği ve okyanusun dibine çöktüğü anlamına geliyor. Buz katmanının ince olduğu bölgelerde ise tam tersi bekleniyor.

Araştırmacı Lobo, “Buzun dağılımını bilmek, okyanustaki olası dolaşım modellerini belirlememizi sağlıyor” diyor.

Thompson’ın Antarktika çalışmalarına dayanan bir model geliştiren araştırmacılar, donma ve erime bölgelerinin, uyduda kutuptan ekvatora doğru bir sirkülasyon yarattığını öne sürüyor. Bu sirkülasyonun da ısı ve besin dağılımını etkilediği düşünülüyor.

Thompson, konuyla ilgili şu ifadeleri kullanıyor:

Yeraltı okyanusunda yaşam neye benzer?

Uydunun okyanusu yer altında olduğundan yaşam arayışına dair şu soruyu gündeme getiriyor: Yeraltı okyanusu Güneş ışığı almıyorsa yaşamı nasıl destekleyebilir? Ancak uzmanlara göre yaşamın esas olarak ışığa değil enerjiye ihtiyacı var.

Cambridge Üniversitesi’nde öğretim görevlisi ve astrobiyolog Dr. Arik Kershenbaum, yeraltı okyanusundaki olası bir ekosistemi, Dünya’daki buzdağlarının altında bulunan basit yaşam formlarına benzetiyor.

Kershenbaum’a göre Enceladus’ta okyanusun buzla buluştuğu yerde herhangi bir canlının var olma ihtimali yüksek ve muhtemelen hayatta kalmak için buzların içini oyuyor.

Bilim insanı geçen yıl yayımlanan The Zoologist’s Guide to the Galaxy (Zooloğun Galaksi Rehberi) kitabında şunları yazıyor:

Haber Fora, Science Daily, Science Alert, Forbes

Derleyen: Çağla Üren

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap