Güzel Sanatlar Fakültesi’nin ilahiyatçı dekanları, 4 fakülteye bakan rektör yardımcıları… Bir posttaki 4 görevin sırrı ne?

by Haber Fora

Gaziantep İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu üniversitesindeki 4 fakültenin dekanlığına da bakıyor.

Geçtiğimiz günlerde Hitit Üniversitesi’nin ilahiyatçı Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Halil İbrahim Şimşek’in Güzel Sanatlar ve Mimarlık, Spor Bilimleri ve Turizm fakültelerinin de vekaleten dekanlığını yapması kamuoyunda tartışıldı.

Hakkari Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Pakiş, rektörlük görevinin dışında Mühendislik ve Sağlık Bilimleri Fakülteleri’nin dekanlığını yapıyor. Üniversitenin rektör yardımcısı Prof. Dr. Erdoğan Bada bu görevinin yanında aynı zamanda Eğitim Fakültesi’nin dekanı.

Ömer Halisdemir Üniversitesi’nin tarihçi rektör yardımcısı Prof. Dr. İlyas Gökhan ise görev yaptığı eğitim kurumuna bağlı İslami İlimler Fakültesi’nin dekan vekili.

Çok sayıda üniversitede dekanlıklar, üniversite idarecileri tarafından vekaleten üstlenilmiş durumda. 

Üniversite yönetimleri, dekanlık için profesör kadrosunda bulunulması gerektiğini, ilgili fakültelerde profesör kadrosunda çalışan kimsenin bulunmaması nedeniyle böyle bir yöntem bulunduğunu belirtiyor.

Rektör ya da rektör yardımcılıklarının dışında birden çok üniversitenin dekanlığını yapan akademisyenlere ek bir ücret de verilmiyor. 

Profesör yoksa doçentler görevlendirilmeli

Peki, kamuoyunda tartışmalara neden olan bu uygulamanın asıl nedeni ne?

15 Temmuz darbe girişiminin ardından bütün dekanların istifasının istendiğini, güvenlik soruşturmasından sonra fakültelere dekanların tekrar atandığını hatırlatan Öğretim Elemanları Sendikası Başkanı Dr. Vahdet Özkoçak, bu dönemin ardından bir profesörün birden çok dekanlığa, daire başkanlıklarına ya da meslek yüksek okulu müdürlüklerine atandıklarını ifade etti. 

”Artık OHAL dönemini geride bıraktık. Üniversitelerdeki havanın yumuşatılması gerekiyor” diyen Özkoçak, ”Herhangi bir profesörün dekanlığa atanamadığı üniversitelerde doçentlerin asaleten olmasa bile vekaleten bu görevi yürütebilmelerinin önünün açacak düzenlemeler yapılmalı. Doçentler, diğer farklı konularda profesörlere vekalet edebiliyor. Ancak idari görevlerde kanuni engeller var. 2547 sayılı kanunun revize edilmesi gerekiyor” dedi.

Üniversitelerdeki erozyonu arttırıyor

Bir rektör ya da rektör yardımcısının 4-5 farklı fakülteye vekaleten dekanlık yapmasının maddi bir getirisi olmadığın ve bunun ”idari bir külfet” sayılabileceğini dile getiren Özkoçak, ”Bu aynı zamanda üniversitelerdeki erozyonu arttırıyor. Öğretim elemanlarının üniversitelerine duyduğu aidiyeti ortadan kaldırıyor” şeklinde konuştu.

Yeterli öğretim elemanı yoksa üniversite kurulmamalı

Bazı fakülte kadrolarında yüzde 10’un üzerinde profesör olmasına rağmen dekanlıklara vekaleten rektör yardımcılarının baktığını belirten Özkoçak, ”Bunun tespiti yapılabilir. 15 Temmuz’un ardından alınması gereken bir refleksi aradan geçen 5 yıla rağmen korumak çok anlamlı değil. Çağa ayak uydurmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Bazı üniversitelerde ise profesör kadrosunda kimse olmadığı için rektör ya da rektör yardımcılarının dekanlıklara vekalet ettiğini dile getiren Özkoçak, ”Yeterli öğretim elemanı yoksa zaten üniversite kurulmamalı. Günümüze yakışmayan yükseköğretim kanunu tekrar elden geçirilmeli. YÖK’ün kaldırılması her partinin seçim beyannamesinde yer alıyor, YÖK kaldırılarak yükseköğretim bakanlık düzeyinde ele alınmalı” değerlendirmesinde bulundu. 

 

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap