HDP’den rapor: Kayyım atanan belediyeleri hırsızlık sarmış durumda; fıstıkçı, kadayıfçı kayyımlar milyonlar harcadı, yolsuzlukla itham edilenler yeniden işe alındı, 10 bin kitaplık kütüphanede 300 kitap kaldı

by Haber Fora

T24 Haber Merkezi

Halkların Demokratik Partisi, (HDP) 31 Mart yerel seçimlerinin ardından 19 Ağustos 2019 tarihinde başlayan kayyım atamalarının birinci yıldönümünde açıkladığı raporda “Kayyım atanan belediyeleri hırsızlık sarmış durumda; fıstıkçı, çaycı, kadayıfçı kayyımlar milyonlar harcadı, yolsuzlukla itham edilenler yeniden işe alındı, 10 bin kitaplık kütüphanede 300 kitap kaldı, usülsüz krediler çekildi” denildi.

Rapor, 19 Ağustos 2019 tarihinde Diyarbakır, Mardin ve Van büyükşehir belediyelerine kayyım atamalarının yıl dönümünde  HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Garo Paylan, Demokratik Yerel Yönetimler Eş Sözcüsü Hediye Karaaslan, Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu Üyesi Yunus Parim tarafından açıklandı. 

Raporda kayyım atanan belediyelerin borç durumu, harcamalardaki dikkati çeken rakamlar, kadın kurumlarının kapatılması uygulamaları, belediye web sitelerinin Kürtçe bölümlerinin yayından kaldırılması, bazı belediye başkanlarına para teklif edilmesi gibi konulara yer verildi.

Raporun çarpıcı bölümleri şöyle: 

“Fıstıkçı, hamamcı, kadayıfçı kayyımlar açığa çıktı “

Mardin Büyükşehir Belediye Eşbaşkanımızın paylaştığı belgeler sonucunda çerezci kayyım açığa çıktı. Fıstıkçı, fincancı kayımlar açığa çıktı. Bizim karşılaştığımız tablo da Gever örneğinde ortaya çıktı. Gever 16 yıl boyunca hiçbir şekilde harcama yapmadan borç ödeyecek bir duruma sürüklenmiştir. Bunların hepsi belgelerle mevcut. 

“Başkanlık makamı için yaklaşık 55 bin lira çay ve şeker için harcanmış”

Yine tonlarca kadayıfın, çerezin alındığı örneklere benzer örnekler var. Sur Kayyımının başkanlık makamı için 200 kg çay, 400 kg çay şekeri için 21 bin 280 tl ödenirken 2 ay sonra 200 kilo çay 500 kilo şeker ve meşrubat için 33 bin 250 TL ödeniyor.

“Yolsuzlukla suçlananlar yine işe alındı”

Sur Belediyesinde dikkat çekeceğimiz olaylardan biri yolsuzluk nedeniyle iş akitleri feshedilen 4 çalışan ikinci kayyım döneminde yeniden göreve alındı ve bunların ikisi müdür vekilliği görevine getirildi. Benzer büyük çaplı yolsuzluklardan biri de Yüksekova’da. Yüksekova aylık geliri 4 milyon TL olan bir belediye. 31 Mart’ta biz belediyeyi aldığımızda 680 milyon TL’lik bir borç vardı. Bu 680 milyon TL’lik borcun 608 milyon lirası sadece su ve kanalizasyon için alınan bir krediydi.

“Yüksekova’nın nüfusu fazla gösterilip kredi çekildi”

Yüksekova nüfusu 100 bin ve belediyenin aylık geliri 4 milyon ama bu kredi başvurusu yapılırken Yüksekova nüfusunu 500 bin ve su gelirlerini de 5 milyon gösterip bu krediyi alıp Yüksekova halkını büyük bir borç altına koydular. Gelinen noktada bu paralar ne için kullanıldı bilinmiyor. Yüksekova’da insanlar hala suyu kovalarla taşıyor, hala bir kanalizasyon yok ama belediyelerinin 680 milyonluk borcu 920 milyon TL’ye çıktı. Halka hizmet için kullanılması gereken paraların tamamı belli kişilere ve gruplara peşkeş çekiliyor ve istikrarlı olarak artıyor. Benzeri Mardin Belediyesinde var. Mardin Belediyesini biz 1 milyar 50 bin TL borç ile almıştık şimdi borcu 1 milyar 800 bine ulaşmış durumda. Bu kentlerin hiçbirinde hiçbir hizmet yok. Tamamı iki ayda bir alınan çaylardan, şekerlerden ibaret. 

“Belediye eşbaşkanlarımıza maddi çıkar teklifinde bulundular”

Devreye koydukları bir yöntemden daha bahsetmek istiyoruz. Siyasi ahlaktan yoksun bir yöntemden bahsediyoruz. Belediye eşbaşkanlarımıza aracılar eliyle çeşitli maddi çıkarları destekleyen tekliflerde bulundular. Milyonlarca lira teklif edildi ve tek şey söylendi, ‘ya partinden istifa edip başka partilere geç ya da bağımsız kal’. Bunu yapmayan belediye eşbaşkanlarımızın yerine ertesi gün kayyım atadılar. Yani siyasi iktidar üçüncü yöntemi, siyasi ahlaktan, etikten yoksun yöntemi bu dönem ortaya koydu. Ve kayyımı belediye eşbaşkanlarımız üzerinde tehdit olarak kullanmaya başladı.

“Yaptıkları ilk iş maaşlarına yüzde 5845 zam yapmak oldu”

Belediye meclislerine dair kritik rol böyle iken bir örnek vermek istiyorum. Bağlar Belediyesi KHK gerekçesiyle gasp edilen bir belediyeydi. Ancak biz Diyarbakır Belediye Meclisinde 29 meclis üyesi ile temsil ediliyorduk. AKP’nin meclis üyesi sadece 9’du. Ne yaptılar, 14 belediye meclis üyemize kayyım atadılar. 
 
Peki bu kayyımlar kim? Bağlarda görevlendirilen memurlar, bunlar tarafsız değildi. Memurların kayyım olarak atandığı mecliste bir iş yaptılar. Belediye başkan yardımcısının maaşına yüzde 5845 oranında zam yaptılar. Çoğunluğu ilk ele geçirdikleri mecliste. Gerisini kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Belediye meclisini ele geçirdikleri bir yerde belediye başkan yardımcısının maaşına 5845 oranında zam yapılması halkın yararına olabilir mi? Bizim belediyeleri kazandığımız ya da belediye başkanlığını değil de meclis çoğunluğunu aldığımız her yerde AKP böyle müdahale etti. Tatvan, Edremit, Tuşba, Çaldıran bu belediyelerden. Muş İl Genel Meclisinde HDP 15 genel meclis üyesi ile temsil edilirken, 8 AKP meclis üyesi vardı. 7 tane meclis üyesinin yerine kayyım atandı. Çoğunluğun ele geçirilmesi için bir fazla. Tesadüf olabilir mi? Gerçekten meclis üyelerimiz için açılan soruşturmaların gerekçesi olabilir mi? Bunun mümkün olmadığını düşünüyoruz Tuşba, Edremit böyle. Tatvan da bunun örneği. 

10 bin kitaptan 300 kitap kalmış!

İlk kayyım döneminde Kürtçeye, Kürt kültürüne ve kitaplara olan nefret, ikinci kayyım döneminde de dinmedi. Muradiye Belediyesi’ne atanan kayyım, açılışına onay verdiği Ayşe Şan Kadın Kitap ve Konuk Evi’nin tabelasını indirerek kapısına kilit vurdu. Kitapların akıbeti belirsiz. Batman Belediyesine atanan kayyımın ilk işi belediyenin web adresinden Kürtçe dil seçeneğini kaldırmak oldu. Siirt Belediyesi kayyımı belediyeye ait Celadet Alî Bedîrxan Kütüphanesi’ni yıktırdı. Tepkiler üzerine yapılan açıklamada kütüphanenin tramvay projesi nedeniyle yıkıldığı belirtildi. Fakat ortada kütüphane kalmadı! Kayapınar Belediyesinde ise Cegerxwîn Kültür ve Sanat Merkezi’nde 2012’de kurulan kütüphanede bulunan 10 bini aşkın kitap, kayyım atamaları sonrası peyderpey azalarak 300’e kadar düştü. Bu kitap kırımı halen sürüyor.”
 
 
 
 
 
 
 
Mardin Büyükşehir Belediye Eşbaşkanımızın paylaştığı belgeler sonucunda çerezci kayyım açığa çıktı. Fıstıkçı, fincancı kayımlar açığa çıktı. Bizim karşılaştığımız tablo da Gever örneğinde ortaya çıktı. Gever 16 yıl boyunca hiçbir şekilde harcama yapmadan borç ödeyecek bir duruma sürüklenmiştir. Bunların hepsi belgelerle mevcut. 
Yine tonlarca kadayıfın, çerezin alındığı örneklere benzer örnekler var. Sur Kayyımının başkanlık makamı için 200 kg çay, 400 kg çay şekeri için 21 bin 280 tl ödenirken 2 ay sonra 200 kilo çay 500 kilo şeker ve meşrubat için 33 bin 250 TL ödeniyor.
Sur Belediyesinde dikkat çekeceğimiz olaylardan biri yolsuzluk nedeniyle iş akitleri feshedilen 4 çalışan ikinci kayyım döneminde yeniden göreve alındı ve bunların ikisi müdür vekilliği görevine getirildi. Benzer büyük çaplı yolsuzluklardan biri de Yüksekova’da. Yüksekova aylık geliri 4 milyon TL olan bir belediye. 31 Mart’ta biz belediyeyi aldığımızda 680 milyon TL’lik bir borç vardı. Bu 680 milyon TL’lik borcun 608 milyon lirası sadece su ve kanalizasyon için alınan bir krediydi.
Yüksekova nüfusu 100 bin ve belediyenin aylık geliri 4 milyon ama bu kredi başvurusu yapılırken Yüksekova nüfusunu 500 bin ve su gelirlerini de 5 milyon gösterip bu krediyi alıp Yüksekova halkını büyük bir borç altına koydular. Gelinen noktada bu paralar ne için kullanıldı bilinmiyor. Yüksekova’da insanlar hala suyu kovalarla taşıyor, hala bir kanalizasyon yok ama belediyelerinin 680 milyonluk borcu 920 milyon TL’ye çıktı. Halka hizmet için kullanılması gereken paraların tamamı belli kişilere ve gruplara peşkeş çekiliyor ve istikrarlı olarak artıyor. Benzeri Mardin Belediyesinde var. Mardin Belediyesini biz 1 milyar 50 bin TL borç ile almıştık şimdi borcu 1 milyar 800 bine ulaşmış durumda. Bu kentlerin hiçbirinde hiçbir hizmet yok. Tamamı iki ayda bir alınan çaylardan, şekerlerden ibaret. 
Devreye koydukları bir yöntemden daha bahsetmek istiyoruz. Siyasi ahlaktan yoksun bir yöntemden bahsediyoruz. Belediye eşbaşkanlarımıza aracılar eliyle çeşitli maddi çıkarları destekleyen tekliflerde bulundular. Milyonlarca lira teklif edildi ve tek şey söylendi, ‘ya partinden istifa edip başka partilere geç ya da bağımsız kal’. Bunu yapmayan belediye eşbaşkanlarımızın yerine ertesi gün kayyım atadılar. Yani siyasi iktidar üçüncü yöntemi, siyasi ahlaktan, etikten yoksun yöntemi bu dönem ortaya koydu. Ve kayyımı belediye eşbaşkanlarımız üzerinde tehdit olarak kullanmaya başladı.

“Yaptıkları ilk iş maaşlarına yüzde 5845 zam yapmak oldu”

Belediye meclislerine dair kritik rol böyle iken bir örnek vermek istiyorum. Bağlar Belediyesi KHK gerekçesiyle gasp edilen bir belediyeydi. Ancak biz Diyarbakır Belediye Meclisinde 29 meclis üyesi ile temsil ediliyorduk. AKP’nin meclis üyesi sadece 9’du. Ne yaptılar, 14 belediye meclis üyemize kayyım atadılar. 
 
Peki bu kayyımlar kim? Bağlarda görevlendirilen memurlar, bunlar tarafsız değildi. Memurların kayyım olarak atandığı mecliste bir iş yaptılar. Belediye başkan yardımcısının maaşına yüzde 5845 oranında zam yaptılar. Çoğunluğu ilk ele geçirdikleri mecliste. Gerisini kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Belediye meclisini ele geçirdikleri bir yerde belediye başkan yardımcısının maaşına 5845 oranında zam yapılması halkın yararına olabilir mi? Bizim belediyeleri kazandığımız ya da belediye başkanlığını değil de meclis çoğunluğunu aldığımız her yerde AKP böyle müdahale etti. Tatvan, Edremit, Tuşba, Çaldıran bu belediyelerden. Muş İl Genel Meclisinde HDP 15 genel meclis üyesi ile temsil edilirken, 8 AKP meclis üyesi vardı. 7 tane meclis üyesinin yerine kayyım atandı. Çoğunluğun ele geçirilmesi için bir fazla. Tesadüf olabilir mi? Gerçekten meclis üyelerimiz için açılan soruşturmaların gerekçesi olabilir mi? Bunun mümkün olmadığını düşünüyoruz Tuşba, Edremit böyle. Tatvan da bunun örneği. 

10 bin kitaptan 300 kitap kalmış!

İlk kayyım döneminde Kürtçeye, Kürt kültürüne ve kitaplara olan nefret, ikinci kayyım döneminde de dinmedi. Muradiye Belediyesi’ne atanan kayyım, açılışına onay verdiği Ayşe Şan Kadın Kitap ve Konuk Evi’nin tabelasını indirerek kapısına kilit vurdu. Kitapların akıbeti belirsiz. Batman Belediyesine atanan kayyımın ilk işi belediyenin web adresinden Kürtçe dil seçeneğini kaldırmak oldu. Siirt Belediyesi kayyımı belediyeye ait Celadet Alî Bedîrxan Kütüphanesi’ni yıktırdı. Tepkiler üzerine yapılan açıklamada kütüphanenin tramvay projesi nedeniyle yıkıldığı belirtildi. Fakat ortada kütüphane kalmadı! Kayapınar Belediyesinde ise Cegerxwîn Kültür ve Sanat Merkezi’nde 2012’de kurulan kütüphanede bulunan 10 bini aşkın kitap, kayyım atamaları sonrası peyderpey azalarak 300’e kadar düştü. Bu kitap kırımı halen sürüyor.”
 
 
 
 
 
Devreye koydukları bir yöntemden daha bahsetmek istiyoruz. Siyasi ahlaktan yoksun bir yöntemden bahsediyoruz. Belediye eşbaşkanlarımıza aracılar eliyle çeşitli maddi çıkarları destekleyen tekliflerde bulundular. Milyonlarca lira teklif edildi ve tek şey söylendi, ‘ya partinden istifa edip başka partilere geç ya da bağımsız kal’. Bunu yapmayan belediye eşbaşkanlarımızın yerine ertesi gün kayyım atadılar. Yani siyasi iktidar üçüncü yöntemi, siyasi ahlaktan, etikten yoksun yöntemi bu dönem ortaya koydu. Ve kayyımı belediye eşbaşkanlarımız üzerinde tehdit olarak kullanmaya başladı.
Belediye meclislerine dair kritik rol böyle iken bir örnek vermek istiyorum. Bağlar Belediyesi KHK gerekçesiyle gasp edilen bir belediyeydi. Ancak biz Diyarbakır Belediye Meclisinde 29 meclis üyesi ile temsil ediliyorduk. AKP’nin meclis üyesi sadece 9’du. Ne yaptılar, 14 belediye meclis üyemize kayyım atadılar. 
 
Peki bu kayyımlar kim? Bağlarda görevlendirilen memurlar, bunlar tarafsız değildi. Memurların kayyım olarak atandığı mecliste bir iş yaptılar. Belediye başkan yardımcısının maaşına yüzde 5845 oranında zam yaptılar. Çoğunluğu ilk ele geçirdikleri mecliste. Gerisini kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Belediye meclisini ele geçirdikleri bir yerde belediye başkan yardımcısının maaşına 5845 oranında zam yapılması halkın yararına olabilir mi? Bizim belediyeleri kazandığımız ya da belediye başkanlığını değil de meclis çoğunluğunu aldığımız her yerde AKP böyle müdahale etti. Tatvan, Edremit, Tuşba, Çaldıran bu belediyelerden. Muş İl Genel Meclisinde HDP 15 genel meclis üyesi ile temsil edilirken, 8 AKP meclis üyesi vardı. 7 tane meclis üyesinin yerine kayyım atandı. Çoğunluğun ele geçirilmesi için bir fazla. Tesadüf olabilir mi? Gerçekten meclis üyelerimiz için açılan soruşturmaların gerekçesi olabilir mi? Bunun mümkün olmadığını düşünüyoruz Tuşba, Edremit böyle. Tatvan da bunun örneği. 

10 bin kitaptan 300 kitap kalmış!

İlk kayyım döneminde Kürtçeye, Kürt kültürüne ve kitaplara olan nefret, ikinci kayyım döneminde de dinmedi. Muradiye Belediyesi’ne atanan kayyım, açılışına onay verdiği Ayşe Şan Kadın Kitap ve Konuk Evi’nin tabelasını indirerek kapısına kilit vurdu. Kitapların akıbeti belirsiz. Batman Belediyesine atanan kayyımın ilk işi belediyenin web adresinden Kürtçe dil seçeneğini kaldırmak oldu. Siirt Belediyesi kayyımı belediyeye ait Celadet Alî Bedîrxan Kütüphanesi’ni yıktırdı. Tepkiler üzerine yapılan açıklamada kütüphanenin tramvay projesi nedeniyle yıkıldığı belirtildi. Fakat ortada kütüphane kalmadı! Kayapınar Belediyesinde ise Cegerxwîn Kültür ve Sanat Merkezi’nde 2012’de kurulan kütüphanede bulunan 10 bini aşkın kitap, kayyım atamaları sonrası peyderpey azalarak 300’e kadar düştü. Bu kitap kırımı halen sürüyor.”
 
 
 
 
 
Belediye meclislerine dair kritik rol böyle iken bir örnek vermek istiyorum. Bağlar Belediyesi KHK gerekçesiyle gasp edilen bir belediyeydi. Ancak biz Diyarbakır Belediye Meclisinde 29 meclis üyesi ile temsil ediliyorduk. AKP’nin meclis üyesi sadece 9’du. Ne yaptılar, 14 belediye meclis üyemize kayyım atadılar. 
Belediye meclislerine dair kritik rol böyle iken bir örnek vermek istiyorum. Bağlar Belediyesi KHK gerekçesiyle gasp edilen bir belediyeydi. Ancak biz Diyarbakır Belediye Meclisinde 29 meclis üyesi ile temsil ediliyorduk. AKP’nin meclis üyesi sadece 9’du. Ne yaptılar, 14 belediye meclis üyemize kayyım atadılar. 
 
Peki bu kayyımlar kim? Bağlarda görevlendirilen memurlar, bunlar tarafsız değildi. Memurların kayyım olarak atandığı mecliste bir iş yaptılar. Belediye başkan yardımcısının maaşına yüzde 5845 oranında zam yaptılar. Çoğunluğu ilk ele geçirdikleri mecliste. Gerisini kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Belediye meclisini ele geçirdikleri bir yerde belediye başkan yardımcısının maaşına 5845 oranında zam yapılması halkın yararına olabilir mi? Bizim belediyeleri kazandığımız ya da belediye başkanlığını değil de meclis çoğunluğunu aldığımız her yerde AKP böyle müdahale etti. Tatvan, Edremit, Tuşba, Çaldıran bu belediyelerden. Muş İl Genel Meclisinde HDP 15 genel meclis üyesi ile temsil edilirken, 8 AKP meclis üyesi vardı. 7 tane meclis üyesinin yerine kayyım atandı. Çoğunluğun ele geçirilmesi için bir fazla. Tesadüf olabilir mi? Gerçekten meclis üyelerimiz için açılan soruşturmaların gerekçesi olabilir mi? Bunun mümkün olmadığını düşünüyoruz Tuşba, Edremit böyle. Tatvan da bunun örneği. 
İlk kayyım döneminde Kürtçeye, Kürt kültürüne ve kitaplara olan nefret, ikinci kayyım döneminde de dinmedi. Muradiye Belediyesi’ne atanan kayyım, açılışına onay verdiği Ayşe Şan Kadın Kitap ve Konuk Evi’nin tabelasını indirerek kapısına kilit vurdu. Kitapların akıbeti belirsiz. Batman Belediyesine atanan kayyımın ilk işi belediyenin web adresinden Kürtçe dil seçeneğini kaldırmak oldu. Siirt Belediyesi kayyımı belediyeye ait Celadet Alî Bedîrxan Kütüphanesi’ni yıktırdı. Tepkiler üzerine yapılan açıklamada kütüphanenin tramvay projesi nedeniyle yıkıldığı belirtildi. Fakat ortada kütüphane kalmadı! Kayapınar Belediyesinde ise Cegerxwîn Kültür ve Sanat Merkezi’nde 2012’de kurulan kütüphanede bulunan 10 bini aşkın kitap, kayyım atamaları sonrası peyderpey azalarak 300’e kadar düştü. Bu kitap kırımı halen sürüyor.”
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap