‘Huysuz Virjin’e ekranlar yasaklanmıştı: Türkiye tarafından 40 senedir kabul edilmiş işimi engellemeye ne hakkınız var?

by admin

Huysuz Virjin karakteriyle tanınan ve hayatını kaybeden Seyfi Dursunoğlu’nun televizyon programı, 2007 yılında RTÜK tarafından yasaklanmıştı. Dursunoğlu, RTÜK’ün ‘Huysuz Virjin’ yasağı sonrası verdiği röportajda, “Başkalarının, bu yaştan sonra beni şekillendirme isteğine tahammülüm yok. Türbanlı diye ödülünü alamayan bir genç kız var. Orada insan haklarını öne çıkararak ‘Bunu yapmaya ne hakkınız var’ diyorlar. Peki Türkiye tarafından 40 senedir kabul edilmiş işimi engellemeye ne hakkınız var?” ifadelerini kullanmıştı.

Dursunoğlu, ‘e verdiği röportajda şu şöyle konuşmuştu:

Hükümeti mi eleştiriyorsunuz?

“Evet, onların görüşlerini eleştiriyorum. Öbür tarafta, türbanlı diye ödülünü alamayan bir genç kız var. Ben o olaya üzüldüm. Orada insan haklarını öne çıkararak, “Bunu yapmaya ne hakkınız var” diyorlar. Benim, bütün Türkiye tarafından 40 senedir kabul edilmiş işimi engellemeye ne hakkınız var? Burada insan hakları aklınıza gelmiyor mu?”

Yurtdışında olsaydınız farklı bir yerde olur muydunuz?

“Yaptığım doğaçlama örneğini dünyada iki-üç kişi yapıyor. Bunun değerini Türkiye yeteri kadar bildi. Ben çalışmadan yaşayabilirim. Ama ben çalıştığım zaman 100 eve ekmek gidiyor.  Bunların anlaşılmamış olması gözümü yaşartıyor. Yoksa gelmişim geleceğim yere kadar. Bundan sonra ne olacak ki? Bu cezayı verecekseniz, 20 yaşında verseydiniz.”

Kaç yıldır Huysuz Virjin karakterini oynuyorsunuz?

“40 yıldır. İlk defa Huysuz olarak TRT’de ekrana çıktım. Sanırım 1976 veya 1977 yılıydı. O yıllarda Huysuz Virjin olarak TRT’ye çıkabiliyordum. Yani biz nereye gidiyoruz bilemiyorum. İnsanlar beni izlemekten son derece mutlu. 76 yaşında bir erkek, kadın kılığına girdiği zaman, sadece komik olur. Başka hiçbir şey olmaz. Bu, benim ayıbım değil. Ayıbı yapanlar düşünsün. Ben bütün mal varlığımı Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’na bıraktım. Yani vatanımın çocuklarının daha iyi yetişmesi için 40 senelik birikimimi bırakıyorum. Sonra da devlet benim için böyle bir karar alıyor. Ben şovumda siyaseti, sporu ve dini kullanmam. Yaptığım şovu herkes tarafından izlenebilir hale getirmek zorundayım. Siyasilerin de aynı düşüncede olması lazım. Herkesi memnun edecek kararları aldığın takdirde tekrar oy alabilirsin.”

“Eşcinsellik hastalık değil”

Bir yanda, kadın elbisesiyle şov yaptığınız için size uygulanan ekran yasağı, öbür yanda “İstanbul’a eşcinsel belediye başkanı olabilir mi” tartışması var. Bu tezadı nasıl değerlendiriyorsunuz?

“Çoğunluk daima başattır. Çoğunluğa tabi olmak zorundayız. Dünyaya gelirken kadın ve erkek cinsi var. Normali bu. Bunun dışında bir üçüncü cins varsa bile, çok az miktarda var. Az olan kısım, çoğunluk tarafından tabii ki ezilmek istenecektir. Eşcinsellik, dünyanın hiçbir yerinde takdir edilen bir olay değildir. Ama bu, bir hastalık da değil. Bu, doğuştan gelen bir istek, bir dürtü. Böyle olan bir insanın cinsel tercihi farklıdır. Onun dışındaki düşünceleri, senden, benden veya bir siyasetçiden farklı değil. Tarihte, çok büyük sanatçıların eşcinsel olduğunu biliyoruz. Eşcinsel olmak demek, kültürlü olamamak değil. Ancak cinsel tercihi bu yönde olan insanlar, bunu arka planda bırakmalı.”

TIKLAYIN –

TIKLAYIN –

TIKLAYIN –

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap