Irkçı tehditlerin hedefindeki avukat Seda Başay Yıldız, Alman polis teşkilatına sızan Neo-Naziler konusunda uyardı: “Yapısal bir sorun var, bunu görmeden hiçbir şey değişmez”

by Haber Fora

New York Times (NYT) gazetesi Almanya’da “NSU 2.0” imzasıyla ırkçı ve tehdit içerikli mesajlar alan avukat Seda Başay Yıldız’la konuştu.

Yıldız zamanında “Seni pis Türk tohumu. Kızını katledeceğiz” yazılı bir mesaj almıştı. Türkiye kökenli Alman vatandaşı savunma avukatı, aşırı sağdan gelen tehditlere alışkındı ancak bu mesaj diğerlerinden farklıydı.

Eski bir Neo-Nazi grubun baş harfleriyle imzalanmıştı ve üzerinde daha önce aldığı tehditler yüzünden açıkça paylaşmadığı adresi yazıyordu. Kimden gelmiş olursa olsun devlet tarafından korunan bir veri tabanına erişim sağlandığı ortadaydı.

Başay Yıldız, NYT’ye verdiği röportajda o günleri anlatırken “Bu mesajı ciddiye almam gerektiğini biliyordum. Ellerinde adresimiz vardı ve kızımızın nerede yaşadığını biliyorlardı. Ben de ilk kez polisi aradım” dedi.

Başvurusu neticesinde yapılan bir soruşturma, söz konusu bilgilerin bir polis bilgisayarından alındığını ortaya çıkaracaktı.

Diğer yandan parlamentonun yürüttüğü iki yıllık incelemeye dair bu ay paylaşılan bulgular da aşırı sağ ağların, Almanya’da elit özel kuvvetler dahil güvenlik hizmetlerine geniş çapta yayıldığını gösteriyordu.

Bununla birlikte uzmanlar dikkatlerin ordudan daha az denetime sahip, çok daha genişleyen ve daha az merkezi konumda yer alan, ayrıca vatandaşların güvenliği üzerinde gitgide daha çok etkisi olan polis teşkilatına çevrildiği uyarısında bulunuyordu.

II. Dünya Savaşı’ndaki acı tecrübelerin ardından Almanya, polis gücünün bir daha militarize ya da politize olmaması için çabalamış olsa da ülkenin farklı köşelerinde aşırı sağ ideolojiye dayalı gruplar oluşturan polis memurlarına dair ifşaatlarla kuşatılmış durumda.

Almanya’nın en büyük nüfusa sahip eyaleti olan ve 203 polis memurunun aşırı sağ kaynaklı olaylarla bağlantılı oldukları gerekçesiyle soruşturma altında bulunduğu Kuzey Ren-Vestfalya’da İçişleri Bakanı Herbert Reul, “Hep bu meselelerin münferit vakalar olduklarını ummuştum, gel gör ki şimdi onlardan pek çok var” dedi. 

Eyalette tehlike çanları eylül ayında 31 polisin Neo-Nazilerin şiddet içerikli propaganda materyallerini paylaştığının ortaya çıkmasıyla çalmaya başlarken, Reul geçen hafta verdiği röportajda, “Şans eseri bulduk. Şoke oldum. Önemsiz bir şey değil bu. Sağcı aşırıcılıkla ilgili bir sorunumuz var. Kurumlarımızın içine ne kadar sirayet ettiklerini bilmiyorum. Ancak üstesinden gelmezsek büyüyüp gidecekler” ifadesini kullandı.

Ekim ayındaysa Berlin polis teşkilatı içinde görevli 25 yetkilinin ırkçı bir sohbet grubuna katıldığı, bir başka olayda da 6 öğrencinin Holokost’u önemsiz gösterdikten ve 26 üyeli bir sohbet grubunda gamalı haç görüntülerini paylaştıktan sonra Berlin Polis Akademisi’nden atıldığı anlaşıldı.

Kasım ayında WhatsApp’da bir sohbet grubunda cephane fotoğrafları ve gamalı haç oluşturacak şekilde düzenlenmiş sıraların görüntülerinin tespit edilmesinin ardından Essen’de bir polis karakoluna baskın düzenlendi. Geçen hafta da kuzeydeki Kiel ve Neumünster şehirlerinde 4 polis memurunun şiddet yanlısı aşırı sağcı bir sohbete dahil olduğu ortaya çıktı. İki polisin evlerine yapılan baskınlarda cephane ve Nazi hatıraları bulundu.

Bununla birlikte Basay-Yıldız’ın yaşadığı Frankfurt şehrinin bulunduğu Hessen eyaleti ve Neo-Nazi tehditlerinin yöneltildiği diğer yüksek profilli hedefler üzerinde çokça duruldu.

Almanya’da ayrımcılığa aşina bir isim olan Başay Yıldız 10 yaşındayken anne babası ve başka gurbetçilerle birlikte Türkiye’den bu ülkeye gitmişti. Daha erken yaşlarda “Burada yabancıları istemiyoruz” diyen kişilerle tanışmıştı.

Yıllar sonra avukat olan Başay Yıldız, 2000-2007 döneminde 9’u göçmen 10 kişiyi öldüren Neo-Nazi terörist grup Nasyonal Sosyalist Yeraltı Örgütü’nün (NSU) ilk kurbanı olan bir Türk’ün avukatlığını yaparak öne çıktı.

Almanya’daki polis güçleri, bu olaylarda faillerin Neo-Naziler olduğunu ortaya koymayıp göçmenleri suçlarken, istihbarat servisinin ücretli muhbirleri de grubun liderlerinin gizlenmesini sağlamıştı. Gelişmenin 2011’de kamuoyuna yansımasından birkaç gün sonra muhbirlerin dosyaları istihbarat servisi tarafından parçalandı.

Temmuz 2018’de sona eren 5 yıllık davanın ardından Başay Yıldız müvekkillerine mütevazı sayılabilecek bir tazminat kazandırsa da almayı en çok umduğu karşılığı alamadı: Sorulara cevaplar…

Başay Yıldız, “Bu ağ ne kadar büyüktü ve devlet kurumları bunu biliyor muydu? Mahkemede geçen 438 günün ardından bu soruların yanıtını bilmiyoruz” dedi.
 

Duruşmaların bitmesinden sadece üç hafta sonra ilk tehdit faksını almaya başladı ve sonra da bu tehditlerin arkası kesilmedi.

Ancak bu meselede Başay Yıldız yalnız değildi. Hessen’deki polis bilgisayarları, her ikisi de tehdit alan komedyen İdil Baydar ve sol görüşlü politikacı Janine Wissler hakkındaki verileri aramak için kullanıldı. Eyaletin polis teşkilatı başkanı bu durumu aylarca bildirmedi, temmuz ayında da istifa etmek zorunda kaldı.

Başay Yıldız dahil söz konusu isimlere gönderilen tehditlerin çoğu, “NSU 2.0.” imzası kullanan bir kaynaktan geliyordu.

Konuyu inceleyen müfettişlerin Başay Yıldız’a ait bilgilerin Frankfurt’taki bir bilgisayardan, tehdidin ulaşmasından bir buçuk saat önce alındığını öğrenmesiyle birlikte o sırada oturum açmış olan polis memurunun görevi askıya alındı. Tüm polis karakolu arandı, bilgisayarlar ve cep telefonları incelendi, bu da 5 polis memurunun daha tutuklanmasına yol açtı. Yıl içinde sayı 38’e çıktı.

Başay Yıldız, “38 kişiden bahsediyorsanız ortada yapısal bir sorun var demektir. Dahası, bunu fark etmezseniz hiçbir şey değişmeyecek” ifadesini kullandı.

Kızıyla ilgili aldığı tehdidi polise bildirdiğini ve karşılığında “ortada somut bir tehdit olmadığı” yanıtını aldığını aktaran Başay Yıldız, “Artık bu söze güvenemem. Bu büyük bir güvensizlik faktörüdür: Kime güvenebilirim? Polise güvenemiyorsam kimi arayabilirim?” diye sordu.

Haber Fora, New York Times

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap