İslami kesimden uyuşturucu ile mücadele atağı… Bostan: Biz aynı açıdan madde bağımlıları aynı acıdan bakıyor

by Haber Fora

“Uyuşturucu kullanımına başlama yaşı 21, madde kullanımına başlamada en riskli yaş grubu ise 15-24 yaş aralığı olarak tespit edilmiştir”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, yukardaki bu sözleri, dün başkanlığını yaptığı “Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulu Toplantısı’nda” dile getirdi. 

Oktay, “acı tablo” olarak nitelediği durumdan kurtulmak için İçişleri Bakanlığı’nın geçen sene 158 bin 955 uyuşturucu operasyonu düzenlediğini belirterek, “Kovid-19 salgını sonrasında bir de ciddi bir bağımlılık dalgasıyla karşılaşmamak için gerekli önlemleri bugünden alacağız” dedi.

Devletin tepesindeki yetkililer, toplumun ciddi bir bağımlılık dalgasıyla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulunuyor.

Oktay yalnız değil, çağrı yapanların sayısı artıyor

Sadece Oktay değil, bu tehlikenin farkında olan herkes yıllardır avazı çıktığı kadar önlem alınması gerektiğini haykırıyor. 

Özellikle de İslami kesimde bazı kişi ve kurumlar, madde bağımlılığıyla ilgili topyekun bir mücadele yürütülmesi gerektiği çağrısında bulunuyor. 

Bunlardan birisi de İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı (İHH) Yönetim Kurulu Üyesi Osman Atalay. 

Bilindiği gibi İHH’nın ihtisas alanı ihtiyaç sahibi insanlara Türkiye halkının yaptığı bağışları ulaştırmak. 

Atalay da bu kurumda 1992 yılından beri yüzlerce ülkeye yardım götüren kişilerin arasında yer alıyor. 

Ancak Atalay, yıllardır yürüttüğü yardım faaliyetlerinin yanı sıra son senelerde uyuşturucu başta olmak üzere diğer bağımlılıklara karşı yürütülen mücadelelere destek veriyor. 

Bu amaçla Türkiye’nin birçok kentinde düzenlenen panel, toplantı ve seminerlere katılarak karşılaştığı “vahim ve acı tabloyu” anlatarak insanların dikkatini çekmeye çalıştı. 

Hazırladığı raporu kurum yöneticilerine elden teslim ediyor

Atalay, bu konuda bir de “Uyuşturucu ve Bağımlılıkla Mücadelede Sivil Toplumun Rolü” başlıklı bir rapor hazırladı. 

Birkaç yıl “Çocuklarımız zehirliyorlar… Mahallene, okuluna sahip çık. Uyuşturucuya hayır” afişleriyle madde bağımlılığına karşı başlatılan kampanyalarla İslami kesimin bu konuda faaliyet göstermesi için gayret gösteren Atalay, hazırladığı raporunu Ankara’da birçok kuruma teslim etti.

Söylediğine göre Atalay, raporu, Cumhurbaşkanı Sivil Dayanışma Platformu Başkanı Ayhan Oğan, Cumhurbaşkanı Danışmanı Ahmet Selim Köroğlu, Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü Nezir Gül, Gençlik ve Spor Bakanlığı Genel Müdürü Emre Topaloğlu, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Selim Argun, AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, MHP Genel Başkan Danışmanı Prof. Dr. Ruhi Ersoy, MHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Depboylu, CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakıröz, Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Atik Ağbay, HÜDA PAR İstanbul İl Başkanı Erdal Elibüyük, Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’a teslim etti. 

Ayrıca 12 bin raporu da kişi, kurum ve kuruluşa postaladığını ifade eden Atalay’a göre yangın çok büyük herkesin ele ele verip mücadele etmesi gerekiyor.

“10 milyon bağımlımız var” 

Bilim adamlarının artık “bağımlığın ciddi bir hastalık” olduğuna ilişkin değerlendirmelerde bulunduğunu aktaran Atalay, Türkiye’de alkol, tütün, kumar, teknoloji ve madde bağımlılığı sayısı 10 milyonu bulmuş olabilir.

Tabii rakam tartışmalı olabilir. Ancak 5 bağımlılık türüne bulaşanların sayısının küçümsenmeyecek nitelikte olduğunu söyleyen çok. 

Hele hele bulaşma yaşı konusunda dile getirilen rakam ise daha korkunç. Türkiye’de 12-17 yaş aralığındaki çocukların risk altında olduğunu artık açıkça belirtiliyor. Zaten Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay da 15-24 yaş aralığına dikkati çekmişti. 

Atalay’ın raporuna ve anlatımına göre son dönemlerde İslami kesimde bu illetle mücadele etme konusunda yabana atılmayacak bir çalışma var. Ancak yeterli değil. 

“İslami kesim ilgi gösteriyor ancak yeterli değil” 

Atalay bu durumu, “Geçmişle kıyaslandığında ciddi bir yaklaşım farkı var. Artık İslami kesim de bu hastalıkla uğraşıyor, buna karşı mücadele yürütüyor. Fakat bağımlılıkla mücadelede istenilen başarı yakalanmış değil” diye yorumladı. 

“Siyasette muhafazakar kesim var. Ama bağımlılığa karşı topyekun bir mücadele yürütülmüyor” diyen Atalay, şunları kaydetti: 

“Kamu kurum ve kuruluşların yapmaları gereken çok şey var. Özellikle de belediyeler ve sivil toplum kuruluşları ellerini değil gövdelerini bu taşın altına koymalılar. Türkiye’de 125 bini aşkın sivil toplum kuruluşu var. Bunların her biri kendi gücü ölçüsünde mücadele yürütse çok mesafe alınır.” 

Atalay, bir sivil toplum kuruluşunun yöneticisi. Artık madde bağımlılığı onun için algıda seçicilik konumuna gelmiş durumda. Pek çok konuyu anında reaksiyon gösteriyor. 

Üstelik Atalay ve görev yaptığı kurum olan İHH bu konuda yalnız değil. Birçok kurum bu alanda faaliyet yürütmeye başladı. 

Muhafazakarların kurmuş olduğu vakfı ve derneklerin yaklaşımı değişti

Çarşamba cemaati olarak bilinen İsmailağa, Adıyaman çıkışlı Menzil ve birçok cemaat ve tarikat bile uyuşturucu ile mücadele ediyor. Siyasi partiler de bu olaya kayıtsız kalmamaya gayet gösteriyor. 

Ama madde bağımlılığıyla mücadeleyi birinci ihtisas alanı olarak tercih eden vakıf ve dernekler de yok değil. 

Onlardan biri de Bağımsız Yaşam Derneği. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de madde bağımlılık eğrisinin yükselmesi nedeniyle bu alanda konumlanmayı tercih ediyorlar. 

Bağımsız Yaşam Derneği Genel Koordinatörü Regaip Bostan, tasarım uyuşturucuların çoğalmaya başlaması ve çevredeki gençlerin bu illete buluşması nedeniyle mücadele etmeye başladıklarını ve bu amaçla da 2013’te kurdukları sivil toplum örgütüyle çalışmalar yürüttüklerini söyledi. 

İSTOÇ’ta bulunan Kuzey Plaza’nın bir katında faaliyet yürüten derneğin bazı yerlerde ise merkezleri bulunuyor. 

Bostan’ın anlattığına göre, devletin ilgili birimlerinin mücadelesine rağmen uyuşturucu kullanımı ve satış faaliyetlerinin önüne geçilemiyor. 

“Ekmekten daha kolay maddeye ulaşan var” 

ABD başta olmak üzere Avrupa ülkelerinin de bu konuyla mücadelede başarısız olduklarını söyleyen Bostan, farklı devletlerden Türkiye’ye gelen bağımlılar olduğunu vurguladı.

Hollanda’da gelen bir bağımlının “Ekmekten daha kolay bir şekilde esrara ulaşıyoruz” sözünü hiç unutmadığını vurgulayan Bostan, “Bir tek gencimizin bile bu bataklığa düşmesini istemiyoruz. Amerika ve Avrupa gibi olmayalım istiyoruz. Bunun için çaba gösteriyoruz” dedi. 

Bostan, önleme faaliyetleri çerçevesinde paneller, konferanslar, toplantılar, seminerler düzenlediklerini, yazılı, görsel ve sosyal medya aracılığıyla maddenin zararlarını anlattıklarını bulaşanlar içinde farklı girişimlerde bulunduklarını anlattı. 

“Hep çaresizler geliyor, bunları illetten kurtarma oranımız yüzde 60”

AMATEM’e başvuran bağımlıları için de sosyal rehabilitasyon çalışmalarıyla gençleri kurtarmak için faaliyet gösterdiklerini belirten Bostan, şöyle konuştu: 

“8 yıl içerisinde binden fazla kişiye destek olmaya çalıştık. Psikologlarımız, sosyologlarımız, eğitim danışmanlarımız ve değerler eğitmenlerimizle bunlara bağımlıktan kurtarmaya çalışıyoruz. Bunların tamamının bağımlılıktan kurtulduğunu söylemek imkansız. Başarımız yüzde 60 civarında. Bağımlılık kişiye özgür bir hastalıktır. Herkese farklı yaklaşımda bulunuyoruz. İhtisas alanımız budur. Öncelikle insanların bu illete düşmesini engellemektir. Sonrasında ise düşenleri kurtarmaktır. Hep çaresiz olanlar geliyor. Bunlar bizi eş, dost, akraba ve çevre aracılığıyla bir de internetten buluyorlar.” 

“En az 200 kişi yatış sırası bekliyor” 

“Şu anda bizim aracılığımızla rehabilite olmak isteyen en az 200 kişi sırada bekliyor” diyen Bostan, “Yatış sırası bekleyen hasta sayısıdır bu. Siz bu alanda çalışma yapacak bir yapı oluşturup farklı mecralarda biraz reklam yapın kapınızı binlerce kişi çalar. Bunları artışı anlatmak için ifade ediyorum. Bize başvuranları yatıracak hastanemiz yok. Gelenleri misafir ediyoruz. 10 kişinin, 20 kişinin kalabileceği ev türünde misafirhanelerimiz var. Şu an İstanbul’da örgütlüyüz. Bu merkezleri çoğaltmak ve büyütmek istiyoruz. Alt yapımızı güçlendirmeyi arzu ediyoruz. Büyük bir ihtiyaç var. Bu hizmeti daha fazla kişiye vermek için büyümek istiyoruz” ifadelerini kullandı. 

“Muhafazakar ailelerin çocukları da kullanmaya başladı” 

Derneğe çok farklı millet ve inançtan insanların başvurduğunu söyleyen Bostan, “İslami kesim daha önce bu konuya fazla ilgi göstermiyordu. Ne oldu da şimdi bu kesim bu alana el attı?” sorusunu şöyle cevapladı:

“Muhafazakar camia bunu bir sağlık sorunu olarak görüyordu. Bunun bir psikiyatrik tedavi süreci vardır. Bu bizim alanımız değil’ düşüncesiyle yaklaşmazlardı. Ayrıca daha önce muhafazakar ailelerin çocukları arasında madde bağımlılığı fazla değil. İkincisi de bundan dolayı pek yaklaşmazlardı. Ancak dünyada sürekli artış gösteren tasarım uyuşturucuları nedeniyle herkes artık kullanmaya başladı. Dolayısıyla muhafazakar ailelerin çocukları da buna bulaşmaya başladı. Ayrıca bunun zengin-fakir, alim-cahil, Müslüman-Hristiyan ayırımı yoktur. Herkesin, her kesimden insanların çocukları bu illete bulaşabiliyor. Bu artış tüm dünyadan patlamış durumda. Onun için herkes ilgilenmek, mücadele etmek ve yaklaşım göstermez zorunda. Türkiye’de diğer dünya ülkelerine göre daha iyi mücadele ediliyor ama yeterli değil. Pandemiyle nasıl mücadele ediliyorsa bu madde bağımlılığıyla da öyle topyekün bir mücadele hatta seferberlik durumu şarttır.” 

“Uyuşturucu ile Mücadele Eylem Planı” kapsamında sivil toplum kuruluşlarına bir rol biçildiğini aktaran Bostan, yaptıkların tüm faaliyetleri yasal çerçevede yürüttüklerini belitti. 

“Biz aynı açıdan, onlar aynı acıdan bakıyor” 

Bağımlılıkla mücadelenin bir maliyeti olduğunu bunu ise farklı kurum ve kuruluşlara sundukları projelerine aldıkları desteklerle karşıladıklarının dile getiren Bostan, şunları kaydetti: 

“Bizim için insan büyük bir değerdir. Onu kurtarmamanın ayrı bir hazzı var. Avrupa ülkelerinden çok kişi başvuruyor bize. Ama buraya bir imam, bir ilçe sağlık müdürü, doktor ve avukat da geldi. Bu insanlar işsiz değil. Suriyeli sığınmacı gençlere bir kırmızı hap veriyorlar. Uyarıcı hap olarak verilen bu hap tamamıyla eroin bir türevidir. Birçok genç bitiktir. Sahadan gelen eğitim danışmalarımızı var. İşin eğitimini alan uzmanlarımızla biz hem alaylı hem de mektepliyiz. Yaramız çok büyük. Her kesimden, her mezhepten insan geldiği gibi inançsızlar da geliyor. Bize gelenlerin çoğunluğu uyuşturucu bağımlılardır. Biz aynı açıdan bakıyoruz ama onlar aynı acıdan bakan insanlar. Bizlerin de onların acısını anlamamız lazım.” 

“Beynimdeki Düşmanı” yenen adam: Yücel Kuran

Yıllarca uyuşturucu madde kullandıktan sonra bir vesileyle terk edip hayata sıfırdan başlayan isimlerden biri de Yücel Kuran. 

Kuran, maddeden kurtulduktan sonra kitaplar yazarak bunun tehlikesine dikkat çekti. 

Sırasıyla “Beynimdeki Düşman”, “Mavi Umut”, “Sokakların Umudu” ve “Beni Oku” kitaplarına imza attı. 

“Beynimdeki Düşman” isimli 272 sayfalık kitabında hikayesini anlatan 40 yaşındaki Kuran, şimdilerde bu illete düşenlere yardım etmeye çalışıyor. 
 
18 yaşında uyuşturucuya başladığını şimdilerde bunu “akran zorbalığı” diye tanımlayan Kuran, “Kişi bir gruba dahil olmak için akranlarının sergilediği tavırları göstermek zorunda kalıyor. Bir arabanın içinde üç arkadaşa uymak için ben de içtim ve sonrasında esrarla devam ettim” dedi. 

“Hem kendimi hem ailemi tükettim” 

Madde bağımlısı olduktan sonra hayatının alt üst olduğunu, bağımlıyken evlenip bir kız babası olduğunu askere giderken orada silahla kendini yaraladığını sonrasında hayatının perişan olduğunu anlatan Kuran, “Kendimi vurduğum için ceza aldım ve 18 ay olan askerliği 24 ayda bitirebildim. Sonra boşandım, kızımdan oldum. Babam varlıklı bir insandı. Benden dolayı hem ben hem de babam her şeyimizi kaybettik” diye konuştu. 

Esrardan sonra kokaine bulaştığını bu yüzden ise her şeyini kaybedip sokaklarda yaşamaya başladığını aktaran Kuran, “Bu illeti 12 yıl içtim. Ailemi maddi olarak bitirdim. Para bitip kokain alamayınca daha ucuz olan bonzaiye bulaştım. Bu ilacın etkisindeyken anne bir gece ‘oğlumu kurtarayım’ düşüncesiyle beni öldürmeye çalışmış. Buna babam engel olmuş. Böyle olunca o günden sonra evi terk ettim. Bakırköy Devlet Hastanesi’nin bahçesinde iki yıl yaşadım. Karabaş adlı köpeğimle burada yaşarken çöplükte bulduklarımla yaşamımı devam ettirdim” bilgisini paylaştı. 

Bir gün belediyeden gelen ekibin köpeği Karabaş’ı alıp götürmeye çalıştığını anlatan Kuran, bir adamın kendisine söylediği, ‘Bak oğlum biz bunları öldürmüyoruz. Barınağa götürüyoruz. Bunun evi olacak’ şeklindeki sözlerini asla unutmadığını söyleyen Kuran, “Köpeğim bir yuvaya kavuştu ama ben orada kaldım. Sokak çocukları, madde bağımlıların kalacak bir yerleri yok” ifadelerini kullandı. 

“Toplum sokak çocukların görmüyor, onlar da görünmez olduklarını düşünüyor” 

“Sokak çocukları özellikle de madde bağımlıları görünmez olduklarını düşünüyorlar” diyen Kuran, sözlerine şöyle devam etti: 

“İnsanlar sokakta kalanları görmüyorlar. Madde bağımlıları da görünmez olduklarını düşündüklerini için rahat hareket ediyorlar. Bir gün birisinde sigara istedim. Sigara istediğim sırada o kişi bana şöyle bir baktı ve ‘enişte, enişte’ diye sesledi. Ben de ona baktım ve bağıran kişinin kızımın kuzeni, yanındakinin de eski eşimin kardeşi olduğunu öğrendim. Beni o halde gördüklerinde ölmek istedim. Artık orada duramadım. Yeni mekanım metrobüs oldu. Çünkü, metrobüsler sabaha kadar çalışır. Üçüncü günümde birisi Bağımsız Yaşam Derneği’nin kartını elime verdi. Bundan 4,5 yıl önce son bir umutla buraya geldim. Tedaviye başladım. Uyuşturucuyu bıraktım. Okumaya başladım, yazarlık atölyelerine gittim ve seminerlere katıldım. Kitap yazmaya başladım. Dört kitap yazdım, Milat gazetesinde ise yazarlık yapmaya başladım.”

Kuran, Bağımsız Yaşam Derneği’nde bağımlılık danışmanlığı yaptığını ifade ederek sokaktan gelen insanların elinden gelindiğince yardımcı olmaya çalıştığını söyledi. 

Uyuşturucu satıcılarının bağımlılara sürekli olarak ‘bu işte kurtuluş olmadığına’ ilişkin telkinde bulunduğunu aktaran Kuran, “Gençler buraya geldiğinde kendi gibi sokaklara düşmüş ve daha sonra kurtulmuş canlı örneklerle karşılaşıyorlar” dedi. 

“Aileleri de 6 haftalık bir eğitimden geçiriyoruz” 

Anne babasına verdiği zararları telafi etmeye çalıştığını, kızıyla görüştüğün yeni bir hayat kurarak geçmişi geride bıraktığını vurgulayan Kuran, tedavi amaçlı gelen gençlere neler anlattığını ise şu sözlerle dile getirdi: 

“Bunun bir hastalık olduğunu ama durdurulabileceğini, insanların bunla nasıl mücadele edebileceklerini anlatıyorum. Onları ayık yaşam programlarına tabi tutuyoruz. Sadece bizler değil, psikolog, sosyolog, manevi değerler hocaları var. Maddenin yerini mana alsın istiyoruz. Herkese testler yapıyoruz. Uyuşturucudan kurtulanlara “temizdir” belgesinin düzenlenmesini sağlayarak suç dosyaları olan gençleri temize çıkmasına çalışıyoruz. Sadece bağımlıyla değil, “aileye iyilik” adı altında 6 haftalık eğitim veriyoruz. Madde bağımlısı olan insanlara nasıl davranılması gerektiğini anlatıyoruz. Uyuşturucudan kurtulan başarılı gençlerin de eğitimci olması için çaba sarf ediyoruz. Şu anda bu kurumda görev yapan 16 kişinden 10’u eski madde bağımlısı.” 

Uyuşturucu bağımlılığını dipsiz bir kuyuya benzettiğini ifade eden Kuran, gençlere “O kuyuya düşen hiçbir bir şey görmüyor. Yukarı bakıldığında sadece çırpındıkça çıkılamayacak duvarlar örülür. O kuyunun içine girmeyin. Orada hiçbir şey yok. Girdiyseniz de bunu gizlemeyin, saklamayın. En kısa zamanda bağırın, çağırın, çığlık atın” çağırısında bulundu. 

“Şu anda en yaygın kimyasal uyuşturucu metanfetamin” 

Tüm uyuşturucu türlerine kimyasal maddeler katıldığını bunun da bağımlılığı 10 kat daha arttırdığını ifade eden Kuran, sözlerini şöyle tamamladı: 

“Esrarla başlıyorlar, sonra birçok türü deniyorlar. Şu anda yer yüzünün en tehlikeli maddesi metanfetamin denilen bir şey var. Bunu için genç 10 gün uyuyamıyor. Beyinde paranoyak düşüncelere açıyor. Şu kadın cinayetlerini bir incelesinler altında nelerin çıkacağını görecekler. Yüzde 60 oranında madde bağımlıları işliyor bu cinayetleri. 

“Sonuç odaklı stratejiler geliştirilmeli” 

Osman Atalay, Regaip Bostan ve Yücel Kuran ağız birliği etmişçesine gençler arasında çok yayın şekilde kullanılan metanfetamine dikkati çekti. 

Bu tasarım uyuşturucunun çok büyük etkileri olduğunu anlatan üçlüye göre; sağlık, sosyal, hukuk, özel sektör, kamu, sivil toplum, medya ve üniversitelerin katılımıyla sonuç odaklı stratejiler geliştirilmeli. 5 zararlı bağımlılığın 4’ünün yasam arzda olması çok büyük sorun. Yasal arz olan maddelerin ulaşımının ve görünürlüğünün zorlaştırılması gerekiyor. Aksi takdirde, yangın herkesi yakabilir. 

 

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap