İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Bahadır Erdem: Bu ülkede insanlar o kadar kolay ‘teröristlikle’ suçlanır oldu ki, gerçek teröristler arada zil çalıp oynuyor

by Haber Fora

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Bahadır Erdem, son dönemdeki açıklamalarıyla televizyon kanallarının sıklıkla görüşlerine başvurduğu siyasetçiler listesinin başında yer alıyor. 

Erdem, insanların kimliğine, kişiliğine, inancına bakmaksızın karşılaştıkları durumu göz önünde bulundurarak yorum yapmaya gayret ediyor. 

Gerektiğinde ya kişinin karşılaştığı duruma karşı çıkıyor ya da hak ve hukuk açısından yaşananların normal olduğunu savunuyor. 

Erdem’in odağında yer aldığı son tartışma eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın karşı karşıya kaldığı durumla ilgili yaşandı. 

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi’nin Demirtaş hakkında verdiği kararı değerlendiren Erdem, karar gereği tutuklunun serbest bırakılması gerektiği söyledi. 

Türkiye’nin Avrupa İnsan Haklar Sözleşmesi (AİHS) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) uyacağına dair taahhütte bulunduğunu hatırlatan Erdem, bir anda ‘teröriste destek’ vermekle suçlandı. 

Televizyon kanalındaki tartışma programında oluşturulan polemik konusunda görüşlerine başvurduğunuz Erdem, “Polemik yaratıla yaratıla ülke bu hale getirildi” dedi. 

“Tartışmalar üzerinden siyaset yapılandırılıyor, millet bölünüyor” 

Cezaevindeki bir şahsa haksızlık yapılıp yapılmadığından ziyade hukukun ne dediği üzerinden değerlendirme yaptığı için eleştirildiğini ifade eden Erdem, “Türkiye’nin hiçbir zaman kişiye özel kararların verildiği bir ülke olmasını istemeyiz. Önemli olan yargının tarafsız, siyasetten uzak olmasıdır ve hakim teminatının sağlanmıştır olmasıdır. Bu gerçekten sonuna kadar işletilmesi gereken bir durumdur” diye konuştu.  

Selahattin Demirtaş, Osman Kavala veyahut ismi bilinen diğer gazeteci, siyasetçi ve iş insanlarının davalarının, onların isimleri üzerinden tartışıldığını hatırlatan Erdem, “Bu tartışma üzerinden de siyaset yapılandırılıyor, millet bölünüyor. Halbuki bunu sadece hukuk yönüyle tartışılması gerekiyor” yorumunda bulundu.  

Türkiye’nin, AİHS ve AİHM kararlarına uyacağına dair sözleşmelere imza attığını belirten Erdem’e göre bu metinlerin altına imza atan iktidarın ve destekçileri bunu ihlal ediyor.

“4-5 yıldır içeride olanları davaları neden karara bağlanmıyor?”

“Beni, Selahattin Demirtaş’ın şahsi insan ve vatandaş olarak ilgilendiriyor” diyen Erdem, “Kobani olaylarından dolayı canlarını yitiren insanlara tabii ki üzülüyorum. Buna sebep olanlar, yargı önünde cezasını çeker. Ama buradaki mesele hiçbir şekilde Selahattin Demirtaş’ın şahsını göz önünü almaksızın değerlendirilmelidir. AİHM’in verdiği bir karar var. Ve Türkiye de bu kararlara uymak zorundadır. Demirtaş, şu an hala yargılanıyor. AİHM’in verdiği karar ise uzun tutukluluk haline ilişkindir. Yargılanma sonunda kararı verecek olan Türk yargısıdır. Biz de diyoruz ki: Demirtaş ya da diğer kişiler, niçin bu kadar tutuklu kalıyor? Davaları neden neticelendirilmiyor? Neden, 4-5 seneden beridir bunları davaları bitmiyor? Yargı bir karar versin, bitirilsin. Ardından istinaf ve temyizi var. Türkiye’de çözümsüzlükler üzerinden siyaset yapılıyor. Bunu televizyon ekranından söylediğim için büyük bir ilgi çekti. Yanımda oturan gazeteci arkadaşlarımız bunun manşet olacağını düşündüler. Bir yerde de mutlu oldular” diye konuştu. 

Selahattin Demirtaş ve diğer uzun tutukluların durumundan kimsenin mutlu olmaması gerektiğinin altını çizen Erdem, “Bizler bu uzayan yargı süreçlerinden mutsuz olmalıyız” dedi. 

“Mahkemelerin çözüm bulması istenmiyor” 

Bu duruma dikkat çeken bazı parti yetkililerinin iktidar ortakları tarafından “teröristlikle” suçlandıklarına işarete eden Erdem, şöyle konuştu: 

“Bunlar ‘terörist’, şunlar ‘yerli ve milli değil’ denilmesi birilerinin işine geliyor. Benim bütün kavgam aksayan hukuk düzeniyledir. Mahkemeler çözüm bulsun, Türk yargısı bir karar versin diye arzu edilmiyor. Yargı karar vermeyip işi uzattıkça bu siyasetin işine geliyor. Bu uzayan yargının ne kadar kullanışlı bir malzeme olduğuna lütfen dikkat edin. Bunun üzerinden bu davanın sanığı Selahattin Demirtaş’a ‘terörist’ demiyorsunuz. İktidar ve ortakları ile onları destekleyenleri, herkesi de bir güzel ‘teröristlikle’ suçluyorlar. Bu kullanışlı malzeme üzerinden millet de bir güzel bölünüyor. Bizim için kişiye özel yargı olmaz, kişiye özel karar olmaz. Ben şunu diyorum: davası bir an önce bitirilsin. Yargı karar verdikten sonra üzerinden konuşulur. Kesin hukuk kararı üzerinden herkes durumu tartışır ve gerekeni yerli yerine koyar.” 

“Problem hukukun işletilmemesidir” 

Erdem, AİHM Büyük Daire kararını adil bulduğu için değil, Demirtaş meselesinde uzun tutukluluk haline ve kişiye özel bir yargılama ve karar alma mekanizmasına dönüşen yargı işleyişine itiraz da bulunduğunu söyledi. 

AİHM’in almış olduğu kararların da tartışılabileceğini, bunun birileri tarafından adil görülmemesinin de normal karşılanmasının gerektiğini vurgulayan Erdem, “Hukukun yapması gereken AİHM’in kararına uymaktır. Problem hukukun işletilmemesindedir. Adalet ve hukuk işlediği zaman ve kurallara uyulduğu zaman devlet olarak çok güçlenirsiniz. Böyle bir durumda Türk devleti ve Türk yargısı güçlenir. Ve tabii ki, milletimiz güçlenir. Bizim derdimiz budur. Milletin itibarını sağlamaktır. Onun için yargının bir an evvel kararını vermesi gerektiğini söylüyoruz” ifadelerini kullandı. 

“O kadar çok kişi FETÖ’cülükle suçlandı ki, gerçek FETÖ’cüler arada mutlu oluyor”

 “Türk yargısı neden hep tartışılır hale getiriliyor?” sorusuna Bahadır Erdem, şu cevabı verdi: 

“AİHM’nin Türk halkının ve hukukunun gerçeğini göz önüne almadan verdiği kararları oldu. Bazı kararları beğenmezsek de uymak durumundayız. Bunu yargının siyasallaşmasının önüne geçmek için yaparız. Birileri talimatla iş yaparsa yargıyı siyasallaştırmış oluyor. Buna direnmek yargıçların boyunlarının borcudur. Siyasetten gelen talimatlara karşı koymak hakim ve savcılarımızın giydikleri cübbeleri ve ettikleri yeminin gereğidir. Yargı siyasetten ari olmak zorundadır. Ona baskı yapanlar bile gün gelir, baskıya boyun eğmeyen yargının oluşturduğu adaletten hem dışarıdan hem de içeride gün gelir yararlanırlar. Adalet Bakanı Abdülhamit Gül bile ‘klavye silahşörlüğü yapmayın, bana sosyal medya şu bırakılsın, bu tutuklansın talimatı vermeyin’ dedi. Son 10 yılda bu ülkede insanlar, o kadar kolay ‘teröristlikle’ suçlanır hale geldi ki, gerçek teröristler arada zil çalıp oynuyor. O kadar adama çok FETÖ’cü diyoruz ki, gerçek FETÖ’cüler arada mutlu oluyor. O kadar çok kişiyi PKK terör örgütü mensubu olmakla suçluyoruz ki, gerçekten bu ülkeyi yıkmaya çalışan PKK’lılar arada mutlu oluyorlar. Terörün anlamını ucuzlatmamalıyız. Çünkü, terör çok vahim bir suçtur. Dünyanın lanetlediği bir suç ve hukuksuzluktur. Memleketin hayrı için uğraşan insanları çok basit şekilde teröristlikle suçlarsak o zaman gerçek terör arada kaynar. Türkiye’de son yıllarda oturan düzen budur. Bir trol cephesi var. Kendi gibi düşünmeyen herkesi ‘teröristlikle’ suçluyor. Bu durum, terörü zayıflatmıyor, bana kalırsa tam aksine güçlendiriyor.”  

Yıllardır üniversitede hukuk dersleri veren Prof. Dr. Erdem’e göre son yıllarda Türk mahkemeleri karar vermeden insanlar, “katil”, “terörist”, “tecavüzcü” şeklindeki nitelendirmelerle karşı karşıya kalıyor. 

“Yasama, yürütme ve yargı birbirine vesayet kuramaz” 

Bunun çok büyük yanlışlara yol açtığını ifade eden Erdem, yargının verdiği kararların ise Türk halkı tarafından adil görülmemeye başladığını vurguladı. 

“Türkiye’de son yıllarda yargıya büyük bir baskı yapılıyor” diyen Erdem, “Bunu yapan tabii ki iktidardır. Muhalefetin böyle bir gücü yok. Daha önceki iktidarlar da benzer uygulamalar yapmışlardır. Bu konuda hiç kimse masum değil. Dünyadaki her iktidar da yargıyı eline almak ister. Ama gerçek bir kuvvetler ayrılığı olduğu zaman böyle bir duruma müsaade edilmez. Biz de yargı güçlü olmak zorunda. Yasama, yürütme ve yargı birbirine vesayet kuramaz. Gerçek anlamda bağımsız üç erk olarak işlemek durumundadır. Bu İYİ Parti’nin anayasa çalışmalarının en önemli kriterlerinden biri olarak kamuoyuna açıklanacak. İşin özeti, yargıyı kişilere has karar vermekten ve yargının kişilere has kararlar vermesini emreden bir siyasetten uzak durmamız gerekiyor” değerlendirmesine bulundu. 

“Bakalım hangisi galip çıkacak?”

Her şeye rağmen yargıya güvenmek gerektiğinin altını çizen Erdem, AİHM kararları ve Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmasının yargıyı zayıflatmayacağını aksine bu kurama olan güveni güçlendireceğini vurguladı. 

Sadece AİHM kararlarının uygulanması değil, Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına da artık yerel mahkemelerin direnir hale geldiğini bunun da başka sorunları beraberinde getirdiğini hatırlatan Erdem, “Bütün Türkiye merakla bekliyor. Bakalım AK Parti’nin adalet reformu mu galip gelecek yoksa reforma karşı gelenler ve karşı gelenlerin etkisi altındaki yargı mı galip çıkacak? Anayasa Mahkemesi, Enis Berberoğlu’nun başvurusuna verdiği ‘hak ihlali’ kararını ikinci kez 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. Oy birliğiyle verdiği bu karara bir alt mahkemesinin uymaması çok açık şekilde Anayasa ihlal suçudur” diye konuştu. 

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun annesiyle birlikte çekilmiş bir fotoğrafın altına yazılan hakaret içerikli mesaj üzerinden başlayan tartışmaya da değinen Erdem, Soylu ve Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün iktidarda olduklarını hatırlatarak, bu tür “rezaletlerin” önüne geçmenin onları görevi olduğunu anımsattı. 

Soylu’nun son yıllarda bu makama gelen en güçlü İçişleri Bakanı olduğunu belirten Erdem, “Eğer güçlü bir bakan bile bundan şikayet ediyorsa o zaman şunu düşünmek zorunda. Peki Türkiye’yi bu hale ne getirdi? Bu durama biz neden geldik? Bunu anlatmaya çalışıyorum. İYİ Parti Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener, ‘Bizim kulübe hoş geldin Sayın Soylu!’ dedi. Bu konuda yüzbinlerce insan mağdur. Bir haksızlığa karşı çıktığınızda sizi anında ‘teröristlikle’ suçluyorlar. Selahattin Demirtaş konusunda AİHM Kararlarına uyulması gerektiğini söylediğim için eleştiriliyorum. Hukuk, düşüncelerimizden ve yaklaşımlarımızdan ari bir şekilde işlemezse gün gelir hepimiz yara alırız” 

“İYİ Parti için HDP ile herhangi bir şekilde yan yana gelmek mümkün değildir”

Demirtaş’ın tutuksuz yargılanması gerektiğini savunduğu için “Teröriste destek vermekle suçlandığını” hatırlatan Erdem, “İYİ Parti HDP ile, İYİ Partililer de HDP’lilerle birlikte anılmaktan rahatsız oluyorlar mı?” şeklindeki sorumuza şu cevabı verdi: 

“PKK bir terör örgütüdür. Türkiye’ye büyük zararları olmuştur. 50 yıldır bitirilmeyen PKK’nın yaptıklarından dolayı iktidarların mesuliyetleri vardı. HDP de Türkiye’ye zarar veren bu terör örgütüne karşı olduğunu açıkça söylemedikçe, bu konuda milleti samimi şekilde inandırmadıkça İYİ Parti için HDP ile herhangi bir şekilde yan yana gelmek mümkün değildir. Seçmenimiz de partimizin ilkeleri de hiçbir zaman bunu kabul etmez. Ama seçmenler nezdinden bir ayrım yapılamaz. Onun için bir vatandaş olarak HDP’nin PKK ile arasına mesafe koymasını isterdim. Ama bunu yapmadı, yapamadı. 50 yıldan beridir, ülkenin altına dinamit yerleştiren bir terör örgütünün yanında hiçbir siyasi parti yer almamalıdır.” 

“İktidar, HDP üzerinden CHP ve İYİ Parti’yi de teröristlikle suçluyor” 

Suçlamalara rağmen hiçbir siyasi partinin kapatılmasını savunmadığını dile getiren İyi Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Bahadır Erdem, sözlerin şöyle tamamladı: 

“Refah Partisi’nin kapatılmasına karşı çıktım. AK Parti’nin kapatılmaması gerektiğini savundum. HDP de bir siyasi partidir. Hiçbir zaman kapatılsın istemem. Bu ülkenin iktidar yetkilileri, HDP’nin terörle iltisaklı olduğunu söylediler. Birçok belediyelerine kayyum atanmış. Fezleke düzenlenmeyen sadece iki HDP vekili olduğu ifade ediliyor. Madem böyle Yargıtay Başsavcısı HDP için neden kapatma davası açmıyor. Bunun iki anlamı var. Demek ki, başsavcı bunlara inanmıyor. Ya da suç işliyor. Yargı bunu yapmamakla suç işliyor. Demek ki, burada garip bir şey var. HDP, iktidar tarafından çok kullanışlı bir aparat olarak kullanılıyor. Çünkü, sadece HDP’yi teröristlikle suçlamıyor. Onun yanında CHP, İYİ Parti de teröristlikle suçlanıyor. Onun için soruyorum. Bu yargıda 5-6 yıldır devam eden davaların çözülmesini bunun için mi istemiyorlar? İşte bütün bunlara sebebiyet vermemeni bir yolu var. Gerçek anlamda bu milletin yararına çalışmak. Buradan söz veriyorum: Kürt vatandaşlarımızın sorunlarını çözecek parti de İYİ Parti’dir. El ele verip birlikte hareket etmek zorundayız. Ülkenin sorunlarını birlikte çözmek durumundayız. Demokrasi, bana hiç benzemeyen, benim gibi düşünmeyen insanların hak ve hukukunu da savunmaktır.”
 

 

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap