İyi Partili Ümit Özdağ: Gülen’e mektuplarını okuyunca Enver Altaylı benim için tarih oldu

by Haber Fora

İyi Parti İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ’ın partisinin İstanbul il başkanı Buğra Kavuncu’yu ‘FETÖ’cülükle itham etmesinin ardından başlayan tartışma sürüyor. Disiplin Kurulu’na sevk edilerek savunması istenen Özdağ, yeni açıklamalarda bulundu. Enver Altaylı ile ilişkisine dair, “Gülen’e yazdığı mektupları okuyunca Altaylı benim için tarih oldu. Orhan Kavuncu’yu sever ve sayarım. Sadece dostluğunu gördüğüm bir insandır. Kızmayı beceremeyecek kadar iyi bir adamdır benim hafızamda. Ancak mesele benim kişisel duygularım değil, Türk devletinin ve Türk milliyetçiliğinin menfaatlarıdır. Söz konusu devlet olduğunda, Osmanlı, devleti yaşatmak için kardeşini kesmiş” açıklamasında bulundu.
“Bahadır Erdem ve benzerlerinin el üzerinde tutulduğu, Ruzi Nazar-Enver Altaylı çizgisinin devamı Buğra Kavuncu’nun İyi Parti Genel Başkanlığı’na taşındığı bir partide Ümit Özdağ’ın disiplin kuruluna sevk ve ihraç edilmesi doğaldır” diyen Özdağ, Kavuncu’nun FETÖ ile iltisaklı olmamasının inandırıcı olmadığını söyleyerek, “Siz FETÖ’nün yurt dışındaki en büyük STÖ’lerinden birisinin kurucu üyesi ve başkan yardımcısı olacaksınız ve FETÖ ile hiçbir iltisakınız olmayacak. Bu hiç inandırıcı değil” ifadelerini kaydetti.
nı yanıtlayan Özdağ “Size göre Buğra Kavuncu FETÖ’cü mü?” sorusuna Ruzi Nazar ve Kavuncu’un dayısı Enver Altaylı’yı hatırlatarak cevap verdi. Özdağ yanıtında şu ifadeleri kullandı:
“Öncelikle Buğra Kavuncu’yu sadece bir kişi olarak değerlendirmemeliyiz. Ben Buğra Kavuncu’yu Ruzi Nazar-Duane R. Clarridge (Ruzi Nazar’ın patronu) Enver Altaylı ve Altaylı’nın bugünkü bağları çerçevesinde değerlendiriyorum. Buğra Kavuncu’nun babası Orhan Kavuncu da Enver Altaylı’dan “fikri liderim” diye bahsediyor. Altaylı ise bu iki isim konusunda “Saygıdeğer büyüklerim Ruzi Nazar ve Duane Clarridge’e (ruhları şad olsun) karşı taşıdığım ahlaki sorumluluğun bilinciyle” diyerek, çok açık bir şekilde ortaya koyuyor. Altaylı’nın saygıdeğer büyüğü Duane Clarridge, “A Spy For All Seasons” adlı kitabında ise kendi kahramanı olarak Lawrence’i gösteriyor. Buğra Kavuncu’nun İYİ Parti öncesinde Kazakistan’daki iş kariyerinde de başarılı olmasını sağlayan, İYİ Parti’de hızla yükselmesinin önünü açan, daha genel başkan yardımcısı iken bir divan üyesinin odasında “geleceğin genel başkanı” olarak kulaklara fısıldanmasının nedeni arkasındaki gelenek ve bu geleneğin son 25 yılda kontrol ettiği şebekedir.”
“Bu hiç inandırıcı değil”
Televizyonda yaptığı açıklamada “Bir FETÖ‘cü sivil toplum örgütünün başkan yardımcılığını yaptı iseniz bunu izah etmek zorundasınız” dediğini hatırlatan Özdağ, “Söz konusu STÖ Kazakistan Türk İşadamları Derneği (KATİAD). 15 Temmuz 2016’da gerçekleşen FETÖ’cü darbe girişiminden sonra Türkiye Cumhuriyeti KATİAD’ın FETÖ’cü dernek olduğunu Kazakistan’a bildirmiş ve kapatılmasını istemiş. Kavuncu, KATİAD başkan yardımcısı olduğunu inkâr edemiyor. Kurucusu ve başkan yardımcısı olduğu STÖ’ye devlet THY, Ziraat Bankası ve Anadolu Ajansı gibi şirketlerinin/kuruluşlarında de üye olduğunu söyleyerek meşru bir yapı olduğunu ileri sürüyor. Siz FETÖ’nün yurt dışındaki en büyük STÖ’lerinden birisinin kurucu üyesi ve başkan yardımcısı olacaksınız ve FETÖ ile hiçbir iltisakınız olmayacak. Bu hiç inandırıcı değil” diye konuştu.
“Büyük sancılar ortaya çıkaracak”
Özbey’in İyi Parti Genel Başkanı Akşener’in “Yedi sülalemde FETÖ’cü bulursanız istifa ederim” sözünü hatırlatmasının ardından Özdağ şunları söyledi:
“Akşener’in ailesinde FETÖ ile başından itibaren mücadele eden çok saygın ilahiyatçılar, rahmetli ağabeyi gibi rahmetli babama da samimi bir sevgi ile ‘ağabey’ diyen saygın Türk milliyetçileri ön plana çıkıyor. Ben de partinin genel başkan yardımcıları, parti sözcüleri ve il başkanlarında da benzer özelliklerin olmasını talep ediyorum. Sonuç olarak 17 yaşında FETÖ’cü abiler ile irtibata geçtiği, babası tarafından itiraf edilen, FETÖ’nün Türkiye dışındaki en büyük derneğinde kurucu üyelik ve başkan yardımcılığı yapan, iki dayısı, amcası, kardeşi ve eniştesi FETÖ’cü veya FETÖ iltisaklı olan ve offshore hesaplar üzerinde para oynatan bir kişinin İYİ Parti gibi FETÖ ile mücadeleyi temel ilkelerinden birisi yapmış, programına koymuş, bir partide genel başkan yardımcılığı, parti sözcülüğü, İstanbul il başkanlığı yapması ve genel başkanlığa hazırlanması FETÖ ile mücadele açısından büyük sakıncalar ortaya çıkaracak diyorum.
“Partinin kuruluşunun üçüncü yılında gördüm ki İYİ Parti’yi Akşener’e rağmen korumak mümkün değil” ifadelerini kullanan Özdağ şöyle devam etti:
“Akşener son kurultayda üç sene önce kurduğumuz partiyi yeniden kurdu. Hem kendisinden sonra Buğra Kavuncu’nun genel başkanlığının altyapısını hazırlayarak hem İYİ Parti’yi Türk milliyetçiliğinden liberal bir çizgiye çekerek. Akşener, 20 Eylül Kongresi’nden sonra yaptığı değerlendirmelerde -ki bu değerlendirmeler İYİ Parti il başkanları tarafından da teşkilatlara aktarılmaya başlandı- şu mesajları veriyor: 1) İYİ Parti’ye kurultayda getirdiği yeni kadrolarla liberal bir açılım yapacağım. 2) Prof. Dr. Bahadır Erdem bu liberal açılım çerçevesinde anayasa değişikliğinde parti adına önemli rol oynayacak. 3) Geçim derdinde olan seçmeni İYİ Parti’deki iç meseleler ile ilgilenmiyor. 4) Anketlerde İYİ Parti’nin oylarında bir düşüş olmadığı için halen devam eden iç meselenin çözümü ile ilgilenmeyeceğim. 5) İYİ Parti’de milliyetçi dayatmaları kabul etmeyeceğim. Bu politikaların uygulanabilmesi için ise bazı isimlerin tasfiye edilmesi gerekiyor. Yaşanan budur.”

Özdağ ne demişti?
Özdağ’ın, katıldığı bir televizyon programında İstanbul İl Başkanı Kavuncu’nun “FETÖ’cü” olduğu yönündeki iddialarının ardından Kavuncu, Özdağ hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Daha sonra parti teşkilatları, Özdağ’ın beyanlarının gerçek dışı ve iftira olduğunun belirtildiği dilekçeleri genel merkeze ileterek, Özdağ’ın partiden ihraç edilmesini istemişti. Genel Başkan Akşener ise teşkilatlardan gelen başvuru ve talepleri değerlendirerek, Özdağ’ın Disiplin Kurulu’na sevkine karar vermişti.
Özdağ, yaptığı açıklamada, “Bana karşı işletilen disiplin süreci, İyi Parti Disiplin Yönetmeliği’ne göre ilerleyen bir hukuki süreç değil, siyasal kampanya çerçevesinde ‘vahşi Batı’daki siyasal linç’ ilkelerine göre gelişmiştir ve bu kabul edilebilir değildir.” açıklamasını yapmıştı.
Ümit Özdağ, disipline sevk edilmesine neden olan konunun, “katıldığı bir televizyon programında İstanbul İl Başkanı’nın Kazakistan’da FETÖ tarafından kurulan bir STÖ’nün başkan yardımcılığı konusuna açıklık getirmesini istemesi” olduğunu ifade etmişti.

 

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap