Kadrajdakiler: Herkesin âşık olduğu bir oyuncu; Mark Ruffalo

by Haber Fora

Zodiac‘taki Müfettiş David Toschi rolünden Yenilmezler‘deki Incredible Hulk’a kadar, Mark Ruffalo sinema dünyasında kendisi için başarı ve takdirlerle dolu bir oyunculuk kariyeri inşa etti.

Yakın zamanda ise; tek yumurta ikizi kardeşlere hayat verdiği I Know This Much Is True adlı drama türündeki mini dizisiyle beni kendine bir kez daha hayran bırakan aktöre bu performansı 78. Altın Küre Ödülleri adaylığında En İyi Erkek Oyuncu Ödülü‘nü getirdi.
 

Herkesin âşık olduğu bir oyuncu; Mark Ruffalo

Ünlü oyuncu Rachel Weisz’in verdiği bir röportajda; “onunla biraz vakit geçiren (ya da onu seyreden) herkes ona âşık olur; kadınlar, erkekler, hatta köpekler bile…” şeklindeki ifadesi bir sinemasever olarak benim ona karşı olan hislerimin tam da tercümesi gibi.

Onun içinde olduğu bir filmi seyrederken, onunla ilgili sahneler bir an önce gelse, hatta hiç bitmese diye düşünürken bulduğum oluyor kendimi.
 

Fransız kökenli Amerikalı aktris Sunris Coigney ile Temmuz 2000’de evlenen, karısına “Kraliçem” şeklinde hitap eden ve Keen, Bella Noche ve Odette adında üç çocuğu olan aktörün kendi çocukluğuna biraz dönecek olursam; 22 Kasım 1967’de Wisconsin’in bir sanayi kasabası olan Kenosha’da, Mark Alan Ruffalo adıyla dünyaya gelen bu karizmatik ve sempatik oyuncunun melez kökleri İtalya, Fransa ve Kanada’ya kadar uzanmaktadır.

Kuaför ve stilist olan annesi ile şehirde üç kez güreş şampiyonu olan inşaat boyacısı babasının himayesinde sevgi dolu büyük bir İtalyan ailesinde iki kız kardeşi ve bir erkek kardeşi ile bir arada büyüyen Mark, çocukluğunu, babasının üyesi olduğu yerel bir Bahâî topluluğunda geçirdi ve bu sıralarda ilerlemeci eğitimi veren bir okula devam etti.
 

Çocukken hiç kimsenin fark etmediği disleksi hastalığı nedeniyle zorluklarla karşılaşan ve arkadaşları, okulu ve çevresiyle uyum sorunu yaşayan Mark, tüm eğitim hayatı boyunca sevilmeyen başarısız bir çocukluk geçirdi.

Babasının Wisconsin’de sürdürdüğü işleri ters gidip iflas edince aile olarak şanslarını başka bir yerde deneme kararı alındıktan sonra ergenlik günlerini Virginia’da geçiren Mark, burada First Colonial Lisesi’nden mezun oldu.

Mezuniyetinin ardından yine işleri iyi gitmeyen ailesi ile birlikte önce San Diego’ya ardından da erkek kardeşiyle birlikte evden ayrılarak Los Angeles’a taşındı.

Yaklaşık on yıl boyunca barmenlik yaparak hayatını idame ettiren Mark, ilerleyen süreçte Los Angeles’ta Stella Adler Konservatuvarı’nda dersler aldı ve Orpheus Tiyatro Topluluğu’nun kurucularından biri oldu, bu toplulukta oyunlar yazdı, yönetti ve başrollerde oynadı.
 

Trajik geçmişi

Barmenlikten yazarlığa, tiyatro oyunculuğundan yönetmenliğe varıncaya kadar sayısız işe el atmış olan bu mütevazı aktörün her ne kadar şu an parlak bir kariyeri varsa da geçmişi de bir o kadar trajedilerle doludur.

Arkadaşlarının gelecekteki hedefleri hakkında konuştuğu okul yıllarında ebeveynleri Mark’a mezuniyet sonrası planlarını sorduğunda o her ne kadar bunu çok istese de ailesine oyuncu olmak istediğini söylemekten utanır ve durumu sürekli geçiştirir.

Ailesinin beklentilerinin aksine o, zamanının çoğunu sigara içerek, sörf yaparak ve amaçsız bir şekilde orada burada dolaşarak geçirir.
 

Bu dönemler Mark’ın depresyona girdiği ve neredeyse köprüden atlamaya hazır olduğu en zor dönemlerdir.

Yaşamın arka planında sürekli akıp giden bu depresyonla hayatı boyunca hep sıkıntının gölgesinde yaşayan Mark ilerleyen süreçte Stella Adler Konservatuarı’ndan ders almak için Los Angeles’a gider.

Burada en az kendisi kadar üzgün olduğunu gözlemlediği ve bu nedenle de kendisine yakın hissettiği Michael adlı biriyle çok yakın arkadaş olur; inançlarından ilgi alanlarına ve yaşam deneyimlerine varıncaya kadar tüm duygularını neredeyse ortak yaşamaya başladıkları sırada, 1994 yılında, Michael intihar ederek hayata veda eder.

En yakın arkadaşının bu şekilde ölümü Mark’ı oldukça sarsar ve derinden etkiler; zaten depresyonun eşiğinde sürdürdüğü hayatı bu ölümle birlikte daha da kararır.
 

Öldürmeyen şey güçlendirir

Ancak kısa bir süre sonra ölümün bir kaçış olmadığını ve intiharda bir cevap olmadığını gören Mark, en yakın arkadaşının ölümünün kendi hayatının değerini anlamasına yardımcı olduğunu anlar ve aynı kararı vermesini engelleyen bu ölüm kendisinin ruhsal olarak güçlenmesini sağlar.

Bu andan itibaren Mark Ruffalo için oyunculuk, gençlik yıllarının acısını geride bırakmanın ve önüne bakarak ilerlemenin bir yolu haline gelir.

Küçük çaplı rol aldığı filmlerden sonra 2000 yılında başrollerinden birini üstlendiği You Can Count On Me adlı film ile yükselişe geçen kariyeri 2002 yılında teşhis edilen beyin tümörü yüzünden bir süre sekteye uğrar.

Beyin tümörü geliştirdiğine dair bir rüya gördükten sonra endişelenerek bir doktora danışmaya karar veren Mark, yapılan bir tarama sonrasında gerçekten de kafasında bir tümör teşhis edildiğini öğrenir.
 

Mark, bu tümör teşhis edildiği sırada karısı ilk çocuğunu beklediği için başlangıçta bu haberi ondan saklar, ancak oğlu Keen’in doğumundan birkaç hafta sonra, tümörü çıkarmak için ameliyat masasına yatar.

Teşhis edilen bu Köşe Tümörü (Akustik Nörinom) sebebiyle olduğu tedavi sürecinde operasyon başarılı geçse de sonradan ortaya çıkan yan etkiler nedeniyle bir kulağı sağır olan oyuncu, ameliyat sonrasında yüz ve denge sinirlerinin bir kısmını kaybeder.

Tümör çıkarıldıktan sonra, oyuncunun yüzünün sol tarafında ortaya çıkan felç yeni komplikasyonlara neden olunca Mark evinde yeniden uzun süreli bir istirahate çekilmek zorunda kalır ve bu süre içinde bir daha çalışamayacağı gerçeğini kabullenmekte çok zorlanır.

Felçle başa çıkmak yeterince zorken Mark bunların üstüne ameliyatının ardından 40 kilo alır.

Bu süre içinde her gün yaklaşık bir saat yüz kaslarını hareket ettirmeye odaklanır ve her gün kilometrelerce yürüyüş yapar.
 

Ayrıca felci hafifletmeye yardımcı olmak için akupunktur, bitkisel terapi, masaj ve reçeteli rejimle birlikte diğer alternatif ilaç formları da dahil olmak üzere çeşitli tedaviler almaya devam eder.

Tüm bunlar iyileşmesini hızlandırmaya ve dengesini yeniden kazanmasına yardımcı olur.

Bunun üzerine altı aylık felçten sonra hafif hareketlerle de olsa yüzündeki tüm kontrolleri yeniden geri kazanmaya başlayan Mark birkaç ay daha sürecek bir istirahat sonunda tüm bu zorlukları atlatmayı başarır.
 

Acıların adamı

Mark Ruffalo’nun hayatındaki trajediler yine de onun için bitmiş değildir; hayatında en yakınlarından olan erkek kardeşi de 2008 yılında bir cinayet sonucunda hayatını kaybettiğinde Mark bir kez daha travma yaşar ve Hollywood’daki çalışmalarına ara vermeye karar verir.

Bu süre içinde hayatın kısa olduğu gerçeğiyle yüzleşen Mark çalışanlarıyla yollarını ayırır, Los Angeles’taki dairesini terk eder ve karısı ve üç çocuğuyla New York’un dışındaki tenha bir eve taşınır.

Yine de Mark Ruffalo, Hollywood yaşam tarzından tamamen kopamaz ve ilk yönetmenlik denemesi olan Sympathy for Delicious ile sinemaya yeniden bir dönüş yapar ve ayrıca erkek kardeşine bir saygı duruşu olarak bu süre içinde bir rol de üstlenir.
 

Tam kariyerini yeniden rayına koyacağı sırada 2010 yılında Gasland adlı bir belgesel için çalışırken; belgeselin reklamını sürdürdüğü sırada her yerde Amerika’nın petrol bağımlılığı hakkında sert konuşmalar yapınca aktörün adı gözlenmesi gereken teröristler listesine girer.

Başlarda bunu umursamaz fakat sonrasında bu mesele yüzünden iş kaybetmeye başlayınca bunu düzeltmek için bir sürü mahkemeye çıkmak zorunda kalır.
 

Sinemaya merhaba

Sinemaya merhaba demeden önce neredeyse 800 kere seçmelere katılan, hırsı ve azmiyle istediği sonucu elde edene kadar denemekten vazgeçmeyen Mark Ruffalo; oyunculuğa geç başlamasına rağmen kısa zamanda büyük başarılara imza atarak oynadığı herhangi bir filmde dikkatten kaçması mümkün olmayan ve her defasında sade ama nevi şahsına münhasır duruşuyla kendisini hemen fark edeceğiniz bir oyunculuk sergiler.

Üstelik kendisini her filminde hayranlıkla izlediğim; yüzü, mizacı ve oyunculuğu hem romantik komedi hem drama hem de psikolojik gerilimlere çok yakışan bu aktör, yeri geldiğinde işkolik bir polis, yeri geldiğinde yakışıklı, seksi, romantik bir aşık, yeri geldiğinde ise bohem bir genç olurken bu rollerin hiçbiri onun üstünde sırıtmaz.
 

Oynadığı karakterlerin kafasından geçenleri ufak jestlerle veya minicik bir mimikle seyirciye aktarırken aynı zamanda gizemli olmayı da ustalıkla başarır.

Çoğu zaman mırıldanıyormuş hissini veren konuşma tarzı ve ses tonu ise her daim üzerinde taşıdığı sükûnete oldukça yakışır.
 

Mark Ruffalo’nun ödüllerle dolu filmografisi

Mark Ruffalo, belki de en yüksek bilinirliği Marvel Sinematik Evreni’ndeki Bruce Banner rolüyle kazanmış olmasına rağmen, bu rolden çok önce uzun ve başarılı bir kariyere sahip olduğunu belirtmek isterim ki bu da onu merak edenler için çok fazla bilgi olduğu anlamına gelir.

Yine de mümkün mertebe en özet şekilde size biraz bu çalışmalarından bahsetmek isterim.

Bana Güvenebilirsin

Yönetmen: Kenneth Lonergan / Oyuncular: Mark Ruffalo, Amy Ryan, Michael Countryman, Adam LeFevre, Halley Feiffer, Whitney Vance, Peter Kerwin, Betsy Aidem, Laura Linney, Rory Culkin, J. Smith-Cameron, Matthew Broderick, Jon Tenney, Gaby Hoffmann, Lisa Altomare, Kenneth Lonergan, Nina Garbiras, Richard Hummer, Kim Parker, Josh Lucas, Allan Gill, Brian Ramage, Kevin Kean Murphy / Süre: 111 dakika
 

1990’ların ilk yarısında Mirror Mirror film serisiyle sinema dünyasına adım atan Mark Ruffalo sonrasında 1996 yapımı The Dentist ve 1998 yapımı Safe Men gibi filmlerde küçük rollerde yer aldı.

Bu süre içinde yazar Kenneth Lonergan ile tanıştıktan sonra onunla çalışmaya başladı ve yazarın birçok oyununda sahne aldı; bu oyunlardan biri de This is Our Youth (1998) idi.

Bu oyundaki rolü Mark Ruffalo’ya, 2000 yılında başrolünü Laura Linney ile paylaştığı ve Linney’nin kafası karışık, problemli kardeşi Terry’i canlandırdığı You Can Count on Me filminde oynamanın kapılarını açtı.
 

Laura Linney’ye “En İyi Kadın Oyuncu” adaylığı kazandıran bu film, aileleri hayatta olmayan, her şeyleriyle birbirinden çok farklı iki kardeşin ilişkilerini kadraja alarak farklı hayatlar yaşayan ve iletişimleri kopma noktasına gelen bir abla-kardeşin arasındaki sarsılmaz bağı anlatır.

Ebeveynlerini çocukken trafik kazasında kaybeden iki kardeşten biri olan Samantha, kötü bir birliktelik sonunda dünyaya gelen sekiz yaşındaki oğlunu babasız büyütmeye çalışan bir bankacıdır.
 

Doğduğu yeri terk etmiş olan ve hayatını tam anlamıyla yoluna koyamayan erkek kardeşi Terry ise bir zaman sonra kardeşinin yanına döndüğünde birlikte geçirecekleri zaman diliminde, farkına varamadıkları birçok şeyin pişmanlığını yaşamaya başlarlar.
 

Filmdeki performansıyla Marlon Brando’nun gençliği ile karşılaştırılan Mark Ruffalo’nun başrolünde yer aldığı; doğduğu, büyüdüğü ve yaşadığı yere kendini ait hissetmeyen ve bu yüzden hayatını farklı bir yerde arayan ama özünde hala çocuk olan bir erkek kardeşin bir süre için yuvaya dönüşüyle birlikte yaşananların etkileyici bir üslupla anlatıldığı bu film toplamda 30 ödüle layık görülür ve 2 Oscar ödülüne aday gösterilir.

Az bilinmesine karşın hala keşfedilmek için parlayan, Amerikan Yazarlar Derneği’nin “En İyi Orijinal Senaryo” ödülü ile taçlandırdığı bu film Mark Ruffalo’nun filmografisinde görülmeye değer, gerçekçi bir zemin üzerinde duran bağımsız bir film olarak yer almaktadır.

Bensiz Hayatım

Yönetmen: Isabel Coixet / Oyuncular: Mark Ruffalo, Sarah Polley, Amanda Plummer, Scott Speedman, Leonor Watling, Debbie Harry, Maria de Medeiros, Julian Richings, Kenya Jo Kennedy, Jessica Amlee, Esther García, Camille Martinez, María Cami, Deanne Henry, Gillian Barber, Errin Lally, Jerry Thompson, Morgan Brayton, Sam Barnett, Lauren Diewold, Neezor Elerezeli, Sonja Bennett, Tyron Leitso, Alfred Molina / Süre: 106 dakika
 

2003 yılında çekilen My Life Without Me adlı bu film; ölümüne yaklaşan genç bir kadının, eline kalemi kâğıdı alıp, belki biraz bencilce, ama fazlasıyla diğerkâm tutkularını kelimelere dökmesinin etrafında şekilleniyor.

23 yaşındaki Ann, okulda temizlik yaparak kocasına destek olan bir kadındır, üstelik bu genç yaşına rağmen iki de çocuğu vardır.

Kocası ve çocuklarıyla annesinin bahçesindeki bir karavanda yaşayan ve ailesi uğruna gidemediği üniversitede temizlik yapan Ann hayata karşı çok umutsuzdur, öyle ki etrafı; işsiz kocası, yaşadığı hayatı tasvip etmeyen annesi ve on senedir görmediği babasının hezeyanları ile çevrilidir.
 

Ancak Ann bu sıradan yaşamının aniden daha da tepetaklak olabileceğinin henüz farkında değildir.

Bir gün yeniden hamile olduğunu düşünerek hastaneye gider fakat sonuçlar çıktığında kanser olduğunu ve iki ay ömrünün kaldığını öğrenir.
 

İki ay içinde yitip gideceği hayatına bir çeki düzen vermek isteyen Ann, bu durumu ailesine ve arkadaşlarına söylemek yerine ölmeden önce yapacaklarının listesini hazırlar; hayata veda etmeden önce tüm yapmak istediklerini yazar.

Bu arada gönlünü kaptırdığı yakışıklı bir erkek ile hayalini kurduğu bir aşk yaşamaya başlar.
 

Bu filmde Lee karakteri için kamera karşısına geçen Mark Ruffalo; çaresizlik ve umutsuzluk içinde tüm hayatını kocasına ve çocuklarına adayan Ann’i öpücükleriyle hayata bağlayan listedeki “başka bir adam” rolüyle dikkatleri üzerine çekerek En İyi Yardımcı Oyuncu adaylığı elde eder.

Keşke 30 Olsam

Yönetmen: Gary Winick / Oyuncular: Mark Ruffalo, Jennifer Garner, Judy Greer, Andy Serkis, Kathy Baker, Phil Reeves, Sam Ball, Marcia DeBonis, Christa B. Allen, Sean Marquette, Kiersten Warren, Joe Grifasi, Mary Pat Gleason, Susan Egan, Lynn Collins, Renee Olstead, Alexandra Kyle, Alex Black, Ashley Benson, Brittany Curran, Brie Larson, Megan Lusk, Julia Roth, Jeffrey Shane Cohn, George Hine, Philip Pavel, Sarah Loew, Maz Jobrani, Ian Barford, Benita Krista Nall, Robinne Lee, Justin Burke, Sara Swain, Catherine Combs, Gia Mantegna, Sydni Beaudoin, Jim Gaffigan, Corena Chase, Crystal Michelle, Madeline Sprung-Keyser, Richard Whitebear, Shambo Pfaff, John W. Grant, Fabrice Calmettes, Eron Otcasek, Kevin D. White, Timothy Anderson, Adrian Armas, Carmit Bachar, Rita Bland, Douglas Caldwell, Tyce Diorio, Nadine Ellis, Janina Garraway, Stacey Harper, Brandon Henschel, Michael William Higgins, Katie Miller, Nancy O’Meara, Bubba Dean Rambo, Caroline A. Rice, Kevin Alexander Stea, Michon Suyama, Kadee Sweeney, Natalie Willes, Darrel W. Wright, Kimberly Wyatt, Jason Yribar / Süre: 98 dakika
 

2004 yılında çekilen 13 Going on 30; gönülden isteyerek tutulan dileklere dikkat edilmesi gerektiğine dikkat çeken, çünkü bu dileklerin umulmadık bir anda gerçek olabileceğini anlatan keyifli bir film.

Yıl 1987… Jenna Rink de diğer bütün yaşıtları gibi, çarçabuk büyümek isteyen on üç yaşına basmak üzere olan genç bir kızdır.

Ailesinin baskısı yüzünden bunalımda olan Jenna bir de okulda sevdiği çocuk tarafından görmezden gelinmektedir.
 

En iyi arkadaşı ve komşusu Matt Flamhaff’ten başka zaman geçirecek kimsesinin olmamasından sıkılan Jenna, on üçüncü yaş günü partisi için okulun tüm havalı çocuklarını evine davet eder.

Ama parti tam bir felakete dönüşür; zaten ergenlik sorunlarıyla başı dertte olan Jenna’nın bu doğum günü partisinde, en yakın arkadaşı Lucy muzip bir oyun oynayınca Jenna için her şey daha da alt üst olur.

“Cennette Yedi Dakika” oyunu için dolaba kilitlenen Jenna orada tek başına bırakılır ve kendini küçük düşmüş hisseder.

Dolapta mahsur kalan ve hoşlandığı erkeğin karşısında alay konusu olup fazlasıyla incinen Jenna, otuz yaşına gelene dek saklanmaktan başka bir şey istemez ve elindeki dilek tozu sayesinde umulmadık bir biçimde bu isteği gerçek olur.
 

Doğum günü partisinin ertesi sabahında otuz yaşında genç bir kadın olarak gözlerini açan Jenna artık başarılı bir dergi editörüdür ve sevgilisiyle birlikte yaşamaktadır.

Fıstık gibi bir vücut, rüya gibi bir daire, muhteşem bir gardırop, atletik ve seksi bir erkek arkadaş, muhteşem bir iş, yıldız arkadaşlar; bundan daha iyi bir hayat olabilir mi?
 

Ancak başlarda bu büyülü dünyaya kendini kaptıran Jenna, nihayetinde istediğinin bu olmadığını çok geçmeden fark eder ve neler olduğunu anlamak için çocukluğundaki en yakın arkadaşı Matt’in peşine düşer.
 

Bu tuhaf ve yeni dünyada bir aşinalık arayan Jenna’nın tek ihtiyacı olan bir zamanlar sürekli onunla gezmekten ve vakit geçirmekten sıkıldığı çocukluk arkadaşı Matt’dir, ancak onun yetişkin hali ile karşılaştığında ise tanıdığı eski Matt olmadığını görecektir.
 

Mark Ruffalo’nun yetişkinler dünyasında hayat verdiği Matt’i geçmişte yaptığı kaba davranışları yüzünden kaybettiğini anlayan Jenna bunun üzerine yeniden geçmişe dönerek en yakın arkadaşını yeniden kazanmanın yollarını bulmaya çalışır.
 

Mark Ruffalo ve Jennifer Garner filmde sergiledikleri Thriller danslarındaki performanslarıyla MTV Sinema ve Televizyon Ödülleri’nde En İyi Müzikal Performans dalında aday gösterilir.

Sil Baştan

Yönetmen: Michel Gondry / Oyuncular: Mark Ruffalo, Jim Carrey, Kate Winslet, Gerry Robert Byrne, Elijah Wood, Thomas Jay Ryan, Jane Adams, David Cross, Kirsten Dunst, Tom Wilkinson, Ryan Whitney, Debbon Ayer, Amir Ali Said, Brian Price, Paulie Litt, Josh Flitter, Lola Daehler, Deirdre O’Connell, Lauren Adler / Süre: 108 dakika
 

“En İyi Senaryo” kategorisinde Oscar Ödülü’nü kazanan ayrıca farklı kategorilerde 72 ödülün yanı sıra 100’den fazla adaylık elde eden, 2004 yılında çekilen ve romantik drama türünün sınırlarını zorladığı için günümüzde artık bir kült film mertebesine ulaşan Eternal Sunshine of the Spotless Mind adlı bu film; ayrıldığı sevgilisinden kalan hatıralarını sildiren bir adamın hikayesini anlatıyor.
 

İki yıl boyunca beraber olduğu sevgilisinden oldukça şaşırtıcı bir haber alan Joel Barish, bir teknolojik deneye katılan sevgilisine ilişkilerini tamamen hafızasından silinmeden hatırlatmaya çalışmaktadır, ama sevgilisi onun kim olduğunu bile hatırlamamaktadır.

Bunun üzerine küplere binen adam, aynı prosedürü kendi üzerinde de gerçekleştirmek ister bu sırada film adamın hafızaları silinirken, yaşanılan ilişkiyi de gözler önüne serer.
 

Joel bu işlemle birlikte bir kez daha oldukça iyi başlayan ve sonradan tadı kaçan bu ilişkiyi yeniden izler, fakat zaman geçtikçe ve sıra yaşanılan güzel şeylere gelince aldığı bu karardan pişmanlık duyar ve zihnine yapılan bu müdahaleyi durdurmak ister.
 

Mark Ruffalo bu filmde Stan Fink rolündedir ve Dr. Howard Mierzwiak ile ilişkisi açığa çıkana kadar Mary Svevo ile aşk yaşayan bir teknisyene hayat vermiştir.

Bloom Kardeşler

Yönetmen: Rian Johnson / Oyuncular: Mark Ruffalo, Rachel Weisz, Adrien Brody, Rinko Kikuchi, Robbie Coltrane, Maximilian Schell, Ricky Jay, Zachary Gordon, Max Records, Andy Nyman, Noah Segan, Nora Zehetner, Ram Bergman, Craig Johnson, Dubravko Jovanovic, Esme Tyler, Jovan Vitas, Ana Sofrenovic, Vladimír Kulhavý, Alek Rodic, Josif Tatic, Slobodan Custic, Branka Pujic, George Bocchetti, Ellis Derham, Didier Dell Benjamin, Joseph Gordon-Levitt, Lukas Haas, Stefan Kapicic, John Lobato, Ana Sakic / Süre: 114 dakika
 

2008 yılında bir suç komedisi olarak çekilen, konusuyla, oyuncuların performansıyla ve renkleriyle insana mutluluk veren hatta belli bir seviyede sinema, edebiyat, dünya tarihi ve genel kültür sahibi olanlar için hoş detaylar barındıran The Brothers Bloom adlı bu film; Stephen ve Bloom kardeşlerin eksantrik bir milyoneri kandırarak parasını almak üstüne kurulu son bir dolandırıcılık yapma girişimlerini anlatmaktadır.
 

Kendine özgü bir anlatımı olan aşk soslu bu dolandırıcılık öyküsünde dünyanın en iyi dolandırıcıları olan Bloom kardeşler, milyonerleri birbirinden değişik senaryolarla dolandırmakla geçinirler.

Ancak küçüklükten itibaren üçkağıt çeviren iki kardeşten küçük olanı Bloom, bu işlerden ayrılmak isterken abisi Stephen, ona son bir işte çalışmak için yeni bir soygun teklif eder.
 

Böylelikle önceki işlerinde olduğu gibi Bloom, Stephan ve sessiz ortakları Bang-Bang kariyerlerinin jübilesi olacak bu son işlerini yapmak adına bir kez daha bir araya gelirler.

Bu son işleri ise zengin bir ailenin milyarder varisi olan güzeller güzeli Penelope’yi çıkardıkları romantik bir dünya turunda dolandırıp onun parasına el koymaktır, ancak Bloom’un Penolope’ye âşık olması nedeniyle işler bu defa yolunda gitmez, hatta bu defa bu kurnaz avcıların kendileri birer ava dönüşürler.
 

Bloom’un abisi rolünde kamera karşısına geçen Mark Ruffalo centilmen bir dolandırıcı görünümüyle bu filmde de adeta göz doldurmaktadır.

Körlük

Yönetmen: Fernando Meirelles / Oyuncular: Mark Ruffalo, Yûsuke Iseya, Jason Bermingham, Eduardo Semerjian, Don McKellar, Ciça Meirelles, Antônio Fragoso, Lilian Blanc, Douglas Silva, Daniel Zettel, Yoshino Kimura, Joe Pingue, Susan Coyne, Fabiana Gugli, Mitchell Nye, Danny Glover, Alice Braga, Joe Cobden, Julianne Moore, Mpho Koaho, Sari Friedland, Gael García Bernal, Tom Melissis, Tracy Wright, Amanda Hiebert, Jorge Molina, Patrick Garrow, Gerry Mendicino, Matt Gordon, Sandra Oh, Anthero Montenegro, Fernando Patau, Otávio Martins, João Velho, Marvin Karon, Joseph Motiki, Johnny Goltz, Robert Bidaman, Niv Fichman, Oscar Hsu, Martha Burns, Scott Anderson, Michael Mahonen, Joris Jarsky, Billy Otis, Maury Chaykin, LinLyn Lue, Toni Ellwand, Mariah Inger, Nadia Litz, Isai Rivera Blas, Rick Demas, Kelly Fiddick, Matt Fitzgerald, Mike G. Yohannes, Norman Owen, Jackie Brown, Victoria Fodor, Agi Gallus, Bathsheba Garnett, Alice Poon, Plínio Soares, Rodrigo Arijon, Mel Ciocolato, Heraldo Firmino, Carol Hubner, Fernando Macário, Eduardo Parisi, Rodrigo Pessin, Domingos Antonio, Barnie, Jim, Bia Borin, Katherine East, John Fort, Adriana Guerra, Paulino Nunes / Süre: 121 dakika
 

2008 Cannes Film Festivali’nin açılış filmi olarak seçilen ve Nobel Ödüllü José Saramago’nun aynı adlı romanından uyarlan Blindness adlı bu filmde; adı bilinmeyen bir şehirde göz doktorluğu yapan birisi, günün birinde “Beyaz Körlük” adı verilen ilginç bir vaka ile karşılaşır; tedavi amacıyla yaklaştığı bu hastanın yüzünden aynı durum kendisine ve daha sonra şehirdeki herkese bulaşmaya başlar.
 

Yavaş yavaş kentteki tüm yurttaşları etkisi altına almaya başlayan bu belanın yayılışını ve yaşanan kaos ortamını canlı canlı gören doktorun karısı, kendisini ve ailesini bu zor durumdan kurtarmaya çalışır.
 

Bütün insanlar kör olmasına rağmen kimse bunun sebebini bilmemektedir ve bu durumdan etkilenmeyen tek kişi doktorun karısıdır ki o da bu salgının sebeplerini araştırmaya ve etrafındakileri kurtarmaya çalışmak için bu durumunu gizlemesi gerekecektir.
 

Çevremizde olan bitene karşı gözlerimize perde çekerek her şey güzel (miş) gibi yaşamayı tercih etmemizi salık veren bir düzende canlıların yaşamını ele geçiren bu salgından kurtulmak için oluşturulan karantina ortamında, her şeye rağmen elini taşın altına koyarak sorumluluk almaya çalışan bir doktora hayat veren Mark Ruffalo; bu filmdeki performansıyla bir kez daha En İyi Yardımcı Oyuncu adaylığı elde etmiştir.

Suç Ağı

Yönetmen: Brian Goodman / Oyuncular: Mark Ruffalo, Ethan Hawke, Amanda Peet, Will Lyman, Brian Goodman, Donnie Wahlberg, Angela Featherstone, Edward Lynch, Michael Yebba, Brian Connolly, Nathaniel Smyth, Oscar Wahlberg, Thomas Regan, Johnny Serret, George Khoury, Holly Karrol Clark, Leif Riddell, Lenny Clarke, Jay Giannone, Michael Balcanoff, Richard Lane Jr., John Fiore, Joseph Bavis, Katelyn Cahill, Rich Skinner, Dennis Lynch, Michael Testone, T. Sean Ferguson, Brienne De Beau, Richard Italiano, Will Le Bow, Danny Naten, Bo Cleary, Kevin McCormick, Dylan Kelley, Lindsey McKeon, Bates Wilder, Edward Ordway, Kelly Holleman, Ryan Mahony, Kristen Mastroianni-Pascucci, Vic Clay, Tom Kemp, Robert Kelly, Mark Goodman, Steve Sweeney, Brian Scannell, Thomas Olson, Mandy Olsen, Ally Flaherty, Christopher Connolly / Süre: 100 dakika
 

2008 yapımı What Doesn’t Kill You adlı bu filmde; Brian ve Paulie çocukluk arkadaşıdır.

Boston’un arka sokaklarında kardeş gibi büyüyen ikili, çok genç yaştan itibaren küçük suçlar işlemeye başlar ve yaşları ilerledikçe suçları da ciddileşir.
 

Suç dünyasında kendilerine bir yer edinmeye başlayan ikili, gangster Pat Kelly için çalışmaya başladıklarında bu hayat onlara başarı sağlayınca zafer sarhoşluğu ve uyuşturucunun yönettiği bir dünyada kaybolan Brian, bir yandan da çok sevdiği eşini hayal kırıklığına uğratmanın üzüntüsü içindedir.
 

Çok geçmeden olaylar, iki farklı dünya arasında sıkışıp kalmış olan Brian’ı zor bir seçim yapmaya zorlar.
 

Brian karakterine hayat veren Mark Ruffalo bu filmdeki performansıyla Satellite Ödülleri’nde Dram Filminde En İyi Erkek Oyuncu adaylığı elde eder.

Delicious’un Yeteneği

Yönetmen: Mark Ruffalo / Oyuncular: Mark Ruffalo, Christopher Thornton, Juliette Lewis, Laura Linney, Orlando Bloom, Noah Emmerich, James Karen, John Carroll Lynch, Robert Wisdom, Dov Tiefenbach, Niko Nicotera, Deantoni Parks, Stephen Mendillo, Sandra Seacat, Daniel Escobar, Jason Hiller, Tara Stewart, George W. Scott, Nathan Wetherington, Michael Anthony Spady, Lydia Blanco Garza, Hiep Thi Le, Louis Mendoza, Sylvia St James, Micheael Threatt, Shaun Duke, Laurel Astri, Bonnie McNeil, Alex Aves, Anne Wile, Martin Charles Warner, Mariko Denda, Milissa Sears, Tonita Castro, Willie Macc, Marnie Alexenburg, Timothy McNeil, Cari Champion, Rick Peters, Oscar Best, Valeri Ross, Kaleti Williams, Owen Conway, Brian Goodman / Süre: 96 dakika
 

Mark Ruffalo’nun 2010 yılında aynı zamanda ilk kez yönetmenlik koltuğuna da oturduğu, Sundance Film Festivali’nde kendisine Jüri Özel Ödülü’nü kazandıran Sympathy for Delicious adlı bu film; tekerlekli sandalyesi ile Los Angeles sokaklarında yaşam mücadelesi süren Delicious D lakaplı Dean O’Dwyer adlı bir DJ’in yaşamını kadraja alıyor.
 

Delicious D lakabıyla tanınan Dean O’Dwyer, Los Angeles yeraltı müzik sahnesinin yükselen bir DJ’idir, ancak bir motosiklet kazası sonucu yatalak kalınca tekerlekli sandalyeye mahkûm olur.

Tam depresyona gömülmek üzereyken, tutkulu genç bir rahip olan Peder Joe Roselli ile tanışır.
 

Peder Joe, Dean’i inançla şifa bulma dünyasına davet edince Dean çok geçmeden başkalarına şifa verme gücüne sahip olduğunu anlasa da kendine şifa vermekten acizdir.
 

Umutsuzluğa kapılarak henüz keşfettiği bu olağanüstü gücü servet ve şöhrete kavuşmak için kullanan Dean bu sayede bir rock grubuna katılır fakat nihayetinde aslında aradığının şöhret olmadığını anlar.

İki Kadın, Bir Erkek

Yönetmen: Lisa Cholodenko / Oyuncular: Mark Ruffalo, Julianne Moore, Annette Bening, Mia Wasikowska, Josh Hutcherson, Yaya DaCosta, Kunal Sharma, Eddie Hassell, Zosia Mamet, Joaquín Garrido, Rebecca Lawrence Levy, Lisa Eisner, Eric Eisner, Sasha Spielberg, James MacDonald, Margo Victor, Stuart Blumberg, Diego Calderón, Amy Grabow, Nino Nava / Süre: 106 dakika
 

The Kids Are All Right adlı, 2010 ABD yapımı dram-komedi türündeki bu film Annette Bening, Julianne Moore, Mark Ruffalo, Mia Wasikowska ve Josh Hutcherson’un başrolleriyle Lisa Cholodenko yönetmenliğinde izleyici ile buluşuyor.

Film her ne kadar eşcinsellik temasıyla muhafazakâr kesimi şaşırtacak olsa da esas olarak aynı donörden birer çocuk sahibi olmuş ve yıllar içinde rolleri sağlam bir şekilde paylaşmış modern bir ailenin bir arada kalma mücadelesini işliyor.
 

Nic ve Jules, yapay döllenme yoluyla dünyaya gelmiş iki çocuk sahibi lezbiyen bir çifttir.

Artık ergenliğe adım atan çocukları ise ebeveynleri her ne kadar buna itiraz etseler de babalarıyla tanışmak istemektedir.

Bu uğurda babalarının izini süren çocuklar sonunda gerçek babaları Paul ile tanışırlar ve hatta daha da ötesi onu anneleri ile tanıştırmak için de bir organizasyon yaparlar.

Böylelikle bir yemekte bir araya gelen donör baba ve lezbiyen anneler, klasik çekirdek aile düzenini yeni baştan ele alarak farklı bir aile yapısı kurarlar.
 

Film, bir taraftan ailenin eşcinsel iki anne kontrolünde olması durumunu erkek ruhunu ve ataerkil sistemi kadın bedeni üzerinden işlerken, diğer taraftan ebeveyn olmanın güçlüğüne, yıllanmış evliliklerdeki yıpranmalara ve artan farkındalıklarıyla yetişkinliğe adım atan ergen çocukların kendi kimliklerini oluşturma, geçmişlerini sahiplenme ve toplumun erişkin bir parçasına dönüşme sancısını irdeliyor.
 

Oyunculuklarıyla da göz dolduran film vizyona girdiği dönem eleştirmenlerden de tam puan almayı başarmış, ayrıca film Mark Ruffalo’nun filmdeki performansıyla aday olduğu En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu kategorisi de dahil dört dalda Oscar ödülüne aday gösterilmiştir.

Zindan Adası

Yönetmen: Martin Scorsese / Oyuncular: Mark Ruffalo, Leonardo DiCaprio, Ben Kingsley, Max von Sydow, Michelle Williams, Emily Mortimer, Patricia Clarkson, Jackie Earle Haley, Ted Levine, John Carroll Lynch, Elias Koteas, Robin Bartlett, Christopher Denham, Nellie Sciutto, Joseph Sikora, Curtiss Cook, Raymond Anthony Thomas, Joseph McKenna, Ruby Jerins, Tom Kemp, Bates Wilder, Lars Gerhard, Matthew Cowles, Jill Larson, Ziad Akl, Dennis Lynch, John Porell, Aidan Cole Mitchell, Drew Beasley, Joseph P. Reidy, Bree Elrod, Thomas B. Duffy, Ken Cheeseman, Steve Witting, Michael E. Chapman, Keith Fluker, Darryl Wooten, Michael Byron, Gary Galone, Gabriel Hansen / Süre: 138 dakika
 

Martin Scorsese’nin başyapıtları arasında yer alan ve Dennis Lehane’nin ünlü romanından sinemaya uyarlanan Shutter Island adlı bu filmde; yıl 1954, Soğuk Savaş zirve noktasındadır, adli polis Teddy Daniels ve yeni ortağı Chuck Aule ise böylesi bir ortamda çok sayıda cinayet işlemiş zeki bir kadın katilin kaçmanın imkânsız olduğu Aschecliffe Hastahanesi’ndeki son derece güvenlikli bir odadan esrarengiz bir biçimde kayboluşunu araştırmak üzere Zindan Adası‘na çağrılır.
 

Bu uzak, fırtınaların dövdüğü adada araştırma yapan psikiyatrlar ve tehlikeli psikopat hastalar bulunmaktadır, ancak bu ürkütücü ortamda hiçbir şey göründüğü gibi de değildir…

Teddy ve Chuck, üstlerine bir kasırga yaklaşırken soruşturmada hızla ilerlerken fırtına yaklaştıkça her biri diğerinden daha heyecan ve dehşet uyandırıcı şüphe ve gizemler de kat kat artar.
 

Burada karşılaştıkları isyan tablosu ve çığırından çıkan işler bu davayı gittikçe zora sokarken zamanla rüya ve gerçek arasındaki sınırlar ikilinin işini de zorlamaya başlar.
 

Karanlık komplolar, korkunç tıbbi deneyler, bastırıcı zihin kontrolü, gizli koğuşlara dair ipuçları ve söylentiler, hatta belki doğaüstü güçlere dair bir ipucu vardır; ama yine de hiçbir şey için bir kanıt bulunamamaktadır.
 

Adanın kaypak sakinlerinin korkunç eylemleri ve aynı derecede zeki doktorlarının bilinmeyen faaliyetleriyle kuşatılmış bir hastanenin gölgelerinde ilerleyen Teddy, soruşturmayı derinleştirdikçe en büyük ve yıkıcı korkularıyla yüzleşmek zorunda kalacağını hissetmeye başlar ve bu adayı asla canlı terk edemeyebileceğini fark eder.
 

Başlarda tamamen farklı bir kadroyla çekilmesi planlanan bu filmde; Mark Ruffalo, bu rolü aldığı için yaşadığı mutluluğu ve Scorsese’ye olan hayranlığını anlatmak için usta yönetmene uzunca bir hayran mektubu yazdığı söylenir.

Ailem İçin

Yönetmen: Maya Forbes / Oyuncular: Mark Ruffalo, Zoe Saldana, Imogene Wolodarsky, Ashley Aufderheide, Nekhebet Kum Juch, Manoah Angelo, Muriel Gould, Tod Randolph, Beth Dixon, Keir Dullea, Georgia Lyman, Paul Elias, Chris Papavasiliou, Patrick Shea, Liam McNeill, Wallace Wolodarsky, Mark S. Cartier, Alicia Love, Wendy Forbes, Mary O’Rourke, Clementine Wolodarsky, Jill Forney, Uatchet Jin Juch, Grant George, Jessica Gee-George, Brianne Brozey, Keith Anthony / Süre: 90 dakika
 

Mark Ruffalo ve Zoe Saldana’nın başrolünü üstlendiği, 2014 yapım, Infinitely Polar Bear adlı bu film; ailesini geri kazanmaya çalışan depresif bir babanın trajikomik öyküsüyle aile bağlarının gücünü sorguluyor.
 

Maggie, okuluna devam etmek için şehir dışına gitmek zorunda kalınca kızları Amelia ve Faith’i bipolar bozukluk teşhisi konulmuş olan eşi Cam’e bırakır.
 

Cam için bu, eşi ve çocuklarını yeniden kazanmak için ikinci bir şanstır ancak onun çocuklarıyla yeniden iletişim kurabilmek için verdiği bu mücadelede kızlarının ona karşı tavırları onun için işleri daha da karmaşıklaştıracaktır.
 

Mark Ruffalo bu filmde, karısını geri kazanmaya çalışan manik-depresif bir babayı canlandırmıştır.

Foxcatcher Takımı

Yönetmen: Bennett Miller / Oyuncular: Mark Ruffalo, Steve Carell, Channing Tatum, Sienna Miller, Vanessa Redgrave, Anthony Michael Hall, Guy Boyd, Brett Rice, Jackson Frazer, Samara Lee, Francis J. Murphy III, Jane Mowder, David ‘Doc’ Bennett, Lee Perkins, Robert Haramia, Daniel Hilt, Bryan Cook, David Zabriskie, Zach Rey, Reece Humphrey, J. D. Bergman, Corey Jantzen, Frederick Feeney, Mark Schultz, Lee Kemp, Jake Herbert, Donald Modrick, Gabrielle Burton, Kevin Cooke, Richard E. Chapla Jr., Bill Ehrin, Roger Callard, Dan Anders, Barry Vlanich, Sam Brehm, Stan Dziedzic, David Miller, Bruce Baumgartner, Joe Russo, Ken Williams, Gene Mills, John C. Baxter, Rick Steigerwald, Mark Snider, Jazz Securo, Corey Walker, Alan Oppenheimer / Süre: 134 dakika
 

Gerçek olaylardan yola çıkılarak beyazperdeye aktarılan Foxcatcher, eksantrik bir milyoner olan John du Pant ve iki şampiyon güreşçi olarak nam salan Mark ve Dave Schultz kardeşler arasındaki trajik ilişkinin karanlık ve büyüleyici hikayesini anlatıyor.

1988 Seoul Olimpiyatları’na katılan Amerikan güreş takımının sponsoru ile iki sporcusunun ilişkisini kadraja alan Foxcatcher adlı bu karanlık ve melankolik filmde, Steve Carell ile Mark Ruffalo başrolde yer alıyor.
 

Altın Madalya sahibi genç güreşçi Mark Schultz, kendini oldukça iyi yetiştirmiş, çok çalışkan ve başarılı bir güreşçidir, ancak yıllarca gene başarılı bir güreşçi olan ağabeyinin gölgesinde kalmıştır.

Kendisini hiç onaylamayan annesinin saygısını kazanmaya çalışan zengin iş adamı John du Pont bu sırada Mark’taki cevheri keşfeder ve onunla bir takım oluşturmak ister.
 

Böylelikle gizli ihtiyaçları doğrultusunda aradığı motivasyonu elde eden du Pont, dünya standardında bir güreş takımını oluşturarak hem annesinin hem de etrafındaki diğer insanlara kendisini kanıtlamayı hedefler.

Diğer taraftan; hayatının şansını yakaladığını düşünen Mark nihayet saygın kardeşi Dave’in kanatlarının altından sıyrılarak dışarı adım atabilmek umuduyla du Pont’un teklifine balıklama atlar ve bu eşi bulunmaz fırsata gözü kapalı “evet” der.
 

Dünya çapındaki atletik bir takıma ‘koçluk’ yapmaya başlayan du Pont’u zamanla bir baba, bir ağabey gibi sevmeye başlayan Mark, ilerleyen süreçte onun hırsı ve psikolojik problemleriyle yüzleştikçe aralarındaki ilişki de gittikçe paranoyak bir hale dönüşmeye başlar.

Bu süre içerisinde Mark’a tehlikeli alışkanlıklar kazandıran du Pont, Mark’ın güvenini yıkar ve nihayetinde onu kendi kendini yok eden bir yola sokar.

Kalbin Direnişi

Yönetmen: Ryan Murphy / Oyuncular: Mark Ruffalo, Jonathan Groff, Frank De Julio, William DeMeritt, Taylor Kitsch, Joe Mantello, Sean Meehan, Stephen Spinella, Jill Melanie Wirth, BD Wong, Julia Roberts, Jim Parsons, Adam B. Shapiro, John Mainieri, Matt Bomer, Alfred Molina, Will Bradley, Chris Sullivan, Corey Brill, Frank Fortunato, Finn Wittrock, Armand Schultz, Rebecca Watson, Gregory Adair, Danielle Ferland, Joe Lanza, Francois Battiste, Denis O’Hare, Wenne Alton Davis, Richard Prioleau, Patrick Woodall, Brett Glazer, Rob Tunstall, Irena Bakovic, Catherine Chadwick, Eden Marryshow, Scott Johnsen, Remy Auberjonois, Corey Stoll / Süre: 132 dakika
 

Tiyatro oyunu The Normal Heart‘ın televizyon filmi uyarlaması olan bu yapım; 80’li yıllarda salgın şeklinde yayılan AIDS virüsüne karşı başlattığı kampanyayla dikkat çeken aktivist yazar Ned Weeks’in hikayesini konu ediniyor.
 

Mark Ruffalo’nun bir anlamda tiyatro köklerine geri döndüğü bu filmde; Weeks arkadaşı Felix ile beraber insanların kafalarında yer edinmiş AIDS imajını temizlemek için sağlam bir başkaldırışla AIDS virüsünün eşcinsel ilişkiden ortaya çıkmadığını anlatmaya çalışan bir kampanyaya girişir.
 

Dünyaya göstermeye çalıştıkları şeylerden biri de insanların zannettiğinin aksine AIDS’in eşcinsel birliktelikten doğan bir hastalık olmadığı gerçeğidir.
 

Ned Weeks, kendi adımlarıyla başlattığı bu mücadelede, hastalığa karşı savaşan bir grubu da kurarak önemli bir figüre dönüşür.

Spotlight

Yönetmen: Tom McCarthy / Oyuncular: Mark Ruffalo, Michael Keaton, Rachel McAdams, Liev Schreiber, John Slattery, Brian d’Arcy James, Stanley Tucci, Elena Wohl, Gene Amoroso, Doug Murray, Sharon McFarlane, Jamey Sheridan, Neal Huff, Billy Crudup, Robert B. Kennedy, Duane Murray, Brian Chamberlain, Michael Cyril Creighton, Paul Guilfoyle, Michael Countryman, Tim Whalen, Martin Roach, Brad Borbridge, Don Allison, Patty Ross, Paloma Nuñez, Robert Clarke, Gary Galone, David Fraser, Paulette Sinclair, Laurie Heineman, Elena Juatco, Nancy Villone, Wendy Merry, Siobhan Murphy, Eileen Padua, Darrin Baker, Brett Cramp, Joe Stapleton, Maureen Keiller, Jimmy LeBlanc, Tim Progosh, Neion George, Laurie Murdoch, Zarrin Darnell-Martin, Krista Morin, Paula Barrett, Mairtin O’Carrigan, Rob deLeeuw, Nancy E. Carroll, Anthony Paolucci, Michele Proude, Richard O’Rourke, Len Cariou, Dennis Lynch, Stefanie Drummond, Mark McGrinder, Richard Fitzpatrick, Tom Driscoll, Jeffrey Samai, Moira Driscoll, Forrest Weber, Doreen Spencer, Janet Pinnick, Shannon McDonough, Shannon Ruth, Daniel Ruth, Jennifer Ruth, Timothy Mooney, Bruce-Robert Serafin, Donna Sue Jahier, Edward Brickley / Süre: 129 dakika
 

Başrollerinde Mark Ruffalo, Michael Keaton, Rachel McAdams gibi oyuncuları izleyebileceğiniz Spotlight adlı bu film; Boston Globe’un Pulitzer Ödülü kazanan araştırmacı gazeteci ekibi Spotlight’ın gerçek hikayesini konu alarak taciz olayıyla gündeme gelen bir kilisenin kendini aklamaya çalışmasını ve bu tacizi aydınlatmaya çalışan Boston Globe gazetesi yazarlarını kadraja alıyor.
 

Yeni atanan genel yayın yönetmeni Marty Baron 2001 yazında Globe’un başına geçmek üzere Miami’den geldiğinde, kısa süre içerisinde pedofil bir rahiple ilgili bir haber görür, bu haberi Spotlight Takımı’nda yer alan Robinson’a anlatarak olayla ilgili araştırma yapmasını ister.

Hiç vakit kaybetmeden ayağının tozuyla Spotlight ekibini, 30 yıl boyunca düzinelerce çocuğa cinsel istismarda bulunmakla suçlanan yerel bir rahip hakkındaki bu makaleyi takip etmekle görevlendirir.
 

Spotlight ekibi bu süre içinde kurbanların avukatı Mitchell Garabedian’la görüşür, çocukken tacize uğramış yetişkinlerle röportaj yapar ve mühürlenmiş mahkeme kayıtlarını açtırmanın peşine düşerler.

Ekip araştırmalarında ilerledikçe daha farklı olayları keşfeder; bölgedeki kiliselerde gerçekleşen çocuk tacizi olaylarında sadece Katolik kilisesinin üst düzey yöneticileri değil aynı zamanda devletten de önemli kişilerin olduğunu öğrenirler.

Olay derinleştikçe gerçeği araştıran gazetecilerin önüne, kilise çalışanlarından ve avukatlardan oluşan bir engel çıkar.

Böylece, Kilise’nin bu sübyancı rahipleri sistematik olarak koruyuşunun hiçbirinin hayal bile edemeyeceği ölçüde geniş çaplı olduğu anlaşılır.
 

Kilise yetkililerinin muazzam direnişine rağmen, Globe bu dev ifşa haberini Ocak 2002’de yayınlayarak, dünyada 200’den fazla şehirde de benzer ifşaların ortaya çıkmasının yolunu açar.

Mark Ruffalo filmde araştırmanın tıkandığı bir zamanda ve noktada keşfettiği yeni belgelerle bu araştırmayı yeniden alevlendiren Michael Rezendes karakterine hayat vermiştir.

Sayın Başkan Obama

Yönetmen: Jon Bowermaster / Oyuncular: Mark Ruffalo / Süre: 100 dakika
 

Kariyeri boyunca 3 kez Akademi Ödülü’ne aday gösterilen Mark Ruffalo’ya bu defa Çevre Kahramanı Ödülü (DOC LA Environmental Hero Award) kazandıran Dear President Obama adlı bu belgesel; sondaj konusuna ülke çapında bir bakış atıyor.

Sondaj kirliliğinin çeşitliliğini, kurbanlarının hikâyelerini ve yanlış bir ekonomik patlama vaadini vurgulayan film, başka bir kirli fosil yakıt çıkarma sürecine dayanmayan bir geleceğe doğru ilerlemeyi sağlayacak, ekonomiyi iş ve refahla canlandıracak rüzgâr, güneş ve sudan elde edilen yenilenebilir temiz enerji çözümlerine odaklanıyor.
 

Başkan Obama’nın gözetiminde 2008’den günümüze sondaj ve kırma endüstrileri ABD’de patlama yaşarken bilim adamları, ekonomistler, sağlık uzmanları, jeologlar ve protestocular ile yapılan görüşmeler, zamanın mevcut başkanı olan Barack Obama’yı Amerika Birleşik Devletleri’nde büyüyen “sondaj karşıtı” çoğunluğuna katılmaya ve fosil yakıtlarının ait oldukları yerde, toprakta bırakılmasına yönelik bir çağrıda bulunuyor.

Karanlık Sular

Yönetmen: Todd Haynes / Oyuncular: Mark Ruffalo, Anne Hathaway, Tim Robbins, Bill Pullman, Bill Camp, Victor Garber, Mare Winningham, William Jackson Harper, Louisa Krause, Kevin Crowley, Bruce Cromer, Denise Dal Vera, Richard Hagerman, Abi Van Andel, John Newberg, Barry Mulholland, Jeffrey Grover, Jim Azelvandre, Bucky Bailey, Marcia Dangerfield, Brian Gallagher, Michael Haney, Barry G. Bernson, Michael King, Greg Violand, Michael Joseph Thomas Ward, John Moll, Clara Harris, Bella Falcone, Scarlett Hicks, Amy Morse, Aidan Brogan, Nathan Slaughter, Graham Caldwell, Beau Hartwig, Jacob Bukowski, Keating P. Sharp, Mikel Furlow, Amy Warner, Linnea Bond, David Myers Gregory, Shyra Thomas, Ian Short, Kyndra Jefferies, Courtney DeCosky, Ken Early, Kelly Mengelkoch, Annie Fitzpatrick, Buz Davis, Ronald Jenkins, Wynn Reichert, Mike Seely, Teri Clark, Brian Robertson, Chaney Morrow, Jon Osbeck, Clyde Tyrone Harper, Lisa DeRoberts, Sara Mackie, Nathan Neorr, Barbara Ann Crumm, Sheryl Annette Colley, Logan Laskarzewski, Phil Fiorini, Manuel Venegas Zepeda, Jennie Malone, Jason M. Griggs, George Zamary, Kurt Roberson, Todd Minobe, Jim Laprelle, Sydney Miles, Catch Farley, Trent Rowland, Geoff Falk, Glen Yrigoyen, Elizabeth Marvel / Süre: 126 dakika
 

Nathaniel Rich’in 2016 yılında New York Times‘da kaleme aldığı The Lawyer Who Became DuPont’s Worst Nightmare adlı makalesinden uyarlanan Dark Waters adlı bu film; şirketler hukukunda özel bir savunma avukatı olan Robert Bilott’un, kimya endüstrisinin öncü firmalarından DuPont’a dava açmasını ve şirketin birçok insanın hayatına mal olabilecek bir çevre kirliliğine yol açtığını ispatlamaya çalışmasını konu ediniyor.
 

İşinde oldukça başarılı bir avukat olan Rob büyükannesinin yaşadığı kasabadan gelen bir aile dostu olan çiftçinin kendisinden yardım istemesi karşısında bu isteğe duyarsız kalamaz.

Rob’un bu aile dostunun ihtiyacı olan yardımı vereceği basit bir iş olarak başlarda biraz gönülsüzce ele aldığı bu yeni bir dava bu genç avukatı da bambaşka bir noktaya doğru sürükler.
 

Başlarda ne olduğunu anlamadan incelediği elindeki belgelerden yola çıkarak bu kasabalı adamın çiftliğindeki 190 sığırı öldüren şeyin içme suyundan kaynaklandığını keşfeden Rob bu durumun bireysel bir sıkıntıdan ziyade toplumu yakından ilgilendiren bir konu olduğu gerçeğine ulaşır.

Daha sonra yaptığı araştırmalarla bölgedeki sakinlerin dişlerinin karardığını ve kanserden hastalandığını keşfeder; hatta bazı bebeklerin deforme doğduklarını öğrenir.
 

Diğer taraftan DuPont fabrikası tarafından kullanılan bir çöplüğünün yakınındaki bir çiftlikte olayların başladığı bu kasabada garip olaylar olmaktadır ve bunu çözmek için karanlık sırları açığa çıkarmaya çalışan Rob nihayetinde her şeyini riske atmak zorunda kalır.

Giderek artan ve nedeni açıklanamayan ölüm vakalarını araştıran Robert Bilott, yaşananların arkasında kendisinin de profesyonel bir savunma avukatı olarak hizmet ettiği dünyanın en büyük şirketlerinden birinin olduğunu keşfeder.
 

Rob nihayetinde, Dupont’un “Ölü ya da diri gerçek kimya DNA’ımıza işlenmiştir” sloganı ile faaliyetlerini sürdüren bu şirketin 40 yıldır 70 bin kişiyi bile bile zehirlediği gerçeğiyle yüzleşir.

Kapitalizmin yarattığı hasarın ve dünyamızı mahvetmeye devam eden kontrolsüz servet arayışının bıraktığı bu tahribatın boyutlarını anlamak için olayı iyice araştırmaya devam eden Robert, gerçekleri ortaya çıkarmak için geleceğini, ailesini ve kendi yaşamını riske atan bir sürece girer.
 

Uzun zamandır çevre aktivisti olarak boy gösteren Mark Ruffalo, New York Times Dergisi makalesini okuduktan sonra kendi haklarını da takip ederek, sonunda bu filmin ortak yapımcısı oldu.

1990’larda yaşanmış bir hikâye olmasına rağmen günümüz dünyasında hala geçerliliği olan konulara dikkat çeken bu filmde Mark Ruffalo, gezegendeki en büyük kimyasal şirketlerden biri olan DuPont’a karşı toksik kimyasalların tehlikeli bir şekilde boşaltılmaları için başarılı bir şekilde dava açarak gerçek bir kurumsal savunma avukatından çevre avukatlığına terfi eden Robert Bilott’ı oynuyor.
 

Kendisine En İyi Oyuncu adaylığı da getiren filmdeki performansıyla Ruffalo; davasını üstlendiği bu konunun ağırlığı altında hem işyerinde hem de fiziksel ve kişisel olarak nasıl etkilediğini gösteren eşsiz bir karakter portresi ortaya koyuyor.

Süper kahraman filmleri

Mark Ruffalo 2012’de canlı aksiyon filmi The Avengers’da Bruce Banner’ı diğer adıyla Hulk’ı canlandırdığında sinema kariyerinde yeni bir seviyeye doğru ilerler ve süper kahraman filmler serisinde ortaya çıkan bu karakteri kendisine çok yakışan bir performansla sürdürmeye devam eder.
 

Diğer çalışmaları

Ödüller

2000, Boston Society of Film Critics: En İyi Erkek Oyuncu Ödülü (You Can Count On Me)
2000, Los Angeles Film Critics Association: Yeni Nesil Ödülü (You Can Count On Me)
2000, Montréal World Film Festival: En İyi Erkek Oyuncu Ödülü (You Can Count On Me)
2000, National Society of Film Critics: En İyi Erkek Oyuncu Ödülü (You Can Count On Me)
2000, San Diego Film Critics Society: En İyi Erkek Oyuncu Ödülü (You Can Count On Me)
2000, Toronto Film Critics Association: En İyi Erkek Oyuncu Ödülü (You Can Count On Me)
2004, Washington DC Area Film Critics Association Awards: En İyi Oyuncu Kadrosu (Eternal Sunshine of the Spotless Mind)
2009, Sundance Film Festival: Özel Jüri Ödülü (Sympathy for Delicious)
2010, Boston Society of Film Critics: En İyi Oyuncu Ödülü (The Kids Are All Right)
2010, New York Film Critics Circle: En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (The Kids Are All Right)
2011, Alliance of Women Film Journalists: En İyi Çıplaklık, Cinsellik veya Baştan Çıkarma Tasviri (The Kids Are All Right)
2011, Gold Derby Awards: En İyi Topluluk Ödülü (The Kids Are All Right)
2012, MTV Movie Awards: En İyi Dövüş Ödülü (The Avengers)
2014, BAFTA/LA Britannia Awards: İnsani Yardım Ödülü
2014, Gold Derby Awards: TV Filmi/Mini Başrol Oyuncu Ödülü (The Normal Heart)
2014, Gotham Independent Film Awards: Topluluk Performansı Jüri Özel Ödülü (Foxcatcher)
2014, Hollywood Film Awards: Hollywood Film Topluluğu Ödülü (Foxcatcher)
2014, Online Film & Television Association: En İyi Oyuncu Ödülü (The Normal Heart)
2014, Primetime Emmy Awards: En İyi Televizyon Filmi “Yardımcı Yapımcı” Ödülü (The Normal Heart)
2014, San Diego Film Critics Society Awards: En iyi Yardımcı Oyuncu Ödülü (Foxcatcher)
2014, Satellite Awards: En İyi Erkek Oyuncu (The Normal Heart)
2014, Screen Actors Guild: Televizyon Filminde Üstün Performans Ödülü (The Normal Heart)
2015, Awards Circuit Community Awards: En İyi Oyuncular Topluluğu Ödülü (Spotlight)
2015, CinEuphoria Awards: Uluslararası Yarışma En İyi Topluluk Ödülü (Spotlight)
2015, Critics’ Choice Movie Awards: Eleştirmenlerin Seçtiği En İyi Oyunculuk Topluluğu (Spotlight)
2015, Film Independent Spirit Awards: Özel Ayrıcalık Ödülü (Foxcatcher)
2015, Gotham Independent Film Awards: Topluluk Performansı Jüri Özel Ödülü (Spotlight)
2015, Indiana Film Journalists Association, US: En iyi Yardımcı Oyuncu Ödülü (Spotlight)
2015, Nevada Film Critics Society: En İyi Oyuncu Kadrosu Ödülü (Spotlight)
2015, Satellite Awards: Bir Sinema Filminde En İyi Oyuncular (Spotlight)
2015, Screen Actors Guild: Bir Sinema Filminde Üstün Performans Ödülü (Spotlight)
2016, DOC LA: Çevre Kahramanı Ödülü (Dear President Obama)
2016, Film Independent Spirit Awards: Robert Altman En İyi Topluluk Ödülü (Spotlight)
2016, Gold Derby Awards: En İyi Topluluk Ödülü (Spotlight)
2016, Iowa Film Critics Awards: En iyi Yardımcı Oyuncu Ödülü (Spotlight)
2016, North Carolina Film Critics Association: En iyi Yardımcı Oyuncu Ödülü (Spotlight)
2016, Santa Barbara International Film Festival: American Riviera Ödülü
2020, Primetime Emmy Awards: Bir Mini Dizide En İyi Başrol Oyuncu (I Know This Much Is True)
2021, AARP Movies for Grownups Awards: En İyi Erkek Oyuncu (I Know This Much Is True)
2021, Golden Globe Awards: Bir Mini Dizide En İyi Erkek Oyuncu Ödülü (I Know This Much Is True)

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Haber Fora’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap