Kadrajdakiler | İspanyol sinemasının en üretken isimlerinden biri: Manuel Morón

by Haber Fora

Manuel Morón, İspanyol sinemasının en tanınmış yüzlerinden ve en üretken oyuncularından biri; ayrıca televizyon filmi ve dizilerinin de vazgeçilmezi.

Bir bukalemun edasıyla birbirinden farklı karakterlere kusursuz bir şekilde dönüşme becerisi onun için kariyerinde çok çeşitli rolleri de beraberinde getirdi.
 

Filmografisinde büyük yönetmenlerle çalışan ve uzun soluklu bir profesyonel kariyere sahip olan İspanyol aktör her ne kadar öncesinde pek çok yapımda yer almışsa da dikkatleri üzerine çektiği Misket (El Bola) adlı film kendisini 2000 yılından sonra popülariteye doğru götüren bir sıçrama tahtası oldu.
 

Sonrasında Sigara Odası, Koyu Laci Siyaha Yakın, Hücre 211 gibi filmlerle sinemadaki başarısı sağlam bir şekilde perçinlendi ve 7 Yıl adlı film sayesinde artık uluslararası arenada herkes tarafından tanınır bir hale geldi.
 

Başlangıç

Endülüs otonom bölgesinde yer alan bir liman kenti olan Cádiz’de, 1956 yılında doğan Manuel Morón aslında şu anki işini başlarda bir meslek olarak yapmayı düşünenlerden değil.

Ama, hayatın bir şekilde kendisini oyunculuğa yönlendirdiğini ve bunu önceden planlamamış olmasına rağmen rollerine hazırlanmak ve bunu bir meslek olarak başkalarına öğretebilmek için kendini eğitmeyi ve işinde derinleşmeyi hiçbir zaman bırakmayanlardan biri.
 

Çocukluk yaşlarında tecrübe ettiği bir duygunun kendisini bu noktaya getireceğinden habersiz olsa da onun bu serüveni sekiz yaşına kadar uzanıyor ve hayatlarına o sıralar yeni yeni giren televizyonla birlikte seyretmeye başladığı Estudio 1 adlı dizisini çok anlamasa da o dünyayı izlemeyi sevdiğini ve nedenini bilmese de dizideki oyuncuların dikkatini çektiğini hatırlıyor.
 

Manuel Morón, ailesinin planı doğrultusunda ortalıkta çok fazla gürültü yapmaması için kendisine, ilerde bir bankaya girmesine yardımcı olacak ve sonrasında bir şubeye yönetici olmanın kapılarını açacak bir işletme eğitiminin yolu çizildiğini söylüyor.

Ama o hayatındaki en büyük kararları üzerinde çok düşünerek vermek yerine, bir dürtü veya ona beliren bir işareti takip ederek ilerleyen biri.
 

Bu yüzden yıllar sonra, artık on sekiz yaşına geldiğinde bir işletme okulunda bilgisayar üzerine aldığı eğitim sırasında bir sınıf arkadaşının kurduğu tiyatro grubu için üç kişiye ihtiyaç olduğunu duyunca merak duygusuyla bu gruba katılmaya karar veriyor.

Tabii aslında bir ergen psikolojisiyle onu bu gruba doğru sürükleyen şey başlarda bu ortamın eğlenceli olacağı, bu sayede bir sürü kızla tanışacağı ve onlarla flört edebileceği düşüncesi olsa da tiyatronun tozunu yutunca ve bu iş onu kısa süre içinde etkileyip içine çekince artık bu onun kendisini böylesi bir dünyaya kanalize edeceği bir alan haline geliyor.
 

Sonrasında Manuel Morón, Cádiz’de önce amatör gruplarla, sonra bağımsız tiyatro topluluklarıyla birlikte çeşitli oyunlar sahneliyor.

Elbette henüz daha yolun çok başında olduğu için buralardaki performansları, tam olarak ne yaptığını ya da neden yaptığını bilmeden diğer oyuncuların yaptığını ve gördüklerini taklit etmeye dayanıyor.
 

Manuel Morón, daha sonra oyunculukta başarılı olmak için Sevilla, Madrid ve Buenos Aires’te eğitim almak üzere ailesinin büyük bir kısmını ve birçok anıyı geride bırakarak memleketi Cádiz’den ayrılıyor.

Bu konudaki merakı onu önce Sevilla Tiyatro Enstitüsü’nde eğitim almaya doğru yöneltiyor ve buradaki öğretmenlerinden sahne direktörü Carlos Gandolfo sayesinde aldığı bir burs sayesinde bu serüven Arjantin’e doğru uzanıyor.
 

Kazandığı bu burs ile Buenos Aires’te aldığı bir kurs sayesinde; Javier Bardem, Elena Anaya ve Sergio Peris-Mencheta gibi İspanya’daki büyük oyuncuların yeteneklerini ortaya çıkaran Juan Carlos Corazza ile tanışıyor.

Onunla çalışmaya devam edebilmek için bu defa Madrid’e gidiyor ve sonrasında da yaşamını burada sürdürmeye devam ediyor.

Ekranın ve sahnelerin arkasındaki Manuel

Arkasında geniş bir geçmişi olan bu çok yönlü oyuncu aynı zamanda Madrid’deki Estudio Corazza adlı okulda oyunculuk öğretmenliği yapıyor, oyuncular için çeşitli konsept ve başlıklarda seminerler veriyor, ilk projelerine başlayan genç yönetmenlere koçluk yapıyor.
 

Manuel hem sahnede hem televizyonda hem de sinemada pek çok projede yer almasına ve hatırı sayılır bir üne sahip olmasına karşın o asla bu başarılar üzerinden kendisini var eden ve gururunu bunlarla okşayan biri değil.
 

İspanyol sinemasının en tanınmış yüzlerinden biri olmasına rağmen yalın ve mütevazı bir yaşam tarzı sürdüren, karısı ve kızıyla bir şeyler paylaşmaktan çok zevk alan Manuel Morón, diğer tarafta çalışmadığı zamanlarda bile yaptığı şeylerle ruhen çalışmaya devam ediyor.
 

İşinden arta kalan zamanlarda bile tiyatro izliyor, bağımlılık derecesinde dizi seyrediyor ve sinemaya gidiyor.

En büyülendiği film Baba (The Godfather) serisi, Al Pacino ve Robert De Niro en sevdiği aktörler.

Asghar Farhadi’nin Satıcı (Forushande / The Salesman) adlı filmi de onun başucu filmleri arasında yer alıyor.
 

Sevdiği yönetmenler arasında Woody Allen ve Álex de la Iglesia da yer alıyor; özellikle Álex de la Iglesia’nın dünyasını komik buluyor, hayal gücünü takdir ediyor ve ilginç bir adam olduğunu düşünüyor.
 

En sevdiği diziler arasında The Legacy (Arvingerne), Peaky Blinders, The Wire, The Sopranos, Homeland, Breaking Bad, Better Call Saul, River, Big Little Lies ve Room 104 yer alıyor.

Eline geçen her şeyi okumayı, müziği, özellikle İspanyol şarkıcı Silvia Pérez Cruz’u dinlemeyi çok seviyor.

Onu tanıyanlar kendisinin oldukça misafirperver biri olduğunu ve çok cana yakın olduğunu söylüyor ki şahsen kendisini
büyük bir keyifle takip ettiğim sosyal medya hesaplarında da bu cana yakınlığı kendini belli ediyor.

Kişisel bakımı için yemeklerine dikkat etmeye, meditasyon yapmaya ve her gün en az bir buçuk saat yürümeye gayret ediyor.

Karnavalları seviyor, kültürel olarak hiçbir ilişkisi olmasa bile tüm güncel olayları takip ediyor.
 

Sık sık Cádiz’de yaşayan ailesini ziyaret etmeye çalışıyor.

Kendisinin en rahat hissettiği yerin tiyatro olduğunu ve tiyatronun oyuncuya daha çok özgürlük sağladığını düşünüyor.
 

Verdiği röportajlarda; seyircinin karşısında olmayı çok sevdiğini ama mesleğinde en sevdiği şeyin araştırma yaptığı zamanlar ve provalar olduğunu belirtiyor; zaman zaman rollerine çalışırken genelde kendisini tanımayan lokantalara veya mağazalara gidiyor, oralarda kafasındaki karaktere bürünüyor ve insanların tepkilerini gözlemliyor.
 

İnsanların davranışlarını, zihniyetlerini, yansımalarını, duygularını anlamaya çalışmak çok ilgisini çekiyor ve bu yönde keşifler yapmaktan asla vazgeçmiyor.
 

Sinema kariyeri ve filmografisi

1990 yılından bu yana Madrid’de yaşayan Manuel Morón, oyunculuk kariyerine amatör tiyatro gruplarında başlasa da yıllar içinde kendini sinema dünyasının içinde bulur ve küçük rollerle de olsa Buzdolabında Hiçbir Şey Yok (Nada en la nevera, 1998), Annem Hakkında Her Şey (Todo sobre mi madre / All About My Mother, 1999) ve Washington Kurtları (Los lobos de Washington, 1999) gibi filmlerde oynar.

Ve böylelikle Pedro Almodóvar, Daniel Monzón, Carlos Saura, Icíar Bollaín, Roger Gual ve Daniel Sánchez Arévalo gibi sektördeki en iyi profesyonellerin birçoğuyla çalışma imkanı bulur.
 

Ama 2000 yılında Achero Mañas’ın yönetmenliğini üstlendiği Misket (El Bola / Pellet) filmindeki baba rolüyle dikkatleri üzerine çeken Manuel, bu filmle birlikte sinema kariyerinde bir ivme kazanır.

Televizyon için çekilen dizi ve filmlere ilave olarak yirmiden fazla tiyatro oyunu ve kırkı aşkın filmdeki rolleriyle neredeyse hayatının bir dakikasını bile boşa harcamayan İspanyol sinemasının bu dev aktörünün oldukça sert ve hatta nefret edilen karakterler nedeniyle riskli denebilecek rollerini içeren filmografisinde öne çıkan ve hafızalarımızda kalmasını sağlayan başrolünü üstlendiği filmlerden bazılarını sizin için aşağıda özetlemeye çalıştım.

Misket

Yönetmen: Achero Mañas / Oyuncular: Juan José Ballesta, Pablo Galán, Alberto Jiménez, Manuel Morón, Ana Wagener, Nieve de Medina, Gloria Muñoz, Javier Lago, Omar Muñoz, Soledad Osorio, Alfonso Vallejo, Manolo Caro, Juan Carlos Martín, Máximo Jiménez, Miguel Ángel Gutiérrez, Alberto Parras, Adrián Gil, Juan Ramón Deacal, Andrés Gertrúdix, Rosario Santesmases, Pau Cólera, Ana Frau, Esteban Massana, Enrique Pérez ‘Mao’, Rafael Martínez Ruiz, Carmen del Valle, Joaquín Berrueco, Concha Santiago, Juan Lorente, Makauly Guillermo, Tamara Quitral, Carlos Morote, Alicia Cifredo, Daniel Contreras, Golfo / Süre: 88 dakika
 

12 yaşındaki Misket lakaplı Pablo, ölen abisinin gölgesinde, sefil bir ortamda büyüyen ve babası tarafından sürekli istismar edilip şiddet gören bir çocuktur.

Onun utanarak çevresindekilerden sakladığı bu aile durumu, diğer çocuklarla bağlantı kurmasını ve onlarla arkadaş olmasına da engeldir.

Okula yeni gelen ve Pablo ile kısa sürede dostluk kuran Alfredo ise Pablo’ya göre daha şanslı bir çocuktur, çünkü onun anne ve babası örnek sayılabilecek kadar iyi birer ebeveyndir; çocuklarına karşı anlayışlı, merhametli, sevgi ve şefkat doludur.

Böylesi bir ortamda büyüyen Alfredo’nun haliyle daha sağlıklı bir kişiliği vardır ve özgüveni oldukça yüksektir.

Pablo ise merhametsiz, her fırsatta onu aşağılayan, kötü davranan, kimi zaman da acımasızca döven şefkat yoksunu bir babaya sahiptir.

Alfredo bir gün en yakın arkadaşı Pablo’nun gördüğü şiddet durumunu kendi ailesine açıklar.

Babası tarafından sürekli baskı altında tutulan ve şiddet gören Pablo, gerçek aile sevgisinin ne demek olduğunu ancak yeni tanıştığı arkadaşının ailesini görünce anlar, ancak Alfredo’nun ailesi her ne kadar Pablo’ya sahip çıkmaya çalışsa da Pablo’nun her akşam döneceği yer mecburen yine baba evidir.

İki farklı aile, iki farklı baba ve farklı şartlarda yetişen iki çocuğun dostluk hikayesini anlatan El Bola (Pellet) pek çok adaylığın yanı sıra farklı kategorilerde 23 ödül almış çarpıcı bir yapım.
 

Manuel Morón bu filmin seçmelerine gittiğinde filmin yönetmeni onu bu karakter için çok genç bulur ve gerçekte daha yaşlı birini bulmak istediğini söyler; ancak bol ödüllü bir kısa film olan Campeones adlı filmdeki performansını bilen yapımcılar en azından onu test etmesini yönetmene ısrar ettiğinde Achero Mañas karşılaştığı şey üzerine Manuel’e bu rolü verme konusunda ikna olur.

Böylelikle 2000 yılında bu filmin kadrosuna dahil olup Mariano adlı karakteri canlandıran Manuel Morón, bu zor hikâyenin baş karakterinin istismarcı babasına hayat verir.

Esasında filmin odağında çocuklar olsa da ve senaryoda bu karakter örtülü bir şekilde hikâyenin geri planında yer alsa da Manuel, kendisine kapsamlı ve derinlikli bir karakteri canlandırma noktasında ilk deneyimini ortaya koyma fırsatı sunan bu performansı ile filmdeki sarsıcı etkisini bir an olsun kaybetmiyor.

Mariano’yu oynaması için seçildiği gün bu alanda kapıları ardına kadar açan bu aktör bu karakterin seyircide bıraktığı nefret duygusu nedeniyle bazı kapıların da kendisine kapandığını belirtse de İspanya’nın şu an en üretken oyuncularından biri olması onun bu alandaki başarısını da gözler önüne seriyor.

Sigara Odası

Yönetmen: Roger Gual, Julio D. Wallovits / Oyuncular: Miguel Ángel González, Francesc Orella, Francesc Garrido, Manuel Morón, Chete Lera, Pep Molina, Antonio Dechent, Eduard Fernández, Juan Loriente, Ulises Dumont, Juan Diego, Vicky Peña, Jaume Amatller, Victoria Lepori, Ramon Munné    , Yuri Alemany, Josep Maria Piera, Carles Ortet, Oriol Costa, Ignacio Ginesta, Dirk Graells, Jorge Antonijuan, Thomas Schreiber, Alberto Jiménez, Ambrosio Gassol, Joan Antoni Barjau, Mario Gas, Jordi Dauder, Franco di Francescantonio, Ester Pons, Xavier Capdet, Araceli Bruch, Jaume Pons, Ángel Amazares, Verchi Younes, Pau Riba, Joan Guasch, Xavier Serrat, Alex Brendemühl, Carlota Frisón / Süre: 88 dakika
 

Cervantes Enstitüsü’nün iş birliğiyle Mimar Sinan Üniversitesi’nde gerçekleşen İspanyol Sineması Haftası vesilesiyle Türkiye’de gösterilen Smoking Room adlı film; istikrarsızlık, dayanışma, dostluk, yoldaşlık, işine sevgi, rekabet gücü ve tabii ki korku gibi konuları masaya yatırıyor.

Bir şirket, çıkan yasa gereği, ofis içerisinde sigara içme yasağı getirmek zorunda kalır.

Ramírez ise haksız gördüğü bu gelişmeye karşı başlattığı imza kampanyasıyla güç toplamaya başladıkça, iş arkadaşlarının değişik mazeretler uydurarak listeye katılmak istemediklerini görür.
 

Çünkü herkesin saklayacağı bir şeyler vardır.

Pek çok adaylığın yanı sıra farklı kategorilerde 11 ödül alarak ülkesinde oldukça ses getiren bu filmde Rubio adlı karaktere hayat vermek için 2002 yılında kamera karşısına geçen Manuel Morón, daha sonra bu filmin hikayesinden bağımsız bir şekilde uyarlanan tiyatro oyununda da Armero adlı karakteri canlandırır.
 

Bu oyunda Manuel, büyük bir Amerikan şirketi tarafından satın alınan ortalama bir şirketin dar görüşlü, resmi bir zihniyete sahip yöneticisidir.

Takım Elbise

Yönetmen: Alberto Rodríguez / Oyuncular: Jimmy Roca, Manuel Morón, Vanesa Cabeza, Mulie Jarju, Patrick Makuala, Julián Davies, Juan Motilla, Richard Henderson, Carlos Lucas, Pablo Valdera, Pepa Díaz Meco, Quete, Manolo Solo, Paco Luna, Mamate, Jordi Minguella, Iñigo Núñez, Antonio Hernández, Isabel Osca, Miguel Alcíbar, Manuel Linares, Enrico Vecchi, Eva García-Vacas, Guillermo Orrico, Pilar Gómez, Jons Pappila, Fosyl, Inma Alcántara, Javier Merchante, Jorge Tomé, Antonio Carrere, José Luis García Pérez, Alex O’Dogherty, José Rodríguez Quintos / Süre: 102 dakika
 

El Traje (The Suit) adlı bu filmde; Patricio, İspanyol şehrinin eteklerinde yaşayan ve diğer Afrikalı göçmenlerle küçük bir apartman dairesini paylaşan Gineli genç bir siyahi göçmendir.

Aynı zamanda bu şehirde yasa dışı bir şekilde otopark görevlisi olarak çalışan Patricio’ya bir Amerikan basketbol yıldızı oyuncusu patlak lastiğini değiştirmesine yardım ettiği için bir takım elbise verir.

Patricio, bu takım elbiseyi giyer giymez imajının bir anda değiştiğini fark eder ve biraz da büyülü hisseder; insanlar artık ona pislik veya görünmez biri gibi davranmazlar ve hatta küçük bir markette kasiyer olarak çalışan sevimli bir kız ona biraz ilgi gösterince onunla flört etmeye başlar.

Ancak nedense işler birdenbire ters gider ve kaldığı apartman dairesini terk etmek zorunda kalır.

Bunun üzerine geceyi orta yaşlı ve küçük çaplı bir dolandırıcı olan Pan Con Queso adlı beyaz bir İspanyol’un yanında geçirir.
 

Patricio gece uyurken onun tüm parasını çalan Pan tarafından soyulduktan sonra parasını geri almak için onun peşine düşen Patricio, Pan’ın kısa süre içinde onun tüm parasını harcadığı gerçeğiyle yüzleşir.

Patricio’nun fiziksel üstünlüğü ve acımasız tavırlarıyla tehdit edilen Pan, ona bir anlaşma önerir; şimdi tamamen evsiz olan Patricio, tüm parasını geri alana kadar Pan’ın kaldığı bu eski otele taşınır.

Tüm parasını geri alana kadar Pan’ın gözünün önünde olmasını isteyen Patricio başlarda Pan’ın ufak tefek dolandırıcılıklarından nefret eder, ancak parasını geri alabilmek için onlara göz yummak ve hatta zaman zaman yardım etmek zorunda kalır.

Böylelikle bu dolandırıcıyla birlikte hareket etmeye başlayan Patricio ile Pan günden güne aralarında bir bağ kurmaya başlar.
 

Filmin yönetmen koltuğunda oturan Alberto Rodríguez’in duygusal klişelerden kaçınarak ince bir mizahla sosyal önyargıların ve ırkçılığın zengin ve kapitalist bir şehirde nasıl ifade edildiğini ele aldığı film için 2002 yılında kamera karşısına geçen ve Pan Con Queso karakterine hayat veren Manuel Morón bu filmdeki performansıyla Peñíscola Komedi Film Festivali’nde En İyi Oyuncu Ödülü’nü kazanır.

Koyu Laci Siyaha Yakın

Yönetmen: Daniel Sánchez Arévalo / Oyuncular: Quim Gutiérrez, Marta Etura, Antonio de la Torre, Héctor Colomé, Raúl Arévalo, Eva Pallarés, Manuel Morón, Ana Wagener, Roberto Enríquez, Natalia Mateo, Alba Gárate, Marta Aledo, Carmen Arévalo, Joaquín Notario, Esther Ortega, Fernando Lage, Alex O’Dogherty, Daniel Muriel, Julián Villagrán, Teresa Soria Ruano, Juanjo Díaz Polo, Francisco Javier Mendo, Mila Kusmina, Belén Chanes, Nacho Sandoval, María Gómez Macua, José Luis López Vázquez, José Sacristán / Süre: 105 dakika
 

İspanyol sinemasının en önemli filmlerinden biri olarak kabul edilen Azuloscurocasinegro (Dark Blue Almost Black) adlı filmde; buhranlı hayatını geride bırakmaya çalışan yirmili yaşlarında bir genç olan Jorge, lüks sayılabilecek bir apartmanda kapıcılık yapan babasıyla kalmakta ve işlerinde ona yardımcı olmaktadır.

Fakat onun hayalinde, pek çok küçük burjuvalının hayalinde olduğu gibi sınıf atlamak vardır.

Babasının hastalığından sonra hem babasının bakımını üstlenir hem de onun işini devam ettirmek zorunda kalır.

Ancak bu sırada kendini birdenbire oldukça tuhaf bir durumun içinde bulur; abisi Antonio bu dönemde hapistedir ve bir kadına âşık olmuştur, onu hamile bırakması gerekmektedir ama hastadır ve çocuk sahibi olamıyordur, bu yüzden bu görevi küçük kardeşi Jorge’ye vermiştir.

İşte tam da bu noktadan sonra işler garipleşmeye başlar.
 

Bu işin içinden nasıl çıkacağını düşünürken Jorge’nin çocukluk aşkı çıkagelir, üstelik amacı ondan bir çocuk yapmaktır.

Bir yandan üniversiteye gitmek, bir yandan da felçli babasına bakmak zorunda olan Jorge, sorumluluk duygusunun baskısı altında köşeye sıkışmıştır.

Karakterlerin hayata karşı beklentilerini, sorgulamalarını ve bu beklentilerin her birinin omuzuna nasıl bir yük bindirdiğini ele alan, bazen mutluluğun yalını yaşamaktan geçtiğini anlatan filmle birlikte, 2006 yılında Jorge’nin yakın arkadaşı Israel’in babasına hayat vermek için Fernando rolüyle kamera karşısına geçen Manuel Morón filmde majör bir rolde olmasa dahi yine de varlığıyla ve desteklediği karakterler üzerindeki etkisiyle dikkatleri yine üzerine çekmeyi başarıyor.

Ayçiçeklerinin Gecesi

Yönetmen: Jorge Sánchez-Cabezudo / Oyuncular: Carmelo Gómez, Judith Diakhate, Celso Bugallo, Manuel Morón, Mariano Alameda, Vicente Romero, Walter Vidarte, Cesáreo Estébanez, Fernando Sánchez-Cabezudo, Petra Martínez, Nuria Mencía, Enrique Martínez, Mariano Peña, Amalia Hornero, Luís Mascarenhas, Luís Alberto, Ramón Martinez, Nadia Casado, Rodolfo Sancho, Pedro Ignacio García / Süre: 123 dakika
 

Sekiz kişi, altı bölüm. Ortada genç kadınlara tecavüz edip onları öldüren bir adam, onun elinden son anda kurtulan bir kadın, onun kocası ve iş arkadaşı, biri genç biri yaşlı iki polis ve terkedilmiş bir kasabada yaşayan iki adam var.

Filmin başında; sessiz bir köyün yakınındaki bir ayçiçeği tarlasının ortasında genç bir kadının cesedi bulunur, sonrasında trajik bir dizi olay şiddet, aldatma ve açgözlülüğün hüküm sürdüğü bir kısır döngüyü başlatır.
 

La noche de los girasoles (The Night of the Sunflowers) adlı film; altı bölüme ayrılmış alacakaranlık hikayesini ve bu bölümlerden her birini bu karakterlerin biri ya da birkaçını merkeze alarak anlatıyor.

Hepsi birbiriyle bağlantılı bu bölümler bir önceki gece ayçiçeği tarlasında meydana gelen korkunç olayın ardından beslenen çeşitli senaryolar sunuyor.
 

Endüstriyel elektrikli süpürgelerin satışında uzmanlaşmış bir satıcıyı canlandırmak için Vendedor adlı karaktere hayat vermek üzere 2006 yılında kamera karşısına geçen Manuel Morón filmdeki küçük rolünde büyük bir performans ortaya koyduğu gerekçesiyle İspanyol Aktörler Birliği tarafından ödüllendirilmiştir.

25 Karat

Yönetmen: Patxi Amezcua / Oyuncular: Francesc Garrido, Aida Folch, Manuel Morón, Joan Massotkleiner, Héctor Colomé, Montserrat Salvador, Ignasi Abadal, Maria Lanau, Ferran Terraza, Francisco Torrente, Marc García, Pep Sais, Carolina Montoya, Oriol Tarrasón, Meritxell Santamaria, Jordi Gràcia, Albert Roca, Carlos Olalla, Ariel Adalberto, Roberto Peralta, Aliosha Rodríguez, Luis Miguel Pardo, Miko Jarry, Dunia Montenegro, Lesly Kiss, David Galant, César Vea, Ismael Fritschi, Javier López, Gaspar Basart, Elisabet Agulló, Carles Punyet, Alain Hernández, Francis Matas, Agustín Inicco / Süre: 86 dakika
 

İspanya’da bile pek bilinmeyen ama ateşli ve dinamik kurgusuyla İspanya sinemasının nadide örneklerinden biri olarak gösterilen Amerikan polisiyesi türündeki 25 Kilates (25 Carat) adlı filmde; başı sürekli dertte olan bir borç tahsildarı, yasanın sınırında yaşayan Kay adında bir kadınla tanışır ve para kazanmak için onun babasıyla birlikte bir plana dahil olur.

Karısının ölümünden sonra oğlunu büyükanne ve büyükbabasının gözetimine bırakmak zorunda kaldığı için kendisini suçlu hisseden ama diğer taraftan kendisine borçlu olanlardan ödemelerini alabilmek için kendine has tehditkâr yöntemler kullanan Abel görünürde geleceği ve idealleri olmayan bir adamdır.

Kay ise şehrin yozlaşmış sokaklarında sürücüleri kandırarak, bir kaza numarasıyla onların araçtan inmelerini sağlayarak arabaları çalan ve hayatını bu şekilde idame ettiren biridir.
 

Ancak bir gün bu hilesi ters gider ve işler sarpa sarıp yakalanacakmış gibi göründüğünde orada tesadüfen bulunan Abel onun yardımına koşar.

Bu şekilde küçük çaplı ve beceriksizce hırsızlıklar yapan, entrikacı ve bencil bir kadın olan Kay ile tanışınca Abel için her şey tümden değişir.

Bu tesadüfi tanışma kendilerini içinde buldukları kara delikten çıkarmak için ihtiyaç duydukları son sıçramayı yapmalarını sağlayacak bir enerjiyi ve akabinde suç ortaklığını beraberinde getirir.

İçinde bulundukları hayattan kurtulmak için yaptıkları bir planla hayallerindeki hayata benzer bir şey elde etmek için her şeyi riske atarlar.

Sonrasında filmin duygusal, endişeli ve kafa karıştırıcı olay örgüsü benzersiz ritmiyle seyircisini hiç bitmesini istemeyeceği türden heyecan dolu bir yolculuğa çıkarır.

Woody Allen’ın Barselona’nın renkli, fotojenik ve güneşli bir görüntüsünü sunan Vicky Cristina Barcelona adlı romantik komedisinin aksine seyirciyi bu şehrin arka sokaklarında gezdiren filmde; Kay’ın arkadaşının çalıştığı bir dönerci dükkanında çalan Sezen Aksu’nun Kahpe Kader adlı şarkısı ve filmdeki katillerden birinin adının Türk olması dikkatli bir Türk seyircisinin gözünden kaçmayacaktır.

2008 yılında, bu defa filmin kahramanlarından Sebas’a hayat vermek için kamera karşısına geçen Manuel Morón bu filmdeki rolüyle Málaga Spanish Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazanır.

Hücre 211

Yönetmen: Daniel Monzón / Oyuncular: Luis Tosar, Alberto Ammann, Antonio Resines, Manuel Morón, Carlos Bardem, Marta Etura, Luis Zahera, Fernando Soto, Vicente Romero, Manolo Solo, Patxi Bisquert, Josean Bengoetxea, Anartz Zuazua, Miguel Martín, Félix Cubero, David Selvas, Ricardo de Barreiro, Antonio Durán ‘Morris’, Jesús Carroza, Suso Lista, Juanma Hernández, Jesús Del Caso, Ramiro Alonso, Óscar Antón, Roberto Beltran, Hugo Calvo, Belén Cruz, Pedro De Parla, Alejandro Espeso, Xavier Estévez, Santiago Fernandez, Conrado Garcia, Fernando Garcia, Jorge Gomez, Juan Carlos Lopez, Juan Luis Lorenzo, Juan Carlos Mangas, Agustin Manjon, Antonio Mora, Xosé Manuel, Olveira ‘Pico’, Fernando Otero, Hilario Pino, Pedro Piqueras, Israel Salazar, Pedro Salazar, Jorge Salvador, Javier Semprum, Roberto Sánchez ‘Luna’, Marian Varela, José Ignacio Álvarez / Süre: 113 dakika
 

Faklı kategorilerde pek çok adaylığı olan ve çeşitli festivallerde 44 ödül kazanan Celda 211 (Cell 211) adlı filmde; otuzlu yaşlarında evli bir adam olan Juan Oliver, tadilattan geçen bir hapishanede gardiyan olarak işe başlar.

İşteki ilk gününde iki meslektaşı ona hapishaneyi gezdirirken, birdenbire tavandan düşen bir inşaat malzemesi Juan’ın kafasına çarpınca Juan bayılır, gardiyanlar onu ayıltmak için 211 numaralı boş hücreye götürür.

Juan bilinci kapalı bir şekilde hücrede yatarken hapishanede bir ayaklanma patlak verir.
 

Ayıldığında güç bir durumla karşı karşıyadır; hapishanede bir isyanın başladığını gören Juan hayatta kalmak için artık mahkûm rolü oynamak zorundadır.

Ama işin en çarpıcı tarafı zorunluluk olan başlayan bu durum nihayetinde onu diğerlerine dönüştürür.

2009 yılında çekilen ve sanatsal düzeyde, politikanın en karanlık meselelerini ele alan bu filmde bu defa Ernesto Almansa adlı karakteri canlandırmak için kamera karşısına geçen Manuel Morón, bu rolün kariyerinde kendisine daha fazla sanatsal bilgi ve derinleşme sağladığını belirtmiştir.

Ebro, Beşikten Savaşa

Yönetmen: Román Parrado / Oyuncular: Oriol Pla, Enric Auquer, Àlex Monner, Roser Tapias, Alfonso Sánchez, Artur Busquets, Emilio Palacios, Manuel Morón, Adolfo Fernández, Kimberley Tell, Josep Lluís Gómez, Quimet Pla, Gloria Giménez, Núria Casas, Olivier Decriaud, Jordi Jara, Hammudi Al-Rahmoun Font, Pere Brasó, Ann Perelló, Bruno Sevilla, Juan Uriol, David Menéndez, Pol López, Morgan Symes, Pedro de Castro, Diego Fornell, Eleazar Masdeu, Joan Sentís, Marc Udina, Pol Martínez, Pablo Capuz, Martí Salvat, Josep Pla, Marc Galcerà / Süre: 82 dakika
 

Bir televizyon filmi olarak çekilen Ebre, del bressol a la batalla; 1938 yılında İspanya Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Manuel Azaña’nın, 17-18 yaşları arasındaki binlerce gencin İspanyol İç Savaşı sırasında Franco’nun birliklerine karşı savaşa katılmaları için seferberlik emri verdiği Ebro Nehri Muharebesi’ni kadraja alıyor.

İspanya İç Savaşı sırasında, Hitler ve Mussolini tarafından sağlanan silah ve adam desteğiyle 1937 sonbaharında Franco aldığı koşulsuz yardımlarla, kuzeydeki Cumhuriyetçi bölgeleri ele geçirerek ilerleyişini sürdürüyordu.

İspanya hükümeti ise Katalonya ve Güney İspanya bölgesinde sıkışmış durumdaydı.

1938 Nisan’ında Akdeniz kıyılarının kırk millik bir bölümü milliyetçilerin eline geçtiği sırada Avrupa’da Hitler’in faaliyet göstermeye başlaması da dünyanın dikkatinin İspanya’dan Avrupa’ya kaymasına neden olmuş, İspanya İç Savaşı arka planda kalmaya başlamıştır.
 

Büyük Savaş ile ilgilenen Avrupa’nın İspanya İç Savaşı’nın Cumhuriyet kanadını görmezden gelmeye başlamasıyla birlikte bu durum İspanya’ya yapılan yardımların kesilmesine ve Cumhuriyetçilerin kendi kaderlerine terk edilmelerine neden olmuştur.

Böylesi bir ortamda, yardımların kesilmesine rağmen direnişini sürdüren Cumhuriyetçiler Ebro’yu geçmek ve zafer için bastıran faşistlere karşı direnmek üzere nehri geçmeden kısa bir süre önce, asker sıkıntısı ve son aylarda yaşanan yüksek ölüm oranlarıyla karşılaşınca 17-18 yaş arası binlerce genç Cumhuriyet ordusu tarafından muharebeye çağrılır.

“Ebro, Beşikten Savaşa”; kesilmeyen bir ıslık sesi edasıyla havalarda uçuşan kurşunların arasında geleceğin ne getireceğinden habersiz bir şekilde masumiyetlerini terk etmeye zorlanan bu gençlerin hikayesini anlatıyor.

2016 yılında Manuel Azaña’ya hayat vermek üzere kamera karşısına geçen Manuel Morón bu filmdeki performansıyla ASECAN tarafından bir kez daha En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’yle taçlandırılır.

7 Yıl

Yönetmen: Roger Gual / Oyuncular: Juana Acosta, Alex Brendemühl, Paco León, Manuel Morón, Juan Pablo Raba, Marta Torné, Marta Casielles, Josete Rivas / Süre: 77 dakika
 

4 arkadaş + 1 suç + 1 gece + 1 karar = 7 yıl

İspanya’nın ilk orijinal Netflix yapımı olan 7 Años adlı bu filmde; çok başarılı bir bilgisayar şirketinin yolsuzluğa bulaşan dört kurucu ortağı büyük bir çıkmazın içindelerdir.
 

İspanya’nın vergi dairesi onları araştırıyordur ve yaptıkları büyük bir vergi kaçakçılığını bulmak üzerelerdir.

Vergi danışmanlarının şirketin faaliyetlerine devam etmesi için kendilerine önerdikleri yol, içlerinden birinin suçu kabullenerek hapse girmeyi kabul etmesidir.

Dört ortak, baş başa verip başlarına gelen bu sorunu çözmek ve şirketi bu sıkıntıdan kurtarmak için bir gece bir araya gelirler.

Ancak ne kadar uğraşsalar da içinden çıkamadıkları bu sorun karşısında yapabilecekleri en iyi şeyin kendilerine önerildiği gibi suçlarını itiraf etmek olduğu konusunda mutabık kalırlar.
 

Fakat suçun cezasını kimin çekeceği konusunda anlaşamazlar, çünkü aralarından biri suçu üstlenip yedi yıl hapiste yatacak ve diğerleri için özgürlüğünden vazgeçecektir.

Haliyle; suçun cezasını kimin çekeceğini tartıştıkları gecede doğal olarak kimse kendini feda etmek istemeyince bunu çözmek için bir arabulucuya başvurulur ve sonrasında birbiri ardına olaylar gelişir, çözülmeler başlar.

Bu durum dört kişinin dostluğu için de büyük bir sınava dönüşür.
 

Küçük bir alanda çekilen ve 24 saat içinde dört iş adamının hikayesini anlatan bu gerilim filminde açıkça söylemek gerekirse öyle büyüleyen bir dekorasyon ve prodüksiyon tasarımı, nefes kesen bir kovalamaca ya da sinematografik görüntüler ve panoramik manzaralar yok.

Bu sadece beş oyuncu ile çekilmiş basit bir film, ancak oyunculuğa önem verenler ve entrikayı sevenler bu filmin olay örgüsünden mutlaka etkileneceklerdir.

2016 yılında filmin kadrosuna dahil olarak kamera karşısına geçen ve olay örgüsündeki çıkmazın ve ahlaki çatışmanın çözüm anahtarı olan José Veiga adlı bir arabulucuya hayat veren Manuel Morón bu film sayesinde sinemayı deneyimlemenin yeni yollarını keşfettiğini itiraf ediyor.

Unutulma Ayetleri

Yönetmen: Alireza Khatami / Oyuncular: Juan Margallo, Tomás del Estal, Manuel Morón, Itziar Aizpuru, Gonzalo Robles, Amparo Noguera, Julio Jung, Willy Semler, Luis Dubó, Mario Soto, Elisa Sepulveda Ruddoff, Lucas Bolvarán, Victor Hugo Ogaz, Alex Rivera, Nicolás de Terán / Süre: 92 dakika
 

Ölüm ve hatırlamanın gerekliliği üzerine esrarengiz, rüya gibi bir inceleme olan ve siyasi nedenlerle zulüm gören ve kaybedilenleri konu alan Los Versos del Olvido (Oblivion Verses) adlı filmde; müthiş bir hafızaya sahip olan bir morgun yaşlı bekçisi, günlerini kayıplarını arayanlara cesetler göstererek ve sevdiği bitkilerle ilgilenerek geçirir.

Bir gün bir protesto sırasında öldürülen genç bir kadının cesedini keşfettiğinde ona uygun bir cenaze töreni yapmak için ölülerin hikayelerini toplayan mistik bir mezar kazıcı ve uzun zamandır kayıp olan kızını arayan yaşlı bir kadın ile birlikte büyülü bir yolculuğa çıkar.
 

Şili, Fransa, Almanya ve Hollanda ortak yapımı olan film; Şili tarihine doğrudan atıfta bulunmamasına rağmen, kayıp sorununun evrensel bir sorun olduğunu düşündüğü için Santiago de Chile’de çekildi.

Kendine has bir derinliği olan bu hikâyeyi herhangi bir coğrafi yere veya tarihsel ana bağlayabilmenin zorluğu nedeniyle anlaşılması zor film olsa da Uluslararası Film Eleştirmenleri Federasyonu (FIPRESCI)’nun “vizyonunun karmaşıklığına rağmen hikâye anlatma ihtiyacını vurgulayan yapımındaki ustalığı” gerekçe göstererek ödüllendirdiği film Venedik Film Festivali’nde farklı kategorilerde dört ayrı ödülün sahibi oldu.
 

2017’de çekilen bu filmde, El Chófer de la Carroza adlı karaktere hayat vermek için kamera karşısına geçen Manuel Morón filmde bir cenaze arabasının sürücüsünü canlandırıyor.

Sevgili Kardeşlik

Yönetmen: Marta Díaz de Lope Díaz / Oyuncular: Gloria Muñoz, Pepa Aniorte, Juan Gea, Rocío García Molina, Joaquín Núñez, Manuel Morón, Carmen Flores, Alejandro Albarracín, Rosario Pardo, Juan Sánchez Rodríguez, José Chaves, Andrés Berlanga, Carlos Bernardino, Juan Motilla, Antonio Estrada, José María Peña, Nicolás Montoya, Pepe Salas, Javier Aguilera, Daniel Morilla, Montse Torrent, Inma Alcántara, María José Parra, Lucía Alfaro, Teresa Quintero, Beatriz Cotobal, Vicente Amaya, Ana Cristina Mata, Lorena Sola, Elisa Trigo, Diego Díaz de Lope de Díaz / Süre: 87 dakika
 

Keskin bir kara mizah örneği olan ve Malaga Katolik Kardeşliği’nin içindeki güç mücadelelerini ele alan Mi querida cofradía (Hopelessly Devout); prensipte dini bir kurumda ortaya çıkan ataerkil tutumların eleştirisi üzerine bir filmse de aynı zamanda İspanyol yaşamının çeşitli alanlarına ve her yerde baskın olan maçoluk kültürüne de bir ışık tutuyor.

Almodóvar filmlerinden yapı, ton, sahne ve ritim açısından açıkça ilham aldığı görülen ve kadınların gücüne odaklanan film için 2018 yılında kamera karşısına geçen Manuel Morón, bu filmde kahramanın yakın arkadaşı olan ve ona büyük bir hayranlık besleyen Adolfo’ya hayat veriyor.

Adolfo tabiri caiz ise filmin baş kahramanı Carmen’in projeksiyonu gibidir; elinde iğnesi ve ipliği ile dikiş dikip Bakire’yi giydiren, ona terzilik yapan odur.
 

Manuel Morón’un filmografisindeki diğer filmler

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap