Kahire diyaloğu öncesi Fetih-Hamas anlaşmazlığı büyüyor

by Haber Fora

Filistinli grupların liderlerinin Mısır’ın başkenti Kahire’de 7 Şubat’ta düzenlenecek olan toplantısı yaklaşıyor. Bu bağlamda Fetih Hareketi Genel Sekreteri Cibril er-Racub, özellikle de Hamas hareketinin ‘Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile yayınlanan birçok tedbir ve cumhurbaşkanlığı kararnamesi konusunda’ hemfikir olmadığını belirtmesi sonrasında toplantının, birçok engelle karşılaşabileceğini belirtti.

Hamas’ın Kahire’deki tartışma masasına koyacağını söylediği birçok mesele, seçimler için yürütme prosedürlerine başlamadan önce nihai diyaloğun önündeki tek engel değil. Aksine grupların oylama sürecine katılması da, özellikle Filistin Halk Cephesi’nin seçimlere katılmayacağını açıklaması sonrasında yeni bir zorluk teşkil ediyor. Aynı şekilde İslami Cihad Hareketi de seçimlere katılımını, Mısır’daki toplantının sonuçlarına bağlarken, katılmayı reddetmesi halinde listeler, Fetih, Hamas ve Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) gruplarıyla sınırlı olacak.

‘Oslo’yu referans olarak reddetti

Hamas’ın seçim süreci için siyasi referans olarak Oslo Anlaşması’nı atlatma arzusu, Kahire diyaloğunun önündeki ilk engel sayılıyor. Hareketin siyasi bürosunun bir üyesi olan Hussam Bedran, “Siyasi otorite sürecinin başarısızlığından sonra Fetih ile uzlaşı sağlanan ulusal uzlaşı belgesini bir platform olarak sunacağız. İmzalanan barış anlaşması hükümlerine göre çalışmak mümkün değil” dedi.

Bu özel öneri, Fetih hareketi tarafından tamamen reddedildi. Devrim Konseyi üyesi Abdullah Abdullah, yaptığı açıklamada, “Abbas’ın Doğu Kudüs’teki seçimler hususunda uluslararası taraflar ve ABD ile yürüttüğü temaslar, bu coğrafi bölgenin Filistin Yönetimi’nin yetkisi dahilinde olduğunu kabul eden ‘Oslo’ anlaşmasına dayanmaktadır” dedi. Abdullah, atılım üssünü değiştirmenin, İsrail’e o bölgede yaşayanların sandıklara gitmeyi reddetmesi için bir fırsat verdiğini söyledi. Yetkili ayrıca, “Bu nedenle de Hamas, bu konuda dikkatlice düşünmeli ve işleri karmaşıklaştırmamalıdır” dedi.

Ulusal Konsey, en büyük engel

Engeller arasında Ulusal Konsey seçimleri de yer alıyor. Bu bağlamda Hamas’ın Başkan Yardımcısı Halil el-Hayye, Abbas’ın çıkardığı seçim kararnamesinde belirsizlik olduğuna dikkati çekerken, tüm maddeleri üzerinde uzlaşı sağlamadıklarını vurguladı.

Hamas liderlerinden Hammad er-Ragab, en belirsiz şeyin, Ulusal Konsey seçim mekanizması olduğunu dile getirdi. Hamas’ın, konseyin seçim sürecinin nasıl yürütüleceğini henüz anlamadığını söyleyen Ragab, “Ulusal Meclis’in şekline, oylamayı yürütme yöntemine, kimin oy kullanacağına, seçim listesine ve üye sayısına cevap verilmesi gerekiyor. Yasama Meclisi üyeleri, oy kullanma hakkına sahip değiller mi?” ifadelerini kullandı.

Fetih hareketinin Devrim Konseyi üyesi olan Abdullah Abdullah, söz konusu sorulara yanıt verirken, “Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde bir belirsizlik yok. Daha ziyade seçim tarihlerine ilişkin tam açıklamalar mevcut. Özellikle de kendisiyle iletişim kesintiye uğramazken Hamas’ın, bunu tartışmalı konular olarak sunması utanç vericidir” dedi. Abdullah, “Neden bu soru, aramızdaki temas hatlarında gündeme getirilmedi? Kahire’ye, her şeyi açıklamak ve belirsizlikleri açıklığa kavuşturmak için gideceğiz” ifadelerini kullandı.

Ulusal Konsey, FKÖ’nün (en yüksek Filistin otoritesi) en yüksek otoritesi ve İsrail tarafından kontrol edilen 1948 topraklarının mültecileri ve sakinleri de dahil, tüm Filistinlilerin yasama organı olarak biliniyor. İç tüzüğüne göre temsili, doğrudan seçimlerle belirleniyor.

İki anayasal seçim mahkemesi

Özellikle de Fetih ve Hamas olmak üzere iki topluluğun önünde, seçimlerde ortaya çıkan herhangi bir meseleye karar verecek olan seçim mahkemesine dair bir uzlaşı olacak. Görüşme, mahkemenin ve hakimlerinin nasıl oluşturulacağına odaklanacak.

Genel seçim yasasına göre Seçim Davaları Mahkemesi, Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas’ın yayınladığı kararnameyle Yüksek Yargı Konseyi’ne uygun şekilde kuruluyor ve 9 hakim içeriyor. Ana engel, Gazze ve Batı Şeria’da iki rejimin mevcut olmasından ve aralarında bir koordinasyonun olmamasından kaynaklıyor. Öyle ki Fetih hareketi, Hamas tarafından yönetilen Gazze yargısıyla iş yapmayı reddediyor.

Bu bağlamda Ragab, “Seçim mahkemesinde Hamas hareketi ve Fetih için sandalyeler istemiyoruz. Bu nedenle yargının şekli, gerçek bir engel olacak. Hamasçı kriterlerle değil, ulusal standartlara göre ve yasal şekilde seçimler istiyoruz” dedi.

Hammad er-Ragab, “Tek istediğimiz, iyi işleyen bir demokratik süreçtir. Abbas, bir seçim mahkemesi kurulmasına izin veren yargı değişikliklerinde, bu sürecin önüne engeller koydu” dedi. Hamas yetkilisi, “Bir adli mahkemenin kurulmasıyla yönetilen yürütme otoritesi nasıl olabilir? Hukukta yürütme, yasama ve yargı yetkileri arasında bir ayrım vardır” ifadelerini kullandı.

Fetih lideri Abdullah ise seçim mahkemesinin eyleme yönelik bir faaliyet olduğunu söylerken, “Seçimler, yargı referansı olan Yüksek Yargı Konseyi’nin tavsiye ettiği yargı hukukuna göre olacaktır. Abbas, otoritenin başı olduğu için ve kararname çıkarma ve oluşturma yetkisine sahip olması dolayısıyla bu nokta tartışmalı değildir” dedi.

Seçimler, bölünmeyi derinleştiriyor

Hamas, tüm seçimlerin yapılacağına dair uluslararası garantiler almış olsa da, hala endişe duyuyor. Bu bağlamda seçim sürecinin sonuçlarının uygulanmasını sağlamak için kanıta ihtiyaç olduğunu vurgulayan Ragab, “Bu kazanım, Batı Şeria ve Gazze Şeridi arasındaki bölünmenin derinleşmesine ve uçurumun artmasına yeni bir kapı açacak. Bu nedenle bu durumu güvence altına alan bir onur tüzüğü imzalama sürecindeyiz” değerlendirmesinde bulundu.

Abdullah ise seçimlerin, Hamas ve Fetih arasındaki anlaşmazlığı, orantılı oluşuma dayalı ulusal bir hükümetle sonuçlanacak tek bir siyasi kararla bitirmeyi amaçladığını belirtti.

Özgürlükler

Görünüşe göre iki hareketin aylardır yürüttüğü temaslar, eksik. Öyle ki Hamas’ta siyasi büro üyesi olan Hussam Bedran, “Batı Şeria’daki ortam, özgürlüklerden yoksundur. Hamas, bunu Kahire’de gündeme getirecek ve seçim kampanyasının herhangi bir baskı veya engel olmaksızın yürürlüğe koyulmasını garanti eden bir onur yasası bulmaya çalışacaktır” dedi.

Ancak Gazze Şeridi’nde faaliyet gösteren insan hakları örgütlerinin raporları, Gazze’deki özgürlük ortamının da kısıtlandığını ve bu kısıtlamanın, Batı Şeria’daki mevcut ortamdan daha az olmadığını ortaya koydu. Raporlar, her iki bölgedeki yetkililerin herhangi bir anlaşmadan önce ‘Fikir ve İfade Özgürlüğü Yasası’nı uygulaması gerektiğine dikkati çekti.

*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Haber Fora’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

https://www.independentarabia.com/node/189876

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap