Kahvaltılığın 100, dolmuş masrafının 107 ve ortalama kiranın 1500 liraya dayandığı Türkiye’de 2 bin 825 liralık asgari ücret nasıl pay edilsin?

by Haber Fora

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, “asgari ücret” tanımını şöyle yapar: İşçilere normal bir çalışma günü karşılığı ödenen ve işçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücrete asgari ücret denilmektedir.

Yani sanıldığının aksine tek “zorunlu” ihtiyaç, gıda ve konut değil aynı zamanda kültürel faaliyetlerdir de. 

Yaklaşık bir aydır Bakanlık, işveren ve işçi temsilcileri arasında devam eden asgari ücret pazarlığının dünkü son toplantısında sonuç, “1 Ocak 2021 tarihinden itibaren geçerli olacak asgari ücret, brüt 3 bin 577 lira 50 kuruş, net 2 bin 825 lira 90 kuruş olarak belirlenmiştir” denilerek açıklandı. 

Bu miktar 2020 yılı için brüt 2 bin 943 lira, net 2 bin 324 lira 70 kuruştu. Yani geçen seneye kıyasla yüzde 21,56’lık bir artış var. 

Son beş yılda uygulanan asgari ücretlere ve o yılın ortalama dolar kuruyla karşılığı ise şöyle: 

* Aralık 2020 itibarıyla

Asgari ücretten toplam kesinti 373 liradan 751 liraya çıktı

Ne asgari ücret hesabı yapılırken, brüt miktardan bazı kesintiler oluyor. Bunlar, yüzde 14’lük SGK primi, yüzde 1’lik İşsizlik Sigortası Fonu’na aktarılan pay, yüzde 15’lik gelir vergisi, yüzde 07,59’lık damga vergisi ve asgari geçim indirimi. 

Buna göre asgari ücretliden 2017’de yapılan toplam kesinti 373 lira 44 kuruşken, bu miktar 2021’de 751 lira 60 kuruşa çıkıyor. 

2020 için belirlenen asgari ücrette toplam kesintiler 618 liraydı.

Yıllar içinde asgari ücretlinin sepeti nasıl değişti? 

Net asgari ücret, son beş yılda yüzde 101 artmış gözükse de mühim olan market ya da diğer bazı temel ihtiyaçlar için ayırdığı miktarın ne kadar değiştiği.

Örneğin gayrimenkul değerleme ve lokasyon analizi şirketi Endeksa’nın verilerine göre Türkiye’de 2019’da bin 286 lira olan ortalama kira fiyatı, 2020’de bin 484’e çıktı. 

Buna ek olarak, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2003’ten bu yana tuttuğu, “Tüketici fiyat endeksi, madde sepeti ve ortalama fiyatlar” kayıtlarına bir bakalım. 

Bekâr, çocuksuz bir işçi için oluşturacağımız sepete seçtiğimiz ürünler: En sade kahvaltı için gerekenler, dana eti, temel gıda makarna ile kışın gerekebilecek bot, belli aralıklarla gitme ihtiyacı duyacakları berber, evin demirbaşı buzdolabı, her gün kullandığı dolmuş, şayet cesaret ederse bilgisayar ve otomobil, son olarak da “asgari ücret” tanımında yer alan kültürel faaliyetlerden sinema ve tiyatro. Tüm bu kalemlerin yıllara göre değişen ortalama fiyatları şu şekilde: 

Bu tablonun matematiğine geçersek;

Kahvaltıyla başlayalım… 

2017’de bin 404 lira kazanan bir asgari ücretli, en temel kahvaltı malzemelerine ortalama 76 lira ödüyordu ki bu ücretinin yüzde 5,41’ine denk geliyordu. Bu oran net asgari ücretin 2 bin 324 olduğu 2020’de yüzde 4,3’tü.

Farklı bir hesaplamayla 2017’den 2020’ye kadar net asgari ücrette gerçekleşen 920 lira farkın 24 lirası “basit kahvaltı maliyetinde” dört yılda oluşan farka gitti. 

2017’den 2020’ye kadar asgari ücretle geçinen bu kişinin bir yandan ücreti yüzde 65 artarken, diğer yandan sofrasına koymaya çalıştığı dana eti bile yüzde 23 pahalılaştı. En temel gıda makarnadaki fiyat artışı ise ücret artışıyla neredeyse aynı orandaydı. 

Peki kış kapıya dayandığında bot ihtiyacı hasıl olduysa nasıl bir tabloyla karşı karşıyaydı? 

Şayet kişi kadınsa 2017’de aldığı 93 liralık bot, 2020’de 122 liraydı. Erkek ise istediği bot, dört yılda 30 lira daha pahalılaşmıştı. Yani erkek olsun, kadın olsun asgari ücretlinin 920 liralık ücret artışının yaklaşık 55 lirası sadece bot ve kahvaltıyla eridi. 

Ayda bir de olsa berbere gitmek istesinler… 

Dört yılda kadınlar için maliyet yüzde 38, erkekler için yüzde 64 yükseldi. 

Gelelim, fiyatı asgari ücreti aşan ürünlere… 

Bir kişi 2017’de 1404 lira kazanırken, bir bilgisayarın ortalama fiyatı 2 bin 469 liraydı. 2020’de 2 bin 324 lira kazanan kişinin önüne konulan bilgisayar fiyatı ise 6 bin 839 liraydı. Yani, her koşulda bir bilgisayar fiyatı, işçinin emeğine biçilen değerden daha yüksekti. Beyaz eşyanın demirbaşı buzdolabının fiyatı ise dört yılda yüzde 105 yükseldi. 

Asgari ücretlinin işe dolmuşla gittiğini varsayalım. 

2017’de dolmuş ücretleri ortalama 2,07 liraydı. Gidiş-geliş olunca, bir günde 4 lira 14 kuruş, 22 iş gününde 91 lira harcaması gerekiyordu ki hafta sonları da elbet dışarı çıkacaktı.

2020’de 22 günlük dolmuş masrafı 107 liraya çıktı. 2 bin 324 liralık net asgari ücret, bir anda 2 bin 224 lira oluveriyordu. 

Gelelim 2020’de uygulanan kredi kampanyaları ile fiyatlardaki artışın durdurulamadığı otomobillere. 

Dört yıl önce bir asgari ücretlinin, ortalama fiyatı 69 bin lira olan otomobili alması için yemeden, içmeden, kira ödemeden 50 ay boyunca çalışması gerekiyordu.

2020’ye gelindiğinde asgari ücret kazanan kişinin 146 bin 402 liralık otomobili alması için çalışması gereken ay sayısı 62’ye çıktı. Tabii fiyatları yüzde 71 artan otoban geçişleri ile yüzde 246 artan köprü geçişleri, hatta aracına koyacağı benzin hariç tutularak yapılan bir hesaplama bu. 

Ve “asgari ücret” tanımında yer alan kültürel faaliyetler… 

2017’de ayda bir kez sinemaya, bir kez de tiyatroya gitmek isteyen kişi 41 lirayı gözden çıkaracaktı.

2020’ye gelindiğinde en temel kahvaltı ürünlerine (iki kez alışveriş yapmış olsa) ayda 200 lira, berberine 30 lira, dolmuşuna 107 lira ödeyen asgari ücretli kalan 2 bin 87 lirasının yaklaşık 72 lirasını da sinema ve tiyatroya harcaması gerekiyordu.

Kalan 2 bin lirayla ne yapabilirdi? Kirasından geriye kalanla ne yapabilirse onu… 

 

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap