Libya’da siyasal çözüm süreci kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor

by Haber Fora

23 Ocak Cumartesi günü Fas’ın Bouznika kentinde imzalanan siyasi anlaşmanın içeriğinin açıklanmasının ardından Libya’daki devlet kurumlarının statülerinin belirlenmesi için diyalog görüşmeleri sürüyor.

Siyasi diyaloğun sonuçları sebebiyle Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne (UMH) yakın taraflar UMH’ye karşı şiddetli bir eleştiri kampanyası başlattı. UMH yanlıları anlaşmayı bölgesel kota sistemine dayalı bölgesel bir anlaşma olarak niteliyor.

Aynı kaynaklar, yakın zamanda Cenevre ve Kahire’de imzalanan tüm nihai anlaşmalara da eleştiri okları yöneltip Doğu Libya’daki ordunun komutanı Halife Hafter ve TM Başkanı Akila Salih’e önümüzdeki dönemde siyasi sahneyi kontrol etmelerini sağlayacak en önemli mevkileri verdiğini ileri sürüyor.

Öte yandan siyasi arenada büyük tartışmalar yaşandı. Libyalı tarafların anlaşmasına göre yakında gerçekleşecek olan anayasa referandum süreci ve halk tabanının onaylama ihtimali hakkında pek çok soru gündeme geldi. Ülkenin anayasasına resmi olarak uyması için Libya’nın üç ana bölgesi; Doğu Libya (Sirenayka), Güneybatı Libya (Fizan) ve Kuzeybatı Libya’nın (Tripolitanya) her birinde oyların ‘50 + 1’ yüzdesinin elde edilmesi gerekiyor.

Bölgesel kota sistemini sağlamlaştırma

Libya bölgeleri arasında egemenlik alanlarının paylaşım şekline duyulan öfke ve reddediş, Trablus’taki siyasi kurumların koridorlarına kadar ulaştı. Trablus’ta 24 milletvekilinin, egemen mevkilerin işgalcilerini seçmek için bölgesel kota ilkesini kabul etmeyi reddettiklerini ifade etmesi ve görevli kişileri seçerken yeterlilik, bütünlük ve profesyonellik standartlarının benimsenmesinin gerekliliğini vurgulamaları bu kurumlar içinde bir bölünmeye neden oldu.

Bu milletvekilleri yaptıkları açıklamada, Fas’ın Bouznika şehrinde, Temsilciler Meclisi ve Libya Yüksek Devlet Konseyi Komiteleri üyeleri tarafından kararlaştırılan kota sistemini vatandaşlar arasında eşitlik hakkının ihlali olarak değerlendirildi. Bu durumun egemenlik kurumlarını zayıflattığına ve performansını sınırlandırdığına işaret edildi. Açıklamada ayrıca Temsilciler Meclisi ve Libya Yüksek Devlet Konseyi’nin herhangi bir anlaşma imzalama veya herhangi bir mutabakatı tamamlama yetkisine sahip olmadığı ifade edilerek görevlerinin teklifleri sunmakla sınırlı olduğu belirtildi.

Fas’ta imzalanan ve Libya’daki egemen pozisyonların paylaşılmasını öngören anlaşmanın iki tarafından biri olan Libya Yüksek Devlet Konseyi’nin 40 üyesi, Bouznika’da ‘bölgesel kota’ oluşturulması için kabul edilen ilkeleri kınadı. ‘Temsilciler Meclisi yanı sıra, konseylerini temsil eden diyalog ekibinin sadece fikirleri yakınlaştırmakla görevlendirildiğini ve konseylerine geri dönmeden önce herhangi bir şeyi imzalama veya oylama hakları olmadığı’ belirtildi.

İstifa eden Milletvekili Mustafa Şakur, “Fas Bouznika toplantısının coğrafya temelinde egemenlik pozisyonlarının bölünmesine ilişkin olarak sonuçlandırdığı şeyin, yeterlilik standartlarıyla hiçbir ilgisi yoktur ve bu Libya halkına bir hakarettir. Bu bölünme, vatandaşlık ilkesine ve halklar arasında eşitlik ilkesine aykırı olan bölgesel kotalar olgusunun pekiştirilmesidir” ifadelerini kullandı.

Eski Genel Ulusal Kongre Başkanı ve ‘Ya Baladi’ (Ey Ülkem) Hareketi’nin şu anki başkanı Nuri Bouhshamine’e gelince, Bouznika toplantısının sonuçlarını reddetti. Boushamine, Twitter’da yaptığı açıklamada bölge isimleri konusunda yaşanan çatışmanın Libya’daki güç ve para kaynaklarını paylaşma mücadelesi olduğunu söyledi.

TM üyesi İbrahim ed-Dersi, Libya’nın üç tarihi bölgesi temelinde pozisyon paylaşımını savundu. Libya karmaşık bir ülke ve birliğini koruyan en iyi sistemin federal sistem olduğuna işaret ediyor.

Dersi şu soruları yöneltti: “Kotaları eleştiriyorsak, o zaman 60. komite neden Trablus’tan 20, Fizan’dan 20 ve Sirenayka’dan 20 olmak üzere bölündü? Parlamentoda neden Tripolitanya’dan 100, Fizan’dan 40 ve Sirenayka’dan 60 milletvekili var? O halde neden bakanlıkların ve kurumların dağılımında en büyük payı Tripolitanya bölgesi alıyor”

Tası ve tarağıyla

Aynı bağlamda, Libya’nın batısından isimle de, Cenevre Anlaşması’na göre son geçiş dönemi için yönetici pozisyonlarının paylaşılma şeklini hedef alan söylemlerde bulundu. Akila Salih ve müttefiki Halife Hafter’in tasıyla tarağıyla her şeyi elde ettiğini, siyasi ve askeri sahneyi kontrol etmelerini sağlayan en önemli mevkileri kazandıklarına dikkat çekti.

Anlaşmaya karşı çıkan bu sesler, Libya’nın doğusunu temsil eden tarafa Cumhurbaşkanlığı Konseyi Başkanı ve Merkez Bankası Başkanı pozisyonunun verildiğini iddia etti. Libya anayasasının iki pozisyon sahibine sağladığı geniş yetkiler nedeniyle, onu devletin siyasi ve ekonomik anahtarlarına teslim etmek anlamına geliyor.

Bu bölünmeye karşı çıkanlar, örneğin Başkanlık Konseyi Başkanı’nın yetkileri aracılığıyla kendini Libya Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı olarak atayabileceğini belirttiler. Bu, ordu başkomutanı atama ve görevden alma hakkına sahip olduğu anlamına gelir. Tobruk Parlamentosunun yıllar önce verdiği bir karara göre, bu pozisyon şu anda Mareşal Halife Hafter tarafından işgal ediliyor. Bu parlamentonun bir temsilcisinin Cumhurbaşkanlığı Konseyi Başkanlığı görevini kazanması, Hafter’in görevinde kalacağı anlamına gelir. Bu durum başkentteki siyasi çevrelerin çoğu tarafından reddediliyor.

Misrata şehrindeki bir siyasi analist olan Mervan Derkaş, Fas’ın Suheyrat şehrinde imzalanan anlaşmaya atıfta bulunarak, “Suheyrat deneyimi bize ülkedeki en önemli liderlik pozisyonları Cumhurbaşkanlığı Konseyi Başkanı ve Libya Merkez Bankası Başkanıdır ve tüm sahneyi kontrol etmek için Hafter’e ikisini de vermek aptalca olduğunu öğretti” diyor.

Anayasa kabul edilecek mi?

Libya’daki anlaşmazlık, sadece siyasi sürece katılan tarafların anlaşmasıyla sınırlı kalmadı. Ayrıca anayasa sürecine katılanların yani Temsilciler Meclisi’nin 2018 yılında çıkardığı yasaya göre Taslak Hazırlama Komitesi tarafından hazırlanan anayasa tasarısının sevk edilmesini öngören anlaşma imzalayanların elde ettikleri sonuçlara da uzandı. Anayasanın altıncı maddesinde yapılan bir değişiklikle üç aşamalı 50+1 sistemi kabul edildi.

Bu yasaya göre Anayasa, halk taban oylarının yüzde 51’e ulaştıktan sonra her bölgede ayrı ayrı onaylar. Bu demektir ki, örneğin Sirenayka bölgesinde, bölge aktivistlerinin taslak komitesi tarafından hazırlanan taslağa yönelik sert eleştiriler nedeniyle beklenen bu yüzdeyi alamazsa, geçmeyecektir.

Libyalı taraflar, cari yıl sonunda genel seçim yapılmadan önce anayasanın kabul edilmesi gerekliliği konusunda anlaşmaya vardı. Geçiş aşamasının taslak değiştirilip yeniden halk oylamasına sunulana kadar daha uzun bir süre devam etmesi bekleniyor. Bu, Libya’da anayasayı onaylamak için her bölgede 50+1 oranına ulaşılmasını gerektiren bu kanunun kabulü için anayasa sürecinde diyaloğa taraf olanların sert eleştiriler almasına neden oldu. Çünkü bu durum karmaşık geçiş aşamasının sonlandırılmasını hızlandırmak yerine süreci uzatacak.

Danıştay üyesi Saad bin Şerrada, “Referandum Libya vatandaşının hakkıdır, ancak aradaki anlaşmazlık, referandumu yürütmek için mevcut koşulların uygunluğundan kaynaklanıyor olabilir” dedi.

Şerrada ayrıca “Bazıları, şu anda bir anayasal taban hazırlamanın, seçimlerin yapılması ve ardından birleşik bir devletin kurulması ışığında referandum yapılması ve yeni bir seçilmiş parlamentonun, en iyisi olduğunu düşünüyor” ifadelerini kullandı.

*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Haber Fora’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

https://www.independentarabia.com/node/188511/

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap