Makyaj: Bazen keyfiyet, bazen zaruret, hatta bazen siyaset

by Haber Fora

Video paylaşım platformu YouTube’da en çok izlenen içeriklerin başında güzellik videoları geliyor. Eskiden sadece televizyonda mankenlerin ve oyuncuların hüküm sürebildiği bu güzellik alanında son yıllarda sosyal medyada yeni bir kitle daha ortaya çıktı. Hem dünyada hem de  Türkiye’de her gün milyonlarca insan güzellik videosu izliyor. Yüzbinlerce insan kendine YouTube’da güzellik kanalları açarak hem kendi videolarını yayınlıyor hem de başkalarının çektiği videoları izliyor.

Youtube’un 2015 verilerine göre 50 milyondan fazla insan 1.6 milyar dakikadan fazla güzellik videosu izledi. O tarihte 1.8 milyon güzellik videosu ve 182.000’den fazla güzellik temasında yayın yapan kanal vardı. Günümüzde muhtemelen bu rakamlar onlarca defa katlanmıştır. Bu konuya artık akademi de kayıtsız değil.

Geçtiğimiz günlerde İletişim Yayınları’ndan çıkan Güzelliğin Politikası-YouTube Güzellik Topluluğu isimli kitap, Youtube’un güzellik politikası üzerine önemli bilgiler sunuyor bize…

Doktora tezini kitaplaştıran Güzelliğin Politikası isimli kitabın yazarı Nişantaşı Üniversitesi Yeni Medya Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Merve Genç’e ilk önce Youtube’un güzellik politikasını ve kitabın ilk bölümünde yer alan “güzel olan politiktir”in kültürdeki kodlarını soruyorum. Zira “özel olan politiktir” ile “güzel olan politiktir” arasındaki süreci de merak ediyorum.

Kadınları makyaja ve bakıma teşvik eden ciddi bir ekonomi ve politikanın varlığından bahseden Genç, “YouTube Güzellik Topluluğu’nda ana akım güzellik anlayışının hakim olduğu bir gerçek. Hatta bu tartışmaya kapalı bir gerçek; ancak bu durum ana akım değerlere muhalif söylemlerin geliştirilebileceği gerçeğinin de üstünü örtmemeli. Her zaman çatlaklardan sızan muhalefet olanakları mümkün. Sonuçta pek çok kadın kendi kanallarında yaptıkları yayınlarda güzellik ideallerinin üzerlerinde yarattığı baskıyı cesurca dile getiriyor. Hatta bunun için çeşitli eylemlilik tarzları bile yaratıyorlar. Dünyaca ünlü güzellik YouTuber’ı Nikkie tarafından #makyajıngücü (#powerofmakeup) etiketiyle başlatılan akım buna bir örnek. Nikkie’nin çağrısı üzerine dünya çapında pek çok kadın ve hatta erkek bu etiketle çeşitli sosyal paylaşım ağları üzerinden yüzlerinin yarısına makyaj yapıp yarısını doğal bıraktıkları videolar çektiler, fotoğraflar paylaştılar. Bunu yaparak aslında güzellik olgusu bağlamında sıklıkla tartışılan doğallık-yapaylık dikotomisine karşı kuvvetli bir eleştiride bulundular.  Biliyorsunuz bir tarafta kadınları sürekli olarak makyaja ve bakıma teşvik eden ciddi bir ekonomi ve politika var. Öte tarafta ise kadınları bu ‘boş’ ve ‘güçten’ düşürücü uğraşlardan uzak tutmayı hedefleyen bir bakış var. Aslında her iki tavır da kadınlar üzerinde baskı yaratıyor ve belli bir ‘kadınlık’ biçimini idealize ediyor. Bunun yerine kadınlar artık kendi bedenleri üzerinde karar verme, onu denetleme hakkını kendi ellerinde bulundurmayı talep ediyorlar. Bu anlamda YouTube’da başlatılan #makyajıngücü akımı feminist tarih içinde önemli bir kırılma noktası olan güzellik ideolojisinin kadınların hayatında yarattığı baskıya oldukça performatif tepkiydi. Bu doğallık-yapaylık açmazına oldukça yaratıcı bir çözüm önerdiler. Sonuç olarak YouTube güzellik kanallarını bir yandan kadınların güzellik standartlarıyla uyumlulaştıkları, güzellik ideallerini pekiştirdikleri bir alan olmakla beraber aynı zamanda egemen güzellik ideallerine direnç gösterdikleri bir alan olarak da görmek gerekir” şeklinde konuşuyor.

Peki bayramda seyranda, çarşıda pazarda, İnstagram’da, Youtube’da… Neredeyse her yerde karşımıza çıkan farklı farklı makyajları nasıl değerlendirmek lazım? Makyaj bir maske mi yoksa bir süslenme aracı mı? İnsanlar maskesiz/makyajsız mı daha kendileri olurlar yoksa maskeli/makyajlı olunca mı daha çok kendileri olurlar? 

“Makyajın gücü ve bedenler üzerindeki denetim hakkında da konuşan Genç, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Ben makyajı basitçe süslenme aracı olarak görmemek gerektiğine inanıyorum. Makyaj yapmak tam anlamıyla performatif bir eylem aslında. Kendimizi ‘ifade’ etmek için giriştiğimiz bir eylem tarzı. Bu ifadenin arkasındaki motivasyon ise bazen keyfiyet, bazen zaruret, hatta bazen siyaset olabiliyor. Şöyle anlatayım: Bedenlerimiz toplumsallaşmamızın önemli bir parçası. Nasıl ki kimliklerimiz sabit ve değişmez değilse dünya ile ilişkilenme biçimimiz de tek ve durağan değil. Ve bu ilişkilenme sürecinde bedenlerimizi ele alış tarzlarımız da ister istemez değişken. Makyaj da bu anlamda kendini dönüştürme imkanı veriyor. Aslında makyajın cazibesi de tam bu noktada. Aydınlanma geleneğine dayanan, kişinin kendi kendisinin efendisi olma düşüncesinin bir yansıması. Makyaj yoluyla bedenlerimiz ve kimliklerimiz üzerinde denetim elde edebiliyoruz. İnsana, kadınlara cazip gelen tarafı bu bence. ‘Doğa’nın bize verdiğini dönüştürme imkanı… Hem de ekonomik yollardan, insan sağlığını tehlikeye atmadan ve süreğen bir şekilde. Dolayısıyla makyajlı-makyajsız hepsi biziz. Her iki halimiz de kendimize dair bir anlatı imkanı sunuyor. Bu sebeple ben doğallık (makyajsız) ve yapaylık (makyajlı) arasında bir karşıtlık ilişkisinden ziyade geçişlilik görüyorum. İsteğimize, ihtiyacımıza göre birinden diğerine geçebildiğimiz ve her iki şekilde de bize dair anlatı imkanı bulabildiğimiz bir ilişkisellik söz konusu.”

Makyajın bir sanat olduğuna dair yorumlar da epey mevcut. Yazar C. Baudelaire bunlardan biriydi. Ben de güzellik YouTuber’larının işlerini makyaj-sanat ilişkisi bağlamında değerlendirmenin mümkün olup olmadığını soruyorum. Akademisyenin yorumu ise şöyle:

Genç’in kitabında feminist kuşakların güzellik algısına dair yorumlar da var. Feminist hareketlerin Youtube ve güzellik ilişkisi üzerine de konuşan yazar, “Yeni feminist akımların teknolojiye yaklaşımı da son derece olumlu” diyor ve söz konusu ilişkiyi şöyle özetliyor: “Kitapta detaylı olarak anlattığım gibi ‘geleneksel’ feminist düşünce güzellik ideolojisinin politik işlevinin kadınları ikincilleştirmek olduğu yönünde. Bu tartışmalar ‘beden politikaları’ bağlamında gündeme geliyor. Feminizmin ilk yıllarından beri kadınlar görünüşleri ile yargılanmamak adına bir mücadele içinde. Bu mücadele kadınları salt bedensel varlıklar olarak kavramaya hevesli ve kararlı patriarkaya karşı veriliyor. Çok da haklı bir karşı duruş! Ancak daha güncel feminist tartışmalara baktığımızda, ki çalışmanın çerçevesini çizen de bu bakışlardan biri olan üçüncü dalga feminizm içindeki kız gücü akımıdır, böyle bir tavrın da belli bir ‘kadınlık’ normu dayattığı yönünde argümanlar mevcut. Yani çok basitçe ifade edecek olursak bu bakışa göre kadınlar ne feminist hemcinsleri tarafından ne de eril bakış tarafından nasıl görünmeleri gerektiğinin söylenmesini istiyorlar. Bedenleri ile özgür ve her türlü kısıtlamadan bağımsız bir ilişki kurmayı talep ediyorlar. Ayrıca bu yeni feminist akımların teknolojiye yaklaşımı da son derece olumlu. Popüler kültür ve yeni iletişim teknolojilerini feminist bilinç oluşturmak ve feminist politika yapmak için alternatif sahalar olarak görüyorlar. Örneğin son zamanlarda sıklıkla rastladığımız #metoo akımı gibi… Biliyorsunuz son dönemde Türkiye’de de edebiyat dünyasındaki taciz olaylarının ifşasına yönelik olarak böyle bir akım başladı. Bunun gibi daha pek çok örnek var ve sayıları da artacağa benziyor. Kadınlar çeşitli sosyal ağları kadın sesini yaymak için bir araç olarak kullanıyorlar. Bu kadın sorularının görünürlük kazanması için önemli bir aşama.  Öte yandan feminizm içinde teknoloji dolayımıyla feminist politika yapmaya yönelik daha temkinli davrananlar da var. Bunun en temel gerekçeleri de yeni teknoloji dolayımlı siyaset biçimlerinde egemen güçlerin muhalifleri kolaylıkla baskı altına alabilmeleri, internete erişimin eşitlikçi olmaması ve böylesi bir siyasetin özneyi edilgen kılması olarak sıralanabilir.”

Youtube’da milyonlarca insan her gün güzellik videoları izliyor. Binlerce Youtuber ise güzellik videosu paylaşıyor kanallarında… İnsanların bu kadar yoğun ilgi gösterme nedenlerini değerlendiren Genç, burada kadınların birbirlerine aktardığı deneyimlerin de önemli olduğuna dikkat çekiyor: “Sanıyorum bu ilginin başlıca sebeplerinden biri YouTube güzellik kanallarında kadınların yalnızca güzellikle meşgul olmamaları. Meselenin yalnızca güzelliğe dair merak, bilgi edinme veya sohbet olduğunu düşünmüyorum. Bu gibi ihtiyaçları güzellik sektörü içinde karşılayacak yeteri kadar profesyonel var zaten. Sayısız moda ve güzellik dergisi mevcut. İnsanları bu denli çeken şeyin hem YouTuber’ların takipçileri ile kurdukları ilişki hem de güzelliğin yanı sıra ortak kadınlık deneyimine dair ürettikleri söz olduğunu düşünüyorum. Güzellik temalı paylaşımlarının yanında cinsellik, kadın-erkek ilişkileri, doğurganlık, annelik, kadına yönelik şiddet gibi aslında tüm kadınların ortaklaştığı meseleleri ele alıyorlar. Üstelik ele alış biçimleri otoriter ve ‘ben bilirimci’ değil. Bir tür kız kardeşlik ilişkisi kuruyorlar. Konu ister güzellik ister başka şey olsun kullandıkları dil, kurdukları ilişki hiyerarşik değil. Zaten bu sebeple YouTube güzellik kanallarının bir topluluğa dönüştüğünü söyleyebiliriz. Orada sadece bir yayıncılık yok; bir ortaklaşma söz konusu. Ortak zevkler, ortak heyecanlar, ortak dertler…”

Makyaj ve güzellik videosu paylaşarak ünlü olan  Duygu Özaslan, Danla Biliç, Melodi Elbirliler, Cansu Akın gibi milyonların takip ettiği influencer’lara sözü getiriyorum. Avon gibi dünya çapında şirketlerle işbirliği projelerine imza attılar bu isimler. Genç’e göre bu başarılarında önemli bir etken olarak “samimiyet” var: “Kadınlar artık mankenlerden, modellerden, aktrislerdense  ‘amatör’ dediğimiz güzellik gurularına, influencer’lara çok daha fazla itibar ediyorlar. Onların verdiği güzellik tavsiyelerini kız kardeşleri, kız arkadaşları gibi kendi yakınlarından birinin onlara verdiği ‘samimi’ tavsiyeler olarak görüyorlar. Sanki influencer’ların amacı bir ürünü sattırmak değil de faydalı olduğunu düşündükleri bir bilgiyi paylaşmak gibi. Influencer marketting’in bu kadar başarılı olmasının sebebi bu. Samimiyet. Tabi ki bu ‘samimiyet’ meselesinin tartışmalı olduğu su götürmez bir gerçek. Hele ki son birkaç yılda amatörce başlanan bu uğraşın iyiden iyiye profesyonelliğe evirilip kazançlı bir işe dönüştüğü gerçeğine bakılacak olursa.”

Youtube’da sadece kadınlar makyaj yapmıyor. Makyaj ve güzellik videoları fenomen olan erkekler de var. Ben de bu noktadan hareketle erkeklerin sosyal medyada bu konuda kadınlara nazaran ne tür farklı tepkiler aldığını soruyorum. Erkeklerin durumu hakkında değerlendirmelerde bulunan Genç, “Sanıyorum kendine makyaj yapan erkeklerden bahsediyoruz. Aslında bu sorunun cevabını tahmin etmek güç değil. Her ne kadar geniş takipçi kitlelerine sahip olsalar da toplumun geneline bakıldığında sıcak karşılanmıyorlar. Fakat bence erkek güzellik YouTuber’larının varlığı aslında  güzellik ideolojisinin cinsiyetçi tavrına bir başkaldırı olarak kavranabilir. Çoğu zaman ‘erkekler de makyaj yapar mı canım?’ gibi bir tavrımız olabiliyor. Ancak üzerine biraz kafa yorunca pek ala da bunun mümkün olabildiğini fark ediyoruz. Tarihsel olarak baktığımızda yüz boyama pratiğinin (heteroseksüel) erkekler tarafından da uygulandığı görüyoruz. Bugün özellikle ekran karşısında olan pek çok erkeğin de zaten fondöten, pudra, aydınlatıcı gibi makyaj ürünlerini kullandığını biliyoruz. Fakat bir erkek ‘fark edilecek’ şekilde makyaj yapıyorsa bu eşcinsellikle bağdaştırılıyor ve kabul görmüyor. Yani iş ‘kadın gibi’ yüz boyamaya gelince şekil değiştiriyor. Bu anlamda YouTube’daki güzelleşme pratiklerini kendi yüzlerinde uygulayan erkeklerin varlığı bedenlerimizle ilişkilenme biçimlerimiz üzerine düşünmemiz için de bir fırsat sunuyor. Bir örnekle devam etmek istiyorum. Hatırlarsanız çok değil, kısa bir süre öncesine kadar kadınsılıkla bağdaştırılan pembe renk erkeklerin dünyasından uzaktaydı. Derken moda oldu ve şu anda pek çok erkeğin, en ‘ağır abi’lerin bile, pembe t-shirtler, gömlekler, pantolonlar giydiğini görüyoruz. Kısa bir süre içinde tabu görünen pek çok pratik ‘normal’leşebiliyor. Bu normalleşme ise süreklilik ve görünürlükle mümkün. Göz devamlı olarak gördükçe zihin bir süre sonra kabul ediyor. Tabular yıkılıyor. Yani demem o ki bedenlerimizle ilişkilenme biçimlerimiz son derece kültürel ve tarihsel. İçinde yaşadığımız kültürü dönüştürme potansiyellerine ise her zaman sahibiz. Şimdiler de yeni iletişim teknolojileri bu anlamda önemli bir araç. Ben YouTube Güzellik Topluluğu’ndaki kadınların ve erkeklerin varlığını  bu anlamda son derece önemli buluyorum” diyerek erkek güzellik YouTuber’larının genel güzellik algısında değişim yaratabilme potansiyellerini özetliyor

Genç’e son olarak makyaj dünyasında hegemonik olan güzellik algısına dair ne tür olumsuzluklar ve olumlu taraflar olduğunu soruyoruz. “Teknolojiyle birlikte imkanlar genişledikçe tek tipleşme daha da yaygınlaşıyor” diyen yazar, şöyle yanıt veriyor: “Farklı coğrafya ve kültürlerdeki farklı kadınların sosyal ağlar üzerinden görünürlüklerinin artmasıyla güzelliğe dair algımız çeşitlendi. Ayrıca sosyal ağlar üzerinden yayılan beden olumlama hareketiyle de toplum tarafından dışlanan bedenlere bakışımız değişti, farkındalığımız arttı. Bu çeşitlilik gerçekten önemli. Pek çok insanın hayatında fark yaratacak cinsten olumlu bir gelişme. Fakat bununla birlikte yine de tek tipçi güzellik algısının devam ettiğini görüyoruz. Özellikle medikal estetiğin yaygınlaşmasıyla belli güzellik trendleri kolaylıkla uygulanabilir oldu. Öte yandan Instagram gibi ağlarda kullanılan filtrelerle yüzlerimizi idealize edilen güzellik standartlarına uygun biçimde değiştirebiliyoruz. Teknolojiyle birlikte imkanlar genişledikçe tek tipleşme daha da yaygınlaşıyor. Yani bir yandan olumlu bir gelişme olarak çeşitlilik artarken bir yandan maalesef tek tipleşme yoğun bir görünüm kazanıyor. Bu oldukça çekişmeli bir süreç.”

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap