Muhalefet, Çevre Ajansı teklifine şerh koydu: Nasıl denetleneceği belli değil; Çevre Bakanlığı’na rakip!

by Haber Fora

Muhalefet, AKP’nin imzasıyla gelen ve Çevre Ajansı kurulmasını öngören kanun teklifine ayrı ayrı şerh koydu. CHP, HDP ve İYİ Parti, teklifin “torba yasa” şeklinde gelmesini ve uzman görüşlerinin alınmadan komisyondan geçirilmesini eleştirdi. CHP şerhinde, Çevre Ajansı “organları siyasi saiklerle belirlenen, nasıl denetleneceği belli olmayan, bütçe yetkisi ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na rakip bir yapı” olarak tanımlandı. HDP şerhinde, büyükşehir belediyelerinin yetki ve gelirlerinin daraltılması tartışması için “büyük bir yetki çatışması ve hukuki tartışma başlayacağı” yönünde uyarı yapıldı. İyi Parti şerhinde, “Çevre Bakanlığı’nın çalıştırılmadığının itirafı” değerlendirmesi yer alırken ajans üst kurulu üyelerinin atanması hakkında ölçütlerin belirsizliğine dikkat çekildi.
AKP’nin imzasıyla Meclis’e gelen “Türkiye Çevre Ajansının Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”, iki maddesi geri çekilerek TBMM Çevre Komisyonu’nda kabul edildi. CHP, HDP ve İYİ Parti de teklifin torba yasa şeklinde oluşturulmasından kurulacak oluşuma verilen yetkilere kadar kanun teklifindeki eleştirdikleri konulara şerh düştü.
CHP: Teklif tutarsızlıklarla dolu
CHP’nin muhalefet şerhinde; çevre, ekoloji örgütleri, sivil toplum kuruluşları ve meslek örgütlerinin komisyon görüşmelerine katılımının son derece kısıtlı olması eleştirildi. Teklifin torba yasa mantığı ile hazırlandığı ve bütünsel açıdan çelişki ve tutarsızlıklarla dolu olduğuna dikkat çekildi.
“Bakanlığa rakip”
Şerhte, kurulması planlanan Çevre Ajansı, “Organları bilimsel ve objektif kriterlere göre değil siyasi saiklerle belirlenen, nasıl denetleneceği belli olmayan, kendi bütçesi, mali muafiyetleri ve denetim yetkisi ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na rakip bir yapı” olarak tanımlandı.
“Bağış yetkisi siyasi boyutlu”
Çevre Ajansı’na “bütçe denetimsizliği” başta olmak üzere verilen yetkilerin siyasi boyutlu olduğu yönündeki eleştiride de, belediyelerin topladığı bağışlara el koyma süreci anımsatıldı:
“Anayasa madde 127 açısından sorunlu husus, Türkiye Çevre Ajansı’nın görev ve yetki alanına ilişkili olmakla birlikte, örnek olarak, madde 8 ve 15 ile tanınan yetkiler de bu çerçevede tartışılabilir. Belediye Kanunu’nda bağış toplamalarının önünde hiçbir engel olmayan belediyelerin, COVİD-19 pandemisinde zorluk yaşayan yurttaşlar için topladığı bağışlara el konulurken burada ajansa bağış yetkisi verilmesi ise işin siyasi boyutunu göstermektedir.”
Liyakat uyarısı
Faaliyet alanında “depozito yönetim sistemini kurmak, kurdurmak, işletmek, işlettirmek” ifadelerinin bu işin özel sektöre de verilebileceği anlamını taşıdığı ve işi ihalesiz olarak da verebileceği belirtildi.
Yine faaliyet alanı içinde “uygun görülmesi halinde belediyelere, il özel idarelerine, eğitim kurumlarına ve diğer kurum ve kuruluşlara mali ve teknik destek sağlama” ibaresinin ajans bütçesinin mali destek olarak kullanılması konusunda ajansa takdir yetkisi tanıdığı ve ajansın bütçesinin sadece AKP’li belediyelere aktarılabileceği üzerinde duruldu.
Ajans Yönetim Kurulu`na üye olacak kişilerin temel kriterlerinin net biçimde belirlenmesi gerektiği uyarısı yapıldı.
HDP: Yıllardır görev yapan oluşumların görüşü yok
HDP’nin muhalefet şerhinde de “torba yasa” ve konunun taraflarından görüş almama eleştirisi yapıldı:
“Her torba yasada olduğu gibi yasama etiğini ve kalitesini ayaklar altın alan bir komisyonlar süreci yaşanmasına neden olmuştur. Torba yasa anlayışı, bir yandan ilgili yasaların yeterince tartışılmamasına yol açmakta, diğer yandan tartışmalı yasaların diğer yasaların arasında adeta kaybolarak daha az görüşülerek kabul edilmesi ihtimalini arttırması gibi sorunlara yol açmaktadır. Bu kanun teklifi TEMA, Kaz Dağları Platformu, Ekoloji Birliği ve Çevre Mühendisleri Odası gibi bu alanda yıllardır görev icra eden oluşumların görüşlerine sunulmadan, fikirlerini sunmalarına imkan oluşturulmadan, kamuoyuna yansıttıkları görüşleri dikkate alınmadan yasalaştırılmaya çalışılıyor.”
“Nasıl denetleneceği belirsiz”
Türkiye için zaman zaman “çöp ithal eden ülke”, “plastik atıkların gönderildiği ülke” tanımlamalarının yapıldığı ifade edilen şerhte, “Enerjiyi, halkın geçimlik yaşamı ve ihtiyacını dikkate almadan belirli şirketlerin rantı için üreten Türkiye, bu yasayla nasıl denetleneceği belirsiz bir ajansa, kamusal olmayan bir yaklaşımla yetki devretmektedir. Ajansa atfedilen görevlerin neden doğrudan Çevre Bakanlığı’nca yerine getirilmediği açıklanamaz. Üst yönetiminin ücretlerinin 15 bin ile 30 bin liraya yaklaşabileceği ifade edilmiştir. Kamuda çalışan emekçilerin çok önemli bir bölümünün yoksulluk sınırının altında çalıştığı bilinen bir yerde yoksulluk sınırının 2-4 katı üzerinde ücretlerin belirlenmesi adil değildir” denildi.
“Belirsiz ve kaygı verici”
Teklifte yer alan “uygun görülmesi halinde belediyelere, il özel idarelerine, eğitim kurumlarına ve diğer kurum ve kuruluşlara mali ve teknik destek sağlamak” ibaresine karşı çıkılarak, bu seçimin hangi kriterlerde yapılacağının belirsiz ve kaygı uyandırıcı olduğu belirtildi.
“Yetki çatışması ve hukuki tartışma başlatacak”
Büyükşehir belediyelerinin yetkileri ve bu kapsamdaki gelirleri daraltılması tartışması hakkında, “Otopark gelirlerinin büyükşehir belediyelerinden alınma girişiminin özellikle İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile ilgili olduğu görülmekte ise de bütün büyükşehir belediyelerinde bu kaynak ilçe belediyelerine devredilmektedir. Bu uygulama ile büyük bir yetki çatışması ve hukuki tartışma başlatılacaktır” ifadelerine yer verildi.
“ÇED sürecinin halk yararına yürütülemeyeceğinin göstergesi”
Teklifin ÇED uygulamasını daha da belirsizleştirdiği belirtilirken “‘Proje Tanıtım Dosyası’ tanımının çıkarılması ÇED sürecinin halk yararına yürütülemeyeceğinin göstergesidir. Yapılacak herhangi bir projenin tanıtım dosyası olmadan başvuru yapılacak bir projenin olumlu ya da olumsuz kararı neye göre verilecektir” sorusu öne çıktı.
Şeffaflık uyarısı
Şerhte, “Yine üst yöneticilerin göreve atanmaları halinde siyasi partilere üyeliklerinin düşürülmesi gerekmektedir. Kamu idari ve mali yapısı içerisinde, kamu denetimine açık bir yapıda oluşturulmalı; tüm iş ve işlemlerinde şeffaflık sağlanmalıdır” önerilerine yer verildi.
İyi Parti: İktidar çağrılara kulak asmıyor
İyi Parti şerhinde de “torba yasa” tepkisi yer aldı: “İktidar, torba kanunlarla alakalı olarak yıllardır yapılan çağrılara kulak asmamakta ve inatla torba kanunlar vasıtasıyla kanun yapmaya devam etmektedir. Bu tartışmasız bir şekilde otoriterliğe ve keyfiliğe dayanan partimi Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin yasama faaliyetlerine olumsuz bir yansımasıdır.”
“Çevre Bakanlığı’nın çalıştırılmadığının itirafı”
Çevre Ajansı’nın kurulmasında “çevrenin korunması”, “kaynak verimliliği” gibi gerekçeler için “Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi gibi denetimsiz ve keyfi bir sistem içerisinde bile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca hızlı ve etkin kararlar alınmadığı ve kurumun çalıştırılmadığı ifade ve itiraf edilmektedir” değerlendirmesi yapıldı.
Halk sağlığı ve kamu yararı için ciddi risk uyarısı
Ajans üst kurulu üyelerinin yeniden atanıp atanmayacağı, kaç kez görev yapabileceği gibi ölçütlerin belirsizliğine dikkat çekildi. Ajansın her türlü bağış ve yardımları gelir olarak kaydedebilmesine karşı “Alacağı bağışlar dolayısıyla özerkliğini ve kamu yararını sıkıntıya düşürecek faaliyetlerini tam anlamıyla ve kuruluş amacının doğrultusunda yapamayacağı bir yola girebilir. Bu durum ileride hem çevre ve halk sağlığı hem de kamu yararını ciddi şekilde riske atabilecek sonuçlar doğurabilir” uyarısına yer verildi.  

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap