“Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümü, gizli tanıklarla ‘Ergenekon’a bağlanmak istendi”

by Haber Fora

Muharrem Tunç, 1974’te Kara Harp Okulu’ndan mezun olan, yüzbaşıyken malulen emekli edilen bir isim. 

Muhsin Yazıcıoğlu’nu da taşıyan helikopteri kullanan Mustafa Kaya İstektepe’nin Harp Okulu’ndan arkadaşı olan Tunç, dönemin Özel Yetkili Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak Yazıcıoğlu soruşturmasında gizli tanık olmak istedi. 

Özel yetkili savcılıkların kapatılmasının ardından dosya olayın yaşandığı yer olan Kahramanmaraş’a gönderilince Tunç’un gizli tanık olma hayali de suya düştü.

2014’te savcılığın normal tanık olarak ifadesini aldığı Tunç, pilot İstektepe’nin kendisine, ‘Ergenekon üyesi subayların Elmadağ’da çok sayıda silah ve parayı konteynere gömdüğünü’ söylediğini ve tehdit edildiğini aktardığını ileri sürdü.

Helikopterin düştüğü gün İstektepe’nin kendisini aradığını da savunan Tunç, şu iddialarda bulundu:

“Beni arayarak istifra ettiğini, zehirlendiğini söyledi. Ben de kendisine ‘uçma’ dedim. Kendisi de ‘bana bir şey olursa konuş’ dedi. Bundan maksat bana anlattığı hususları ifade vererek ilgili makamlara bildirmekti.”

Savcılık bu iddialar üzerine pilot İstektepe’nin kullandığı hatları geriye dönük olarak taradı. Ancak İstektepe ile Tunç arasında yapılmış herhangi bir görüşmeye ulaşamadı.

Tunç’un FETÖ’ye üye olma suçundan hakkında soruşturma yürütülen beş kişiyle iletişim kaydı olduğu tespit edildi.

C1 kodlu gizli tanık: Hakkında çok sayıda soruşturma var

Ünal Kurt, Yazıcıoğlu’nun helikopterinin düşmesiyle ilgili açılan ilk dönem soruşturmasında C1 koduyla gizli tanıklık yaptı.

Kurt’un ifadesini, Suriye’ye gönderilen MİT tırlarının durdurulmasında rol oynayan dönemin Adana Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Özcan Şişman aldı. 

Şişman, ifadeyi soruşturmanın yürütüldüğü Malatya’ya gönderdi.

Kurt, gizli tanık olarak verdiği ifadede MİT mensubu olduğunu ileri sürüyor, Jandarma istihbaratla ilişki olduğunu savunuyor ve 2011’de Silivri Cezaevi’nde ölen MİT görevlisi Ergenekon tutuklusu Kaşif Kozinoğlu’nun kendisine içinde belgelerin olduğu bir çanta verdiğini öne sürüyordu. 

Kurt’un gizli tanık olarak verdiği ifadenin bir kısmı şu şekilde:

”(Kozinoğlu) Çantayı 2009 yılındaki mahalli seçimlerden yaklaşık 1,5 ay önce BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’na teslim etmemi söyledi. Elbistan istikametine doğru iki km gittikten sonra çantayı Yazıcıoğlu’na teslim ettim. Yanında koruması gibi genç iri yarı iki şahıs ve şoförü vardı. MİT bünyesindeki kaynaklardan Yazıcıoğlu’nun Ergenekon soruşturması kapsamında gizli tanık olarak ifade verdiğini duydum. Çantanın içerisinde Ergenekon yapılanmasına dair birtakım bilgiler vardı.” 

”Haberleri izlerken Yazıcıoğlu’nun helikopterinin düştüğünü öğrendim. Saat 15:30 – 16:00 sıralarında bölgeyi iyi bilen arkadaşımla helikopterin güzergahını takip ederek Çağlayancerit’ten çıkıp 1,5-2 saat aradık. 1 saatini yaya gittik, enkazı uzaktan gördük. Enkazın başına üç kişinin geldi, bunlardan biri MİT Müdürü İ. Yüzbaşı, ikisi İl Jandarma Komutanlığı astsubayıydı. 20 metre mesafede bir kayanın arkasında saklandık. İ. Yüzbaşı telsiz ile S. Albayla görüştü. Yüzbaşı telsizden bir kişinin ağır yaralı olduğunu, diğerlerinden ses gelmediğini söyledi. Astsubaylardan biri yerde yatan yaralıya tekme vurdu. 20-25 dakika enkaz yerinde arama yapıldı. Yazıcıoğlu’na verdiğim çantayı ve bir metal parçasını yanlarından alarak uzaklaştılar. Kozinoğlu bana Yazıcıoğlu’nun öldürülmesinde MİT müdürü İ. Yüzbaşı, Jandarma Alay Komutanı S. Albay, Jandarma Bölge Komutanı, Malatya Üst Komutanı, Kayseri Valisi, Göksun Kaymakamının rolü olduğunu, emri de Mehmet Eymür’ün verdiğini söyledi…”

Soruldu: Yazıcıoğlu Ergenekon’un gizli tanığı mı?

Savcılık bu iddiaların da peşine düştü.

Resmi yazışmalarla Yazıcıoğlu’nun Ergenekon kapsamında gizli tanık olmadığı anlaşıldı. Üstelik Yazıcıoğlu’nun korumaları ve şoförü böyle bir olayın hiç yaşanmadığını söylemişlerdi.

Üstelik teknik ekipmanlara sahip arama kurtarma personelinin bahsedilen bölgeye intikalinin yoğun kar yağışı ve tipi nedeniyle 14 saat 45 dakika sürmesi, enkaz alanını belirleyen Genelkurmay DAK timinin yolun bir kısmını helikopterle kat etmesine rağmen bölgeye 12 saatte ulaşması, olay yerini çok iyi bilen ve enkaz alanına ilk ulaşan köylülerin cenazelerin olduğu bölgeye donma tehlikesi de geçirerek 8 saatte gidebilmesi hesaba katıldığında, gizli tanığın bölgeye 1 saati yaya olmak üzere 2 saatte gidemeyeceğinin imkansız olduğu sonucuna varıldı.

C1 koduyla gizli tanık olan Kurt, bu ifadeyi Kozinoğlu’nun ölümünden 3 ay sonra vermişti. Savcılığa göre tüm iddialar, cevap vermesi mümkün olmayan biri üzerinden kurgulandı. 

MİT ve Jandarma, Kurt’un kurumlarıyla herhangi bir ilgisinin olmadığını da resmi yazıyla savcılığa bildirdi. 

İddiaların doğru olmadığını gören savcılık bu kez Kurt’un kendisini araştırmaya başladı. 

”Ruhsatsız silah, uyuşturucu ticareti, terör örgütü üyeliği…”

Ruhsatsız silah bulundurmak suçundan İnegöl’de, uyuşturucu ticareti suçundan Ceyhan’da, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan Kahramanmaraş’ta hakkında kararlar bulunan Kurt,  Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2017’de açılan bir dosyasında da FETÖ ve PKK üyeliği iddiasıyla soruşturuluyordu.

Hakkında terör soruşturması yürütülen Kurt’un arabasında yapılan aramada 5 kişiye ait kimlik fotokopileri, üzerinde Jandarma Komando Özel Harekat yazılı takdir belgesi, görev belgesi, üstün başarı belgesi, üzerinde polis amblemi olan haberleşme daire başkanlığı yazılı evrak ve çok sayıda simkartın bulunmuştu.

Tüm delilleri birlikte değerlendiren savcılık, gizli tanık Kurt’un, hiçbir bilgi sahibi olmadığı olayla ilgili olarak FETÖ örgütünün menfaati doğrultusunda olayın MİT ve Ergenekon irtibatlı suikast olduğuna dair ifadeler verdiği sonucuna vardı.

“Yazıcıoğlu’nu Ergenekon öldürdü” iddiası

Yazıcıoğlu’nun ölümünün ardından bazı gazete ve internet sitelerinde onun Ergenekon davasında gizli tanıklık yaptığı için öldürüldüğüne dair iddialar ortaya atılmıştı.

Aynı iddia Erzincan-Ergenekon iddianamesinde de gündeme getirilmişti. Bir ortam dinlemesinde kullanılan ifadeler o dönem iddianameye alınmıştı.

Bu kayıtlar, Kahramanmaraş savcılığı tarafından istendi. Yazıcıoğlu ile ilgili bu iddialar, Abdulvahap Güçlü tarafından, Erzincan’da FETÖ’ye ait Özel Otlukbeli İlköğretim Okulu Müdürü Ahmet Demir’in söylendiği, Demir’in polislerle işbirliği yaparak bu sözleri kayda aldığı saptandı.

Güllü, Yazıcıoğlu soruşturmasında da gizli tanıklık yapmak istedi. Savcılık, Abdulvahap Güllü’nün tıpkı “Erzincan Ergenekon’u” dosyasında olduğu gibi ifadelerini kurguladığını belirledi.

Yapılan GSM incelemesinde Güllü’nün FETÖ’nün tepe yönetiminden isimlerle iletişim içinde olduğu belirlendi.

 

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap