Netanyahu-Biden arasında kriz: Golan Tepeleri sonsuza kadar devletimizin bir parçası olarak kalacak

by Haber Fora

ABD Başkanı Joe Biden yönetimindeki yetkililerin eski Başkan Donald Trump’ın İsrail’in işgal altındaki Golan Tepeleri üzerindeki egemenliğini tanıma kararından geri adım atmayacaklarına dair verdikleri garantilere rağmen, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın bu konudaki sözleri şüphe uyandırdı. Biden yönetiminin söz konusu karara uymaya devam edip etmeyeceğini açıkça cevaplamayı reddeden Blinken, bunun yerine bölgenin İsrail’in güvenliği için büyük önem taşıdığına inandığını söyledi.

Trump, 2019 yılında ABD başkanlarının 1967 savaşından sonra İsrail’in Golan Tepeleri’ni işgalinden bu yana sürdürdükleri bölgenin yasal ve siyasi statüsüne yönelik politikasında büyük bir değişikliğe giderek İsrail’in Golan Tepeleri üzerindeki egemenliğini tanımıştı. Bu arada İsrail, 1981’de Golan Tepeleri’ni ilhak ettiğini duyurmuş, ancak bu adım uluslararası kabul görmemişti.

ABD Dışişleri Bakanı Blinken CNN’e verdiği röportajda Golan’ı kontrol etmenin İsrail’in güvenliği için büyük önem taşıdığına inandığını, ancak yasal sorunların ayrı bir konu olduğunu söyledi. Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad yönetimi ve İran tarafından desteklenen milisler Suriye’de oldukları sürece bu durumun İsrail için büyük bir tehdit oluşturduğunu söyleyen Blinken, “Bu nedenle, pratik açıdan, mevcut durumda Golan’ı kontrol etmenin İsrail’in güvenliği için büyük önem taşıdığına inanıyorum. Yasal sorular ayrı bir konu. Eğer zaman geçtikçe Suriye’deki durum değişirse bunu yeniden değerlendiririz, ama şuan bundan çok uzak bir durum var” ifadelerini kullandı.

Blinken’ın sözleri, ABD’nin bölge dosyalarına yönelik politikalarında büyük değişiklikler yapan Trump’ın politikalarına inen bir darbeden ibaret değildi. Eski ABD yönetimini büyük bir destekçisi olarak gören İsrail ve Trump’ın desteklediği İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya da inen bir darbeydi. Bunun yanı sıra Biden’ın Netanyahu ile görüşmeyi reddetmesi, aralarındaki ilişkiliye dair soru işaretleri uyandırdı.

ABD Başkanı Biden, henüz bölgedeki birçok liderle temasa geçmiş değil. Oysa İsrail Başbakanı, ABD başkanlarıyla ilk temasa geçen kişiler arasında yer alırdı.  En azından, eski ABD başkanları Barack Obama ve Donald Trump, göreve başlamalarından günler sonra Netanyahu’yla iletişime geçmişlerdi. CNN sunucusu, Bakan Blinken’a Biden’ın Netanyahu’yu aramamasının nedenlerini sorduğunda, Blinken’ın cevabı, “Yakın gelecekte konuşma fırsatı bulacaklarından eminim” oldu.

“Golan Tepeleri olası her tür senaryoda İsrail’in kalacaktır”

Öte yandan dün Netanyahu’nun ofisinden Blinken’ın açıklamalarına yanıt verildi ve Golan’ın ‘sonsuza kadar İsrail Devleti’nin bir parçası olarak kalacağı’ vurgulandı. Netanyahu’nun ofisinden yapılan ve Yedioth Ahronoth gazetesi tarafından aktarılan açıklamada, “İsrail’in bu konudaki tutumu açıktır. Golan Tepeleri olası her tür senaryoda İsrail’in kalacaktır” denildi.

“Suriye’deki petrol kuyularını korumak ABD askerlerinin görevi değil”

Biden yönetiminin Suriye dosyasıyla ilgilenme konusundaki değişiklikler Golan dosyasıyla sınırlı değildi. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Sözcüsü John Kirby, ABD kuvvetlerinin Suriye’nin kuzeydoğusunda petrol kaynaklarına yönelik faaliyet gösteren şirketlere ve çalışanlarına koruma sağlama yetkisinin olmadığını, buradaki misyonunun DEAŞ ile mücadele olduğunu açıkladı. Kirby pazartesi günü yaptığı günlük basın toplantısında, “Suriye’de bulunan ABD kuvvetleri artık bu ülkedeki petrol kuyularının korunmasından sorumlu değil. Tek görevleri DEAŞ ile mücadele etmek ve onu ortadan kaldırmak” şeklinde konuştu.

Kirby’nin açıklamaları ayrıca, Trump’ın daha önce açıkladığı bölgedeki ABD askerlerinin misyonuyla ilgili hedeflerin büyük ölçüde tersine döndüğüne işaret ediyordu. Trump, bölgedeki ABD askerlerinin DEAŞ’ı ortadan kaldırma görevini yerine getirildiklerini, Esed ve müttefiklerinin petrol kaynaklarını ele geçirmesinin önlenmesi için petrol kuyularını koruduklarını açıklamıştı.

Ancak Kirby, Pentagon çalışanları ve personelinin, Suriye’deki petrol kaynaklarıyla ilgili faaliyet göstermek isteyen firmalara veya çalışanlarına ve temsilcilerine koruma sağlama yetkisi olmadığını duyurdu.

SDG-Amerikan şirketi ile anlaşma imzaladı

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, geçtiğimiz yıl Temmuz ayında ABD Kongresi’nde yapılan bir oturumda, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi’nin, petrol yataklarının modernizasyonu için ABD merkezli Delta Crescent Energy şirketi ile anlaşma imzaladığını açıklamıştı. Bu anlaşma, Suriye’nin kuzeydoğusundaki Kürtlerin, ABD’nin Haziran 2020’de uygulamaya koyduğu Caesar (Sezar) Yasası kapsamında Suriye rejimine uyguladığı kapsamlı yaptırımları atlatmasına izin verdi.

Kirby açıklamasında, Suriye’nin kuzeydoğusuna konuşlandırılan ve şu anda sayıları 900 olan Amerikan güçlerinin, DEAŞ örgütünün ortadan kaldırılması misyonunu desteklemek için orada olduklarının altını çizdi.

Trump, 2019 yılında Suriye’deki tüm ABD askerlerini geri çekme kararı aldığında, petrol kaynaklarının olduğu Suriye’nin doğusunda birkaç yüz Amerikan askerinin kalacağını açıkladı. Petrol zengini olan bu bölge, ana finansman kaynağı petrol gelirleri olan SDG ile Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin kontrolünde bulunuyor.

*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Haber Fora’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Şarku’l Avsat

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap