Sadeddin Osmani ve İsrail ile normalleşme: Neden Müslüman Kardeşlerin iktidardaki tutumları ile muhalefetteki tutumları değişiklik gösteriyor?

by Haber Fora

Müslüman Kardeşler (İhvan) geçmişi olan Fas Başbakanı Sadeddin Osmani’nin ülkesi ile İsrail arasında bir normalleşme anlaşmasının imzalanması, Müslüman Kardeşlerin önemli konularda iktidardayken olan tutumları ile muhalefetteyken olan tutumlarının neden değiştiği ile ilgili büyük tartışmaların başlamasına ve soru işaretlerinin ortaya çıkmasına neden oldu.

Tartışma, ABD Başkanı Donald Trump’ın Fas ve İsrail ilişkilerini normalleştirmek için bir anlaşmaya vardıklarını açıkladığı, içinde bulunduğumuz Aralık ayı başlarında alevlendi. Trump’ın açıklamasıyla aynı gün Fas’tan yapılan resmi açıklamada, İsrail ile resmi temasların ve diplomatik ilişkilerin yakında yeniden başlatılacağı belirtildi.

Yine aynı gün Trump, ABD’nin, Polisario Cephesi, Fas, ve Cezayir arasında 1963’ten bu yana büyük bir siyasi krizin yaşandığı Batı Sahra üzerinde Fas’ın egemenliğini tanıdığını açıkladı. Bununla birlikte Trump, ABD’nin Batı Sahra’da konsolosluk açma sürecini başlattığını da duyurdu.

Fas ile İsrail arasındaki ilişkiler, Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile Tel Aviv arasında Oslo Anlaşması’nın imzalanmasının ardından 1993 yılında en düşük düzeyde başladı. Ancak Rabat, 2002’de ikinci Filistin İntifadası’nın patlak vermesinin ardından Tel Aviv ile ilişkileri tamamen dondurdu.

Müslüman Kardeşler’den Osmani normalleşme anlaşmasını imzaladı

Fas ile İsrail arasındaki ilişkileri normalleştirecek bir anlaşmanın imzalandığının açıklanmasından bu yana, Fas’tan yapılan tüm açıklamaları ve resmi beyanlar, bu anlaşmanın ilişkilerin eskisi gibi sürdürülmesini öngördüğünü ve yeni bir gerçeklik yaratmadığına işaret ettiler.

Ancak asıl sürpriz, Müslüman Kardeşler geçmişine sahip olan Fas Başbakanı Sadeddin Osmani’nin eski bir Mossad ajanı olan İsrail Ulusal Güvenlik Danışmanı Meir Ben Shabbat’ın önünde normalleşme anlaşmasını imzalamasıydı.

Müslüman Kardeşler’in tüm kollarıyla birlikte İsrail ile normalleşme anlaşmalarına karşı olduğunu biliniyor.

Bununla birlikte Müslüman Kardeşler’e bağlı olan Hamas, Meir Ben Shabbat’ı, İsrail’in 2008 ve 2014’te Gazze’ye yönelik saldırıları sırasında savaş suçları işlemekle suçluyor.

Sadeddin Osmani Müslüman Kardeşler’in Fas’taki eski liderlerinden ve önde gelen teorisyenlerinden biriydi. Osmani’nin dünyanın çeşitli ülkelerindeki Müslüman Kardeşler araştırma merkezlerinin ev sahipliği yaptığı konferanslara da katılmak ve Müslüman Kardeşlerin faaliyetlerinde siyaseti dinden ayırmayı reddettiğini ortaya koyan ünlü kitabı ‘Ed-Din ve’s-Siyase: Temyiz La Fasl’ (Din ve siyaset ayrı değil, ayrımdır) başta olmak üzere Müslüman Kardeşler’in düşünce ve siyasi faaliyetlerine bir takım katkıları da mevcut.

2004-2008 yılları arasında Birleşme ve Reform Hareketi’nin siyasi kolu olan Fas’taki Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Genel Sekreterliği görevini üstlenen Faslı bir siyasetçi, doktor ve düşünür olan Sadeddin Osmani, Müslüman Kardeşler’in Fas’taki temsilcisi ve en önemli isimlerinden biridir. Osmani, 2017’den beri Fas Başbakanı olarak görev yapıyor. Osmani gibi Fas’taki Müslüman Kardeşler’in önde gelen isimlerinden biri de Dünya Müslüman Alimler Birliği’nin mevcut Genel Sekreteri Dr. Ahmed er-Raysuni’dir.

Fas-İsrail ilişkilerinin daha önce dondurulması ve şimdi normalleşmesi

Fas Başbakanı Sadeddin Osmani, 22 Aralık’ta İsrail Ulusal Güvenlik Danışmanı Meir Ben Shabbat ile aynı masaya oturdu ve Fas ile İsrail arasındaki ilişkilerin normalleşmesi anlaşmasını imzaladı. Bununla birlikte imzaların atıldığı toplantı sırasında Osmani’nin adı yanlışlıkla ‘Salahaddin Osmani’ olarak teleffuz edilmesi ise ayrı bir ironiydi.

Söz konusu anlaşmanın imzalanmasından itibaren, hem Fas’taki hem de diğer ülkelerdeki İslami çevreler arasında Müslüman Kardeşler üyelerinin muhalefetteki tutumlarıyla iktidara geçtikten sonraki tutumları konusunda büyük bir tartışma başlarken ortaya çeşitli soru işaretleri çıktı. Fas’taki Adalet ve Kalkınma Partisi’nin, Müslüman Kardeşler kökenli tüm partilerde olduğu gibi, siyasi ideolojisini İsrail ile normalleşmenin reddedilmesi üzerine Filistin davası üzerine kurduğu biliniyor.

Sadeddin Osmani, uzun zaman önce İsrail ile normalleşmeyi reddettiğini açıklamış ve normalleşmeyi şiddetle eleştirmişti. Osmani, örneğin 1996 yılında İslami eğilimli ‘Al-Furkan’ dergisinde İsrail ile normalleşme çağrısını sert bir şekilde eleştiren bir makale kaleme aldı.

Osmani, söz konusu makalede şu ifadelere yer verdi:

Ancak Osmani bu eleştirilerinden geri adım attı ve Fas Başbakanı olarak İsrail Ulusal Güvenlik Danışmanı ile normalleşme anlaşmasını imzaladı. Osmani, İsrail ile normalleşme anlaşmasının imzalanmasından birkaç gün önce Katar merkezli El Cezire kanalına verdiği röportajda, “Normalleşme zor bir karardı ve bu yüzden (bir süre) ertelendi” ifadelerini kullanmıştı. Osmani Ayrıca Batı Sahra meselesinin herhangi bir takasla ilişkilendirilmemesini istediklerini vurguladı. 

Fas Başbakanı Asharq News’e verdiği bir başka röportajda ise ABD Başkanı Trump’ın Fas’ın Batı Sahra bölgesi üzerindeki egemenliğini tanıma kararını, Batılı bir liderin eşi benzeri görülmemiş bir tutum sergilemesi olarak niteledi. Osmani, bunun nedenini ise Batılı hükümetlerin bölgeyi bir çatışma bölgesi olarak sınıflandırmasına bağladı.

Fas’ın Filistin davasına desteğini sürdürdüğünü vurgulayan Osmani, Kudüs’ün ve Mescid-i Aksa’nın İslami karakterini savunduğunu da sözlerine ekledi.

Osmani’nin açıklamaları ve İsrail ile normalleşmeye ilişkin gerekçeleri, partisinin gençlik kolları tarafından 24 Ağustos’ta düzenlenen Adalet ve Kalkınma Konferansı sırasında Birleşik Arap Emirlikler (BAE) ve Bahreyn gibi diğer Arap ülkeleri tarafından alınan İsrail ile normalleşme kararlarına karşı yaptığı sert eleştirilerin ardından geldi. Konferans sırasında Fas’ın ‘Siyonist yapı’ olarak tanımladığı İsrail ile her türlü normalleşmeyi reddettiğini söyleyen Osmani, İsrail ile normalleşmeyi, Filistin halkına yönelik ihlallerinde İsrail’i desteklemek olarak niteledi.

Fas’taki Adalet ve Kalkınma Partisi’nin tutumları

Fas Başbakanı Sadeddin Osmani’nin İsrail ile normalleşmeye yönelik eski tutumundan geri adım atması ve yakın zamanda normalleşme konusunda bir anlaşma imzalamasının ardından Adalet ve Kalkınma Partisi’nden parti yönetiminin olağanüstü toplantısı sonrası 24 Aralık’ta bir açıklama yapıldı. Açıklamada partinin tutumlarındaki bu değişikliğin nedenine değinilmezken partisinin İsrail ile bir anlaşma imzaladığı için yoğun bir şekilde eleştirilen Başbakan Sadeddin Osmani’nin yanında olduğu belirtildi.

Partinin açıklamasında, “Fas Başbakanı ve Parti Genel Sekreteri Sadeddin Osmani, kendisine Fas Kralı VI. Muhammed tarafından verilen siyasi ve idari sorumlulukları çerçevesinde desteklenmektedir” denilerek Osmani’ye verilen destek, Fas Kralı ile ilişkilendirildi.

İktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi’nin yukarıda bahsi geçen açıklamasında, İsrail ile ilişkilerdeki değişime dair net bir tutum sergilenmediği gibi normalleşmeyi reddeden tutumun destekleyici bir tutuma doğru kaymasının nedenlerine de değinilmedi.

Bununla birlikte Sadeddin Osmani’nin İsrail ile ilişkileri normalleştirme anlaşmasını imzalamasının ardından ilk yorum yapanlardan biri olan, 16 Mart 2017’de Fas Kralı VI. Muhammed tarafından hükümeti kuramadığı için görevden alınan eski Fas Başbakanı Abdulilah İbn Kiran Facebook hesabından Osmani’yi savunan bir açıklamada bulunarak, İsrail ile normalleşme anlaşması imzaladığı için Osmani’ye yöneltilen eleştirenleri reddetti.

İbn Kiran, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Fas Kralı’nın kararlarını ne onaylanabileceğini ne reddedilebileceğini, ancak desteklemesi gerektiğini söyledi. Eski Fas Başbakanı, mevcut Başbakan Osmani’ye yapılan baskıyı reddettiğini, ancak istifa etmesi gerektiğini, çünkü bu durumun devlet için bir krize yol açacağını, çünkü devletin menfaatinin partinin menfaatinin önünde olduğunu vurguladı. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin açıklaması gibi, İbn Kiran da açıklamasında İsrail ile normalleşme konusunda net bir tutum sergilemezken partinin bu konuda tutumunu değiştirmesi ile ilgili herhangi bir açıklamada da bulunmadı.

Müslüman Kardeşlerin iktidardayken sergilediği benzer tutumlar

Öte yandan Fas Başbakanı Sadeddin Osmani’nin ve Adalet ve Kalkınma Partisi’nin İsrail ile normalleşme konusundaki tutumları, iktidara geldiklerinde Müslüman Kardeşler siyasetçilerinin sergiledikleri tutumlar arasındaki benzerliklere ilişkin bir tartışmaya kapıyı araladı. Çeşitli Arap ve İslam ülkelerinde muhalefet kanadındaki siyasal İslamcılar, hem İsrail’e hem de ABD’ye Ortadoğu’daki politikaları nedeniyle her zaman sert eleştirilerde bulunmuşlardır.

Ancak örneğin 2003 yılında ABD’nin bir Arap ülkesini işgal etmesinden sonra ‘İslami Parti’ isimli Müslüman Kardeşler’e bağlı bir parti, ABD işgali şemsiyesi altında siyasi sürece katıldı ve işgalin ardından kurulan Geçici Yönetim Konseyi’nde temsil edildi.

Müslüman Kardeşler yine Mısır’da muhalefetteyken İsrail’in Filistin’i işgalini reddeden tutumlarını uzun süre devam ettirdi. Ancak, Ocak 2011 devriminden sonra cumhurbaşkanlığı görevine gelen Müslüman Kardeşlerden Dr. Muhammed Mursi’nin, İsrail işgal devletinin Cumhurbaşkanı Şimon Peres’e gönderdiği mektupta kullandığı hitap, Mısırlılar ve Araplar için büyük bir şaşkınlık yarattı. Mursi’nin, Mısırlılar arasında büyük bir ses getiren, ‘Aziz dostum Peres’ ifadesini kullanması, Müslüman Kardeşler’in İsrail konusundaki beyan ettiği tutumla çelişiyordu.

Mursi’nin danışmanlarından Dr. Seyfeddin Abdulfettah, El Cezire kanalına verdiği bir röportajda, Mursi’nin, ABD ve İsrail yönetimlerine gönderilen mektupları bizzat kendisinin gözden geçirmesi için katı talimatlar vermiş olmasına rağmen bu ifadenin Cumhurbaşkanlığı’ndan bir yetkili tarafından propaganda amacıyla kullanıldığını söylese de ‘Aziz dostum Peres’ hitabının Mısır ve Arap ülkelerinde yarattığı tartışma halen durulmadı.

*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Haber Fora’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Haber Fora için çeviren: Seda Demiröz

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap