Sait Faik Abasıyanık’ın bitmeyen, hala yazılan eserinin İngiliz Kraliyet Komisyonu bursuna uzanan hikayesi

by Haber Fora

Yıl 1954

Yakın dostu Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın teşvikiyle Sait Faik Abasıyanık, Darüşşafaka Lisesi’nde düzenlenen bir edebiyat matinesine katılır

Ömrünün son demlerinde çeşitli edebiyat toplantılarına katılmış olsa da Sait Faik Darüşşafaka’daki ortamdan çok etkilenir.

Hatta öyle ki eve döner dönmez annesi Makbule Abasıyanık’a mal varlıklarını, babası hayatta olmayan çocuklara çok güzel olanaklar sağladığını düşündüğü Darüşşafaka’ya bağışlamayı teklif eder.

Ve hatta yazdığı tüm eserlerin teliflerini de!

Makbule Hanım, yazarın ölümünden sonra, 8 Kasım 1954’te hazırladığı vasiyetinde mal varlıklarının çoğunu, yazarın  eserlerinin telif haklarını ve Sait Faik Abasıyanık Müzesi yapılması koşuluyla Burgazada’daki köşkü Darüşşafaka  Cemiyeti’ne bırakır.

İşte 1954’de yazmasaydı delirecek olan Sait Faik’i heyecanlandıran o öksüz ve yetim çocuklar dün olduğu gibi bugün de aynı heyecanla Darüşşafaka çatısı altında eğitimlerine devam ediyorlar. Yarın da devam edecekler!

Bu dosyada sizlere onlardan sadece ikisinin hikayesini anlatmak istiyorum

Tesadüfün böylesi ya bir önceli dosyamızın ismi de “İki hikaye” idi

Önce size Tata Varsity Pitch 2020 yarışmasında 250’nin üzerinde projenin yarıştığı halk oylamasında birinci seçilerek doğrudan finale çıkma hakkı kazanan ve İngiliz Kraliyet Komisyonu (Royal Comission 1851) tarafından verilen bursu alan Darüşşafakalı Beren Kayalı ile tanıştırayım

Darüşşafaka’yı ikinci, Boğaziçi Makine Mühendisliği’ni onur derecesiyle bitirdi. Projesi, uluslararası bir yarışmada 260 kadar proje içinden birinci seçildi.

İngiliz Kraliyet Komisyonu bursunu kazanan ilk yabancı öğrenci oldu.

Şu an Imperial College London’da YL’ını yapıyor.

Önce Beren’le ardından da Darüşşafaka sıralarından çıkıp şimdilerde yönetim kurulu başkanlığı görevini üstlenen Tayfun Öktem’le konuştuk

Sadece Darüşşafaka’yı değil, günümüz şartlarının eğitimi nasıl dönüştürdüğünü, yarının ne getireceğini, kurumların bu denli yıprandığı bir iklimde Darüşşafaka’nın nasıl kendisini koruyabildiğini

Ve tabiki

Sait Faik’i…

İstersenize Beren Kayalı ile başlayalım, malum enerjisi yüksek, gençliği ve hayalleri var

Ayrıca Darüşşafaka sıralarının sıcaklığı hala üstünde tütüyor

Darüşşafaka’ya girdiğin ilk günü anlatmanı istesem?

Darüşşafaka’ya ilk yerleştiğim günü hatırlıyorum. Veliler sadece valizlerimizi bırakmak için yatakhaneye çıkabiliyorlardı. Kocaman valizimi annem ilk kata çıkardı sonra cici anneler velilerin gitmesi gerektiğini söyledi. O gün herkes duşa girecekti. Benden önce gelen arkadaşlarım çoktan bornozlarıyla koridorda dolaşıyorlardı. Cici anne bana kendi başıma duş alıp alamayacağımı sordu, “Daha önce birkaç kere kendim duş aldım.” dedim. Darüşşafaka’ya gelmeden önce annemin aldığı yeni havlumu, duş jelini kullanacağım için çok heyecanlanmıştım.

Darüşşafaka’da ilk haftalar herkesin koro halinde ağlamasıyla geçer, ben daha ilk günden arkadaşlarıma gidip “Ağlama, burada çok eğlenceğiz.” diyordum. En çok oyun oynamak istediğiniz yaşta sizi arkadaşlarınızla aynı eve koyuyorlardı, benim için orada mutsuz olmanın imkanı yoktu.

Bundan 5 yıl önce tam uyumadan önce kurduğun hayalleri hatırlıyor musun?

5 yıl önce üniversite 3. sınıftaydım ve kendimi hem kariyer hem de kişilik anlamında keşfetmeye başladığım dönemdeydim. Makine mühendisliğindeki en başarılı yılımdı, bir sonraki sene master başvuruları ya da iş görüşmeleri başlayacaktı ve ben kendim için doğru seçimi bulma aşamasındaydım. Bölüm derslerini iyi yapmaya başladığım için makine yüksek lisansına mı başvurmalıydım, direkt iş hayatına mı başlamalıydım yoksa Boğaziçi Üniversitesi’ne girerken kendime söz verdiğim gibi dünyanın en iyi sanat ve tasarım okullarına mı başvurmalıydım. Bu süre boyunca TED konuşmaları izliyor ve bana ilham verip yolumu bulmamı sağlayan bu konuşmalardan birini TED sahnesinde yapmayı hayal ediyordum. Günün birinde dünyayla paylaşacak bir hikayem olacaktı ve bu hikayede öğrendiğim mühim mesajı herkesle paylaşacaktım.

Peki 5 yıl sonrası için hangi hayalleri kurmaktasın şimdiden?

Şu an 2 girişimim var. Birisi dünyada 2 milyar insanın maalesef hala hayalini kurduğu temiz içme suyu için alt yapı tankı diğeri ise giyilebilir sağlık teknolojisi. Kısa vadedeki hayalim, erkek egemen inşaat ve teknoloji sektörlerinde başarılı bir CTO olmak ve benden sonra gelecek nesillere, gençlere ilham olmak. Onları teknoloji, inovasyon bilim ve tasarıma özendirmek.

Bana öyle bir şey söyle ki bu söylediğini dünyanın neresinde olursan ol sadece Darüşşafaka’da yaşayabileceğin bir şey…

İçtenlik, samimiyet… Herkes o kadar doğal o kadar olduğu gibi ki. Şu an sosyal medya çağında herkesin kendini olduğundan farklı göstermeye çalıştığı bir dönemde yaşıyoruz. Darüşşafaka’da herkesin ailesinin maddi durumu birbirine çok benzerdi, birbirimizi bilirdik. Sahip olduğumuz en değerli şey birbirimizdi.

Yıl 2063, Darüşşafaka 200. yaşını kutluyor. Sence o yaş gününde bile değişmeyecek 3 şey ne olurdu?

Gözlerinin içi ışıldayan Darüşşafaka öğrencileri;

Kuru fasulye-pilav geleneği

Çarşamba günleri öğrencilerin ailelerini dört gözle bekledikleri, cuma günleri eve gitmenin habercisi, yeşil anakapı…

——————— ———————————————————————

Darüşşafaka sıralarından geçip de bu tarihi kurumun şimdilerde yönetiminide bulunan ve bağışçılarının her bir kuruşunun sorumluluğunu üstlenen Tayfun Öktem’le pendemi sürecinde eğitimin nasıl aksadığını, yarın hakkında ne düşündüklerini ve Darüşşafakalı olmanın ne demek olduğunu konuştuk.

1863’ten bugüne Darüşşafaka’yı tek bir cümlede özetlemeniz gerekmiş olsaydı bu cümle ne olurdu?

Darüşşafaka binlerce çocuğu dalları altında ferahlatan bir çınar. Çok büyük bir aile. Ülkemizin aydınlık geleceğini inşa edecek bireyler yetiştiren bir şefkat yuvası…

Eğitimin korkunç bir sınavdan ve ne yazık ki başarısız bir sınavdan geçtiği global bir krizde Darüşşafaka hem tarihi misyonunu koruyup hem de bu tarihi sınav sürecinde ne gibi zorluklar yaşıyor?

Darüşşafakalılık aslında bir duruş, bir kültür. Darüşşafaka’da bizler bu tarihi kültüre uygun olarak yetiştiriliyoruz. Bu şartlar ne olursa olsun umutsuzluğa kapılmadan, kendine ve topluma inanmaktan vazgeçmeden, şartları göz önünde bulundurarak mücadeleye devam ettiğimiz bir duruş. Darüşşafaka’nın kurucuları olan 5 genç aydın da böyle insanlardı, bugün 5. sınıfta okuyan ailemizin en minikleri de bu kültürle yetiştiriliyor.

Dediğiniz gibi tüm dünya olarak, hiç alışık olmadığımız bir krizle mücadele etmeye çalışıyoruz. 3-5 senede yaşayacağımız değişim ve dönüşümleri 2 ay gibi bir sürede yaşamamıza neden olan bu salgın, hayatımızı yeniden şekillendiriyor. Eğitim de yaşanan krizin en somut etkilerinin hissedildiği alanların başında geliyor.

Darüşşafaka olarak, 1863 yılından bu yana eğitimde fırsat eşitliği yaratmak için çalışıyoruz. Bu hedeften asla taviz vermedik. Pandemi nedeniyle Millî Eğitim Bakanlığı’nın uzaktan eğitim kararını açıklamasının ardından, öncelikle yatılı eğitim gören öğrencilerimizin güvenli şekilde ailelerinin yanına gitmelerini sağladık. Yüz yüze eğitim ve öğretime ara verilen bu dönemde Darüşşafaka Eğitim Kurumları olarak dijital altyapımızı uzaktan eğitime uygun hale getirdik.

Uzaktan öğretim programının tüm hazırlık çalışmalarını hızlı bir şekilde tamamladık. Öğrencilerimize ihtiyaç duydukları tabletler, şarj cihazları, kitapları sağladık. Aynı zamanda tüm öğretmenlerimize programla ilgili eğitim verdik. Tüm öğrencilerimiz, okulumuzun düzenlediği uzaktan öğretim programına ek olarak Eğitim Bilişim Ağı (EBA) uygulamasını da takip ediyorlar. 

Bu süreçte internete erişimi olmayan öğrencilerimizi belirledik ve gerekli organizasyonları gerçekleştirdik. Evet, sadece ülke olarak değil, dünya olarak zor zamanlardan geçiyoruz. Bizim misyonumuz “eğitimde fırsat eşitliği” ile değişim yaratmak ve çözüm üretmek oldu her zaman. Dolayısıyla, sahip olduğumuz güçlü ve köklü dayanışma kültürümüz sayesinde, yaşadığımız bu sürecin de tüm zorluklarının üstesinden gelmeyi bildik.

Dünyada ne yazık ki kötü bir trend halini alan kurumların tarihi misyonunu bozan, içlerini boşaltan, değerli kültürlerini yozlaştıran bir zamanın ruhunda Darüşşafaka’yı bu denli korumak için ne gibi mücadeleler vermektesiniz?

Daha önce de söylediğim gibi Darüşşafakalılık… Aslında bu noktada sadece Darüşşafaka mezunlarının değil, Darüşşafaka’ya ve misyonuna gönül vermiş herkesin çok ciddi çabası ve dikkati var.  Bu misyonu 157 yıldır korumak için her şeyini ortaya koyup, tüm dikkatiyle emek harcayan Darüşşafaka çatısı altında uyumuş veya uyumamış o kadar çok insan var ki. Bu konuda güzel olan, toplumun her kesiminin güven duyduğu bir kurum olmamız ve bizim bir “şefkat yuvası” olduğumuz gerçeğini herkesin kabul etmesi.

Darüşşafaka, her çocuğun nitelikli bir eğitimi hak ettiğine inananların en uzun soluklu projesi. Tek amacı; yaşam boyu öğrenen, evrensel değerleri benimsemiş, çağdaş, özgüvenli, topluma karşı sorumlu bireyler yetiştirmektir. Darüşşafaka’nın kurulduğu dönemde, ne her çocuğun yeteneğine göre en iyi eğitimi alma hakkını savunan Birleşmiş Milletler (BM), ne UNICEF, ne sosyal devlet anlayışı ne de sosyal sorumluluk gibi kavramlar vardı. Geleneklerini korurken kuruluşundaki vizyoner ve ilerici yapıyı tarihi boyunca sürdürmeyi başaran Darüşşafaka, bu topraklarda doğmuş, yeşermiş, kök salmış, eğitim alanındaki ilk sivil toplum örgütü.

Bir buçuk asırlık varlığını sadece bağışlarla sürdürebilmesi ise yaptığı işin büyüklüğü kadar, bağışçılarının güvenine gölge düşürecek hiçbir eyleme izin vermemesinden kaynaklanıyor.  Öyle ki Darüşşafaka, aldığı her kuruş bağışı toplumsal bir emanet olarak görüyor ve bunun hesabını topluma veriyor. “Saydamlık” ve “hesap verebilirlik” Darüşşafaka’nın köklerinden gelen temel ilkeler oldu her zaman. Özellikle günümüz koşullarında bu iki ilkenin ne denli önemli olduğunu bir kez daha anlamış durumdayız.

Sizin bir aile olduğunuzu çok iyi biliyorum. Peki beni, bir misafiri, bu aileyle tanıştıracak olsanız hangi cümlelere bu aileyi tanımlarsınız?

Beraber çalışan, beraber sevinen, beraber üzülen dürüst, güvenilir, adil ve iyi bir aileyiz. Küçüklerimize örnek oluruz, rehberlik ederiz. Vefa duygumuz büyüktür; her zaman birbirimize destek veririz. Atatürk ilkelerine bağlı bir aileyiz. İnsanlara ve çevremize saygı duyarız. Sorumluluk almaya hazırız. Her zaman yenilikçiyiz, düşüncelerimizi özgürce ifade ederiz. Türkiye’nin en saygın ailelerinden birinin parçası olduğumuza inanır, Darüşşafaka’nın ve Ülkemizin geleceğine sahip çıkarız. En iyi olmaya çalışırız, en iyiyi yaparız. “Öncü” ve “örnek” olmanın gücüne inanırız.

Yıl 2063, Darüşşafaka 200. yaşını kutluyor. Sizce o yaş gününde bile değişmeyecek 3 şey ne olurdu?

İster 200 yaşına gelelim ister 300… Nasıl 1863 yılından bu yana savunduğumuz değerlerin hiçbiri değişmediyse, bundan sonra da değişmeyecektir. Değerlerimizden üçünü saymam gerekirse; eğitimde fırsat eşitliğini savunmak, Atatürk ilkelerine bağlı kalmak; dayanışma ve paylaşma ruhundan asla vazgeçmemek diyebilirim.

Sait Faik ve Darüşşafaka arasındaki ilişkiyi anlatabilir misiniz?

Sait Faik ve Darüşşafaka arasındaki ilişki çok anlamlı ve çok derin.

Benim için Sait Faik’in Darüşşafaka ile ilişkisi, asla sonu gelmeyen, her defasında yeniden yazılan yaşam hikayeleri anlamına geliyor.

Sait Faik, Darüşşafaka’ya verdiği bu değerli destekle, çok sayıda çocuğumuzun hayatına dokundu, onların yaşam hikayelerini eğitimle değiştirdi, değiştirmeye de devam ediyor… Sait Faik’in en ölümsüz, en güzel hikayelerinden biridir Darüşşafaka…

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap