Sedat Ergin, gazeteci-yazar Erbil Tuşalp’i yazdı: 12 Eylül’ün mağdurlarının yakınları için bir soluklanma, nefes alma mekânıydı Erbil’in masası

by Haber Fora

Hürriyet yazarı Sedat Ergin, 5 Eylül’de hayatını kaybeden Türkiye basın tarihinin önemli isimlerinden gazeteci- yazar Erbil Tuşalp hakkında bir yazı kaleme aldı.

Tuşalp’in 12 Eylül 1980’deki askeri darbe dönemi yaptığı haberlere vurgu yapan Ergin, “12 Eylül’ün mağdurlarının yakınları, avukatları için kapısı güvenle çalınacak bir durak, bir soluklanma, nefes alma mekânıydı Erbil’in masası” yazdı.

Ergin, Tuşalp’in o dönemki çalışmalarıyla ilgili şu aktarımda bulundu:

“Ölümünden sonra hakkında çıkan yazılar geride bıraktığı gazetecilik mirasıyla ilgili önemli bir farkındalığa işaret etti. Birlikte çalıştığı meslektaşları tarafından kaleme alınan bu yazılar büyük ölçüde aynı ortak temalar üzerinde şekillendi. Çizgisinden sapmayıp her zaman doğrultu tutarlılığını önemsemesi ve insan hakları alanında yaşanan sorunların, insanların uğradıkları mağduriyetlerin, hukuksuzlukların üzerine gözünü kırpmadan gitmesi… Bu hasletleri herhalde Erbil’in gazeteci olarak başat karakteristiğiydi. Başkalarının maruz kaldıkları haksızlıklarla, onların dertleriyle dertlenen biriydi Erbil.

Birlikte çalıştığımız ve bir bölümünde büroda istihbarat şefliği de yaptığı yıllar bu çizgisini yakından izleyebildim. Tabii özellikle 12 Eylül darbesi sonrasındaki mesaisi Erbil’in gazeteciliğinin en çok iz bırakmış olan, en çok hatırlanan dönemidir.

Cumhuriyet Ankara Bürosu, Milli Güvenlik Konseyi’nin baskı rejiminin yol açtığı ağır ihlallerle ilgili haberlerin, enformasyonun ilk geldiği adreslerden biriydi. O dönemde askeri cezaevlerinde, polis merkezlerinde yapılan yaygın, sistematik işkenceler, bu işkencelerde meydana gelen ölümler, hapishanelerde kötü muamele, rutin dayak atma gibi uygulamalar, özetle sınır tanımayan hukuksuzluklar, eziyetler…”

Sedat Ergin, o günlerde BBC’nin Türkiye muhabirliğini yapan Metin Münir’in de Tuşalp’in kendisine çok bilgi verdiğini ifade ettiğini aktardı. “Ağır bir sansür olduğu için kamuoyunun insan hakları ihlalleriyle ilgili haberleri Türk basınından öğrenebilmesi mümkün değildi” diyen Münir, . “İşkencelerle, gözaltılarla, mahkemelerle ilgili konularda benim önemli bir haber kaynağımdı. Ben de bu haberleri BBC Türkçe serviste yayımlıyordum” ifadelerini kullandı. 

Faruk Bildirici’nin “Erbil Tuşalp’in ardından: Görmediğimiz karanlığın, gördüklerimizden daha koyu olduğunu gösterdi!” yazısına da göndermede bulunan Ergin, “Gazeteci olarak karanlığın derinlerine kadar inebildi” değerlendirmesinde bulundu.

 

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap