Soner Yalçın: Erdoğan, Batı ile rekabet edecek ‘yeni insanı’ imam hatipte yetiştireceğini sanıyor

by Haber Fora

Odatv İmtiyaz Sahibi ve Sözcü gazetesi yazarı Soner Yalçın, “İktisadi rakamlar ne kadar büyüklük/refah göstergesini gösterse de, ‘yeni insanı’ oluşturamazsanız ülkeniz küçülür, yok olur. Erdoğan, Batı ile rekabet edecek ‘yeni insanı’ imam hatipte yetiştireceğini sanıyor” düşüncesini dile getirdi. 

Sovyetler Birliği ve Çin’den örnek veren Yalçın, Aynı dönemde/1980’lerde; Çin, ‘dörtlü modernizasyon’ ile dünya devi olurken, (Andropov ve sonra Gorbaçov ile) aynı yola giren Sovyetler Birliği neden çöktü? Bu sorunun teknik-iktisadi açıklamaları var Mesela… Çin ile Sovyetler Birliği arasındaki fark ‘yeni insan’ yaratma projesidir.” değerlendirmesinde bulundu. 

Yalçın, “Bu cümleyi bizden örnek vererek açıklayayım. Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk açıkladı: ‘Anadolu İmam Hatip Liseleri’nin %99.8’si doldu ve yerleşen öğrencilerimizin %87’si ilk üç tercihlerinde yer alan bir Anadolu İmam Hatip lisesine yerleştiler.’ Bunu okuyunca aklıma Çin Kültür Devrimi (1966-1976) geldi! İlk bakışta ‘alakasız’ gibi geliyor değil mi? Öyle değil.  Mao, tıpkı Sovyetler Birliği’nde olduğu gibi halktan kopuk, emekçilerin denetiminden uzak bürokratizmin (revizyonizmin), Çin Devrimi’ni yozlaştırmaya başladığını gördü; bürokratik-siyasi kadroları tasfiye etti; örneğin okulların müfredatında vs. büyük değişikliğe gitti. Sovyetler Birliği ve Batı ile ilişkilerini dondurdu; içe dönük ülke yarattı.” yorumunu yaptı. 

Yalçın, “Artık toparlayayım:  Kültür Devrimi sırasında -bugünkü Çin mucizesini yaratan- Deng ve beş çocuğu zulme uğradı. Oğlu Pufang felç geçirdi… Keza: Xi Zhongxun, Çin Devrimi’nin öncü isimlerinden biriydi. Devrimden sonra 1952’de Çin Komünist Parti Merkez Komitesi üyeliğine seçildi. 1959’da başbakan yardımcısı oldu. Kültür Devrimi ile ağır baskılara maruz kaldı, tasfiye edildi. Oğlu Xi Heping, intihar etti. Halen mevcut Çin Cumhurbaşkanı olan diğer oğlu Xi Jinping sürgüne gönderildi. Gerek eski Çin Cumhurbaşkanı Deng ve gerekse mevcut Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, bir gün olsun Mao hakkında kötü söz etmedi. Çin Devrimi’ne ve onun liderine hep saygı duydular. Ve, ‘Dörtlü Modernizasyona’  sarılarak birlik-beraberlik içinde süper güç Çin’i inşa ettiler.” görüşünü savundu. 

Yalçın, “Erdoğan, gerçekle yüzleşmiyor; ‘tencere- tava hep bir hava…’ Erdoğan ve kadrosu, Atatürk gibi ‘kurucu babaları’ dillerine dolamayı siyaset yapma sanıyor. Erdoğan, Batı ile rekabet edecek ‘yeni insanı’ imam hatipte yetiştireceğini sanıyor. Oysa. Çin ve Sovyetler Birliği tarihinden çıkaracakları çok ders var.” ifadesini kullandı. 

Yazının devamı için

Sovyetler Birliği ve Çin’den örnek veren Yalçın, Aynı dönemde/1980’lerde; Çin, ‘dörtlü modernizasyon’ ile dünya devi olurken, (Andropov ve sonra Gorbaçov ile) aynı yola giren Sovyetler Birliği neden çöktü? Bu sorunun teknik-iktisadi açıklamaları var Mesela… Çin ile Sovyetler Birliği arasındaki fark ‘yeni insan’ yaratma projesidir.” değerlendirmesinde bulundu. 

Yalçın, “Bu cümleyi bizden örnek vererek açıklayayım. Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk açıkladı: ‘Anadolu İmam Hatip Liseleri’nin %99.8’si doldu ve yerleşen öğrencilerimizin %87’si ilk üç tercihlerinde yer alan bir Anadolu İmam Hatip lisesine yerleştiler.’ Bunu okuyunca aklıma Çin Kültür Devrimi (1966-1976) geldi! İlk bakışta ‘alakasız’ gibi geliyor değil mi? Öyle değil.  Mao, tıpkı Sovyetler Birliği’nde olduğu gibi halktan kopuk, emekçilerin denetiminden uzak bürokratizmin (revizyonizmin), Çin Devrimi’ni yozlaştırmaya başladığını gördü; bürokratik-siyasi kadroları tasfiye etti; örneğin okulların müfredatında vs. büyük değişikliğe gitti. Sovyetler Birliği ve Batı ile ilişkilerini dondurdu; içe dönük ülke yarattı.” yorumunu yaptı. 

Yalçın, “Artık toparlayayım:  Kültür Devrimi sırasında -bugünkü Çin mucizesini yaratan- Deng ve beş çocuğu zulme uğradı. Oğlu Pufang felç geçirdi… Keza: Xi Zhongxun, Çin Devrimi’nin öncü isimlerinden biriydi. Devrimden sonra 1952’de Çin Komünist Parti Merkez Komitesi üyeliğine seçildi. 1959’da başbakan yardımcısı oldu. Kültür Devrimi ile ağır baskılara maruz kaldı, tasfiye edildi. Oğlu Xi Heping, intihar etti. Halen mevcut Çin Cumhurbaşkanı olan diğer oğlu Xi Jinping sürgüne gönderildi. Gerek eski Çin Cumhurbaşkanı Deng ve gerekse mevcut Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, bir gün olsun Mao hakkında kötü söz etmedi. Çin Devrimi’ne ve onun liderine hep saygı duydular. Ve, ‘Dörtlü Modernizasyona’  sarılarak birlik-beraberlik içinde süper güç Çin’i inşa ettiler.” görüşünü savundu. 

Yalçın, “Erdoğan, gerçekle yüzleşmiyor; ‘tencere- tava hep bir hava…’ Erdoğan ve kadrosu, Atatürk gibi ‘kurucu babaları’ dillerine dolamayı siyaset yapma sanıyor. Erdoğan, Batı ile rekabet edecek ‘yeni insanı’ imam hatipte yetiştireceğini sanıyor. Oysa. Çin ve Sovyetler Birliği tarihinden çıkaracakları çok ders var.” ifadesini kullandı. 

Yazının devamı için

Sovyetler Birliği ve Çin’den örnek veren Yalçın, Aynı dönemde/1980’lerde; Çin, ‘dörtlü modernizasyon’ ile dünya devi olurken, (Andropov ve sonra Gorbaçov ile) aynı yola giren Sovyetler Birliği neden çöktü? Bu sorunun teknik-iktisadi açıklamaları var Mesela… Çin ile Sovyetler Birliği arasındaki fark ‘yeni insan’ yaratma projesidir.” değerlendirmesinde bulundu. 

Yalçın, “Bu cümleyi bizden örnek vererek açıklayayım. Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk açıkladı: ‘Anadolu İmam Hatip Liseleri’nin %99.8’si doldu ve yerleşen öğrencilerimizin %87’si ilk üç tercihlerinde yer alan bir Anadolu İmam Hatip lisesine yerleştiler.’ Bunu okuyunca aklıma Çin Kültür Devrimi (1966-1976) geldi! İlk bakışta ‘alakasız’ gibi geliyor değil mi? Öyle değil.  Mao, tıpkı Sovyetler Birliği’nde olduğu gibi halktan kopuk, emekçilerin denetiminden uzak bürokratizmin (revizyonizmin), Çin Devrimi’ni yozlaştırmaya başladığını gördü; bürokratik-siyasi kadroları tasfiye etti; örneğin okulların müfredatında vs. büyük değişikliğe gitti. Sovyetler Birliği ve Batı ile ilişkilerini dondurdu; içe dönük ülke yarattı.” yorumunu yaptı. 

Yalçın, “Artık toparlayayım:  Kültür Devrimi sırasında -bugünkü Çin mucizesini yaratan- Deng ve beş çocuğu zulme uğradı. Oğlu Pufang felç geçirdi… Keza: Xi Zhongxun, Çin Devrimi’nin öncü isimlerinden biriydi. Devrimden sonra 1952’de Çin Komünist Parti Merkez Komitesi üyeliğine seçildi. 1959’da başbakan yardımcısı oldu. Kültür Devrimi ile ağır baskılara maruz kaldı, tasfiye edildi. Oğlu Xi Heping, intihar etti. Halen mevcut Çin Cumhurbaşkanı olan diğer oğlu Xi Jinping sürgüne gönderildi. Gerek eski Çin Cumhurbaşkanı Deng ve gerekse mevcut Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, bir gün olsun Mao hakkında kötü söz etmedi. Çin Devrimi’ne ve onun liderine hep saygı duydular. Ve, ‘Dörtlü Modernizasyona’  sarılarak birlik-beraberlik içinde süper güç Çin’i inşa ettiler.” görüşünü savundu. 

Yalçın, “Erdoğan, gerçekle yüzleşmiyor; ‘tencere- tava hep bir hava…’ Erdoğan ve kadrosu, Atatürk gibi ‘kurucu babaları’ dillerine dolamayı siyaset yapma sanıyor. Erdoğan, Batı ile rekabet edecek ‘yeni insanı’ imam hatipte yetiştireceğini sanıyor. Oysa. Çin ve Sovyetler Birliği tarihinden çıkaracakları çok ders var.” ifadesini kullandı. 

Yazının devamı için

Sovyetler Birliği ve Çin’den örnek veren Yalçın, Aynı dönemde/1980’lerde; Çin, ‘dörtlü modernizasyon’ ile dünya devi olurken, (Andropov ve sonra Gorbaçov ile) aynı yola giren Sovyetler Birliği neden çöktü? Bu sorunun teknik-iktisadi açıklamaları var Mesela… Çin ile Sovyetler Birliği arasındaki fark ‘yeni insan’ yaratma projesidir.” değerlendirmesinde bulundu. 

Yalçın, “Bu cümleyi bizden örnek vererek açıklayayım. Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk açıkladı: ‘Anadolu İmam Hatip Liseleri’nin %99.8’si doldu ve yerleşen öğrencilerimizin %87’si ilk üç tercihlerinde yer alan bir Anadolu İmam Hatip lisesine yerleştiler.’ Bunu okuyunca aklıma Çin Kültür Devrimi (1966-1976) geldi! İlk bakışta ‘alakasız’ gibi geliyor değil mi? Öyle değil.  Mao, tıpkı Sovyetler Birliği’nde olduğu gibi halktan kopuk, emekçilerin denetiminden uzak bürokratizmin (revizyonizmin), Çin Devrimi’ni yozlaştırmaya başladığını gördü; bürokratik-siyasi kadroları tasfiye etti; örneğin okulların müfredatında vs. büyük değişikliğe gitti. Sovyetler Birliği ve Batı ile ilişkilerini dondurdu; içe dönük ülke yarattı.” yorumunu yaptı. 

Yalçın, “Artık toparlayayım:  Kültür Devrimi sırasında -bugünkü Çin mucizesini yaratan- Deng ve beş çocuğu zulme uğradı. Oğlu Pufang felç geçirdi… Keza: Xi Zhongxun, Çin Devrimi’nin öncü isimlerinden biriydi. Devrimden sonra 1952’de Çin Komünist Parti Merkez Komitesi üyeliğine seçildi. 1959’da başbakan yardımcısı oldu. Kültür Devrimi ile ağır baskılara maruz kaldı, tasfiye edildi. Oğlu Xi Heping, intihar etti. Halen mevcut Çin Cumhurbaşkanı olan diğer oğlu Xi Jinping sürgüne gönderildi. Gerek eski Çin Cumhurbaşkanı Deng ve gerekse mevcut Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, bir gün olsun Mao hakkında kötü söz etmedi. Çin Devrimi’ne ve onun liderine hep saygı duydular. Ve, ‘Dörtlü Modernizasyona’  sarılarak birlik-beraberlik içinde süper güç Çin’i inşa ettiler.” görüşünü savundu. 

Yalçın, “Erdoğan, gerçekle yüzleşmiyor; ‘tencere- tava hep bir hava…’ Erdoğan ve kadrosu, Atatürk gibi ‘kurucu babaları’ dillerine dolamayı siyaset yapma sanıyor. Erdoğan, Batı ile rekabet edecek ‘yeni insanı’ imam hatipte yetiştireceğini sanıyor. Oysa. Çin ve Sovyetler Birliği tarihinden çıkaracakları çok ders var.” ifadesini kullandı. 

Yazının devamı için

Sovyetler Birliği ve Çin’den örnek veren Yalçın, Aynı dönemde/1980’lerde; Çin, ‘dörtlü modernizasyon’ ile dünya devi olurken, (Andropov ve sonra Gorbaçov ile) aynı yola giren Sovyetler Birliği neden çöktü? Bu sorunun teknik-iktisadi açıklamaları var Mesela… Çin ile Sovyetler Birliği arasındaki fark ‘yeni insan’ yaratma projesidir.” değerlendirmesinde bulundu. 

Yalçın, “Bu cümleyi bizden örnek vererek açıklayayım. Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk açıkladı: ‘Anadolu İmam Hatip Liseleri’nin %99.8’si doldu ve yerleşen öğrencilerimizin %87’si ilk üç tercihlerinde yer alan bir Anadolu İmam Hatip lisesine yerleştiler.’ Bunu okuyunca aklıma Çin Kültür Devrimi (1966-1976) geldi! İlk bakışta ‘alakasız’ gibi geliyor değil mi? Öyle değil.  Mao, tıpkı Sovyetler Birliği’nde olduğu gibi halktan kopuk, emekçilerin denetiminden uzak bürokratizmin (revizyonizmin), Çin Devrimi’ni yozlaştırmaya başladığını gördü; bürokratik-siyasi kadroları tasfiye etti; örneğin okulların müfredatında vs. büyük değişikliğe gitti. Sovyetler Birliği ve Batı ile ilişkilerini dondurdu; içe dönük ülke yarattı.” yorumunu yaptı. 

Yalçın, “Artık toparlayayım:  Kültür Devrimi sırasında -bugünkü Çin mucizesini yaratan- Deng ve beş çocuğu zulme uğradı. Oğlu Pufang felç geçirdi… Keza: Xi Zhongxun, Çin Devrimi’nin öncü isimlerinden biriydi. Devrimden sonra 1952’de Çin Komünist Parti Merkez Komitesi üyeliğine seçildi. 1959’da başbakan yardımcısı oldu. Kültür Devrimi ile ağır baskılara maruz kaldı, tasfiye edildi. Oğlu Xi Heping, intihar etti. Halen mevcut Çin Cumhurbaşkanı olan diğer oğlu Xi Jinping sürgüne gönderildi. Gerek eski Çin Cumhurbaşkanı Deng ve gerekse mevcut Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, bir gün olsun Mao hakkında kötü söz etmedi. Çin Devrimi’ne ve onun liderine hep saygı duydular. Ve, ‘Dörtlü Modernizasyona’  sarılarak birlik-beraberlik içinde süper güç Çin’i inşa ettiler.” görüşünü savundu. 

Yalçın, “Erdoğan, gerçekle yüzleşmiyor; ‘tencere- tava hep bir hava…’ Erdoğan ve kadrosu, Atatürk gibi ‘kurucu babaları’ dillerine dolamayı siyaset yapma sanıyor. Erdoğan, Batı ile rekabet edecek ‘yeni insanı’ imam hatipte yetiştireceğini sanıyor. Oysa. Çin ve Sovyetler Birliği tarihinden çıkaracakları çok ders var.” ifadesini kullandı. 

Yazının devamı için

Sovyetler Birliği ve Çin’den örnek veren Yalçın, Aynı dönemde/1980’lerde; Çin, ‘dörtlü modernizasyon’ ile dünya devi olurken, (Andropov ve sonra Gorbaçov ile) aynı yola giren Sovyetler Birliği neden çöktü? Bu sorunun teknik-iktisadi açıklamaları var Mesela… Çin ile Sovyetler Birliği arasındaki fark ‘yeni insan’ yaratma projesidir.” değerlendirmesinde bulundu. 

Yalçın, “Bu cümleyi bizden örnek vererek açıklayayım. Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk açıkladı: ‘Anadolu İmam Hatip Liseleri’nin %99.8’si doldu ve yerleşen öğrencilerimizin %87’si ilk üç tercihlerinde yer alan bir Anadolu İmam Hatip lisesine yerleştiler.’ Bunu okuyunca aklıma Çin Kültür Devrimi (1966-1976) geldi! İlk bakışta ‘alakasız’ gibi geliyor değil mi? Öyle değil.  Mao, tıpkı Sovyetler Birliği’nde olduğu gibi halktan kopuk, emekçilerin denetiminden uzak bürokratizmin (revizyonizmin), Çin Devrimi’ni yozlaştırmaya başladığını gördü; bürokratik-siyasi kadroları tasfiye etti; örneğin okulların müfredatında vs. büyük değişikliğe gitti. Sovyetler Birliği ve Batı ile ilişkilerini dondurdu; içe dönük ülke yarattı.” yorumunu yaptı. 

Yalçın, “Artık toparlayayım:  Kültür Devrimi sırasında -bugünkü Çin mucizesini yaratan- Deng ve beş çocuğu zulme uğradı. Oğlu Pufang felç geçirdi… Keza: Xi Zhongxun, Çin Devrimi’nin öncü isimlerinden biriydi. Devrimden sonra 1952’de Çin Komünist Parti Merkez Komitesi üyeliğine seçildi. 1959’da başbakan yardımcısı oldu. Kültür Devrimi ile ağır baskılara maruz kaldı, tasfiye edildi. Oğlu Xi Heping, intihar etti. Halen mevcut Çin Cumhurbaşkanı olan diğer oğlu Xi Jinping sürgüne gönderildi. Gerek eski Çin Cumhurbaşkanı Deng ve gerekse mevcut Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, bir gün olsun Mao hakkında kötü söz etmedi. Çin Devrimi’ne ve onun liderine hep saygı duydular. Ve, ‘Dörtlü Modernizasyona’  sarılarak birlik-beraberlik içinde süper güç Çin’i inşa ettiler.” görüşünü savundu. 

Yalçın, “Erdoğan, gerçekle yüzleşmiyor; ‘tencere- tava hep bir hava…’ Erdoğan ve kadrosu, Atatürk gibi ‘kurucu babaları’ dillerine dolamayı siyaset yapma sanıyor. Erdoğan, Batı ile rekabet edecek ‘yeni insanı’ imam hatipte yetiştireceğini sanıyor. Oysa. Çin ve Sovyetler Birliği tarihinden çıkaracakları çok ders var.” ifadesini kullandı. 

Yazının devamı için

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap