Tarihin unutamayacağı 5 uçak kazası ve öyküleri

by Haber Fora

Endonezya yeni yıla kötü başladı.

9 Ocak’ta düşen yolcu uçağı Cakarta’dan Java denizine döndü.

Kalkıştan 4 dakika sonra iletişim kesildi.

11 bin feetten 250 feete kadar düşen uçağın hava trafik kontrolü merkeziyle irtibatı kopmuştu.

İçinde 50 yolcu ve 12 kişilik mürettebat vardı.

Bir bölümü çocuk ve bebeklerden oluşuyordu.

Uçak, başkent Cakarta’nın kuzey açıklarındaki Laki ve Lancang Adası arasına düşmüştü.

12 gün sonra yolcu uçağı enkazı ve cansız bedenlerden geriye kalanları arama çalışmaları sona erdi.

Her uçak kazası gibi Boeing 737-500’ten geriye kalanlarda hazin bir tablo koydu ortaya.

Ceset parçalarının olduğu torba sayısının 324’e ulaştığını söylüyor Endonezya Ulaştırma Bakanlığı.

Ölenlerden ise 43’ünün kimliği tespit edilebildi.

Uçağın ikinci kara kutusu kayıp olduğu için kazanın nasıl meydana geldiği hakkında kesin bir yorum yapılamıyor.

Kayıp belleği arama çalışmaları sürecek.

Endonezya havacılık kazaları açısından yüksek oranlara sahip bir ülke.

Havacılık uzmanı Tolga Özmen, uçağın hızlı irtifa kaybının ardında yatan nedenin pilotların kontrolü kaybetmesinde saklı olabileceğini söylüyor.

Uçağın hızının düşmüş olabileceğini bunun ise yanlış bir komuttan kaynaklı olabileceğini öne sürüyor.

Bunun dışında bölgede yoğun yağış içeren elektrik yüklü bulutlarının da uçağın düşmesine beraberinde getirebileceğini belirtiyor.

Boeing 737’nin tıpkı geçmişte olduğu gibi sürat saatleriyle ilgili yanlış bir okuma yapması da olasılıklar dahilinde.

Kuşkusuz tüm bunlar Özmen’in de dediği gibi belki de doğru çıkmayacak birkaç ihtimal.

Herkesin merak ettiği ise 12 Ocak’ta bulunan ilk karakutudaki verilere ilişkin ön rapor.

O rapor  1 ay içinde açıklanacak.

Elbette bu ne ilk ne son uçak kazası…

Kim ne derse desin istatistiklerin söylediği çok net.

Uçak kazaları hala en nadir kazalar olarak kabul ediliyor.

Yani uçmak hala en güvenli ulaşım yolu.

Hatta birçok uçuş uzmanı havalimanına giden bir yolda karşı karşıya kalacağımız bir kaza olasılığının havadakine oranla çok daha yüksek olduğu kanaatinde.

 Yine de…

Dünya büyük kazalara sahne oldu.

Havacılık tarihine geçen 5 kaza ve birbirinden farklı hikayeleri ise hemen aşağıda.

Tarih: 3 Mart 1974

Hayatını kaybedenlerin sayısı: 346

Havayolları şirketi: THY 

Uçak modeli: DC-10

Ferhan Şensoy “Kalemimin Sapını Gülle Donattım” kitabında soruyordu bu soruları.

Civciv dediği, hostes sevgilisi Gönül Bayraktar’dı.

O satırları yazdıktan birkaç yıl sonra Fransa’dan İngiltere’ye gidemeyecek olan uçağın hostesi Gönül Bayraktar…

Paris’in kuzeyindeki ormana düşen THY Ankara uçağının gediklisi…

İstanbul-İzmir arası günde en az 1 mektuplaşmanın ana öznesi…

Ölen 11 mürettebattan biriydi “Civciv”.

Onunla birlikte 335’i yolcu, toplam 346 insan yaşamını yitirdi.

Türk Hava Yolları’na ait yolcu uçağı İstanbul’dan havalanmıştı.

Sükseliydi!

THY’nin sadece 2 yıl önce filosuna kattığı, Avrupa semalarını süsleyecek çelik kanatlı kuşlardan biriydi. 

İstanbul’dan Fransa’ya kadar, 2 bin 282 kilometre gitti.

Neredeyse 4 saat boyunca…

Kuş gibi indi Orly Havalimanı’na…

Sonraki rotası İngiltere’nin başkentiydi.

Rota çizilmişti ama olmadı.

Orly’den 117 yolcuyla yola devam edecekken son dakikada 218 yolcu daha girdi içeri.

Misafirler British Airways grevde diye Londra’ya bilet bulamadıkları için bu sefere yönlendirilmişti. 

Uçağa binen yeni yolcuların kargoları yüklendi.

Saat 12.32’ydi. 

Uçak havalandı.

Sadece 8 dakika sonra büyük bir patlama sesi duyuldu.

Uçağın sol arka kargo kapısı kopmuş, kabin basıncı düşmüştü.

Uçaktan geriye kalanlar / Fotoğraf: AFPUçağın iki motoruna bağlanan kabloların kopması uçağın düşmesini kaçınılmaz kılmıştı.

Zemini bütünüyle kopan uçak, kısa süre sonra Paris’in kuzeyindeki Ermenonville Ormanı’na parçalanmış halde düştü.

O dönem Avrupa semalarının en büyüklerinden biri oluşuyla  övünülen uçak, havacılık tarihinin dördüncü büyük kazasının başrolünde olacaktı.

NOT

FOTO 4

Kazanın ardından Türk basınına yansıyan haberlerde kazanın sabotaj olabileceği ve kaptan pilotun tecrübesinden söz edilmişti / Fotoğraf: Geçmiş Gazete

Kaza günü kargo görevlisi Cezayirli Muhammed Mahmudi’ydi.

Uçağın kargo kapısını var gücüyle kapattı.

Ama bir sorun vardı.

Mahmudi, İngilizce bilmiyordu.

Ve kargo yerleşimiyle ilgili hazırlanan teknik talimatların ne olduğunu anlayamadı.

Eğer İngilizce bilseydi…

Uçağın kapısının güç uygulayarak değil, iç bölümdeki kancalarla tutturularak kapatılması gerektiği  anlayacak, kargo kapısı patlamayacak, yeşillikler içindeki Ermenonville Ormanı’nda bugün koca bir anıt mezar olmayacaktı.

NOT

FOTO 5

345 kişinin mezarı olan yerde üzerinde kazada hayatını kaybedenlerin isminin olduğu bir anıt bulunuyor / Fotoğraf: Wikipedia

Elbette tek sorumlu o değildi. 

Kazadan yalnızca 2 yıl önce ABD Windsor’da American Airlines’a ait uçak aynı sebepten büyük bir facianın eşiğinden dönmüştü. 

Amerikan uçuş güvenliliği yetkililerinin DC-10 tipi uçakların kargo kapaklarındaki sorunu tespit etmelerine rağmen aynı model uçağın 2 yıl sonra havada ne işi vardı ki?

Zaten acı içindeki yolcu ve mürettabat yakınları da yüksek sesle bu soruyu sormuşlardı.

2- Donbass Savaşı’na kurban edilen uçak

Tarih: 17 Temmuz 2014

Hayatını kaybedenlerin sayısı: 298

Havayolları şirketi: Malezya Hava Yolları

Uçak modeli: Boeing 777-200

“Bu da kaybolursa, işte uçağımız!”

Cor Pan, Malezya uçağındaki Hollandalı yolcu

Mocht hij verdwijnen , zo ziet hij d’r uit .

Boeing 777-200 model uçaklar gökyüzüne ilk yükseldiğinde sene 1994’tü.

Semalarda 20 koca sene geçirmişti yani.

Hollanda’nın başkenti Amsterdam’dan Kuala Lumpur’a giden uçak da o modeldi.

2014’ün Nisan ayında Ukrayna’nın doğusunda başlamış bir savaşın hedefi olacağını ne uçağın kendisi ne pilotlar ne de yolcular bilebilirdi.

Bir yıl kadar öncesinde Ukrayna’da Moskova destekli Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç ülkesiyle AB arasındaki ortaklık anlaşmasına imza koymadığı için halk ayaklanmasıyla koltuğunu yitirmişti.

Rus etnik kökenli Ukraynalılar Yanukoviç’in düşmesinin ardından Kiev’de kurulan yeni hükümete karşı ayaklandı.

Rusya, Kırım’ı ilhak etti.

Tansiyon iyice yükseldi.

Bu beraberinde Rusya yanlılarının yaşadığı çok sayıda şehirde protestoları getirdi.

Eylemlerin merkezi Rusların çoğunlukta olduğu Ukrayna’nın Donbass bölgesiydi.

Savaş çıktı.

Aylar sonra o savaşın üstünden bir yolcu uçağı geçti. 

İşte bu, Malezya Hava Yolları’na ait uçaktı.

Bölgeyi kontrol eden Rus yanlısı güçlerin füzesi gövdesine isabet etti.

Torez yakınlarındaki bir tarlaya düştüğünde içindeki 298 kişinin tamamı hayatını yitirdi.

Trajik olay, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü’nün bölgedeki yolcu uçakları için yaptığı risk uyarısının açık bir sonucuydu.

Birçok havayolu şirketi Ukrayna hava sahasından kaçınmaya başlasa da, hepsi rotasını değiştirmemişti.

Eğer Malezyalı firma o uyarıyı dikkat değer bulsaydı ne mi olacaktı?

BUK tipi füze uçağa isabet etmeyecek, 43 bin saatlik uçuşun sonuna gelinmeyecek, enkazdan parçalar gökyüzünden yağmur gibi toprağa serpilmeyecek, en önemlisi 227 yolcu ve 12 mürettebatı ölmeyecek, cansız bedenler 4 kilometrelik bir alana yayılmayacaktı. 

Kuşkusuz insanlık açısından en çirkini enkaz alanındaki cesetlerin üstündeki kredi kartlarının yağmalandığı iddiasıydı!

Kazadan henüz 3 gün önce Ukraynalı yetkililer pilotlara 32 bin feetin altında uçmamalarını tavsiye etmiş, 1 gün önce Rusya on ikiden fazla hava yolunu uçuşa kapatmıştı.

Kazanın ardından geriye öfke, tepkiler, soruşturmalar ve asla doğrulanamacak komplo teorileri kaldı. 

Ayrılıkçı Donbass Halk Milisleri komutanı Igor Girkin çok sayıda yolcunun cesedinin sıcak olmadığı iddia edecek, enkaz alanında  kan serumuları ile ilaçlar bulduğunu söyleyecek, kimi yolcuların kazadan önce öldüğünü öne sürecekti.

Ona göre bu Ukrayna’nın işi olabilirdi.

Uçağın düşürülmesine araştıran Uluslararası Ortak Soruşturma Ekibi (JIT) 2019’da o ve 3 kişi hakkında uluslararası tutuklama çağrısı yaptı.

Kimileri ise düşen uçakta hayatını kaybedenler arasında Avustralya’daki AIDS konferansına giden yaklaşık 108 araştırmacının olmasını bir hayli “manidar” bulacaktı.

Olan olmuştu.

Savaşın üstünden geçen uçak, içindeki masumlarla beraber tam da savaşın içine düşmüştü.

Tarih: 27 Mart 1977

Hayatını kaybedenlerin sayısı: 583

Havayolları şirketleri: KLM Havayolları&Pan American Havayolları

Uçak modelleri: Boeing 747

Victor Grubbs, Pan American Havayolları pilotu

1977 büyük kayıpların yılıydı.

II. Dünya Savaşı döneminin Britanya Dışişleri Bakanı Anthony Eden, Rock’n Roll efsanesi Elvis Presley ve asri zamanların komik isyankarı Charlie Chaplin’in bu dünyadan göçüp gittiği seneydi.

Tüm dünyayı şoka sokacak olayın başlangıcıysa İspanya’nın doğusundaki adada 8 kişinin yaralanacağı bir bombalı saldırı olacaktı.

Kanarya Adaları’ndaki Las Palmas Havalimanı’nda…

27 Mart günü, terminaldeki bir saksıya bomba konuldu.

1964’ten beri adanın bağımsızlığı için mücadele yürüten Kanarya Adaları Bağımsızlık Hareketi, İspanya’dan ayrılıp bağımsızlığını ilan etmek istiyor, kendi devletlerini kurabilmek için tıpkı o gün olduğu gibi şiddete de başvuruyordu.

Örgüt üyeleri bombayı patlattığında ortalık karıştı.

İkinci bomba ihbarının yapılmasıyla birlikte polis terminali hava trafiğine kapatı.

Tüm uçuşlar 120 kilometre uzaklıkta, Tenerife’te yer alan Los Rodeos Havalimanı’na kaydırılmıştı.

Ancak Tenerife’te hava uçakların seveceği türden değildi.

Los Rodeos’a görüş mesafesinin çok düşük olduğu sisli bir ortam hakimdi.

Üstelik bulutlar da neredeyse yer seviyesindeydi.

Çok sayıda uçak Kanarya Adaları’ndaki terör uyarısının ardından rotasını buraya çevirmek zorunda kalmıştı.

Buna bir pazar günü yoğunluğu eklenince işler iyice içinden çıkılmaz bir hale doğru sürüklenecekti.

Az sonra 1977 yılının en unutulmayacak olayı yaşanacaktı.

Bugün hala dünya havacılık tarihinin gelmiş geçmiş en büyük kazası olarak kabul edilen o korkunç olay…

Saatler 13:15’i gösteriyordu.

Pan Amerikan’ın uçağı Los Angeles’ten kalkıp Tenerife’e varmıştı.

56 yaşındaki kaptan pilot Victor Grubbs, birkaç dakika sonra küfredeceği Hollandalı meslektaşından neredeyse 10 bin saat daha tecrübeliydi.

KLM havayollarına ait uçak ise Schiphol Havalimanı’ndan yeni gelmişti.

Kaptan pilot koltuğunda o ana dek 11 bin 700 uçuş saati geçirmiş, 50 yaşındaki Jacob Veldhuyzen van Zanten oturuyordu.

Pan Amerikan’ın pilotu sisler arasından KLM’nin ışıklarını fark ettiğinde önce “Orada!” diye bağırdı.

Sonra kendilerine doğru kalkış hızıyla gelmeye başlayan KLM uçağına ”Adi herif doğruca bize doğru geliyor!” diyebildi. 

Yardımcısı “Havalan!” diye çıkıştı, uçağın motorlarına tam güç verildi, pistin dışına keskin bir dönüş yapıldı.

Ancak son çare için artık çok geçti.

Tırmanmaya çalışan uçağın kuyruğu piste çarpıp, 22 metre boyuca şiddetli biçimde sürüklendi.

KLM uçağı izin yapmadan kalkış yapmaya çalışmıştı.

KLM yerden nihayet kalktığında Pan American’dan 100 metre ileride duruyordu.

Uçağın burun kısmı kurtulmuştu. 

Ama motorlar, gövdesinin ortası ve ana iniş takımları saatte 260 kilometre hızla Pan American’ın sağ cephesine çarpmıştı.

Sonrası yangın, göz gözü görmeyen pistte o yangını söndürmeye çalışan itfaiye araçları, içeride kurtulmayı uman yolcular, 583 ölümle havacılık tarihinin en büyük kazası ve İspanyol askerlerinin günlerce kaldırmaya çalıştığı dev bir enkaz yığını…

Karakutu kayıtları, Van Zanten’in kalkış izni aldığından emin olmadan pistte hızlandığını ortaya koyacaktı.

Kazayla hava trafik kontrolörlerinin ne kadar hayati bir görev üstlendiği bir kez daha anlaşıldı.

En başından beri Van Zanten ve ekibine yönelik suçlamaları rededen KLM firması, 110 milyon dolara yakın bir ödeme yapmak zorunda kalacaktı.

Tarih: 1 Haziran 2009

Hayatını kaybedenlerin sayısı: 228

Havayolları şirketi: Air France

Uçak modeli: Airbus A330-200

David Robert , Air France uçağı yardımcı pilotu  

Eskişehir Anadolu Üniversitesi’ndeki masasında oturuyordu.

Henüz 37’sindeydi.

Brezilya’daki Arp Festivali’nden gelen davetiye notlarının arasına karışmıştı.

Konservatuvarın Piyano Bölümü Başkanı’ndan izni kopardı.

Rota, Rio de Janerio kentindeki hayallerinin konseriydi.

Sahneye çıktı, 1999 depremine saygı duruşu niteliğindeki “Mavi Ay Gri, Sarı Gece Duvar” eserini seslendirdi.

Ardından Türk müziğinin önemli eserlerinden “Sultan-i Yegah Saz Semaisi” ile “Nihavend Saz Semaisi”ni…

Sunduğu sıradışı içerik Brezilya’daki TV kanallarının da dikkatini çekti.

Takdir toplayan performansı haberleştirildi, arp ve sanata dair kısa bir röportaj bile verdi.

4 öğrencisinin finallerine yetişmek için uçağa erken bindi.

Fatma Ceren Necipoğlu, bindiği uçağın kendisi ve 227 kişiyle birlikte kayıplara karışacağını bilemezdi.

Yer Antônio Carlos Jobim Havalimanı…

Saat 19.03.

Air France’ın Rio de Janeiro-Paris arasındaki 447 sefer sayılı uçağı havalandı.

Charles de Gaulle Havalimanı’na inmesi planlanıyordu.

Seyir halindeki uçağın kontrolünün, Brezilyalı hava kontrolörlerinden, Senegalli meslektaşlarına geçmesi gerekiyordu.

Fransız pilotlar, Senegal’in başkenti Dakar’daki hava bilgi merkezine ulaşmak için üç kez temasa geçti.

Ancak Dakar’a Fransız uçağının uçuş bilgilerinin bir türlü ulaştırılamadı.

İlerleyen saatlerde uçakla telsiz bağlantısı sağlanamadı.

Radardan çıkan uçak fırtınalı bir bölgeden geçmişti.

Elektrik sorunu vardı.

Kabin basıncı düşmüştü.

Kuleye otomatik mesaj gönderildi.

Ses çıkmadı.

Saat gece 01:36…

Fransız uçağı Atlas Okyanusu üzerinde tropikal fırtına sistemi içine girdi.

Ama birçok uçağın yapması gereken yapılmadı.

Mürettebat rotasını değiştirmeye ihtiyaç duymadı.

Halbuki aynı hava yolunu aynı saatte kullanan 3 uçak fırtınadan kaçmak için 11-80 mil arası rota değiştirmişti.

Yani orta derece türbülansa sığınmışlardı.

Bu üç uçak da tıpkı Air France gibi Dakar kontrol ile radyo teması kuramamıştı.

Aynı dakikalarda aynı fırtınalı bölgeden sağ salim geçilmiş ancak Air France ekibi radarlarını doğru kullanamadığından fırtınanın en şiddetli bölgesine girmişti.

Saat gece 01:50…

Kokpitte elektrik sinyallerinde beklenmedik bir sorun yaşandı.

32 yaşındaki yardımcı pilot Pierre-Cedric Bonin, “Neler oluyor?” diye sordu.

11 bin saatlik uçuş tecrübesine sahip kaptan pilot Marc Dubois “Gök gürültülü fırtınalarda böyle şeyler olur” diye yanıt verdi.

10 dakika sonra uçağın bir diğer yardımcı pilotu David Robert kokpite geri dönünce kaptan “biraz kestirmek” için kokpitten ayrıldı.

O ayrıldıktan sonraki 15 dakika içinde göstergeler bozuldu, genç pilotlar panikledi, fırtına içinde uçağın yükselmesi için düğmeye basıldı, bu da bilgisayar sistemi ve hız göstergesini altüst etti.

İşler iyice çığrından çıktıktan sonra kaptan pilot devreye girdi ama uçak çoktan kontrolden çıkmıştı.

Kara kutu bulunduktan sonra ortaya çıkan, o anlara dair diyalog ise korkutucuydu:

Kaptan: Hayır, hayır, hayır… Yükselme… hayır, hayır.

Robert: O zaman alçal… Kontrolü bana bırak… Kontrolü bana bırak!

Robert: Kahretsin, düşeceğiz… Bu olamaz!

Bonin: Ama neler oluyor?

Kaptan: On derece düşür!

Kaptanın sesi 1.4 saniye sonra kesildi.

Koca uçak Atlas Okyanusu üzerinde 216 yolcusu ve 12 personeliyle birlikte kayboldu.

Uçaktan yanıt alınamıyordu.

Ancak 6 saat sonra Brezilya acil durum planını başlatabildi.

İmdat sinyallerini tespit etmek için COSPAS-SARSAT uydu sistemi devreye sokuldu.

Uçaktaki sinyallerin hiçbiri alınamadı.

Sonra Fransa bölgeye askeri uçak ve gemi gönderdi.

Arama çalışmalarının yoğunlaştırıldığı bölge Fernando De Noronha takımadası çevresiydi.

Soruşturmayı Fransız yetkililer yürüttü.

Uçak uçtuğu yönü gösteren bütün dataları da kaybetmişti, denize yüksek süratle ve düz bir şekilde vurmuştu.

Adım adım enkaz bulundu.

Sonra okyanustaki cansız bedenler…

Ama sonrası da o kadar kolay olmadı.

228 kişinin hayatını kaybettiği kazada aralarında Fatma Ceren Necipoğlu’un da olduğu 104 yolcunun cansız bedenine yaklaşık 2 buçuk yıl sonra ulaşıldı.

Kaptan pilot Dubois onca zaman ne mi yapıyordu?

Kazadan 3 yıl sonra dillendirilen iddia sinir bozucuydu.

İddiaya göre yardımcı pilotlar uçağın kontrolünü sağlamaya çalışırken Dubois’nın o sırada görevde olmayan hostes Veronique Gaignard ile ilişkiye girdiği söyleniyordu.

Tarih: 15 Ocak 2009

Hayatını kaybedenlerin sayısı: 0

Havayolları şirketi: US Airways

Uçak modeli: Airbus A320-214

“Kazadan aldığım en büyük ders, hayatın, ilişkilerin, dostluğun ne kadar güzel olduğunu, küçük şeyleri dert etmemek gerektiğini anlamak oldu”

Eric Stevenson, düşen US Airways uçağı yolcusu

ABD’nin New York kentiyle Charlotte arası kuş uçuşu mesafe 863 kilometre…

US Airways’in 1549 sefer sayılı uçağının rotası işte bu kadar kısaydı.

LaGuardia Havalimanı’ndan Kuzey Karolina eyaletindeki Charlotte Douglas Uluslararası Havalimanı’na gitmek üzere yola çıktı.

İçinde 5 mürettebat ve 150 yolcu vardı.

Kalkıştan sadece bir buçuk dakika sonra uçağın her iki motoruna kaz sürüsü isabet etti.

Her biri yaklaşık 20 kilo olan Kanada kazları motorların durmasına neden oldu.

78 tonluk uçağın kaptan koltuğunda oturan Chesley Burnet ‘Sully’ Sullenberger’dı.

Pilotun iki seçeneği vardı.

Ya LaGuardia’ya geri dönecekti.

Ya yakın mesafedeki bir diğer havalimanı Teterboro’yu tercih edecekti.

Sullenberger, belki de hayatının en zor kararını verdi. 

İki havalimanına gitmeye de yanaşmadı.

Çünkü her iki seçeneğin de kendi dahil 155 kişinin hayatının kurtarılmasına zaman açısından uygun olmadığını düşünmüştü.

New Jersey’yle Manhattan’ın Batı Yakası arasında akan Hudson Nehri’nin iniş için en iyi ihtimal olduğuna karar verdi. 

O olasılığı zorlayacaktı.

Askeri ve sivil pilotluk kariyeri boyunca kazalar hakkında araştıran, okuma yazma öğrendiğinden bu yana eline geçen tüm havacılık dergilerini karıştıran, göklere ilk kez 16 yaşındayken yükselen, daha 7. uçuş saatinde bir başına uçmaya başlayan Hava Harp Okulu mezunu Sullenberger hızlıca yaptığı hesap kitapla Hudson Nehri’nde suya inişi öngörüyordu! 

Onun gözünde A320’nin tek kurtuluşu buydu.

Uçak, bir anda dev bir planöre dönüşmüştü.

Tıpkı gençliğinde küçücük bir planörle yaptığı gibi uçağı nehre indirecekti.

Uçağın aerodinamiğinden faydalanmaya çalıştı, burnunu aşağı doğru indirip nehre kadar bu şekilde devam etti.

Çarpışma hızının etkisini azaltmak için nehre teması uçağın kuyruk kısmından başlayarak sağladı.

Sonrasında burun kısmı da suyla temas etti. 

Nehir üzerinde 100 metre ilerledikten sonra durabildi. 

Chesley Burnet ‘Sully’ Sullenberger sakinliği sayesinde yüzlerce kişinin hayatını kurtarmıştı.

Tüm yolcuları tahliye edildikten sonra uçağı en son terk eden oldu.

Herkes Hudson’daki Mucize’yi konuşurken Ulusal Taşımacılık Güvenlik Kurulu, Sullenberger’in diğer iki seçeneği niye kullanmadığını sorguladı.

Sorgulamakla kalmadı, hakkında soruşturma da açtı.

Çünkü kurulun gözünde kaptan pilot onlarca kişinin hayatı riske atmıştı.

Kendilerini savunmak zorunda kalan Sullenberger ve yardımcı pilot Skiles, defalarca tekrarlanan iniş simülasyonları sonrası uçağın başka şekilde indirilemeyeceğinin anlaşılmasıyla aklandılar.

Ulusal bir kahraman haline gelen Sullenberger, bir yıl sonra UsAirways’den 60 yaşında emekli oldu. 

Halen uçuş emniyeti hakkında konuşmalar yapıyor, havayollarına eğitimler veriyor.  

Kaynakça: 

45 yıl önce Paris’te, Murat Meriç

346 Yolcunun Yaşamını Yitirdiği, Türk Havacılık Tarihinin En Büyük Uçak Kazası, Airline Haber

Kalemimin Sapını Gülle Donattım, Ferhan Şensoy

Prosecutors Say Missile from Russia Shot down Malaysia Airlines Plane, Fortune

Necipoğlu’nu adeta ölüm çağırmış, Seyfullah Solak

Fransız Pilotların dehşet veren konuşmaları, Habertürk

Arp sanatçısı Necipoğlu’nun cenazesine 2,5 yıl sonra ulaşıldı, DHA Eskişehir

Fransız Uçak Kazalarını Araştırma Komisyonu Air France Kaza Raporu, Ünal Başusta

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap