Tüm yönleriyle Hindistan’ı ayağa kaldıran çiftçi eylemleri: Milyonlarca kişiyi sokağa döken protestolarda neler oluyor?

by Haber Fora

Hindistan’da eylülde onaylanan yeni tarım yasaları ülke çapında hala süren büyük protestolara neden oldu.

Yeni yasalar ilk defa ağustosta gündeme gelmiş, Pencap’ta çiftçiler küçük çaplı eylemler düzenlemişti. Fakat eylülde tasarıların resmi olarak kanunlaştırılmasıyla protestolar hızlıca ülkenin dört bir yanına yayıldı.

Ülke ekonomisinin belkemiği olan tarım, Hindistan’ın 2,9 trilyon dolarlık gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYH) yüzde 15’ini oluştururken, 1,3 milyarı aşan ülke nüfusunun yüzde 60’ından fazlası geçimini topraktan sağlıyor. 

Buna rağmen ülkedeki çiftçilerin yarısından fazlası borç içinde. Sadece 2018-2019’da 20 bin 638 tarım emekçisi borç, hasat ve arazi sorunları başta olmak üzere çiftçi dostu olmayan kanunların yarattığı birçok sıkıntı yüzünden intihar etti. 

Hindistan Halk Partisi (BJP) hükümeti yeni yasaların tarım sektöründe reform yaratarak çiftçinin durumunu iyileştireceğini ileri sürerken, çiftçilerse yasaların kazançlarını azaltıp kendilerini özel şirketlerin sömürüsüne çok daha açık hale getirdiğini savunuyor.

Haber Fora’de makale ve yorumlarına yer verdiğimiz Marksist tarihçi ve gazeteci Vijah Prashad ise eylemlere ilişkin değerlendirmelerinde, “Hükümetin aşırılıkçı tavrı nedeniyle” müzakerelerin tıkandığını belirti.

Öte yandan tarihçi, “önemli eyaletlerde durumun hükümet aleyhine gelişebileceğini” ve böyle bir olasılığın protestoların geleceği açısından “çok önemli olduğunu” vurguladı. Ama hareketin geleceğine dair tahminlere girmeden önce bütün bu fırtınaya neden olan yeni tarım yasasına yakından bakalım.

“Dönüm noktası”

20 Eylül 2020’de Hindistan Başbakanı Narendra Modi, yeni kanunları Hindistan tarım tarihinde “dönüm noktası” olarak nitelendirerek uygulamaların “tarım sektöründe kapsamlı bir değişim yaratacağını” ve on milyonlarca çiftçiyi güçlendireceğini savunmuştu.

Hükümetin uygulamaya koyduğu üç yeni tarım yasası bulunuyordu:

İlk iki yasa kapsamında çiftçilerin süpermarket zincirleri ve çevrimiçi satış yapan marketler de dahil tarım sektöründe çalışan çeşitli firmalarla doğrudan anlaşma yaparak ürünlerini satabilmeleri öngörülüyor.

Çiftçiler normalde ürünlerini devlet destekli Tarımsal Üretim Piyasası Komitesi (Agricultural Produce Market Committee -APMC) denetimindeki pazarlarda (mandi) asgari destek fiyatı (minimum support price) güvencesiyle satıyordu.

Öte yandan APMC içinde zamanla oluşan kadrolaşmalar uzun süredir çiftçiler için sorun yaratmış, tarım sektöründe tekelleşmeye yol açmıştı.

Sözkonusu yasa çiftçilere mandiler dışında APMC aracılığı olmadan satış yapabilme imkanı sağlayarak kadrolaşma ve tekelleşmenin önüne geçmeyi amaçlıyor.

Ayrıca yasa kapsamında aracıların devreden çıkarılarak çiftçilerinin gelirlerinin artırılması ve pazarlama masraflarının düşürülmesi hedefleniyor.

Asgari destek tehlikeye girdi

Ancak yasa değişikliğine karşı çıkanların vurguladığı en büyük sorunlardan biri çiftçilerin asgari destek fiyatı güvencesinin tehlikeye girmesi. Çiftçiler, özel şirketlerin kendilerine önerdikleri tekliften memnun kalmamaları durumunda mandilerde ürünlerini asgari destek fiyatı güvencesiyle satabilme şansından mahrum kalacak.

Bu durum asgari destek fiyatı güvencesi ve toptancı piyasasının sonunu getirebileceği gibi, herhangi bir haksızlık durumunda devlet müdahalesini de kısıtladığı için çiftçileri özel şirketlerin sömürülerine karşı daha savunmasız kılıyor.

Ayrıca çiftçiler yasaların “komisyoncu” olarak hareket eden, tarım sektöründeki küçük çaplı iş insanlarıyla ilişkilerine zarar vereceğini savunuyor. Sözkonusu aracılar satış, depolama, ulaşım ve zamanında tedariki güvence altına almanın yanı sıra anlaşmaları finanse edip çiftçilere gerekli durumlarda kredi sağlıyordu.

Stoklama ve fiyat artışı riski

Üçüncü yasa kapsamındaysa artık tahıl, bakliyat, patates, soğan, kanola gibi bazı ürünler zaruri mal kapsamından çıkarıldı. Ancak savaş veya kıtlık gibi olağanüstü durumlarda yaşanacak “sıradışı” fiyat artışı durumlarında istisnalar olabilir.

Bu ürünlerin stok sınırlamalarının kapsamı da değiştirildi. Hükümet artık yalnızca bozulabilen malların fiyatlarında yüzde 100’lük, bozulmayan gıdaların fiyatlarındaysa yüzde 50’lik bir artış yaşandığında stoklamalara sınır getirme yetkisine sahip. Sözkonusu istisnai durumlar ve bunlara bağlı gelişecek hususlar haricinde devletin, özel şirketlerin çiftçilerden aldığı tarım ürünlerinin stoklarına herhangi bir sınır getirme yetkisi bulunmuyor. 

 

Bu değişiklikle devlet ve aracı kurumların düzenleyiciliğinin ticari işlemler üzerindeki etkisi azaldığı için özel şirketlerin tarım sektörüne daha fazla yatırım yapması öngörülüyor. Hükümet bunun fiyat stabilitesi ve daha rekabetçi bir piyasa ortamı oluşturmanın yanı sıra tarım ürünlerinin ziyanını da engelleyeceğini savunuyor.

Öte yandan uygulamaya karşı çıkanlar yasa değişikliğinin stoklamayı artıracağı ve dolayısıyla pirinç, buğday, patates ve soğan gibi temel gıdalarda yapay bir fiyat artışına neden olacağını savunuyor. Kaçınılmaz olarak bunun başta çiftçiler olmak üzere ülke ekonomisini olumsuz yönde etkileyeceği vurgulanıyor.

250 milyon kişilik dev grev

Çiftçiler temel olarak bu nedenlerden ötürü yeni tarım yasalarının geri çekilmesi için eylülden beri eylemler düzenliyor. Bu süreçte hükümetle tarım emekçilerini temsil eden sendikaların 14 Ekim 2020-22 Ocak 2021 arasında düzenlediği 11 tur müzakere sonuçsuz kaldı.

Uluslararası Para Fonu (IMF) baş ekonomisti Gita Gopinath, 16 Ekim’deki açıklamasında “tarım kanunlarının ve iş kanunlarının doğru yönde atılmış çok önemli adımlar olduğu” değerlendirmesinde bulundu. Öte yandan Gopinath, uygulamaların hukuka uygun şekilde hayata geçirilmesi gerektiğini de vurguladı.

26 Kasım’da hükümetin pandemi nedeniyle maaşlarda kesintiye gitmesini, özelleştirmeleri ve çalışanların aleyhine çıkan yasaları protesto eden işçiler, ülke çapında greve gitti. 10 büyük işçi sendikası konfederasyonunun çağrısıyla düzenlenen, kamu ve özel sektör çalışanlarının yanı sıra 250’yi aşkın tarım örgütünün de destek verdiği grev, 250 milyon kişinin katılımıyla “dünyanın en kitlesel grevlerinden biri” oldu.

 

Grevle aynı saatlerde tarım emekçileri “Delhi Chalo” (Delhi’ye Doğru) adını verdikleri yürüyüş kapsamında başkent Yeni Delhi’ye girmek istemiş, polisle eylemciler arasında çatışma yaşanmıştı. Polisin tazyikli su ve biber gazıyla müdahalesine rağmen 5 bine yakın eylemci başkente giriş yapmayı başarmıştı. Güvenlik güçleri kitlesel eylemlere karşı başkentteki stadyumların gözaltı merkezine dönüştürülmesini talep etti.

Kitlesel grevlerin ardından 29 Kasım’daki halka seslenişinde Modi, “Bugüne dek tüm siyasi partiler çiftçilere vaatlerde bulundu ama bu ancak şimdi hayata geçiriliyor” dedi. Başbakan konuşmasında yeni tarım kanunlarının “işçileri zincirlerinden kurtarmakla kalmayıp kendilerine yeni hak ve olanaklar sağladığını” savundu. 

Öte yandan Dünya Bankası eski baş ekonomisti ve Cornell Üniversitesi’nden ekonomi profesörü Kaushik Basu, 11 Aralık’taki açıklamasında kanunların “hatalı” olduğunu belirterek “çiftçilere zarar vereceğini” belirtti. 

Kamplarda zor şartlar

Eylemciler, başkentin eteklerinde kasımdan beri kurdukları kamplarda zorlu kış şartları ve hükümetin baskılarına rağmen seslerini duyurmaya çalışıyor. Kampta Uttar Pradeşlilerin yanı sıra tarım eyaletleri olarak bilinen Pencap ve Haryana’dan çiftçiler de kalıyor. Sadece Gazipur’daki kamp bölgesinde genci yaşlısı çoğu erkek yaklaşık 10 bin kişi yaşıyor.  

Çiftçiler tüm olumsuz koşullara rağmen direnişlerine devam ederken, 1 Ocak 2021’de aralarında Delhi, Jawaharlal Nehru, Gorakhpur ve Rajasthan gibi ülkenin önemli üniversitelerin de bulunduğu eğitim kurumalarından 866 akademisyen, kanun değişikliğini destekleyen bir açık mektuba imza attı.

ABD hükümeti de Modi’ye desteğini gösterdi. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın 4 Ocak’taki açıklamasında yasa değişikliğinin piyasayı daha verimli hale getireceği ve özel yatırımları artıracağı ifade edildi. Ayrıca açıklamada yasaya karşı çıkan kesimlerle hükümet arasında yapıcı bir diyalog oluşturulması gerektiği de vurgulandı.

Ülkede tarım emekçilerinin dinmek bilmeyen tepkileri üzerine Yüksek Mahkeme 12 Ocak’ta, yasaların uygulanmasının bir sonraki emre kadar askıya alınmasına hükmetti. Mahkeme, tarafları dinlenip mevcut durumun değerlendirilmesi için uzmanlardan oluşan bir komite kurulmasını kararlaştırdı. Ne var ki çiftçi sendikaları ihtiyatlı duruşlarını koruyarak komisyonun meşruiyetini ve tarafsızlığını soruya açtı ve mahkeme kararıyla hiçbir komite sürecine katılmayacaklarını yineledi.

“Traktör” eylemleri

Protestolar, 26 Ocak’taki Cumhuriyet Bayramı’nda düzenlenen kapsamlı eylemlerle yeni bir dönüm noktasına ulaştı. 

Çiftçiler polis barikatlarıyla çevrelenen eylem güzergahının dışına çıkarak bayram kutlamalarının yapıldığı başkent Yeni Delhi’nin şehir merkezine doğru traktörleriyle ilerlemeye başladı. Polisin sert müdahalelerine rağmen eylemci konvoyu başkentin simgesi tarihi Kızıl Kale’ye girdi. Polis raporlarına göre eylemde 6 bin ila 7 bin, sendikalara göreyse başkentin eteklerindekiler de dahil yaklaşık 200 bin traktör vardı. 

Çatışmalarda bir çiftçi yaşamını yitirirken, yüzlerce polis ve eylemci yaralandı.

 

Yaşananlardan sonra yetkililer protesto alanlarının etrafına demir tel ve betondan barikatlar kurdu ve eylemcilerin başkente girişini engellemek için güvenlik önlemlerini en üst düzeye çıkardı.

Eylemlere uluslararası destek: Rihanna, Greta, Trudeau

Hükümet, güvenlik güçleri ve tarım emekçileri arasındaki tansiyon artarken eylemlere uluslararası platformdan da destek geldi.

Kanada Başbakanı Justin Trudeau 1 Aralık’ta protestolara dikkat çeken bir mesaj paylaşarak yaşananlara tepki gösteren ilk yabancı lider oldu. Başbakan görüntülü mesajında “Durum çok endişe verici” diyerek hükümetin çiftçilere yönelik tavrını eleştirdi ve “Kanada her zaman barışçıl protestocuların haklarını savunacaktır” dedi.

Ne var ki başbakanın tepkisine yanıt gecikmedi. Ertesi gün Hindistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Anurag Srivastava, Trudeau’ya yüklenerek kendisinin “yeterli bilgiye sahip olmadan Hindistan’ın içişlerine karıştığını” savundu.

Ünlü şarkıcı Rihanna’nın sosyal medyada eylemleri tekrar gündeme getirmesiyse aktivistlere desteğin yenilenmesini sağladı. Şarkıcı 2 Şubat’ta Twitter’dan CNN’nin eylemlerle ilişkili bir haberini “Neden bunu konuşmuyoruz?” mesajıyla paylaştı.

 

950 bine yakın beğeni ve 365 bine yakın retweet alan paylaşımı İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) de yeniden paylaştı. HRW, paylaşım üzerinden Hintli yetkililere seslenerek aktivistlerle hapse atılmış kişilerin serbest bırakılmasını istedi. HRW ayrıca, “Modi hükümeti, Hindu milliyetçiliği gündemini izleyerek ifade özgürlüğü konusunda tehlikeli bir gerilemeye liderlik ediyor” ifadesini kullandı.

Rihanna’nın tweet’inden sonra tanınmış birçok isim eylemlere desteğini açıkladı.

İsveçli iklim aktivisti Greta Thunberg de aynı haberi paylaşarak “Hindistan’daki çiftçi protestolarıyla dayanışma içindeyiz” ifadesini kullandığı bir tweet attı.

 

Paylaşımından sonra Yeni Delhi polisi Thunberg hakkında suç duyurusunda bulundu. Bunun üzerine İsveçli iklim aktivisti, tarım emekçilerine desteğini yinelediği bir tweet daha attı.

Annesi Hindistan kökenli olan ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris’in yeğeni avukat ve yazar Meena Harris de Twitter paylaşımında “Hepimiz çiftçi protestoculara yönelik paramiliter şiddetten öfke duymalıyız” diyerek yaşananlara tepki gösterdi.

Hindistan Dışişleri Bakanlığı ise desteklere sert tepki göstererek dayanışma çağrısı yapan ünlüleri “çıkar grupları” olarak nitelendirip, “protestolarda kendi gündemlerini dayatarak eylemleri rayından çıkarmaya çalışmakla” suçladı.

Görüşmeler tıkandı

Tarım yasalarına arka çıkan akademisyenlerin 1 Ocak’taki bildirisinden yaklaşık bir ay sonra başta yine Delhi, Pencap ve Jawaharlal üniversiteleri olmak üzere Oslo Üniversitesi ve Massachusetts Üniversitesi gibi diğer ülkelerdeki önde gelen eğitim kurumlarından toplam 413 akademisyen ortak açıklama yayımladı. 3 Şubat’taki açıklamada akademisyenler, yasa değişikliğinin ülke genelindeki çiftçiler için büyük tehdit oluşturduğunu belirterek hükümeti geri adım atmaya çağırdı.

Artan tansiyonlara rağmen 5 Şubat’ta parlamentoda konuşan tarım bakanı Narendra Singh Tomar, yeni tarım yasalarının arkasında durarak çiftçilerle tıkanan görüşmeleri yeniden sürdürmek için bir tarih belirtmedi. Böylelikle de köylülerle hükümet arasında erken dönemde uzlaşıya varılmasına ilişkin umutlar azaldı.

Hindistan Ulusal Kongresi Partisi’nden Anand Sharma ve Bahucan Samac Partisi’nden Satish Mishra’nın başını çektiği muhalefet liderleriyse Modi hükümetini eylemci emekçilerin kaldığı kampların su, elektrik ve internet erişimini kestiğini iddia ederek kendisini insan haklarını ihlal etmekle suçladı.

Eylemlerine devam eden çiftçiler, yasaların geri çekilmesi için 6 Şubat’ta traktör ve kamyonlarıyla ülke genelinde üç saat boyunca karayollarını kilitledi.

Sosyal medyaya baskı

Öte yandan eylemlerin önünü alamayan Modi hükümeti, emekçilerin protestolarına destek veren hükümet karşıtı sosyal medya paylaşımlarının peşine düştü.

Hindistan İletişim, Elektronik ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı (MeitY), provokatif paylaşımlarda bulunduğu ileri sürülen 2 binden fazla hesabın listesini işlem yapılması için Twitter’a verdi.

Twitter ise 10 Şubat’ta başvuru üzerine 500 hesabı kapattı. Bu hamleyle büyük tepki toplayan sosya medya devi, hesapların sadece Hindistan içinde engellendiğini, uluslararası platformdan erişilebilir olduğunu açıkladı.

Twitter’dan yapılan bir başka açıklamada da haber kanallarının, gazetecilerin, aktivistlerin ve siyasetçilerin hesaplarının kapatılmayacağı, bunun uygulamanın “ifade özgürlüğünü korumaya yönelik politikalarına ters düşeceği” ifade edildi.  

Modi hükümetiyse kendilerine verilen listedeki tüm hesaplarla ilgili talep edilen işlemleri yapmadığı gerekçesiyle Twitter üzerindeki baskısını her geçen gün artırıyor. “Şirketin kendi kurallarından bağımsız olarak Hindistan yasalarına uyması gerektiğini” belirten hükümet, sosyal medya devinin yetkililerini para ve 7 yıla varan hapis cezasıyla tehdit ediyor.

25 Şubat’taysa Hindistan Enformasyon Bakanlığı, Twitter ve Facebook başta olmak üzere, sosyal medya platformları için yeni kurallar getirileceğini açıkladı. 

Yeni uygulamalar dahilinde sosyal medya şirketlerinden bir ‘şikayet giderme mekanizması’ kurmaları ve kolluk kuvvetleriyle koordinasyon halinde olmaları için temsilci atamaları istenecek. 

“Bu kadar diretmenin anlamı nedir?”

Hükümet çeşitli kanallardan eylemlerin önünü kesmeye çalışırken, 12 Şubat’ta önde gelen çiftçi birliklerinden Bharatiya Kisan Birliği, talepleri yerine getirilmezse protestoların devam edeceğini belirtti.

Birliğin lideri ve sözcüsü Rakesh Tikait, hükümetin bu kadar uzun süredir düzenlenen protestoların gerçek anlamını kavraması gerektiğini belirterek şöyle konuştu: 

Artan güvenlik önlemlerine rağmen direnişlerinden vazgeçmeyen eylemciler, 18 Şubat’ta protestolara liderlik eden gruplardan Birleşik Çiftçi Cephesi’nin (Samyukta Kisan Morcha) önderliğinde tren yollarında oturma eylemi düzenledi.

 

Yeni tarım yasası karşıtı pankartlar taşıyan binlerce kişinin katıldığı protestolarda Hapur, Modinagar, Kurukşetra’nın yanı sıra Haryana, Pencap ve Uttar Pradeş eyaletlerinin bazı bölgelerindeki demir yollarında eylemler nedeniyle tren seferleri durduruldu.

Birleşik Çiftçi Cephesi’nin 21 Şubat’ta düzenlediği toplantıdaysa hükümetin “tutuklama ve gözaltı dahil tüm baskıcı önlemleri ve manipülasyonları” devreye soktuğu belirtilerek çiftçi eylemlerinin artırılacağı ifade edildi.

Çiftçilerin talepleri

Peki çiftçilerin hükümetten talepleri nedir? Aylardır süren eylemlerde tarım emekçilerini temsil eden sendikalarla hükümet arasındaki görüşmelerde 4 temel talep gündeme geldi.

Bunlardan ilki ve en temeli, üç tarım yasasının da geri çekilmesi. Şimdilik bu taleple ilgili görüşmeler hükümetin tavrı nedeniyle tıkanmış durumda.

Çiftçilerin bir diğer isteğiyse asgari destek fiyatı garantisi için resmi yazılı teminat. Eylemciler bunun geçici bir uygulama değil yasalarla güvence altına alınmış bir hak olarak tanınmasını talep ediyor. Ancak bununla ilgili de henüz somut bir adım atılmadı. 

Öte yandan çiftçiler diğer iki taleplerine karşılık bulabilidi. Bunlardan birincisi, hükümetin Ekim 2020’de hava kirliliğini önlemek için yürürlüğe koyduğu anız yakma yasağının kaldırılması. Uygulama kapsamında kanunu ihlal edenler 5 yıla kadar hapis cezası alabiliyor. 30 Aralık’taki görüşmelerde çiftçilerin bu uygulamadan muaf tutulabileceği belirtildi.

 

Aynı görüşmede çiftçiler, tarım yasalarıyla birlikte önerilen yeni elektrik yasası taslağına ilişkin taleplerine de olumlu yanıt aldı. Aktivistler uygulanması durumunda yasanın tarım emekçilerine sağlanan ücretsiz ya da sübvansiyonlu elektrik tedarikini sonlandıracağını savunuyordu. Görüşmelerde hükümet taslağın askıya alınabileceğini ya da iyileştirilebileceğini belirtti. 

Ancak her iki gelişmeyi de tam bir kazanım olarak nitelendirmek henüz mümkün değil. Şu anda bunlarla ilgili herhangi bir somut adım atılmadığı için çiftçilerin sözkonusu hususlarda istediklerini elde edip edemediği zamanla netlik kazanacak. 

Eylemciler bunlara ek olarak hükümetten şekerkamışı fiyatlarının artırılmasını da istiyor. Çiftçiler elektrik, yakıt ve gübre gibi giderlerin arttığını ve şekerkamışı üretimini daha maliyetli hale getirdiğini söylüyor. Ayrıca şeker sektöründeki özel firmaları hükümete fiyatların yükselmemesi için baskı yapmakla suçluyor.

Ayrıca çiftçiler tarımsal üretimde kullanılacak yakıt fiyatlarında da yüzde 50 indirime gidilmesini talep ediyor.

Dahası, eylemciler Hindistan’ın Yeşil Devrim’indeki rolüyle tanınan ve Ulusal Çiftçi Komisyonu’nun (National Commission on Farmers -NCF) başındaki M. S. Swaminathan ve ekibinin hazırladığı çiftçilerin sorunlarına ilişkin raporun göz önünde bulundurulmasını istiyor. Bu kapsamda da öncelikli olarak asgari ücretin ortalama maliyete kıyasla yüzde 50 artırılması talep ediliyor.

Aktivistler süreç boyunca yasalara karşı düzenlenen protestolara ilişkin davaların geri çekilmesi ve verilen cezaların iptal edilmesini de istiyor.

“Durum BJP’nin aleyhine dönebilir”

Köylüler ülkedeki en önemli seçmen kitlesini oluşturduğundan, protestoların 2024’te yapılacak genel seçimlerde Modi’ye oy kaybettirebileceği düşünülüyor.

Hindistanlı Marksist tarihçi ve gazeteci Vijay Prashad, Haber Fora’ye değerlendirmesinde bu konuda iki temel dinamiğin önemli rol oynadığını belirtti:

Anahtar konumdaki eyaletlerde eylemler sayesinde oluşabilecek siyasi değişime ilişkin umudu koruyan Marksist tarihçi, 2024’e kadar birçok olay yaşanabileceğini de göz önünde bulundurarak “Protestoların nasıl gelişeceğini görmek lazım” dedi. 

“Müzakere şansı kalmadı”

Şu anki durumda sendikalarla hükümet arasındaki görüşmeler tıkanmış görünüyor. Vijay Prashad, aylardır eylem yapan çiftçilerle hükümet arasında “Müzakere şansı kalmadığını” söyledi.

 “Hükümet, geri dönüş şansının bulunmadığı aşırılıkçı bir tavrı benimsedi” diyen tarihçi, protestoların geleceğine ilişkin değerlendirmelerinde iki uç olasılığa dikkat çekti: 

Çiftçilerin on yıllardır yaşadığı zorluklar, Hindistan tarihinin kronik sorunlarından. Protestoların ne yönde gelişeceğini kestirmek şimdilik zor olsa bile çiftçilerin koşullarını iyileştirmek için düzenlediği her eylemi daha geniş bir mücadelenin parçası olarak değerlendirmek gerek.

Hegel ve Marx, toplumsal ve tarihsel dönüşümleri toprağın altında durmak bilmeden kazan ve en beklenmedik anda yüzeye çıkıveren yaşlı bir köstebeğe benzetmişti. Çiftçilerin uzun soluklu mücadelesi de gelmekte olan köklü değişimlerin zeminini hazırlıyor.

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap