Türkiye’de yatırım denilince neden sadece dolar anlaşılıyor? Hangi yaş grubu neye yatırım yapmalı?

by Haber Fora

Bugün sıradan vatandaşın karşılaştığı bir ekonomiste ya da ekonomi yazarına sorduğu ilk soru: Dolar ne olur? 

Bu sorunun yanıtını belirsizliğin olduğu ortamda vermek güç. Zira, bir sabah uyandığınızda ABD Başkanı’nın ağzından çıkan bir söz, düşürülen bir Rus uçağı ya da hafta sonu herkes uyurken çıkan bir Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) kararı bir anda dövizin yönünü belirleyebiliyor. 

Ama temelinde cevabını arayan başka bir soru var: Dolar gerçekten bir yatırım aracı mı? 

Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özgür Demirtaş’a göre dolar bir yatırım aracı değil, bir araç. Yabancı bir hisse ya da kripto para alabilmek için bir araç… 

2 Mart’ta finansal okuryazarlık üzerine bir sohbetin gerçekleştiği bir Clubhouse odasında konuşan Demirtaş, Türkiye’de insanların kaç yaşında olurlarsa olsunlar, dolar, altın ya da gayrimenkul içeren bir yatırım portföyüne sahip olduklarını söyledi. 
 

Yaşanılan kültür, anne-babadan bu şekilde görülmesi, değişik fırsatın farkında olmamak, kişinin etrafındaki herkesin yaptığını yapmaya yönelmesi, herkesin aynı portföyü tercih etmesindeki önemli nedenler. 

Yatırım ve trade (al-sat) arasında fark olduğunu söyleyen Demirtaş’a göre bu tip portföyler çoğu insan için yanlış ve ancak uzun vadeli düşünmek belli bir kazanç getirebilir. 

Portföyde olması gereken: İnovasyon teknolojileri

Açıklamasında “Bu söylediklerim yatırım tavsiyesi değildir” vurgusunu yapan Özgür Demirtaş, özellikle 40-45 yaş altının oluşturması gereken yatırım portföyleri ile ilgili de fikirlerini paylaştı. 

Örneğin bu portföylerde olması gereken varlıklardan biri inovasyon teknolojileri üzerine çalışan şirketlerin hisseleri. Hatta Demirtaş, direkt bu hisseler yerine bu hisselere yatırım yapan borsa yatırım fonlarını (ETF) işaret etti. Çünkü bu fonların yönetim ücretleri pek çok bankaya göre daha ucuz. 

Demirtaş, “Mesela benim elimde uzay turizmi hisse senetleri var. Son zamanlarda bu hisseler teker teker çakıldı. Bu gayet normal. Yapılacak iki uçuş testinden biri iptal olsa, bir mekik düşse hisseler yüzde 90 çöker. Ancak siz 10 yıllık yatırım yapıyorsanız aradaki fiyat hareketliliği sizi ilgilendirmemeli” diye konuştu. 

“Sosyal medyada pek çok kez dilencilere para verilmemesi, kumar oynanılmaması ve piyango bileti alınmaması gerektiğini söyledim. Çünkü bunların üçü de ekonomik olarak anlamsız” diyen Demirtaş, “Portföyünüzün normalden fazla bir kısmını uluslararası inovasyon teknolojilerine yatırsanız hayatta alabileceğiniz en iyi piyango bu olur” değerlendirmesini yaptı. 

Neden günü kurtarmaya çalışıyoruz?

Finansal Okuryazarlık ve Erişim Derneği (FODER) Başkanı Attila Köksal’a göre Türkiye’deki kısa vadeli yatırım alışkanlığı geçmişten bu yana devam eden bir durum. 

Bunun nedenlerinin başında ise Türkiye’nin 1970’lerden 2005 ve sonrasına kadar devam eden bir enflasyonist ortamda olması, kişilerin de parasını enflasyona karşı korumak için kısa vadeli, döviz cinsi yatırımlara yönelmesi. 

Bir diğer neden ise Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı ekonomik ve finansal krizler. 

“Olası bir krizde yatırımları hızlı değiştirme isteği var” diyen Köksal’a göre bu durum kendini bazen döviz alımlarıyla bazende dövizden TL’ye dönüşlerle gösteriyor. 

“Çok az kişi, al-sat işlemi yaparak kazanabilir”

Haber Fora’ye konuşan Köksal, yatırımların dağılımına bakıldığında neredeyse dörtte üçünden fazlasının, 30-35 gün vadeli döviz ve TL cinsi mevduatta ve altında olduğunu söylüyor. 

Söz konusu alışkanlık, hisse senedi piyasası için de farklı değil. 

Hisse senedi yatırımlarının uzun vadeli olması gerektiğine vurgu yapan FODER Başkanı, “Bugünden yarına hisse senedi satın alarak para kazanmayı beklemek çok anlamlı değil. Sürekli al-sat işlemi yapanlar genelde kaybeder. Çok az kişi, al-sat işlemi yaparak kazanabilir. Buna rağmen hisse senedi yatırımcıları, daha çok al-sat’ı tercih ediyor. Bu nedenle hisse senetlerinden yeterli verimi alamıyorlar” değerlendirmesini yapıyor. 

“ABD’de hisse senedi alınması şirketler tarafından destekleniyor”

ABD’li araştırma şirketi Pew Research Center’ın marttaki raporuna göre ülkedeki hanehalkının yüzde 52’sinin hisse senedi yatırımı var. 35 yaş altı ABD’lilerde bu oran yüzde 41. 

Hisse senedi piyasasında Türkiye ile ABD farklılıklarını sorduğumuz Attila Köksal şu yanıtı veriyor: 
 

2008 ve Mart 2020 örneğini vererek ABD’de piyasasında da sert düşüşler olabileceğini hatırlatan Köksal’a göre bu ülkenin vatandaşlarının, uzun vadeli yaklaşım içinde olduğunu, bu nedenle paniğe kapılmadıklarını, sabrettikten sonra piyasanın her seferinde toparlandığını belirtiyor. 

“Doğru şirketlere yatırım yapıldığında, ekonominin büyümesi ve şirketlerin gelişmesiyle hisseler de değerleniyor” diyen FODER Başkanı, ABD vatandaşlarının direkt şirketlere de yatırım yapmadığının bunun için yatırım fonlarını kullandıklarını söylüyor: 

Borsa yatırım fonu nedir?

Attila Köksal bu soruyu, “İçinde kendi temasıyla ilgili hisse senetlerini barındıran fon. Artık her sektöre göre borsa yatırım fonu bulmak mümkün. Yani teknoloji sektörü borsa yatırım fonu, sağlık sektörü borsa yatırım fonu, gelişmekte olan ülkeler borsa yatırım fonu, temettü veren şirketler borsa yatırım fonu gibi örnekleri saymak mümkün” diyerek yanıtlıyor ve ekliyor: 
 

25 yaşındakilere tavsiye: Önce bütçe yapın

Köksal’a göre “Şu yaş aralığında şu yatırım yapılmalı” şeklinde net bir şablon yok. Ancak şöyle bir genelleme yapmak mümkün: Genç yaşlarda yapılan birikimler, daha çok hisse senetlerine yapılmalı. 

Türkiye’de genç nüfusun 25 yaşına kadar öğrenci olduğunu, dolayısıyla bir gelirlerinin olmadığını hatırlatan Köksal, 25’inden sonra iş hayatına atılanlara da şu tavsiyeyi verdiklerini söylüyor: Kariyerinizin ilk yıllarında bütçe yapmayı alışkanlık edinin. 

Zira, bütçe yapma alışkanlığı ile önce giderler takip edilebiliyor. Daha sonra israf edilen miktar kısılabiliyor. Kısılabilenler tasarrufa ve birikime dönüşüyor. Bir süre sonra da yatırım için uygun atmosfer oluşabiliyor. 

“Gençler birden fazla hisse senedine yönelmeli”

“Yatırım yaparken engaver gibi tek bir şeye yatırım yapmayın. Riskleri yayın” diyen FODER Başkanı Köksal, Türkiye’deki gençlerin de tercihen yatırım fonları aracılığıyla hisse senedine yönelmesi gerektiğini ifade ediyor. 

Bunun yanı sıra bireysel emeklilik sistemine ne kadar erken başlanırsa, o kadar olumlu bir durum olacağını söyleyen Attila Köksal, bu birikimin, kişinin geliriyle de bağlantılı olarak kartopu gibi büyüyeceğini vurguluyor. 

Son dönemde genç nüfusun hızlı değişen hisse senetleri ve kripto paralara ilgisinin anlaşılabilir olduğunu aktaran Köksal’a göre bu durumun nedeni getiri beklentisinin yüksek olması. Ancak bir uyarıda bulunmadan geçmiyor:

Daha geç yaşlarda ne yapılmalı? 

Köksal’a göre ilerleyen yaşında ya da emekli olmuş birisinin belli bir birikime sahip olması kuvvetle muhtemel. 

Bu birikimin değerlendirileceği yer ise tahvil, bono, mevduat gibi sabit getirili yatırım araçları. Zira, Köksal’ın da aktardığı şekilde, 60’ından sonra varlığında yüzde 30 düşüş görmek kişiye sıkıntı verir, yerine koymak için fazla vakti olmayabilir. Ya da ülkesinin ekonomisi seneler sürecek bir resesyonla karşı karşıya olabilir

Akademinin bu konudaki fikri ne? 

Özgür Demirtaş, Clubhouse’daki konuşmasında 2009 yılında, Georgetown Üniversitesi Finans Kürsüsü Başkanı Prof. Dr. Turan Bali, Kudüs İbrani Üniversitesi Profesörü Haim Levy ve City University of New York akademisyeni Avner Wolf ile birlikte kaleme aldığı “Tahvil vs. Hisse Senedi: Yatırımcıların Yaşı ve Risk Alması” başlıklı makalesinden de bahsetti. 

Optimal portföy seçeneğinin ne olduğu yönünde farklı araştırmalar olduğunu söyleyen makaleye göre Luca Benzoni, Pierre Collin-Dufresne ve Robert Goldstein, genç yatırımcının daha riskli varlıklara yönelmesi gerektiğini söylerken Harvard Üniversitesi Profesörü Luis M. Viceira, değişken gelir riskine bağlı olarak, çalışan genç yatırımcıların emeklilere göre daha fazla hisse senedine yönelmesinin optimal olduğunu ifade ediyor. 

Yale Üniversitesi Finans Profesörü Nicholas Barberis ise yatırımcının uzun vadeli planlama yapması durumunda hisse senedi kazancının daha öngörülebilir olduğuna vurgu yapıyor. 

Üniversite öğrencileri: Paramız olsa altın ve gayrimenkule yatırım yaparız

İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Aynur Yumurtacı ve Berkeley Üniversitesi Misafir Öğretim Üyesi Dr. Bilal Bağış’ın 550 üniversite öğrencisi üzerinde yaptığı ve 2020’de yayımlanan araştırmasının sonuçları da hayli ilginç. 

“Üniversite Öğrencilerinin 21’inci Yüzyılda Tasarruf ve Yatırım Tercihleri” başlıklı makalede öğrenciler, yurt dışında eğitim alanlar ve almayanlar olarak ikiye ayrılıyor. 
 

Araştırma sonuçlarına göre öğrenci, yurt dışında okumuş olsa da olmasa da altına yatırım yapma tercihi yüzde 30’un üzerinde. Türkiye içinde eğitim gören öğrencilerin yüzde 17,2’si dövize yatırım yapacağını söylerken, bu oran yurt dışında eğitim görmüş öğrencilerde yüzde 30,5. 

Hisse senedi yatırımları ise birinci grup için de (yüzde 6,2), ikinci grup için de (yüzde 8,5) hayli düşük. 

Altından sonra en fazla tercih edilen yatırım aracı gayrimenkul. Yurtdışında eğitim görenlerin yüzde 25,4’ü, Türkiye’de eğitim görenlerin yüzde 34,9’u “nakit tasarrufum olsa uzun vadede gayrimenkule yatırım yaparım” diyor. 

Ana-babadan gelen alışkanlık

Yumurtacı ve Bağış’ın makalesine göre gençlerin yatırım tercihlerinde ailenin etkisi çok fazla. 

Ailelerinin yatırım tercihinin sorulduğu öğrenciler, anne ve babalarının öncelikli olarak gayrimenkule yatırım yaptıklarını söylüyor. Bir öğrencinin yurtdışında eğitim görmüş olması da farklı toplumların farklı yatırım tercihlerini gözlemleme, yatırımları daha geniş bir perspektifte değerlendirme imkanı sunabiliyor. 

Profesyoneller, “bilindik alanda” 

Bank of America Finans Profesörü Halil Kıymaz, Kadir Has Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Belma Öztürkkal ve Yamaguchi Üniversitesi Öğretim Üyesi Yamaguchi Davranışsal Ekonomi Uzmanı Ali Akkemik’in 2016’da kaleme aldığı makalede ise yatırım tercihlerini belirleyen faktörler şu şekilde açıklanıyor: 

“Bilinmeyen alanlara yatırım, yatırımcının tanıdığı bir alana yaptığı yatırımdan daha riskli görülüyor. Daha bilindik varlıklara yatırım yapmak, aşırı yatırımı, dolayısıyla daha yüksek riski getirebiliyor. 

Diğer yandan, kişisel tahminler ve duygusal önyargılar, hisse senetlerine yatırım oranını negatife etkiliyor. Enteresan bir nokta olarak, eğitimsel kazanımlar, daha yüksek sıklıkta alım-satım ve daha geçkin yaşlar, portföydeki hisse senedini payını düşürüyor. 

206 profesyonel üzerinde yapılan araştırma, kendi ülkelerindeki şirketlerin ve merkezi yaşadıkları şehirde olan firmaların hisselerine yatırım yapılırken daha fazla risk alındığını ortaya koyuyor. 

 

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap