UCİM Genel Başkanı Saadet Özkan: Küçük yaşta cinsel tacize maruz kalanların çoğu, yaşadıkları travmayı büyüdüklerinde de atlatamıyor

by Haber Fora

Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği (UCİM) Genel Başkanı Saadet Özkan’ın istismara uğrayan bazı kişilerin kendisine gönderdiği mesajları sosyal medya hesabı üzerinden yayınlamasının yankıları sürüyor.

Kendisine sosyal medya üzerinden 3 günde 3 bini aşkın istismar vakası mesajı geldiğini belirten Özkan, “Toplumsal çalışma yapılması şart” görüşünde. 

“Bu kişilerin çoğu, yakın tanıdığı kimseler tarafından istismar edilmiş”

Sadece kadınlardan değil, erkeklerden de çok sayıda mesaj aldıklarını aktaran Özkan, sözlerini şu ifadelerle sürdürdü:

Kendi öz evladını istismar eden sapkınların, bunu diğer çocuklara da yapacağı uyarısında bulunan UCİM Genel Başkanı, “Çocuğuna cinsel istismarda bulunan bir baba, cezaevinden çıktıktan sonra bir başkasının ya da yeni çocuğuna da bunu gerçekleştirecektir. Cinsel istismar devam edecektir. ‘Babamın bunu kuzenime, teyzeme de yaptığını öğrendim’ diyen çocuklar var. İstismarcı, etrafındaki pek çok kişiye bu eylemini gerçekleştiriyor. Artık bu mücadele olmaktan çıktı, bir savaşa döndü. Bütün kadınlar, erkekler, çocuklar şunu istiyor: Artık biz anlatıyor ve mücadele etmek istiyoruz. İfşa etmek istiyoruz. ’30 senelik acımla vedalaştım, herkesin içinde onun istismarcı olduğunu söyledim” diyen, bunu ifşa etmek isteyenler de var” şeklinde konuştu.

“Z kuşağı ile Alfa çocukları konuşmaya başladı”

Mağdur sayısının artmaması için harekete geçmenin şart olduğunu vurgulayan Özkan, sözlerini şu ifadelerle sürdürdü:

“Küçük yaşta cinsel tacize maruz kalanların çoğu, yaşadıkları travmayı büyüdüklerinde de atlatamıyor”

İstismara maruz kalan çocuklara ilişkin davaları takip eden UCİM’in Genel Başkanı Özkan, küçük yaşta cinsel tacize maruz kalan bireylerin çoğunun, yaşadıkları travmayı büyüdüklerinde de atlatamamış olmasına dikkati çekti:

“Cinsel istismarın başlama yaşı 6 değil, aslında bebeklikten başlıyor”

Özkan, cinsel istismara maruz kalınma yaşının genel olarak, en erken 6 olarak bilinse de aslında çok daha erken bu eylemlerin başladığını dile getirdi:

“Dil kalıplarımızı değiştirmeliyiz”

İstismar olaylarının hukuki olarak adli mercilere yansımamış olması, olayın vahameti diyen Saadet Özkan, bazı kalıplaşmış ifadelerin de hatalı olduğunu söyledi.

Özkan, “Bu kişiler, asla çocukluklarını, başlarından geçeni unutmuyorlar” diyerek, kendisine anlatılan bir olayı paylaştı:

 

“Çocukları korumayı çocuklara yükleyemeyiz”

En büyük sorunlardan birinin söz konusu istismar olaylarının örtbas edilmesi olduğunu belirten Özkan, “Bunun (örtbas kültürü) önüne geçmeliyiz! Bu kültür, çocukların yaşarken katili oluyor. Anne örtüyor, kardeş susuyor. Çocukları korumayı çocuklara yükleyemeyiz” yorumunu yaptı.

“Yetkililerin ev ziyaretleri yapması şart”

Türkiye’de 20 milyonu aşkın çocuğun bulunduğunu ve bu bireylerin büyük kısmının bebeklik çağında olması nedeniyle evlerde bulunduklarını belirten Saadet Özkan, bu kişileri koruyabilmek için hanelerin yetkililer tarafından tek tek gezilmesinin şart olduğunu savundu.

Eğitimin de önemine vurgu yapan Özkan, sözlerini şu ifadelerle sürdürdü:

“Çocukların anne karnından itibaren korunması gerekli”

Özkan, çocukların geleceği için hiç zaman kaybetmeden harekete geçmek gerektiğini vurguladı:

“Okullarda avukatlar bulunmalı”

Okullarda avukat bulundurulması gerektiğini savunan Özkan, böylelikle çocuklara evrensel hukuk kavramını aşılamanın ve onlara hukuki açıdan haklarının bulunduğunu öğretmenin mümkün olabileceğini belirtirken, pek çok cinsel istismar olayının örtbas edilmesine karşı da harekete geçilmiş olunacağını ifade etti.

“Haklarını bilen çocuklar, güçlü bir toplum yaratır”

Saadet Özkan, “Düşünün derse girmiş bir avukat örneği var önlerinde ve çocuklara, ‘Sizin haklarınız var’ diyerek anlatıyor. Çocuklar bu durumdan güç alır. Bu ülkede avukatları sadece mahkeme koridorlarında mı göreceğiz? Bir cinsel istismar vakası geldiğinde, örneğin ensest vaka geldiğinde, o çocuğun hemen okulda bir avukatı olmalı. Onu yönlendirip, danışmanlık hizmeti vermeli. Olabiliyorsa her hafta, olamıyorsa da 15 günde bir çocuklar, haklarını duymalı. Haklarını bilen çocuklar, güçlü bir toplum yaratır. Milli Eğitim’in (bakanlık) görevi, çocukları da korumak” şeklinde konuştu.

 

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap