Virüs varyantlarının isimleri neden bu kadar garip?

by Haber Fora

20H/501Y.V2, VOC 202012/02 ya da B.1.351… Bunlar Güney Afrika’da tespit edilen Kovid-19 varyantı için bilim insanlarının önerdiği isimler. Harflerden, sayılardan ve noktalardan kurulu bu isimler, araştırmacılar için derin anlamalar sahip. Peki virüs varyantlarının isimleri neden bu kadar garip?

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 2015’te en iyi isimlendirmenin coğrafi bölgelerden, insan isimlerinden, hayvan ya da yiyecek türlerinden, ölümcül ya da epidemi gibi kelimelerden kaçınarak yapılabileceğini bildirmişti. 

DSÖ’nün önerisine uyup sorunlu isimlerden uzak durmak isteyen bilim insanları, her biri kendi dünyasında anlamlı isimlendirme sistemi kullanıyor. Genellikle Gisaid, Pango ve Nextstrain adlı birbirine rakip üç sistem tercih ediliyor.

Varyantlara, genomdaki değişiklikler yeni salgınlarla eşleştiğinde isim veriliyor. Karışık harfler ve sayılar, varyantın soyuyla ilgili ipucu niteliği taşıyor. Örneğin “B.1”, söz konusu varyantın, 2020 İlkbahar’ında İtalya’da yaşanan salgınla ilişkili olduğunu gösteriyor.

Bununla birlikte virüslerin isimlendirmesi, varyantlar konusunda sadece bilim insanları endişelendiği zaman kullanışlıydı. Ancak bunlar artık milyarlarca insanı ilgilendiriyor.

Uzmanlar, daha basit isimlere ihtiyaç olduğunu düşünüyor

Örneğin B.1.351 gibi görece basit varyantlarda bile bir noktanın unutulması ya da yanlış yere konulması, tamamen farklı virüs soyunu ifade ediyor. Bu yüzden uzmanlar, daha basit isimlere ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor. KwaZulu-Natal Üniversitesi Nelson Mandela Tıp Fakültesi’nde genetikçi Tulio de Oliveira bu konuda “Sadece evrim biyologlarının değil, herkesin anlayacağı bir sistem bulmalıyız” yorumunu yaptı.

Ancak bu hayata geçirmesi epey zor bir düşünce. Zira İsviçre’deki Bern Üniversitesi’nde moleküler epidemiyolog Emma Hodcroft, “Farklı, bilgilendirici, coğrafi referanslar içermeyen, telaffuz edilebilir ve akılda kalıcı isimler bulmak zor” dedi ve ekledi:

New York Times’ın haberine göre, hastalıkları isim vermek her zaman bu kadar karmaşık değildi. Örneğin frengi (Sifiliz / Syphilis) ismini, Yunan tanrısı Apollo’nun lanetlediği Syphilus adlı çobanı anlatan 1530’da yazılmış şiirden alıyor.

Bilim tarihçisi Richard Barnett, 1600’lerde bileşik mikroskobun icat edilmesiyle mikropların dünyasına giriş yapıldığını ve araştırmacıların bunları şekillerine göre isimlendirmeye başladığını söyledi.

DSÖ çalışma grubu kurdu

Ancak ırkçılık, hastalık isimlerine de sızdı. 1800’lerde Britanya merkezli gazeteler, Hint altkıtasından yayılan kolerayı sarıklı ve cübbeli bir şekilde tasvir edip “Hint kolerası” ismini vermişti. Barnett bu konuda “İsimlendirme sık sık bir damgayı yansıtıyor ve bunu yayıyor” dedi.

Zira koronavirüs varyantları da bölgelere göre isimler aldı. Pek çok kişi, B.1.351’i daha kolay bir alternatifi bulunmadığı için “Güney Afrika varyantı” diye aklına kazıdı. Hatta Kovid-19’a “Çin virüsü” ya da “Vuhan virüsü” dendi.  Bu, Asya kökenli kişilere karşı düşmanlığı ve saldırganlığı artırdı.

 

“Güney Afrika varyantı” isminin kullanılmamasına karşı epey mücadele eden de Oliveira, coğrafi isimlerin geçerliliğini hızla yitirdiğini belirtti. Zira B.1.351 şu an 48 ülkede bulunuyor. Dolayısıyla de Oliveira’ya göre “Güney Afrika varyantı” demek anlamsız.

Bu yüzden bilim insanları, belirli bir topluluğu ya da bölgeyi damgalamayacak isimlere ihtiyaç duyulduğunu düşünüyor. Hodcorft gibi uzmanların çözümü, herkesin kullanabileceği tek bir sistem bulmak ve bunu bilim insanlarının kullanabileceği daha teknik terimlerle ilişkilendirmek.

Bu yolda bir adım atan DSÖ, varyantların isimlendirmesi için onlarca uzmandan oluşan bir çalışma grubu kurdu ve şu ifadeleri kullandı:

New York Times’a konuşan çalışma grubundan iki kişi, DSÖ’nün başlıca adayının varyantları tanımlandıkları sıraya göre numaralandırmak (V1, V2, V3…) olduğunu açıkladı.

Haber Fora, New York Times, Advisory Board

Derleyen: Uğurcan Yıldız

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap